close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

İsrâ Sûresi 85. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Veyes-elûneke ‘ani-rrûh(i)(s) kuli-rrûhu min emri rabbî vemâ ûtîtum mine-l’ilmi illâ kalîlâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve sana ruhu soruyorlar; de ki: Ruh, Rabbimin işindendir, hakındandır ve zaten size pek az bir bilgiden başka bir şey de verilmemiştir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Resulüm!) Sana Ruh’tan sorarlar; de ki: "Ruh, Rabbimin emrinden (hikmetli işinden, gizemli takdir ve tecellisinden)dir, size (ruhla ilgili) ilimden yalnızca az bir şey verilmiştir. (Böyle kapasitenizi aşan konulara dalmayın.)"
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Sana ruhtan yani insanın ruhu, Cebrâil, vahyin gelişi ve Kur'ân'ın Allah'tan gelişi hakkında soruyorlar, de ki: “Ruh, Rabbimin emrindedir. Bu konuda size pek az bilgi verilmiştir.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sana ruh ile ilgili sorular soruyorlar. “Ruh Rabbimin varettiği, koruduğu aslî düzenin bir bölümüdür. Size verilen azıcık ilimle çok az şeyi kavrayabilirsiniz.” de.
Ahmet Varol
swap_vert close
Sana ruhtan soruyorlar. De ki: "Ruh Rabbimin emrindendir. Size ilimden ancak az bir şey verilmiştir."
85.Buhari`nin Abdullah bin Mes`ud (r.a.)`dan rivayet ettiğine göre yahudilerin Resulullah (a.s.)`a ruhun ne olduğunu sormaları üzerine bu ayeti kerime indirilmiştir. Tirmizi`nin Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre bu soruyu yahudilerin tavsiyesi ile müşrikler sormuşlardır. İbnu Hacer iki rivayetin birleştirilmesi için Resulullah (a.s.)`ın yahudilerin sorularına cevap vermediğinin, sonra müşriklerin soruyu tekrar etmeleri üzerine bu ayeti kerimenin indirildiğinin düşünülebileceğini söylemiştir. Suyuti ise Buhari`nin rivayetini tercih etmiştir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Sana ruh'tan sorarlar; de ki: 'Ruh, Rabbimin emrindendir, size ilimden yalnızca az bir şey verilmiştir.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ey Rasûlüm) bir de sana rûh'dan, (Rûh'un hakîkatından) soruyorlar. De ki; rûh Rabbimin bildiği bir iştir ve size ilimden ancak az bir şey verilmiştir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Senden ruhu(*) soruyorlar. De ki: “Ruh, Rabbimin emrindendir. Ve size ancak az bir bilgi verilmiştir.
(*) Karakterlerden bahseden ayetten sonra ruhtan bahsedilmesi, buradaki ruhun biyolojik ruh olduğunu bildiriyor. Bir sonraki ayette ise vahiyden bahsedilmesi ve Kur’anın başka yerinde vahye ruh denilmesi, ruhtan kastın vahiy olduğu da ortaya çıkıyor. Fakat gerek biyolojik ruh gerekse vahiy, ikisi de aynı özelliğe sahiptirler. İkisi de Allah’ın emrinden geliyorlar. Biri maddi atom ve hücrelere düzen verir. Diğeri de fertlere ve ailelere düzen verir. Onun için ikisine de ruh denilmiştir.  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sana rûh hakkında soru sorarlar. De ki: “Rûh, Rabbimin emrindendir. Size ancak az bir bilgi verilmiştir.”[295]
[295] Rûh hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XI, 374-376; X, 434-436.  
Besim Atalay
swap_vert close
Sana ruhtan soruyorlar, diyesin ki: «Ruh Tanrımın emrindendir, size bilgi ancak az verilmiştir!»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki: “Ruh, Rabbimin emrindedir. (Onun hakkında) size çok az bilgi verilmiştir.”
Cemil Said
swap_vert close
Rûh hakkında suâl sorarlar. Di ki "Rûh rabbin emriyle halk olunmuşdur, lâkin içinizde pek az âdem bunı bilebilür."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Sana ruhun ne olduğunu soruyorlar, de ki: "Ruh, Rabbimin emrinden ibarettir. Bu hususta size pek az bilgi verilmiştir."
