De ki: (Rabbimin bana vahiy yoluyla emrettiklerini size tebliğ ettiğime dair) benimle sizin aranızda şahit (hazır ve nazır olup haber verici) olarak Allah yeterlidir. O kullarının yaptığı her şeyden haberdar olan ve onları hep görendir.*
(* ) Yukarıdaki ayetlerde Hz. Peygamberden istenilenler; sağlıksız, tutarsız, sorumsuz, menfi bir zihinsel tutumu yansıtmaktadır. Talep edilenlerin hiçbiri iyi niyete dayalı değil, tamamen inadına Hakka karşı direnme ile alakalıdır. Kur’an’ın başka muhtelif yerlerinde açıkça dile getirilen inkârcıların bu tutumu yalnızca belli bir tarihsel döneme has olmayıp bütün zamanlar için geçerlidir. (C. Külünkoğlu meali İsra- 96. Ayet Açıklaması) Ayetlerde geçen Allah’ın şahitliği ise, her şeye vakıf olmak, muttali olmak, hüküm vermek ve bildirmek gibi anlamlara gelir. قل كفى بالله شهيدا بيني وبينكم أي : قل لهم يا محمد من جهتك : كفى بالله وحده شهيدا على إبلاغي إليكم ما أمرني به من أمور الرسالة (تفسير فتح القدير)» تفسير الألوسي ) {شَهِيدًا بَيْنِى وَبَيْنَكُمْ } على أني بلغت ما أرسلت به إليكم، وأنكم كذبتم وعاندتم (تفسير الكشاف) فإنه نعم الكافـي والـحاكم (جامع البيان في تفسير القرآن)ومفعول {كفى} محذوف، تقديره: كفاني. والشهيد: الشاهد، وهو المخبر بالأمر الواقع كما وقع وأريد بالشهيد هنا الشهيد للمُحق على المبطل، فهو كناية عن النصير والحاكم لأن الشهادة سبب الحكم، والقرينَةُ [الأعراف: 87] ((التحرير والتنوير)