Ki o, (zatında, sıfatlarında, fiillerinde ve hükümlerinde asla dengi ve ortağı olmayan) Allah ile birlikte, başka (bir takım sahte) ilâhlar (kurtarıcılar ve şefaatçiler) edinmişti, bundan dolayı onu şiddetli bir azaba atın! *
(*) Ayetlerde geçen “Şefaatçiler”den maksat, putperestlerin veya sözde Müslüman olduğu halde zor durumda kaldıklarında Allah katında kendileri için aracılık yaparak, dileklerinin yerine gelmesine yardımcı olacağına inandıkları putlar veya ölmüş ya da yaşamakta olan veliler, azîzler, önderler, gavslar vb. şahsiyetlerdir, yani Allah’ın yanında hatırlı olduğuna inandıkları bazı kişilerdir. Bu nedenle tarihî bağlamda putperestlerinin bazı nesnelere veya kişilere kurtarıcı bir rol biçmelerini ve onlara tapmalarını eleştiren ayetlerle daha genel olarak şu gerçek ortaya konmaktadır: Ölmüş veya yaşamakta olan velilere, azîzlere, önderlere vb. şahsiyetlere yahut hayali varlıklara ya da bunları sembolleştiren çeşitli cansız nesnelere âdeta tanrı gibi aşkın mahiyetler yüklemek ve ister din ister dünya konusunda olsun onlardan olağan üstü işlevler, yardımlar beklemek şirk olup saçmalıktan başka bir şey değildir.