close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

İsrâ Sûresi 94. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vemâ mene’a-nnâse en yu/minû iż câehumu-lhudâ illâ en kâlû ebe’aśa(A)llâhu beşeran rasûlâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Fakat kendilerine doğru yolu gösteren bir peygamber geldi mi insanları inanmaktan meneden şey de Allah, hiçbir insanı peygamber olarak gönderir mi demeleridir zaten.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Aslında kendilerine hidayet geldiği zaman, insanları inanmaktan alıkoyan şey, onların: "Allah, elçi olarak bir beşeri mi gönderdi?" demeleri (ve bahaneleri)dir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
İşte bunun gibi insanlara bir peygamber eliyle, doğru yol bilgisi geldiği zaman onları, O'na inanmaktan alıkoyan, onların “Allah, ölümlü bir insanı mı elçi olarak gönderdi?” diye itiraz etmelerinden başka birşey değildir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Kendilerine hidayet rehberi geldiğinde, insanların buna inanmalarını sırf: “Allah görevli Rasul olarak bir insanı mı gönderdi?” demeleri engellemiştir.
Ahmet Varol
swap_vert close
İnsanları, kendilerine hidayet geldiğinde iman etmekten alıkoyan: "Allah peygamber olarak bir insanı mı gönderdi?" demelerinden başka bir şey değildir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Kendilerine hidayet geldiği zaman, insanları inanmaktan alıkoyan şey, onların: 'Allah, elçi olarak bir beşeri mi gönderdi?' demelerinden başkası değlidir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Mekke'lilere doğru yolu gösteren peygamber, onlara Kur'an ile geldiği zaman, insanların iman etmelerine ancak şöyle demeleri engel oldu: “Allah bir insanı mı Peygamber gönderdi, (Peygamber olarak bir Melek göndermeliydi?)
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Hidayet mesajı insanlara geldiği zaman, “Allah insanlardan elçi mi gönderir?” demelerinden başka hiçbir şey, onların inanmalarına engel olmadı.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Zaten, kendilerine hidayet rehberi geldiğinde, insanların buna inanmalarını sırf, “Allah, peygamber olarak bir beşer mi gönderdi?” demeleri engellemiştir.
Besim Atalay
swap_vert close
Onlara kılavuz geldiği halde, insanları inanmaktan alıkoyan şey: «Allah bir adamı peygamber mi gönderdi?» demiş olmalarıdır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
İnsanlara doğru yol rehberi (olan Kur'an) geldikten sonra ona inanmamalarının tek gerekçesi, onların: “Allah bir insanı mı peygamber olarak gönderdi?” demeleri olmuştur.
“Allah bir insanı mı peygamber olarak gönderdi?” ifadesi, aynı zamanda Hz. Peygamberi hayattan koparıp bulutların üzerine taşıyan ve onu insanüstü bir varlık olarak gören bir kısım Müslümana da bir mesajdır. Fussılet 41/6 ve Kehf 18/110. ayetlerinde “De ki: “Ben ancak sizin gibi bir insanım...’” buyruğu da bu manada dikkate alınmalıdır. Allah’ın insanlara göndereceği elçinin insan olmasından ve onların arasından çıkmasından daha doğru ne olabilir? Hz. Peygamberi hem bir model ve hem de arkadaş bir peygamber olarak göremeyen bazı Müslümanlar Hz. Muhammed’i fevkalbeşer bir varlık olarak gördükleri için maalesef ondan ve onun getirdiği mesajdan gerektiği gibi faydalanamamıştır.  
Cemil Said
swap_vert close
Kendilerine tarîk-i hidâyet gösterildiği halde insânları îmân itmekden men’ iden yokdur ancak "Allâh rasûl olarak bir insân gönderir mi?" diyorlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
İnsanlara doğruluk rehberi geldiği zaman, inanmalarına engel olan, sadece: "Allah peygamber olarak bir insan mı gönderdi?" demiş olmalarıdır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İnsanlara hidayet (Kur’an) geldikten sonra onların iman etmelerine ancak, “Allah, bir beşeri mi peygamber olarak gönderdi?” demeleri engel olmuştur.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Kendilerine kurtuluş rehberi (vahiy) geldiğinde insanların inanmalarını, ancak “Allah, peygamber olarak bir beşeri mi gönderdi?” şeklindeki itirazları engellemiştir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Zaten, kendilerine hidayet rehberi geldiğinde, insanların (buna) inanmalarını sırf, «Allah, peygamber olarak bir beşeri mi gönderdi?» demeleri engellemiştir.  
