Onlar içlerinden bir uyarıcının kendilerine gelmesine şaştılar; ² ve bu hakikat inkarcıları: “Ne tuhaf bir şey bu!” diyorlar,
2 Bu ayet, toplumun, ilahî bir mesajın “kendi içlerinden biri”, yani kendileri gibi ölümlü biri tarafından tebliğ edilmesini “tuhaf görmeleri”nin Kur’an’da ilk defa geçtiği ayettir. Bu, şüphesiz, ilk bakışta Mekkeli müşriklerin Muhammed (s)’in çağrısına karşı takındıkları olumsuz tutuma bir gönderme olup, daha sonra Kur’an’ın başka yerlerinde de pek çok kez tekrarlanması dolayısıyla sözkonusu tarihsel göndermenin ötesine geçen bir boyut da kazanmaktadır. Bu gönderme beşerî gelişmenin herhangi bir safhasında bulunan insanların çoğunda var olan bir eğilime, hitab ettiği kitle ile aynı sosyal ve kültürel arka planı paylaşan bir kişi tarafından tebliğ edildiği ve -Kur’an’da olduğu gibi- özellikle insanın aklına ve ahlakî duyusuna hitab ettiği için herhangi bir esrarlı olağan-dışılık taşımayan dinî tebligata karşı beslenen güvensizlik eğilimine işaret etmektedir. İşte bundan ötürü Kur’an, toplumun, “[diğer ölümlüler gibi] yiyip içen ve çarşı pazar dolaşan” (25:7, ayrıca bkz. 25:20, not 16) bir Peygamber’e “itiraz”ını açıkça zikretmektedir.