1,2. (Resulüm!) De ki: “Ey (gerçekleri reddetmekte ısrar eden) inkârcılar! Ben sizin kulluk (ibadet) ettiklerinize (asla) kulluk etmem (tapmam)! *
(*)… Kâfir; hakkı, hakikati, gerçekleri, birtakım menfaatler uğruna bâtıl ile örten ve reddedendir. Kâfurun sûresinde sözü edilen ’’ Ey inkâr edenler!’’ hitabı iç bağlam ve nüzul ortamı düşünüldüğünde yetimi itip kakan miskini doyurmaya teşvik etmeyip en ufak yardımı bile esirgeyen; imanın, insanî değerlerin, vicdanın, paylaşmanın üstünü, kendi rant ve çıkarları uğruna örtenler, hak ve hakikati reddedenler manasına gelmektedir. Kafîr bu tutumu ile yaşam tarzı ve dini yalanlamaktadır. (Bkz.Maun:1) (Kurandan Hayata) Aynı zamanda kâfirün, İnkâr ve nankörlüğü hayat tarzı edinenler anlamına da gelir. (Ayrıca tevhid ilkesinin sembolü olarak Mekke döneminin ilk yıllarında inen bu sûrede Mekkeli müşriklerin şahsında bütün putperestlere ilân edilmek üzere iman ile şirkin ayrı şeyler olduğu, bu iki inanç sistemi arasında bir benzerlik bulunmadığı, dolayısıyla ikisinin birlikte bulunmasının, iki inanç arasında bir uzlaşmaya gidilmesinin mümkün olmadığı kesin olarak ifade edilmiştir. 2-3. âyetlerde Hz. Peygamber’in şahsında müminlerin sadece bir Allah’a kulluk etmeleri emredilmiş, Allah’a ortak koşanlarla gerek inanç gerekse ibadet bakımından hiçbir şekilde benzerliklerinin bulunmadığı vurgulanmıştır. 4-5. âyetlerde ise Hz. Peygamber’i kendi dinlerine döndürmek isteyen putperestlerin ümidini kırmak maksadıyla söz tekrar edilmiştir.