 Şu halde, inkârcıların peygamberlere iman etmemelerinin bir sebebi de onların bir beşer olması, yani kendileri gibi bir insan olması idi. Halbuki onlar, peygamberlerin, insanüstü bir varlık olması gerektiğini sanıyorlar; Allah Teâlâ’nın, peygamberi insanların kendi cinslerinden göndermesindeki hikmeti kavrayamıyorlardı. Cenab-ı Hak, onların bu iddialarına şöyle karşılık veriyor:  
Edip Yüksel
swap_vert close
Kendilerine hidayet geldiğinde, halk: "ALLAH bir insanı mı elçi olarak gönderdi," diyerek inanmadı
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Kendilerine doğru yolu gösteren peygamber gelince, insanların iman etmelerine engel olan sebep sadece: "Allah bir insanı mı Peygamber gönderdi?" demeleridir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Kendilerine doğru yolu gösteren hidayetci geldiğinde nâsın iyman etmelerine ancak şöyle demeleri mani' oldu: Allah bir beşeri mi Resul gönderdi?
Emrah Demiryent
swap_vert close
Kendilerine, hidâyet (rehberi olan peygamber) geldiği zaman, insanları îmân etmekten alıkoyan şey, onların, “Allah, peygamber olarak bir insan mı gönderdi?” demeleridir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
İnsanlara, doğru yola ileten rehber gelince, onları iman etmekten alıkoyan şey, “Allah, ölümlü bir beşeri mi resul gönderdi?” şeklindeki anlayışlarıdır.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
İnsanların — kendilerine hidâyet (rehberi) geldiği zaman îman etmelerini «Allah bir beşeri mi peygamber gönderdi?» demelerinden başka bir şey men' etmedi.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Kendilerine hidâyet rehberi geldiği zaman insanları îmân etmekten alıkoyan şey, ancak şöyle demeleri olmuştur: “Allah bir insanı mı peygamber gönderdi?” (3)
(3)“Cenâb-ı Hakk, onu beşer sûretinde (insan olarak) göndermiş, tâ insanın ahvâl-i ictimâiyelerinde(ictimâî hâllerinde) dünyevî, uhrevî (dünya ve âhirete dâir) saâdetlerini kazandıracak a‘mâl ve harekâtlarında (amel ve hareketlerinde) rehber olsun ve imam olsun ve herbiri birer mu‘cizât-ı kudret-i İlâhiye (Allah’ın kudret mu‘cizesi) olan âdiyât (sıradan şeyler) içindeki hârikulâde olan san‘at-ı Rabbâniyeyi (Allah’ın san‘atlarını) ve tasarruf-ı kudret-i İlâhiyeyi (Allah’ın kudretinin icrâatlarını)göstersin. Eğer ef‘âlinde (fiillerinde) beşeriyetten (insan olmaktan) çıkıp hârikulâde olsa idi, bizzât imam olamazdı; ef‘âliyle, ahvâliyle, etvârıyla (tavırlarıyla) ders veremezdi.” (Zülfikār, 19. Mektûb, 5)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Zaten, kendilerine (bir elçi vasıtasıyla) hidayet kaynağı (bir kitap) geldiğinde insanları iman etmekten alıkoyan (başlıca sebeplerden biri de), ’’Allah, elçi olarak göndere göndere (bizim gibi ölümlü) bir beşer mi gönderdi?‘’ diye itiraz etmelerinden başkası değildir.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Doğru yolu gösteren kitap insanlara geldiğinde, onları o kitaba inanmaktan alıkoyan şey, “Allah insan bir elçi mi gönderdi?” demelerinden başka bir şey değildir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Kendilerine doğru yolu gösterici gelince bu insanları inanmaktan alıkoyan yalnız şöyle demeleridir: "Allah elçi olarak bir Ademoğlunu mu gönderir?"
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Kendilerine ayn-i hidayet olan Kur/an geldikten sonra halkı imandan men/eden sebep «— Allah insanı mı peygamber gönderir?» Demelerinden başka bir şey değildi.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Zaten kendilerine hidâyet/Kur’an geldikten sonra onların inanmalarına ancak, “Allah bir beşeri mi elçi olarak gönderdi?” demeleri engel olmuştur.
Kadri Çelik
swap_vert close
Kendilerine hidayet geldiği zaman, insanları inanmaktan alıkoyan şey onların, “Allah, elçi olarak bir beşer mi gönderdi?” demelerinden başkası değildir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Zaten öteden beri insanlara Allah tarafından doğru yolu gösteren bir elçi veya uyarıcı geldiğinde, onları bu apaçık hakîkate inanmaktan alıkoyan tek sebep, elçinin dürüstlüğünü hesaba katmadan ve mesajın içeriğini hiç düşünmeden, “Allah bula bula bizim gibi ölümlü bir insanı mı elçi olarak gönderdi?” demeleridir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlara Hidayet / Yol Gösterici geldiğinde İnsanlar’ı inanmaktan alıkoyan şey ancak onların: "Allah rasûl olarak bir beşer mi gönderdi?" demeleridir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Zaten Kuran, insanlara geldiğinde, onların inanmaya karşı ilk tepkisi: " Aaa! Allah, elçi olarak bir insanı mı gönderdi " demek olmuştu.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnsanların elçilerimize inanmalarını engelleyen şey; “Allah elçi olarak bir insanı mı gönderdi?” demeleridir. Onlar; sen Allah’ın elçisiyim dedikçe çok farklı şeyler tahayyül ediyorlar. Elçinin basit bir insan arasından seçilebileceğine akıl erdiremiyorlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Kendilerine rehber geldiğinde insanları iman etmekten alıkoyan şey, “Allah elçi olarak bir insanı mı gönderdi” demelerinden başka bir şey değildir. [*]
İnkârcıların bir insan olan peygamberle alay edişleriyle ilgili benzer mesajlar: Hûd 11:27; İbrâhîm 14:10-11; Enbiyâ 21:3, 36; Mü’minûn 23:24, 33-34, 47; Furkân 25:41; Şu‘arâ 26:154, 186; Yâsîn 36:15; Sâd 38:8; Kamer 54:24-25; Teğâbun 64:6.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Kendilerine hak yol kılavuzu geldiği zaman, insanları ona inanmaktan alıkoyan tek şey, onların: “Allah bir insanı mı Peygamber olarak gönderdi?” demeleridir.
Muhammed Esed
swap_vert close
(İşte bunun gibi,) insanlara [bir peygamber eliyle] doğru yol bilgisi geldiği zaman onları [ona] inanmaktan alıkoyan, onların: “Allah ölümlü bir insanı mı elçi olarak gönderdi?” diye itiraz etmelerinden başka bir şey değildir. ¹¹¹
111 Lafzen, “... demelerinden başka ... değildir”. Kâle fiili (kavl ismi gibi) çoğu zaman bir görüş ya da fikir ileri sürmek ya da bir fikri tutmak anlamına mecaz olarak kullanılır; yukarıdaki ifadede de bu fiilin zihinsel, kavramsal bir itirazı işaret ettiği açıktır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Zaten kendilerine doğru yol kılavuzu geldiğinde, İnsanların ona/Kuran’a inanmasını engelleyen tek şey “Allah bir beşeri mi elçi olarak gönderdi?” şeklindeki itirazları olmuştur. 6/91, 11/27, 14/10, 21/24
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İşte, kendilerine doğru yol bilgisi geldiği zaman insanları ona inanmaktan alıkoyan şey, sadece şöyle akıl yürütmeleriydi: “Ne yani, şimdi Allah fânî bir insanı mı elçi olarak gönderdi?”
Orhan Kuntman
swap_vert close
İşte (Kureyş) kafirlerine doğru yolu gösteren bir peygamber (Resulullah s.a.s.) gönderildiğinde iman etmelerini sırf; "Allah, peygamber olarak bir beşeri mi göndermiş? -peygamberin insan üstü kudreti olması, melek olması gerekmez miydi? - demeleri engellemiştir.
