Bir de sana ruhtan (gönüllere hayat veren vahiyden) soruyorlar. De ki: Ruh (vahiy) Rabbimin emrindendir (bana Rabbimin emri ile ulaştırılmaktadır). Oysa (bu konuda) size bilgiden ancak az bir şey verilmiştir. *
(*) Rûh teriminin bu yolda yorumu hk. Bkz: 16. sure, 2. not. Bazı müfessirler burada ruh sözcüğünden kastın “vahiy” olgusu, özellikle de Kur’an’ın vahyi olduğu görüşündedirler; bazıları ise, sözcüğü “ruh,” yani “insan ruhu” olarak anlamışlardır. Ne var ki, bu son yorum, önceki ve sonraki ayetlerin açıkça Kur’an’a işaret ettikleri gözönünde tutulursa, bölümün anlam örgüsü içinde pek inandırıcı gözükmemektedir; bunun içindir ki, bizce “rûh”dan kasıt, vahiy olgusudur. (M. Esed Meal Açıklaması) Rûh, İsrâ sûresi bağlamında, hayatı tamamen değiştiren, ona maddî ve sığ hedeflerden ziyade uhrevî ve yüce bir istikamet çizen, insanın kendi elleri ile şekillendirdiği karakterinde köklü değişime sebep olan Allah’ın emir, buyruk ve yönlendirmeleri manasındadır. “Ve size, az bir ilimden başka bir şey verilmedi.” cümlesi de Allah’ın sonsuz ilmi karşısında insana verilenlerin çok az olduğunu ifade etmektedir… Allah’ın bilgisi olan ilâhî bilgiden/rûhtan insanoğluna çok az bir bölüm verilmiştir. O da indirilen âyetlerdir. Zira insanın kapasitesi sınırlı, üstelik ilâhî bilginin bir kısmı da gaybîdir. Bu âyetten 90. âyete kadar vahye dikkat çekilmesi bir önceki âyette geçen “rûh” kelimesinin vahiy anlamına geldiğinin iç bağlam delilidir. (Kurandan Hayata) Not: Burada (قُلِ الرُّوحُ مِنْ أَمْرِ رَبِّي) ‘’ De ki ruh Rabbimin emrindendir’’deniliyor. Yine Şura süresi 52. ayete de (أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ رُوحاً مِّنْ أَمْرِنَا) ‘’Biz sana emrimizden bir ruhu (gönüllere hayat veren Kur’an’ı) vahyettik. (Hâlbuki daha önce) sen kitap nedir, iman nedir bilmiyordun. ’’deniliyor… a) Dikkat edilirse, her iki sürede de ruh aynı şekilde anlatılmaktadır. Bu nedenle Şura süresinde vahyedilen ruh nasıl vahiy anlamında ise, İsra süresi 85. ayetindeki ruh da, yine aynı anlamdadır. Zaten insana hakiki ruh (yani hayat ve huzur) veren de vahiydir. b) Yine İsra-85. ayetten sonra gelen 86. ayette dikkat edilirse, orada da vahiyden zöz edildiği anlaşılacaktır. Mesela: ‘’Ve Resulüm! Eğer dilersek; elbette ki, sana vahyetimizi de (kur’an’ı da) senden (hafızandan) giderebiliriz’’şeklindeki ifadeyle, bundan önceki ayette de (İsra-85) geçen ruh, vahiy anlamında olduğu anlaşılır. Ayrıca ancak bu şekilde ayetlerin siyak ve sibakı da birbiriyle mutabık kalabilmektedir… (الله اعلم ) Bize göre de soru, indirilen Kur’an vahyi ile ilgili olduğudur. Bu sureden sonra inen Şuara suresinde de bu konu geçer. Dolayısıyla sorunun bu münasebetle sorulmuş olması ihtimali vardır…Kaynak: (M. İzzet Derveze, et-Tefsiru’l-Hadis, C 2,s.374-375.) Ayette sorulan, tefsirlerin büyük çoğunluğunun söylediğinin aksine, kişiye can veren ruh değil, vahyin/Kur’an’ın kendisidir. Çünkü nasıl ruh insana can veriyorsa vahiy/Kur’an da insana manevi olarak ebedî kurtuluşa götüren bir can vermektedir. Allah bunu, "Ey inananlar! Allah ve Peygamber, sizi, hayat verecek şeye çağırdığı zaman çağrısını kabul edin."(Enfal,24) ayetiyle belirtir. Kaynak: Ruh Kavramının Kur’an’ daki Karşılığı - İbrahim Sarmış//
وكلمة الروح تطلق فى القرآن الكريم على أمور منه الوحى، كما فى قوله - تعالى -: { يُلْقِي ٱلرُّوحَ مِنْ أَمْرِهِ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِ ... } (الوسيط في تفسير القرآن الكريم) وقيل: الروح القرآن ويدل عليه الآية قبله والآية بعده.( البحر المحيط) الثالث: أنه القرآن، قاله الحسن، كما قال تعالى { وكذلك أوحينا إليك روحاً من أمرنا } [الشورى: 52] فيكون معناه أن القرآن من أمر الله تعالى ووحيه الذي أنزل عليّ وليس هو مني (النكت والعيون): وأيضاً السبب في تسمية القرآن بالروح أن بالقرآن تحصل حياة الأرواح والعقول لأن به تحصل معرفة الله تعالى ومعرفة ملائكته ومعرفة كتبه ورسله والأرواح إنما تحيا بهذه المعارف وتمام تقرير هذا الموضع ذكرناه في تفسير قوله: { يُنَزّلُ ٱلْمَلَـٰئِكَةَ بِٱلْرُّوحِ مِنْ أَمْرِهِ } [النحل: 2]، وأما بيان المقام الثاني وهو أن الروح اللائق بهذا الموضع هو القرآن لأنه تقدمه قوله: { وَنُنَزّلُ مِنَ ٱلْقُرْءانِ مَا هُوَ شِفَاء وَرَحْمَةٌ لّلْمُؤْمِنِينَ } [الإسراء: 82] والذي تأخر عنه قوله: { { وَلَئِن شِئْنَا لَنَذْهَبَنَّ بِٱلَّذِى أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ } } [الإسراء: 86] إلى قوله: { { قُل لَّئِنِ ٱجْتَمَعَتِ ٱلإِنسُ وَٱلْجِنُّ عَلَىٰ أَن يَأْتُواْ بِمِثْلِ هَـٰذَا ٱلْقُرْءانِ لاَ يَأْتُونَ بِمِثْلِهِ وَلَوْ كَانَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ ظَهِيرًا } [الإسراء: 88] فلما كان قبل هذه
الآية في وصف القرآن وما بعدها كذلك وجب أيضاً أن يكون المراد من هذا الروح القرآن حتى تكون آيات القرآن كلها متناسبة متناسقة وذلك لأن القوم استعظموا أمر القرآن فسألوا أنه من جنس الشعر أو من جنس الكهانة فأجابهم الله تعالى بأنه ليس من جنس كلام البشر وإنما هو كلام ظهر بأمر الله ووحيه وتنزيله فقال: {قُلِ ٱلرُّوحُ مِنْ أَمْرِ رَبّى } أي القرآن ظهر بأمر ربي وليس من جنس كلام البشر (مفاتيح الغيب ، التفسير الكبير - اللباب في علوم الكتاب)