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki: “Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir. Size pek az ilim verilmiştir.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Sana ruh hakkında soru sorarlar. De ki: “Ruh rabbimin emrindendir ve size pek az bilgi verilmiştir.”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Sana ruh hakkında soru sorarlar. De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ancak az bir bilgi verilmiştir.  
 Bu âyet, insan için ruhun mahiyetini kavramanın imkânsız olduğunu ifade etmektedir. Nitekim «Ruh’un mahiyeti» problemi, asırlardır insanlığı en çok düşündüren konulardan biri olmakla beraber, halen meseleye nihaî bir çözüm getirilmemiştir ve öyle görülüyor ki, bundan sonra da getirilemeyecektir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Sana ruhtan (vahiyden) sorarlar. De ki: "Vahiy Rabbimden gelir. Size verilen bilgi ise pek azdır."
"Ruh" kelimesi Türkçe'de Yunan Felsefesinden aktarılan bir anlamda kullanılır. Kuran terminolojisinde "Ruh," vahiy ve Tanrısal bilgi demektir. Ölüm ve uyku anında vücuttan ayrılan şey ise "Nefs", yani bilinç ve kişiliktir (39:42). Vahyi iletmekle görevli olan melek Cebrail'in künyesi "Ruhul Kuds" (Kutsal Vahiy) dir (6:102). Tanrı, insan türünü özel bir vahiy ile bilinç ve kişilik sahibi kıldı (15:29; 38:72; 33:9). Şeytani virüsler ve kötü kullanım yoluyla dejenere olan bilinç ve kişiliğimizin programını Ruh adlı programı beynimize yerleştirerek düzeltebiliriz. Vahiy, genetik yapılarındaki orijinal ruhlarını kaybedenleri diriltir (6:122; 8:24). Ölümle birlikte Tanrı'nın ana kaydına kopyalanan "nefis," fincanlarla veya benzeri ilkel metotlarla tekrar dünyaya getirilemez. "Ruh çağırma," safların inandığı ve şarlatanların istismar ettiği bir eğlenceden ibarettir. Herhangi bir insanın beynindeki özgün nuron örgüsü ve hayat boyu hafızada biriktirilen bilgiler, ileri bir teknolojiyle organik olmayan bir materyale, örneğin, giga-giga bitelık bir kompüter diskine kaydedilebilir mi? Bir başka değişle, kişiliği, beynin organik maddesinden "bilgi" olarak soyutlayıp nakledebilir miyiz, koruyabilir miyiz, çoğaltabilir miyiz? Teknolojinin gelişimine bakılırsa, böyle bir şeyin olması olmamasından daha olağan gözüküyor. "Çürüyen kemikler mi diriltilecek miş?" diye dirilme olayını inkar eden ateistler, biyolojik ölüm olayıyla herşeyin kaybolmadığını ve insanın bir "bilgi" kümesinden oluştuğunu laboratuvarlarında gördükten sonra bu gerçeği binlerce yıldır elçiler yoluyla bildiren Yüce Tanrı karşısında secdeye varacaklarına, kibir ve gururla inkara devam edeceklerdir büyük olasılıkla... Kuşkusuz, bu gurur Saat ile son bulacaktır (10:24). Bak 15:29.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ey Muhammed! Sana ruhtan soruyorlar. De ki: "Ruh Rabbimin bildiği bir iştir ve size ilimden ancak az bir şey verilmiştir."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bir de sana ruhtan soruyorlar, de ki: ruh rabbımın emrindendir ve size ılimden ancak az bir şey verilmiştir
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm!) Sana rûhtan sorarlar. De ki: “Rûh, Rabbimin emrindendir (hakikatini/mahiyetini sadece O bilir) ve size (rûhla ilgili) ilimden pek az bir şey verilmiştir.”
Erhan Aktaş
swap_vert close
Sana ruhtan¹ soruyorlar. De ki: “Ruh, Rabb'imin işindendir². Ve size ilimden çok az verilmiştir.
1- Ruh; insanı yaşatan “can”, “vahiy,” ve “vahyin kaynağı” anlamlarına sahip bir sözcüktür. Bu ayetteki “ruh” sözcüğü, vahyin kaynağı, diğer bir deyimle “vahiy” demektir. Bir sonraki ayete bakıldığında da ruhun vahiy anlamına geldiği görülmektedir. 2- Rabb'imin emrindendir; O'nun bileceği bir şeydir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Sana «ruuh» u sorarlar. De ki: «Ruuh, Rabbimin emri (cümlesi) ndendir. (Zâten) size az bir ilimden başkası verilmemişdir».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hem sana ruhdan soruyorlar. De ki: “Ruh Rabbimin emrindendir;(4) size ise ilimden ancak pek az bir şey verilmiştir.”
(4)Ruh hakkında bakınız; (Sözler, 29. Söz, 190-193)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Bir de sana ruhtan (gönüllere hayat veren vahiyden) soruyorlar. De ki: Ruh (vahiy) Rabbimin emrindendir (bana Rabbimin emri ile ulaştırılmaktadır). Oysa (bu konuda) size bilgiden ancak az bir şey verilmiştir. *
(*) Rûh teriminin bu yolda yorumu hk. Bkz: 16. sure, 2. not. Bazı müfessirler burada ruh sözcüğünden kastın “vahiy” olgusu, özellikle de Kur’an’ın vahyi olduğu görüşündedirler; bazıları ise, sözcüğü “ruh,” yani “insan ruhu” olarak anlamışlardır. Ne var ki, bu son yorum, önceki ve sonraki ayetlerin açıkça Kur’an’a işaret ettikleri gözönünde tutulursa, bölümün anlam örgüsü içinde pek inandırıcı gözükmemektedir; bunun içindir ki, bizce “rûh”dan kasıt, vahiy olgusudur. (M. Esed Meal Açıklaması) Rûh, İsrâ sûresi bağlamında, hayatı tamamen değiştiren, ona maddî ve sığ hedeflerden ziyade uhrevî ve yüce bir istikamet çizen, insanın kendi elleri ile şekillendirdiği karakterinde köklü değişime sebep olan Allah’ın emir, buyruk ve yönlendirmeleri manasındadır. “Ve size, az bir ilimden başka bir şey verilmedi.” cümlesi de Allah’ın sonsuz ilmi karşısında insana verilenlerin çok az olduğunu ifade etmektedir… Allah’ın bilgisi olan ilâhî bilgiden/rûhtan insanoğluna çok az bir bölüm verilmiştir. O da indirilen âyetlerdir. Zira insanın kapasitesi sınırlı, üstelik ilâhî bilginin bir kısmı da gaybîdir. Bu âyetten 90. âyete kadar vahye dikkat çekilmesi bir önceki âyette geçen “rûh” kelimesinin vahiy anlamına geldiğinin iç bağlam delilidir. (Kurandan Hayata) Not: Burada (قُلِ الرُّوحُ مِنْ أَمْرِ رَبِّي) ‘’ De ki ruh Rabbimin emrindendir’’deniliyor. Yine Şura süresi 52. ayete de (أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ رُوحاً مِّنْ أَمْرِنَا) ‘’Biz sana emrimizden bir ruhu (gönüllere hayat veren Kur’an’ı) vahyettik. (Hâlbuki daha önce) sen kitap nedir, iman nedir bilmiyordun. ’’deniliyor… a) Dikkat edilirse, her iki sürede de ruh aynı şekilde anlatılmaktadır. Bu nedenle Şura süresinde vahyedilen ruh nasıl vahiy anlamında ise, İsra süresi 85. ayetindeki ruh da, yine aynı anlamdadır. Zaten insana hakiki ruh (yani hayat ve huzur) veren de vahiydir. b) Yine İsra-85. ayetten sonra gelen 86. ayette dikkat edilirse, orada da vahiyden zöz edildiği anlaşılacaktır. Mesela: ‘’Ve Resulüm! Eğer dilersek; elbette ki, sana vahyetimizi de (kur’an’ı da) senden (hafızandan) giderebiliriz’’şeklindeki ifadeyle, bundan önceki ayette de (İsra-85) geçen ruh, vahiy anlamında olduğu anlaşılır. Ayrıca ancak bu şekilde ayetlerin siyak ve sibakı da birbiriyle mutabık kalabilmektedir… (الله اعلم ) Bize göre de soru, indirilen Kur’an vahyi ile ilgili olduğudur. Bu sureden sonra inen Şuara suresinde de bu konu geçer. Dolayısıyla sorunun bu münasebetle sorulmuş olması ihtimali vardır…Kaynak: (M. İzzet Derveze, et-Tefsiru’l-Hadis, C 2,s.374-375.) Ayette sorulan, tefsirlerin büyük çoğunluğunun söylediğinin aksine, kişiye can veren ruh değil, vahyin/Kur’an’ın kendisidir. Çünkü nasıl ruh insana can veriyorsa vahiy/Kur’an da insana manevi olarak ebedî kurtuluşa götüren bir can vermektedir. Allah bunu, "Ey inananlar! Allah ve Peygamber, sizi, hayat verecek şeye çağırdığı zaman çağrısını kabul edin."(Enfal,24) ayetiyle belirtir. Kaynak: Ruh Kavramının Kur’an’ daki Karşılığı - İbrahim Sarmış// وكلمة الروح تطلق فى القرآن الكريم على أمور منه الوحى، كما فى قوله - تعالى -: { يُلْقِي ٱلرُّوحَ مِنْ أَمْرِهِ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِ ... } (الوسيط في تفسير القرآن الكريم) وقيل: الروح القرآن ويدل عليه الآية قبله والآية بعده.( البحر المحيط) الثالث: أنه القرآن، قاله الحسن، كما قال تعالى { وكذلك أوحينا إليك روحاً من أمرنا } [الشورى: 52] فيكون معناه أن القرآن من أمر الله تعالى ووحيه الذي أنزل عليّ وليس هو مني (النكت والعيون): وأيضاً السبب في تسمية القرآن بالروح أن بالقرآن تحصل حياة الأرواح والعقول لأن به تحصل معرفة الله تعالى ومعرفة ملائكته ومعرفة كتبه ورسله والأرواح إنما تحيا بهذه المعارف وتمام تقرير هذا الموضع ذكرناه في تفسير قوله: { يُنَزّلُ ٱلْمَلَـٰئِكَةَ بِٱلْرُّوحِ مِنْ أَمْرِهِ } [النحل: 2]، وأما بيان المقام الثاني وهو أن الروح اللائق بهذا الموضع هو القرآن لأنه تقدمه قوله: { وَنُنَزّلُ مِنَ ٱلْقُرْءانِ مَا هُوَ شِفَاء وَرَحْمَةٌ لّلْمُؤْمِنِينَ } [الإسراء: 82] والذي تأخر عنه قوله: { { وَلَئِن شِئْنَا لَنَذْهَبَنَّ بِٱلَّذِى أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ } } [الإسراء: 86] إلى قوله: { { قُل لَّئِنِ ٱجْتَمَعَتِ ٱلإِنسُ وَٱلْجِنُّ عَلَىٰ أَن يَأْتُواْ بِمِثْلِ هَـٰذَا ٱلْقُرْءانِ لاَ يَأْتُونَ بِمِثْلِهِ وَلَوْ كَانَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ ظَهِيرًا } [الإسراء: 88] فلما كان قبل هذه الآية في وصف القرآن وما بعدها كذلك وجب أيضاً أن يكون المراد من هذا الروح القرآن حتى تكون آيات القرآن كلها متناسبة متناسقة وذلك لأن القوم استعظموا أمر القرآن فسألوا أنه من جنس الشعر أو من جنس الكهانة فأجابهم الله تعالى بأنه ليس من جنس كلام البشر وإنما هو كلام ظهر بأمر الله ووحيه وتنزيله فقال: {قُلِ ٱلرُّوحُ مِنْ أَمْرِ رَبّى } أي القرآن ظهر بأمر ربي وليس من جنس كلام البشر (مفاتيح الغيب ، التفسير الكبير - اللباب في علوم الكتاب)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sana Ruh hakkında soru soruyorlar. Deki “Ruh (vahy edilen Kur’an)[16] Rabbimin emri ile meydana gelmektedir. (Vahyin indirilişi hakkında) Size az bir bilgi verilmiştir.
[16] 42 Şura suresi 52 ni ayette de aynı kalıp içerisinde tekrar edilen “ Ve kezalike evhayna ileyk Ruhen min emrina” Ve böylece sana kendi emrimizden (yalnızca bizden) olmak üzere Ruh’u (Kur’an’ı) vahyettik.” Ayetinde ki Ruh kelimesi kesinlikle kitabımız Kur’an’dır. Bir sonraki ayette Kur’an olduğu açık bir şekilde görülüyor. Bizde yukarda ki ayette geçen Ruh’u Kuran olarak tercüme ettik.  
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
San ruhun ne olduğunu sorarlar. De ki: "Ruh çalabınızın buyruğudur. Size ancak az bir bilim verilmiştir."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Sana ruhu soruyorlar, onlara de ki ruh Rabbimin fermanındandır [¹¹], size az bir ilim verilmiştir.
[11] Yahut «Rabbimin bildiği ilimdendir. Veyahut Kur'an Rabbimin vahyidir», veyahut Cebrail Rabbimin emriyle iner».  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Sana ruhtan sorarlar, de ki: “Ruh Rabbimin bir işidir/emridir. Zaten bu konuda size az bir bilgi verilmiştir.”⁴³
43 Bu tercüme en genel tercümedir. Kur’an semantiği ve Arapça gramer özellikleri dikkate alınarak farklı çeviri ve anlam çıkarmak mümkündür. 1) Hz. Peygamber’e ruh hakkında soru soranlar/sorduranlar Yahudilerdir. O hâlde anlam: “Onlara de ki: Size bu konuda az bir bilgi verilmiştir” cevabıyla ruh hakkındaki az bilginin Yahudilere verildiğine işaret vardır. Buradan Müslümanlara da az bilgi verildiği anlamı çıkmaz. 2) Lâfzın özel oluşu hükmün genel oluşuna engel değildir veya anlam umumidir prensibini esas alırsak, o zaman herkesin bilgisi azdır olur. 3) Ayette “illa” istisna edatı vardır. İstisna edatlarında iki unsur olur: “Müstesna” ve “müstesna minhu”(istisna kılınan). İlim kelimesi, bir isim olarak müstesna minhu kabul edildiğinde, “İlimden az bilgi verildi” anlamı doğrudur. Hâlbuki aynı cümlede “müstesna minhu” yapabileceğimiz bir diğer kelime daha vardır. İsim grubundan sayılan ve siz anlamına gelen “tum” zamiridir. O zaman anlam: “Sizin pek azınıza bu konuda ilim/bilgi verildi” olur ki buradan da bazılarının ruhu bildiği veya bilebileceği anlaşılır. Ayet böyle anlamaya müsaittir. 4) Bunu da genele (2. maddedeki kurala) tabi tutarsak, sadece Yahudilerin değil bütün insanların arasından pek az kişi ruhu bilebilir demektir. (Bkz. İslam’ı Anlamak, s. 42 adlı kitabımız.)  
Kadri Çelik
swap_vert close
Sana ruh hakkında sorarlar. De ki: “Ruh, Rabbimin emrindendir ve size ilimden yalnızca az bir şey verilmiştir.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Muhammed! Sana, vahiy meleği Cebrail’in mahiyetini ve vahiy olgusunu, yani Ruh’u soruyorlar. Onlara de ki: “Ruh, doğrudan doğruya Rabb’imin emrindedir ve ancak O’nun izniyle gelir. Fakat insanın sınırlı aklı, bunun mahiyetini tam olarak kavrayamaz. Çünkü size, pek az bilgi verilmiştir.” Bu vahiy olayı, tamamen Muhammed’in inisiyatifi dışında cereyan etmektedir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Sana Rûh’tan da soruyorlar. De ki: -“Rûh rabbimin işindendir. İlim’den sadece biraz size verildi”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! Sana ruhu soruyorlar. De ki: " Ruh, Rabb'imin işidir. Size onun hakkında pek az bilgi verilmiştir. "
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnkâr edenler sana ruhtan sorarlar. De ki; "Ruh Rabbimin emridir. Rabbim emirleri doğrultusunda bana pek az bilgi vermiştir. Ben; Rabbim size okumam için hangi emri ilettiyse size onları okurum. Bundan başka bildiğim yoktur. Siz de bilemezsiniz. Okuduklarım Rabbimin katındaki kitaptan bildirilmektedir. Rabbimin katındaki bilgilere sahip değilim! Kitabın muhafaza edildiği yere de ulaşamam! Kendiliğimden muhafaza altındaki kitaptan emirler getiremem!"
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Sana [rûh]tan [*] soruyorlar. De ki: “[Rûh], Rabbimin emrindendir.” (Bu konuda) size ancak az bir bilgi verilmiştir.
Burada geçen [rûh] ile kastedilen “Kur’an”, “insan ruhu” ve “Cebrail” olabilir. Kastedilen eğer vahiy ise “az bilginin verilmesi” vahyin indirilişinin henüz bitmemesi şeklinde yorumlanabilir. Dahası vahyin tamamı indirilmiş olduktan sonra da Kur’an Yüce Allah’ın [kelam] sıfatı olması itibariyle O’nun bu sıfatını insan idrakinin bütünüyle kuşatması kesinlikle söz konusu olamaz. Dahası Kehf 18:110’da ve Lokmân 31:27’de de “Allah’ın kelimelerinin sınırsız olduğu” belirtilmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Ve sana rûh hakkında soru soruyorlar. (Sen onlara): “Ruh, sadece Rabbimin bildiği bir şeydir ve (bu konuda) size çok az bir bilgi verilmiştir.” de.
Muhammed Esed
swap_vert close
BİR DE, sana ilahî esinlenme ¹⁰¹[nin mahiyeti] hakkında soru soruyorlar. De ki: “Bu esinlenme Rabbimin buyruğuyla [cereyan etmekte]dir; ve [ey insanlar, siz bunun mahiyetini anlıyamazsınız, çünkü] bu konuda size pek az bilgi verilmiştir”.
101 Rûh teriminin bu yolda yorumu hk. bkz. 16. sure, 2. not. Bazı müfessirler burada ruh sözcüğünden kastın “vahiy” olgusu, özellikle de Kur’an’ın vahyi olduğu görüşündedirler; bazıları ise, sözcüğü “ruh,” yani “insan ruhu” olarak anlamışlardır. Ne var ki, bu son yorum, önceki ve sonraki ayetlerin açıkça Kur’an’a işaret ettikleri gözönünde tutulursa, bölümün anlam örgüsü içinde pek inandırıcı gözükmemektedir; bunun içindir ki, bizce “rûh”dan kasıt, vahiy olgusudur.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sana ruhtan/vahiyden soruyorlar deki: “Ruh/vahiy Rabbimin emrindedir. O sonsuz bilgi kaynağından size çok az bir şey verilmiştir.” 26/192...194, 42/52
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
SANA ruh hakkında soruyorlar.[²³²⁴] De ki: “Ruh Rabbimin (akıl sır ermez) işlerindendir ve size bu konuda çok sınırlı bir bilgi verilmiştir.”
[2324] Rûh hayatın sırrıdır. 21 kez kullanılan ruh, “vahiy” (16:2, not 5) “vahiy meleği” (26:193) ve insanın beşerliğinin üzerine insanlığını ilave eden Allah’ın emrinden ilâhî bir sır (15:29; 38:72; 66:12; 32:9) olarak geçer. Yani ruh insanı diğer canlılardan ayıran niteliktir ki, bu da insanın akletme melekesine tekabül eder. Bu âyetin öncesi insan ve onun ayırıcı niteliği olan akılla, sonrası ise vahiyle ilgilidir. Bu bizi, âyette geçen rûhun hem vahiy hem insan için kullanılan ortak bir kavram olduğu sonucuna götürür. Bu da Allah tarafından insana “üflenen ruhun” (15:29) doğal bir sonucu olarak Allah’la insan, ilâhî kelâm ile insani kelâm, ilâhî irade ile insani irade, vahiy ile akıl, ilâhî ahkâm ile beşeri hüküm ve muhakeme arasındaki kopmaz bağlantıyı ifade eder. Âdem’in yaratılışı bahsinde geçen “isimlerin öğretilmesi” (2:31) işte bu ilişkinin bir sonucudur. Vahiy, Allah’ın insana öğretme sürecinin bir parçasıdır. Yeryüzünde yaratılış amacına uygun bir hayat inşâ etmek amacıyla yaratılan insan, hayatın özüne/ruhuna sadık kalacaksa, bunu ancak kendi özünü/ruhunu vahyin özü/ruhu olan anlamıyla inşâ ederek gerçekleştirebilir. Bir çok müfessir buradaki ruhu “Kur’an” olarak anlamıştır (Taberî; Râzî vd.) Fakat Kur’an “akıl sır ermez işlerden olmadığı gibi, “sınırlanan” bir bilgi kaynağı da değildir. O hâlde bu ruh bir sonraki âyetin de îmâ ettiği gibi, Kur’an’dan da öte, vahyin gerçekten insan idrakine kapalı sırlarla dolu “kaynağıyla” ilgili olsa gerektir. Çevirimiz, bu mülahazalara dayanmaktadır. Mevdudi de bu ibareyi “vahyin kaynağı” şeklinde anlamıştır (Tefhimu’l-Kur’an). Sözün özü ruh, varlıkların anlamını temsil eder. Onu üflemek, varlığa anlam vermektir. Elbette Allah en doğrusunu bilir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Sana Ruh'tan sorarlar, De ki: ruh, Rabbimin ermindendir! (*) Ve size ilimden ancak az bir şey verilmiştir! (**)
(*) Ruh, benim malikim olup beni terbiye eden Rabbimin bütün mahlûkâtı üzerindeki ilahlık emrinden bir emirdir ki, bana kendimi ve Rabbimi tanıtır. Demek ki bir ruh tasarlamasında asıl olan şu üç duygudur: "Ben", "emir", “Rab"! İşte ruh "ene" ye Rabbin özel bir etkisi ile tamlamasını ifade eden emirdir. Bu özel tamlama, bu emir olmayınca kimse kendini duymaz, herkes bu tamlama nisbetinin özelliğine göre kendisini duyar, ruhu duyan ancak Rabbini duyar. Bundan dolayıdır ki, ruhu Rab zannedenler, Rabb'a ruh diyenler, üçlü ilah inancına sapanlar olmuştur. Onun için "Rabbimin emrindendir" cevabında bu yanlışlar da düzeltilerek anlatılmıştır ki, ne "ene- ben", ne de “ruh" Rab değildir. Ruh, Rabbimin emrindendir. Ruh, beni terbiye eden, bu cümleden bana vahiy ve peygamberlik veren, beni İsra ile Mirac'a yükselten, beni bir şefaat makamına gönderen ve bana Kur'an’ı indirmekte bulunan Rabbimin emrinden bir emirdir ki, ben kendimi ve Rabbim olan yüce Allah’ı onunla bilirim. (**) Bazılarının sandığı gibi, hiçbir şey bilmez değilsiniz. Bazılarının iddia ettiği gibi bütün gerçekleri bilir de değilsiniz. Ruhunuzun mertebesine göre, Rabbinizi tanıyacak.. vazifelerinizi anlayacak kadar orantılı bir şekilde bilirsiniz. Şunu da unutmamak gerekir ki, insanın ilmi Allah tarafından verilmiş olduğu gibi, yok olabilir de. Bir insana en büyük ruhun, en yüksek ilmi mertebenin verildiği farz edilse, onu emriyle dilerse bir anda alıverir, İşte gururdan sakınmak için, bu gerçeğin bilinmesi çok önemli olduğundan yüce Allah,-Peygamberin şahsında- diğer kullarını şöyle uyarıyor.  
Osman Fırat
swap_vert close
Ve sana ’RUH’u’ sorarlar. De ki: Ruh, Rabbimin bir işidir ve size de ilimden pek az bir şey verilmiştir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Sana ruhtan sual ederler. De ki: «Ruh Rabbimin emrindendir. Size ise ilimden ancak az birşey verilmiştir.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Bir de sana “rûh” hakkında soru sorarlar. De ki: “Rûh Rabbimin emrindedir, O'nun bileceği işlerdendir. Size sadece az bir ilim verilmiştir. ”
Bu âyetteki ruh, genellikle “İnsanın ruhu, canı” olarak anlaşılır. Kur’ân’da Cebrail (a.s.) hakkında da kullanılır. Âyetin, Kur’ân vahyinden bahsedilen bir siyak içinde yer alması, Cebrail’in de vahyi getiren melek olması karineleriyle, bazı müfessirler burada ikinci tefsir üzerinde dururlar. “Vahyi Cebrail getiriyor.” cevabını alan müşrikler onun hakkında bilgi istemiş olabilirler.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Sana ruhtan sorarlar. De ki: "Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ilimden pek az bir şey verilmiştir."
Rûh, Allah'ın emrinden, yani O'nun yaratma işlerindendir. O'nun mâhiyetini ancak Allah bilir. Rûhun kendisini göremiyorsak da varlığını, yaptığı işlerden anlıyoruz. Allah'a en yakın yaratık rûhtur. Rûh, hayât kaynağıdır, herşeye canlılık veren odur. Burada Rûh'un, peygamber'e vahiy getiren Cebrâîl olması daha güçlü bir olasılıktır.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Senden rûh hakkında sorarlar. Di ki: "Rûh rabbimin emridir. "Bunı ben yârın yaparım" dime. İllâ "Allâh ister ise yaparım" söyle. Çünki size 'ilimden az bir şey virilmişdir. [¹]
[1] Kureyş'den ba'zılar Medîne'ye gelüb Yehûd 'ulemâsının teşvîkiyle Rasûl-ü Ekrem'den imtihân içün üç suâl sordılar. Biri Ashâb-ı Kehf, ikincisi Zülkarneyn, ve üçüncüsi rûh hakkında idi. Fahr-i Kâinât "Yârın size cevâb viririm" didi fakat "İnşâallah" dimeği unutdığından kırk gün vahiy munkatı' oldı. Nihâyet "İnşâallah dimedikce yârın bir şey yaparım dime" emri ve onı müte'âkib Ashâb-ı Kehf ve Zülkarneyn haklarındaki âyât-ı kerîme ile bu âyet nâzil oldı.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sana ruhu soruyorlar. De ki “Ruh Rabbinizin emridir. Size (bu konuda) verilmiş olan bilgi[*] pek azdır.”
[*]Bilgi, vahiy olabilir. Bkz. (Şura 42/52)  
Şaban Piriş
swap_vert close
Sana ruhtan soruyorlar. De ki: -Ruh, Rabbimin emrindendir. Onun hakkında size çok az bilgi verilmiştir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Sana ruhtan soruyorlar. De ki: Ruh Rabbimin emrindendir.(12) Bu konuda size pek az bilgi verilmiştir.
(12) Rabbimin bir “Ol” emriyle yarattığı bir varlıktır. Veya, Rabbimin işlerinden bir iştir.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ve sana rûhtan sorarlar. De ki: "Rûh, Rabbimin emrindendir. Ve size, ilimden sadece az bir şey verilmiştir."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı śorarlar saña candan eyit “can çalabum buyruġındandur. daħı virinilmedüñüz bilmekden illā az.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Yā Muḥammed ṣorarlar saña cāndan. Eyit yā Muḥammed: Cān Tañrı Ta‘ālāemrindendür, daḫı virilmedüñüz ‘ilmden illā az nesne.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Səndən ruh (ruhun mahiyyəti və keyfiyyəti) haqqında soruşarlar. De: “Ruh Rəbbimin əmrindədir. (Allahın əmri ilə yaradılmışdır). Sizə (bu barədə) yalnız cüz’i (az) bir bilik verilmişdir!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
They will ask thee concerning the Spirit. Say: The Spirit is by command of my Lord, and of knowledge ye have been vouchsafed but little.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
They ask thee concerning the Spirit (of inspiration).(2285) Say: "The Spirit (cometh) by command of my Lord: of knowledge it is only a little that is communicated to you, (O men!)"
2285 What is the nature of inspiration? Who brings it? Can it ask its Bringer questions? Can we ask anything which we wish? These are the sort of questions always asked when inspiration is called in question. The answer is given here. Inspiration is one of those high spiritual mysteries which cannot be explained in the terms of everyday human experience. It is spiritual. The Spirit (Gabriel) does not come of his own will. He conies by the command of Allah, and reveals what Allah commands him to reveal. Of the sum total of true spiritual knowledge what a small part it is that ordinary mortals can understand! They can be only given that which they can understand, however dimly. We are not in a position to ask anything that we wish. If we did so, it would only make us look foolish, for the guidance comes from Allah's Wisdom, not from our worldly knowledge.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَيَسْـَٔلُونَكَ
ve sana soruyorlar
عَنِ الرُّوحِۜ
rûhtan
قُلِ
de ki
الرُّوحُ
rûh
مِنْ اَمْرِ
emrindendir
رَبّ۪ي
Rabb-imin
وَمَٓا اُو۫ت۪يتُمْ
ve size verilmemiştir
مِنَ الْعِلْمِ
ilimden
اِلَّا
an- cak
قَل۪يلاً
pek az
Sana rûh hakkında soruyorlar. De ki: "Rûh, Rabbimin emrindendir ve size ancak (onun hakkında) pek az bir ilim verilmiştir."
سَاَلَ
Fiil-I
س ا ل
İstedi, sorguya çekti, sordu
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
رُوح
İsim
ر و ح
Rûh
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
رُوح
İsim
ر و ح
Rûh
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اَمْر
İsim
ا م ر
Emir, iş, tedbir, izni ile
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عِلْم
İsim
ع ل م
İlim, bilgi
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
قَلِيل
İsim
ق ل ل
Az