Osman Fırat
swap_vert close
İnsanlara hidayet (Kur’an) geldiğinde, onların iman etmelerine mani olan şey : "Allah, bir beşer resul mü ? Gönderdi demeleridir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Nâsı, kendilerine hidâyet geldi vakit imân etmelerinden men eden şey, başka değil onların, «Allah bir beşeri mi resûl olarak gönderdi?» demeleri olmuştur.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Zaten, insanların ekserisinin, kendilerine hidâyet geldiği halde iman etmemelerinin başlıca sebebi: “Allah bula bula bir insan mı seçip halka elçi gönderdi? ” demeleridir.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Zaten kendilerine hidayet geldiği zaman insanları doğru yola gelmekten alıkoyan şey, hep: "Allah, bir insanı elçi mi gönderdi?" demeleridir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Kendilerine rehber ve hakkı gösteren geldikden sonra nâsı îmân itmekden men' iden, onların "Allâh, beşeri peygamber olarak ba's ider mi?" dimeleridir. (Beşerden rasûli istib'âd itmeleridir.)
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Kendilerine doğru yolu gösteren kişi gelince bu insanları inanmaktan alıkoyan şu sözleridir: “Allah elçi olarak bir adamı (beşer) mı gönderdi?”
Şaban Piriş
swap_vert close
İnsanlara kılavuz geldiği halde, onların inanmasına “Allah elçi olarak bir insan mı gönderdi?” demeleri engel olmaktadır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Kendilerine hidayet geldiği zaman insanları iman etmekten alıkoyan şey de “Allah bir beşeri mi elçi olarak gönderdi?” demelerinden başka birşey değildir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Kendilerine hak kılavuzcusu geldiğinde, insanların iman etmelerine, şöyle demelerinden başka bir şey engel olmadı: "Allah, bir insan mı resul gönderdi?"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı yıġmadı ādemįleri kim įmān getüreler ol vaķt kim geldi anlara ŧoġru yol illā kim eyittiler “viribidi mi Tañrı ādemį yalavaç” ya'nį eyittiler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ne nesne dönderdi ādemīleri īmān getürmekden hidāyet geldügivaḳtda, illā ki eyitdiler: Tañrı Ta‘ālā ādem oġlanlarından peyġamber mi gön‐derdi? didiler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Qüreyş müşrikləri kimi) insanlara doğru yolu göstərən bir rəhbər gəldiyi zaman ona iman gətirməyə mane olan şey yalnız onların: “Allah bir insanımı peyğəmbər göndərdi?” – demələridir. (Müşriklərin fikrincə, peyğəmbər bəşərdən deyil, mələklərdən göndərilməlidir).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And naught prevented mankind from believing when the guidance came unto them save that they said: Hath Allah sent a mortal as (His) messenger?
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
What kept men back from belief when Guidance came to them, was nothing but this: they said, "Has Allah sent a man(2299) (like us) to be (His) Messenger."
2299 When a man is raised to honour and dignity, his brothers rejoice, for it is an honour that reflects its glory on them. But those with evil in their hearts are jealous like their prototype IblTs, (17:61, n. 2251). To such men the mere fact that their own brother receives the grace of Allah is enough to turn them against that brother. Any other reasons they may devise are mere make-believe.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَمَا مَنَعَ
ve alıkoymadı
النَّاسَ
insanları
اَنْ يُؤْمِنُٓوا
iman etmelerinden
اِذْ
o va-kit ki
جَٓاءَهُمُ
kendileri- ne geldi
الْهُدٰٓى
hidâyet
اِلَّٓا
an- cak
اَنْ قَالُٓوا
demeleri
اَبَعَثَ
gönder- di mi
اللّٰهُ
Allah
بَشَراً
bir beşeri
رَسُولاً
resul olarak
Zaten kendilerine hidâyet geldiğinde insanları iman etmekten alıkoyan şey, ancak şöyle demeleri olmuştur: "Allah bir beşeri mi resul olarak (bize) gönderdi?"
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
مَنَعَ
Fiil-I
م ن ع
Engel oldu, men etti, mâni oldu, alıkoydu
نَاس
İsim
ن و س
İnsanlar
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
هُدَى
İsim
ه د ي
Hidâyet, yol gösterici, hidâyete erme, hidâyet rehberi, hidâyetçi
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
بَعَثَ
Fiil-I
ب ع ث
Diriltti, gönderdi, ulaştırdı, kaldırdı
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
بَشَر
İsim
ب ش ر
İnsan, beşer
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi