close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

İsrâ Sûresi 93. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ev yekûne leke beytun min zuḣrufin ev terkâ fî-ssemâ-i velen nu/mine lirukiyyike hattâ tunezzile ‘aleynâ kitâben nakrauh(u)(k) kul subhâne rabbî hel kuntu illâ beşeran rasûlâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Yahut altından yapılma bir evin olmadıkça, yahut da gökyüzüne gözümüzün önünde çıkmadıkça ve bunu yapsan bile herbirimize gökten yazılı bir kitap indirmedikçe ve biz, onu okumadıkça gene gerçeklemeyiz, seni, gene inanmayız sana. De ki: Rabbimi tenzih ederim, ben neyim, ancak insan bir peygamber.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
"Yahut (tamamı) altından yapılmış (saray gibi) bir evin olmalı, veya (gözümüzün önünde) gökyüzüne yükselip çıkmalısın. Ayrıca üzerimize, (gökten meleklerle getirilen ve) bizim okuyabileceğimiz bir kitap indirip (önümüze koymalısın). Aksi halde Senin oraya (göklere) yükselmene (Miraç hadisene) asla inanmayacağız!" (Ey Nebim, onlara) De ki: "Rabbimi (tesbih ve tenzih edip) yüceltirim; Ben, elçi olan bir beşerden başkası mıyım (ki bu dediklerinizi yapayım)?"
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Yahut altından yapılma bir evin olmadıkça veya gözümüzün önünde, göklere yükselmedikçe sana asla inanmayacağız ki, bize okuyabileceğimiz bir kitap, yazılı olarak gökten inmedikçe, senin göğe çıktığına da inanmayız.” De ki: “Bu gibi hayalleri teklif etmekten Rabbimi tenzih ederim. Hâşâ ben O'na böyle şeyler yapmasını teklif edemem. Ben sadece, elçi olarak gönderilen bir insan değil miyim?”
Ahmet Tekin
swap_vert close
“- Veya tezyinatlı, altın işlemeli bir evin olmalı veya göğe çıkmalısın. Bize, sorumluluklarımızı tevdi eden, seni tasdik eden, sana uymamızı emreden okuyacağımız bir kitap indirtmediğin sürece göğe çıktığına da asla inanmayacağız, itimat etmeyeceğiz.” dediler. “- Rabbimi tenzih ederim. Ben peygamberlik görevi verilen insan neslinden farklı biri miyim?” de.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 17/59; 25/7-11; 26/187.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Yahut altından bir evin olmalı veya göğe yükselmelisin. Üzerimize okuyacağımız bir kitap indirmediğin sürece yükselmene de inanmayacağız." De ki: "Rabbimi tenzih ederim! Ben peygamber olan bir insandan başka bir şey miyim?"
Ali Bulaç
swap_vert close
'Yahut altından bir evin olmalı veya gökyüzüne yükselmelisin. Üzerimize bizim okuyabileceğimiz bir kitap indirinceye kadar senin yükselişine de inanmayız.' De ki: 'Rabbimi yüceltirim; ben, elçi olan bir beşerden başkası mıyım?'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Yahud altından bir evin olsun, yahud semaya çıkasın; ona çıktığına da asla inanmayız, tâ ki bize, okuyacağımız bir kitap indiresin (böylece Peygamber olduğunu orada okumuş olalım). De ki: “-Rabbimi tenzîh ederim. Ben, ancak diğer insanlar gibi bir insanım, diğer peygamberler gibi de bir Peygamberim.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Veya altın ve mücevherattan bir evin olmadıkça veya sen göğe yükselmedikçe, biz sana inanmayız. Ki bize okuyabileceğimiz bir kitap (yazılı olarak) gökten inmedikçe, senin göğe çıktığına da inanmayız.” De ki: “Rabbimi (böyle davranacağından) tenzih ederim. Ben insan olan bir peygamberden başka bir şey değilim. (Allah değilim ki, sizin bu dediklerinizi yapayım. Allah ortak edinmekten çok yücedir.)”
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
“Ya da altından bir evin olmalı veya göğe çıkmalısın. Bize, okuyacağımız bir kitap indirmediğin sürece göğe çıktığına da asla inanmayız.” De ki: “Rabbimi tenzih ederim. Ben, sadece beşer bir peygamberim.”
Besim Atalay
swap_vert close
Ya altundan bir evin bulunmadıkça, ya da göğe çıkarak, okumakçin bizlere bir kitap indirmedikçe, sana hiç inanmayız !»; de ki: «Tanrım kutsaldır, ben peygamber olan bir insandan başka bir şey değilim !»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
“Yahut altından bir köşkün olmalı veya göğe çıkmalısın. Ancak (gökten) okuyacağımız bir kitabı bize indirmedikçe senin göğe çıktığına asla inanmayız!” De ki: “Rabbimi tenzih ederim. Ben, sadece Resul olan bir beşerden başka ne olabilirim ki?”
Bkz. 25/7-8, 26/187   
Cemil Said
swap_vert close
Veyâ altundan bir hânen olmalı yâhud bir merdivanle semâya çıkmalısın bizim hepimizin okuyabileceği bir kitâbı gökden indirtmedikce semâya çıkdığına da inanmayız" diyorlar. Ânlara cevâb vir ki: "Allâh’a hamd olsun ben bir insân ve rasûlden başka bir şey değilim."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
"Veya altın bir evin olmalı, yahut göğe yükselmelisin ama oradan okuyacağımız bir kitap indirmezsen yine o yükselmene inanmayacağız." De ki: "Fesubhanallah! Ben peygamber olan bir insandan başka bir şey miyim? "*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
90,91,92,93. Dediler ki: “Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça; yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe; yahut Allah’ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe; yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz.” De ki: “Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resûl olarak gönderilen bir beşerim.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
“Veya altından bir evin olmalı; ya da göğe çıkmalısın. Bize okuyacağımız bir kitap indirmediğin sürece oraya çıktığına da asla inanmayacağız.” De ki: “Rabbimi tenzih ederim! Ben sadece bir beşer-peygamberim.”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
«Yahut da altından bir evin olmalı, ya da göğe çıkmalısın. Bize, okuyacağımız bir kitap indirmediğin sürece (göğe) çıktığına da asla inanmayız.» De ki: Rabbimi tenzih ederim. Ben, sadece beşer bir elçiyim.
Edip Yüksel
swap_vert close
"Ya da altın bir evin olmalı, veya göğe yükselmelisin. Yükselsen bile okuyacağımız bir kitabı üzerimize indirmedikçe ona inanmayız." De ki: "Rabbim yücedir. Ben elçi olan bir insandan başka bir şey miyim ki."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
"Yahut altından bir evin olsun, ya da göğe çıkmalısın. Ona çıktığına da asla inanmayız. Ta ki bize, okuyacağımız bir kitap indiresin." De ki: "Rabbimi tenzih ederim. Nihayet ben de, peygamber olan bir insandan başka bir şey değilim."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Yâhud senin altından bir evin olsun, Yâhud Semaya çıkasın, ona çıktığına da aslâ inanmayız tâ ki üzerimize okuyacağımız bir mektub indiresin, de ki: sübhanallah ben ancak beşer bir Resulüm
Emrah Demiryent
swap_vert close
Yahut da altından bir evin olmalı, ya da (gözlerimizin önünde) göğe çıkmalısın, ayrıca (gözlerimizin önünden çıktığın o gökten) bize okuyacağımız bir kitap indirmediğin sürece senin göğe çıkmana da inanmayız!” (Resûlüm, hadlerini aşarak, isteklerde bulunan o kâfirlere) de ki: “Bütün noksan sıfatlardan Rabbimi tenzih ederim, Rabbimin şanı yücedir. Ben, peygamber olarak gönderilmiş bir insandan başka bir şey miyim (ki bu dediklerinizi yapayım)!”
Erhan Aktaş
swap_vert close
Veya altından bir evin olmalı, ya da göğe yükselmelisin. Çıksan dahi, bize oradan okuyacağımız bir kitap indirmedikçe senin yükselişine asla inanmayız. De ki: “Benim Rabb'im noksanlıklardan arıdır. Ben, bir beşer ve resûlden başka bir şey miyim ki?”
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
«Yahud altından bir evin olsun, yahud semâya çıkasın. Ona çıkdığına da asla inanmayız a! Tâki üstümüze okuyacağımız bir kitab indiresin»! (Şöyle) de: «Rabbimin şaanı yücedir. Ben (Allahın) resûl (ü) bir beşerden başkası mıyım ki»?
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
“Yâhut, altından bir evin olmalı veya göğe çıkmalısın! Fakat bize okuyacağımız bir kitab indirmedikçe, göğe çıkmana da aslâ inanmayacağız!” De ki: “Rabbimi tenzîh ederim;(ben) sâdece peygamber olan bir insan değil miyim?”(2)
(2)İnsanları kabûle mecbur bırakacak nev‘den mu‘cize gösterilmeyişinin hikmeti hakkında bakınız; (sahîfe 127, hâşiye 2)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
“Yahut senin altından (yapılmış) bir evin olmalı veya göğe (uzaya) yükselmelisin. (Oradan) bize okuyabileceğimiz bir kitap indirmedikçe, senin göğe (uzaya) yükselişine de asla inanmayacağız.” dediler. (Resulüm!) Sen (onlara) de ki: Rabbim her türlü noksandan uzaktır. Ben de (sizin gibi) ancak beşer olan bir elçiyim.*
(*) Müşrikler, âyetlerde beyân edilen bu ve buna benzer mûcizeleri her vesileyle Peygamberimiz (a.s.)’dan talep ediyorlar; fakat bu isteklerini hep inkâr ve alay tarzında dile getiriyorlardı. Yoksa Resûlullah (s.a.s.)’e iman etmek gibi bir niyetleri yoktu… Diğer taraftan Kur’an’ı tebliğ eden Hz. Muhammed (s.a.s.), elçi olarak gönderilmiş bir insandır. Onun, bunun dışında bir iddiası olmamıştır. Hiçbir zaman ilâh olduğunu, güçlü olduğunu, yerleri ve gökleri yönettiğini iddia etmemiştir. İlk günden itibaren Allah’tan vahiy getiren bir insan olduğunu söylemiştir. Allah Teâlâ ona şöyle demesini emretmiştir: “Size «Allah’ın hazîneleri yanımda» demiyorum, gaybı da bilmiyorum. Yine size «ben bir meleğim» de demiyorum. Ben ancak bana vahyedilene tâbi oluyorum. De ki: «Kör ile gören bir olur mu? Hiç düşünmüyor musunuz?»” (En‘âm 6/50) Dolayısıyla onun dâvasında doğruluğunu öğrenmek isteyenler, onun tebliğ ettiği dine bakmalıdırlar. Onun ne kadar haklı ve tutarlı olduğunu sorgulamalı, bu konuda iknâ olurlarsa hemen iman etmelidirler. İkinci olarak peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkmış kişinin bir insan olarak davranışlarına, ahlâkına, davet ettiği şeyle hal ve davranışlarının uyumluluğuna bakmalı ve ona göre karar vermelidirler. Bütün bunlara rağmen ondan yeri yarmasını veya göğü parça parça üzerlerine düşürmesini istemeleri tamamen saçmalıktan başka bir şey değildir. Peygamberlikle böyle şeylerin hiçbir alakası yoktur. Fakat bu gerçeğin farkında olmayan inatçı kâfirler, peygamberin insan olmasına itiraz edip, bunu imansızlıklarına bir gerekçe olarak ileri sürmüşlerdir: Kaynak: (Ö. Çelik Tefsiri) Hz. Muhammed (s)’e Allah tarafından bahşedilen tek mucize Kur’an’ın kendisi olduğu için (bkz. bu surenin 59. ayetinin ilk kısmı ve yukarıda 71. not) sonraki pasajda Hz. Peygamber’e, bu tür taleplerin anlamsız ve tutarsız olduğunu bildirmesi emredilmektedir. (M. Esed Meali İsra-93. Ayet Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
“Veya senin altından bir evin olsun veyahut sen göğe çıkmalısın. Ancak, senin göğe çıktığına inanabilmemiz için, gökten bir kitap indirip, o kitabı biz alıp okumadıkça, sana inanacak değiliz” dediler. Deki “Allah bütün noksan sıfatlardan uzaktır. Ben bir insan elçiden başka bir şey değilim ki.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
ya senin altından bir evin olsun yada gökyüzüne çıkasın. Çıksan da inanmayız bize okuyacak bir kitap getirmedikçe." De ki: "Çalabım uludur. Ben Allah’ın gönderdiği Ademoğlu elçiden başka neyim ki?
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
«— Yahut senin altından bir evin olsun, yahut göğe çıkasın. Bununla beraber bize okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da kaabil değil inanamayız». Onlara de ki aman Yâ Rabbi! Ben peygamberliğe nâil olmuş beşerden başka bir şey miyim?
İsmail Yakıt
swap_vert close
Veya senin altından bir köşkün [beyt] olmadıkça ya da göğe çıkmadıkça ve bize oradan okuyacağımız bir kitap indirmedikçe⁴⁵ senin göğe çıkmana da asla inanmayız.”⁴⁶ (Ey Peygamber!) de ki: “Rabbimi noksanlıktan tenzih ederim/Kudret ve yüceliğine sınır olmayan ancak Rabbimdir. Ben ancak elçi olarak gönderilen bir beşerim.”
45 Krş. Nisâ, 4/153; En’âm, 6/7. İsrailoğulları da Hz. Musa’dan da aynı şekilde kitap istemişlerdi. 46 Görüldüğü gibi müşrik Arap zihniyeti, inanmamak için, Hz. Peygamber’den olmayacak şeyler istiyor.  
Kadri Çelik
swap_vert close
“Yahut altından bir evin olmalı veya gökyüzüne yükselmelisin. Üzerimize bizim okuyabileceğimiz bir kitap indirinceye kadar senin yükselişine de inanmayız.” De ki: “Rabbim münezzehtir; ben, elçi olan bir beşerden başkası mıyım?”
Mahmut Kısa
swap_vert close
“Yâhut altından yapılmış bir sarayın olmadıkça veya gözlerimizin önünde bir kuş gibi uçup göğe yükselmediğin sürece sana asla inanmayacağız! Gerçi göğe yükselmiş olsan bile, bize oradan, okuyacağımız ve doğrudan bize hitaben yazılmış bir kitap indirmedikçe, sırf göğe çıktın diye öyle hemencecik inanmayız sana!” Onlara cevaben de ki: “Bu dediklerinizi yapabilecek, mükemmel niteliklere sahip olan, yalnızca Rabb’imdir. Oysa ben, hiçbir zaman Rab olduğumu iddia etmedim! Ben nihâyet, elçi olarak gönderilmiş fâni bir insandan başka neyim ki? Ben size, Allah tarafından olağanüstü yeteneklerle donatılmış olduğumu söylemedim ki! Neden benden böyle şeyler istiyorsunuz? Ben sadece, Allah’tan size bir mesaj getirdiğimi söylüyorum. Eğer benim iddiamın doğruluğunu denetlemek istiyorsanız, işte Kur’an, bir mûcize olarak karşınızda duruyor!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
“Yahut senin için altın süslemeli bir ev olur! Yahut Gök’te yükselirsin; -kaldı ki senin yükselmene de asla inanmayacağız- tâ ki bize okuyacağımız bir kitap indirirsin!”. De ki: “Rabbimi tesbih (ve tenzih) ederim ki bir rasûl beşer’den başkası mı oldum?”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
sırça sarayların olmalı, göğe yükselebilmelisin " diyenler oldu. " gökten, bir okuma kitabı indirmedikçe göğe yükselişine de inanmayız " diyenler de oldu. Resulüm de ki: " Benim Rabb'im havsalaya sığmaz. Ben sadece görevli bir beşerim. "
Mehmet Çoban
swap_vert close
"Yahut altından bir evin olmalı ya da göğe çıkmalısın! Kusura bakma! Bizzat gönderilişine şahit olduğumuz, üstelik elimize verilen okuyacağımız bir kitap olmadıkça sana inanmayız! Göğe çıktığını söylesen, senin tek başına bizlerden bir şahit olmadan göğe çıktığına da inanmayız." Onlara de ki; "Ben sizin hayallerinizle süslenmiş isteklerinizi Rabbime iletmeyi ne kendime ne de Rabbime yakıştıramam! Rabbim bütün bu dediklerinizden uzaktır. Bilin ki Rabbimin gücü sizin dediklerinizi de demediklerinizi de yapmaya yeter. Ben bir elçi olarak Rabbimin ayetlerini size ulaştırmakla görevliyim! Rabbim beni nasıl ne şekilde desteklemek isterse o şekilde destekler. Ben Rabbime Ey Rabbim; bana ancak şu şekilde destek verirsen, insanlar bana inanacaklar diyemem! Ve sizin dediklerinizi kendi başıma yapabilecek güçte de değilim! Ben sadece sizler arasından seçilmiş bir elçiyim! Kaldı ki Rabbim inanmanız doğru yolu bulmanız için delillerini apaçık bildirmiştir. Artık bundan sonra inanan kendine inanır, inanmayan da kendi aleyhine inkâr eder."
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Veya altından bir evin (köşkün) oluncaya ya da göğe yükselinceye kadar (sana inanmayacağız)! Bize, okuyacağımız bir kitap indirinceye kadar (göğe) yükselmene de [*] asla inanmayacağız!” [*] De ki: “Rabbim yücedir. Ben insan bir elçiden başka neyim ki!”
Benzer mesajlar: En‘âm 6:7-8; Yûnus 10:15-16, 20; Hûd 11:12; Ra‘d 13:27; Hicr 15:7, 14-15; İsrâ 17:59, 90-93; Enbiyâ 21:5; Furkân 25:4-5, 7, 21; ‘Ankebût 29:50-51; Zuhruf 43:53.,Benzer mesajlar: En‘âm 6:25, 109, 111; A‘râf 7:146; Yûnus 10:33, 96; Hicr 15:13-15; Şu‘arâ 26:199; Sebe’ 34:31.  
Mehmet Türk
swap_vert close
“Yahut senin altından bir evin olmalı veya göğe yükselmelisin. (Oradan) bize okuyabileceğimiz bir kitap indirmedikçe, senin göğe yükselişine de asla inanmayacağız.” dediler. (Sen de onlara): “Rabbimi tenzih ederim, (size göre yoksa) ben, beşer olan bir elçiden başka bir şey miyim?” de.
Muhammed Esed
swap_vert close
yahut altından [yapılmış] bir evin olmadıkça; yahut göğe yükselmedikçe -kaldı ki göğe yükselmene dahî, bize (oradan, kendi gözlerimizle) okuyabileceğimiz bir kitap getirmedikçe inanmayız ya!” ¹⁰⁹ [Ey peygamber] de ki: “Kudret ve yüceliğinde sınırsız olan Rabbimdir! ¹¹⁰ Ben ölümlü bir elçiden başka biri miyim ki?”
109 İnanmayanların bu talebine, Suyûtî’ye göre, bu sureden kısa bir süre sonra vahyedilen En‘âm suresinin 7. ayetinde de bir karşılık bulunmaktadır. Fakat bu talep ve bunu hazırlayan “şartlar” yalnızca belli bir tarihsel döneme, belli bir toplumsal-kültürel çevreye has olmayıp, son derece yaygın, aykırı bir ruh durumunu, yani, yalınkat (prima-facie) bir şüphecilik ile vahyî mesajın sıhhatini vahiy taşıyıcısının “mucizeler gösterebilme becerisine” bağlayan ilkel safdillik karışımı menfî bir zihinsel tutumu yansıtmaktadır (karş. 6:37 ve 109; 7:203). Muhammed (s)’e Allah tarafından bahşedilen tek mucize Kur’an’ın kendisi olduğu için (bkz. bu surenin 59. ayetinin ilk kısmı ve yukarıda 71. not), sonraki pasajda Hz. Peygamber’e, bu tür taleplerin anlamsız ve tutarsız olduğunu bildirmesi emredilmektedir.110 Yani, “mucizeler yalnızca Allah’ın kudretindedir” (karş. 6:109 ve ilgili 94. not).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
“Veya altından bir köşkün olmalı ya da göğe çıkmalısın. Fakat oradan bize okuyacağımız somut bir kitap getirmedikçe göğe çıktığına asla inanmayacağız.” De ki: “Hâşâ, kudreti sonsuz olan sadece Rabbimdir. Ben ise gücü sınırlı bir beşer elçiden başka neyim ki?” 4/153, 6/7, 74/52
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Veyahut da senin altından bir köşkün olmalı ya da semaya çıkmalısın; fakat semaya çıkman durumunda (dahi) oradan bize okuyacağımız bir kitap indirmedikçe yine de sana inanmayacağız.” De ki: “Kudret ve yüceliğinde sınır bulunmayan sadece Rabbimdir; ben, fânî bir elçiden başka neyim ki?”
Orhan Kuntman
swap_vert close
"Yahut da altından bir evin olsun, ya da göğe çıkasın, bize okuyacağımız bir kitap indirmediğin takdirde, -göğe çıktım desen de- sana asla inanmayız" dediler. (Ey Muhammed, onlara) De ki: Ben Rabbimi tenzih ederim. (O'nun kudretlerine nasıl ortak olabilirim ki?) Ben ancak beşerden bir peygamberim (melek değilim ki kendi kendime semaya yükseleyim)
Osman Fırat
swap_vert close
Yahut süslerden (mücevharattan) oluşan bir evin olmalı, ya da göğe çıkmalısın. Hatta sen üzerimize, okuyacağımız bir Kitap indirmedikçe de senin göğe çıkmana da inanmayacağız! De ki: "Rabbimin sübhandır. Ben, sadece bir beşer ve resul değil miyim?
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
«Veyahut senin için altın- dan bir hane olmalı veya göğe derece derece yükselesin ve senin yükselmene de asla inanmayız, tâ ki, üzerimize kendisini okuyacağımız bir kitap indiresin.» De ki: «Rabbimi tenzih ederim, ben bir beşer olan resûlden başka değilim.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Yok, yok! Bu da yetmez, senin altundan bir evin olmalı yahut göğe çıkmalısın. (Ama unutma! ) Sen bize oradan dönerken okuyacağımız bir kitap indirmedikçe yine de senin oraya çıktığına inanmayız ha! ”De ki: “Fe Sübhanallah! Ben sadece elçi olan bir insandan başka ne olabilirim ki? . ” [17, 59; 25, 7-11; 26, 187]
Mûcize isteyen kâfirlerin dikkatleri, daha önemli, çünkü devamlı olan ilmî mûcizeye çeviriliyor. Kur’ân’ı anlamak istemeyenlerin, tuhaf bir psikoloji içinde inanıp dikkat etmek için değil de, alaya almak veya imtihan edip sıkıştırmak için mûcize istekleri devam ediyor. Allah, Resulüne: esas görevinin tebliğ olduğunu, yoksa öbür harikaları göstermenin elçinin görevi olmadığını bildirmesini emrediyor.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Yahut altundan bir evin olmalı, ya da göğe çıkmalısın. Ama, sen üzerimize, okuyacağımız bir Kitap indirmedikçe senin sadece göğe çıkmana da inanmayız! De ki: "Rabbimin şanı yücedir. (Böyle şeyleri yapmak benim işim değildir). Ben, sadece elçi ol(arak gönderil)en bir insan değil miyim?"
Süleyman Tevfik
swap_vert close
92,93- "yâhud zu'm iylediğin vecihle semâyı üzerimize parça parça düşürmedikce, yâhud Allâh ve melekleri kendine şâhid getirmedikce, yâhud altundan hânen olmadıkca yâhud semâya çıkmadıkca -çıksan bile bize oradan okuyacağımız bir kitâb getirmedikce çıkdığına da inanmayız- sana îmân itmeyiz" didiler. Di ki: "Rabbim her 'ayıb ve kusurdan münezzeh ve mukaddesdir. Ben beşer bir rasûlden başka bir şey miyim?
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Altından yapılmış bir evin olsa yahut gökyüzüne çıksan? Bize okuyacağımız bir kitap indirmedikçe çıktığına da inanacak değiliz ya.” De ki “Rabbime boyun eğerim; ben elçi olan bir beşerden başka neyim ki?
Şaban Piriş
swap_vert close
-Veya altından bir evin olmalı ya da göğe yükselmelisin oradan bize okuyacağımız bir kitap getirmedikçe yine de sana inanmayacağız. De ki:-Rabbimi tenzih ederim, ben elçi olan bir insandan başka bir şey miyim?
Ümit Şimşek
swap_vert close
“Yahut altından bir evin olsun. Yahut göğe çık. Gerçi göğe çıktığına da inanacak değiliz—meğer ki bize gözümüzle görüp okuyacağımız bir kitap indiresin.” Sen de ki: Rabbim her türlü noksandan uzaktır. Ben ise ancak beşerden bir elçiyim.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
"Yahut altından bir evin olmalı, yahut göğe yükselmelisin. Ancak senin göğe çıktığına, okuyacağımız bir kitabı bize indireceğin zamana kadar, asla inanmayız!" De ki: "Rabbimin şanı yücedir. Ben, insan bir resulden başka neyim ki?"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
“tā ola senüñ ev altundan yā aġasın göge. daħı hergiz inanmayavuz aġmaġuña tā getüresüñ bizüm üzere kitāb tā oķıyavuz anı.” eyit arulıġı çalabumuñ. oldum mı ben illā ādemį yalavaç?”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Yā olmayınca bir ev altundan yā göge ‘urūc eylemeyince biz görürken daḫıbiz inanmazuz sen göge çıḳduġuña, ḥattā bize bir kitāb indürmeyince oḳuya‐vuz anı. Eyit yā Muḥammed: Münezzehdür Allāhum, ḳudretine şerīk olmaḳdan. Men degül‐men illā ben ādem oġlı özgeler gibi. Peyġamber‐men özge peyġamberler gibi.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Və ya qızıldan bir evin olmayınca, yaxud sən göyə qalxmayınca (biz sənə iman gətirməyəcəyik). Əgər bizə (səmadan) oxuyacağımız bir kitab endirməsən, göyə qalxmağına da əsla inanmayacağıq!” (Ya Rəsulum!) De: “Rəbbim pakdır, müqəddəsdir! (Allah gedib-gəlmək, enib-qalxmaq kimi məxluqata aid olan xüsusiyyətlərdən uzaqdır!) Mən isə yalnız peyğəmbər olan bir insanam!” (Allahın izni olmayınca, heç bir peyğəmbər sizin dediklərinizi yerinə yetirməyə qadir deyildir!)
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Thou have a house of gold; or thou ascend up into heaven, and even then we will put no faith in thine ascension till thou bring down for us a book that we can read. Say (O Muhammad): My Lord be glorified! Am I naught save a mortal messenger?
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
"Or thou have a house adorned with gold, or thou mount a ladder right into the skies.(2296) No, we shall not even believe in thy mounting until thou send down to us a book that we can read."(2297) Say: "Glory to my Lord! Am I aught but a man,- a messenger?"(2298)
2296 Cf. 6:35 about the ladder in the skies. 2297 Cf. 6:7 for the foolish idea of materialistic sceptics that a spiritual revelation could come down from the heavens on a piece of parchment that they can touch. 2298 A prophet or messenger of Allah is a man at the command of Allah, and not to satisfy the disingenuous whims and fancies of Unbelievers. Miracles greater than any that their foolish fancies could devise were before them. The Qur'an was such a miracle, and it is a standing miracle that lasts through the ages. Why did they not believe? The real reason was spite and jealousy like that of Iblis. See next verse.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَوْ
ya- hut
يَكُونَ
olması- na dek
لَكَ
senin için
بَيْتٌ
bir ev
مِنْ زُخْرُفٍ
altından
اَوْ
ya da
تَرْقٰى
çıkma-na dek
فِي السَّمَٓاءِۜ
göğe
وَلَنْ نُؤْمِنَ
ve asla iman etmeyiz
لِرُقِيِّكَ
göğe çıkmana
حَتّٰى
ta ki
تُنَزِّلَ
indirme-ne dek
عَلَيْنَا
bize
كِتَاباً
bir kitap ki
نَقْرَؤُ۬هُۜ
onu okuruz
قُلْ
de ki
سُبْحَانَ
Subhân'dır
رَبّ۪ي
Rabb- im
هَلْ كُنْتُ
oldun mu
اِلَّا
ancak
بَشَراً
bir beşer
رَسُولاً۟
resul olan
"Yahut da altından bir evin olmalı ya da göğe çıkmalısın! Bize (oradan) okuyacağımız bir kitap indirmediğin sürece (göğe) çıktığına da asla iman etmeyiz." De ki: "Rabbim Subhân'dır (her türlü noksanlıktan münezzehtir). Ben (size) resul olarak gönderilen bir beşerden başka bir şey miyim (ki bu söyledikleriniz bende olsun)?"
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
لَكَ
Zamir
لَكَ
Sana, senin
بَيْت
İsim
ب ي ت
Beyt, ev
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
زُخْرُف
İsim
ز خ ر ف
Yaldızlı, ziynet, altın
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
رَقِىَ
Fiil-I
ر ق ي
Çıktı, yükseldi
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
سَمَٓاء
İsim
س م و
Gök, sema
لَن
Harf-i nefi
لَن
Asla, kesinlikle, hiç
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
رُقِيّ
İsim
ر ق ي
Çıkmak
حَتّٰى
Edat
حَتّٰى
Nihayet, -e kadar, hatta, ta ki, sonuçta
نَزَّلَ
Fiil-II
ن ز ل
İndirdi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
قَرَاَ
Fiil-I
ق ر ا
Okudu
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
سُبْحَان
İsim
س ب ح
Subhân (her türlü noksanlıktan münezzeh olan)
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
هَلْ
Soru eki
هَلْ
-Mı, -mi, var mı?
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
بَشَر
İsim
ب ش ر
İnsan, beşer
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi