Ve Kur’an’dan, inananlar için (gönüllerindeki manevi hastalıklara) şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. Zalimlerin ise (inkâr ve inatları yüzünden) ancak yıkımlarını artırıyor.*
(*) Not…Kur’an’ın şifa ve rahmet oluşu mânevîdir. Buna göre Kur’an’da şifa vardır; yani o, iman, amel ve ahlâka ilişkin mânevî hastalıkları iyileştirir, müminleri bunlardan korur; gönül, duygu, düşünce ve vicdanlardan cahillik örtüsünü kaldırır, Allah’ın varlığı ve birliği konusunda kuşkuları ve tereddütleri giderir. Kur’an’da rahmet vardır; yani Kur’an kısaca din ve dünya hayatının doğru, sağlıklı ve güzel olması için gerekli bilgiler içerir, düzenlemeler yapar, hakkını vererek okuyanlara büyük ecirler kazandırır, Allah’ın mağfiretine ve hoşnutluğuna lâyık kılar; Kur’an müminler için güçlükleri kolaylığa çevirir, kusurları giderir, günahları siler (bk. Kurtubî, X,322; Şevkânî, III,286). Mümin, Kur’an’dan feyz almasını bildiği, bu maksatla okuduğu, dinlediği için, Kur’an âyetleri kendisine manevi bir şifa ve rahmet vesîlesidir. Buna karşılık, hastanın ilaçtan yararlanmak istemeyişi onun hastalığını artırdığı gibi, zalimin Kur’an’dan uzak durması da onun hüsranını artırır. (Diy. Vakfı Meal Açıklaması) Sahtekâr hocalar, bu ayetin anlamını saptırarak Kur’an ayetlerini yüzyıllarca halka aspirin veya merhem gibi satmışlardır. Kuran’ın mesajından yabancılaşan Müslümanlar, Kuran ayetlerinin yazılı bulunduğu kâğıt ve mürekkebi totem olarak kullanmaya başladılar. Kuran, gerçeği arayanlar için evrensel bir mutluluk reçetesidir... (E. Yüksel Meali 82. Ayet Açıklaması) Yani Kur’an ayetleri maddi hastalıklara değil, manevi hastalıklara bir şifadır. والمعنى: ننزل من هذا الجنس الذي هو القرآن ما هو شفاء أي بيان من الضلالة الجهالة، يتبين به المختلف فيه ويتضح به المشكل، ويستشفى به من الشبهة ويهتدى به من الحيرة وهو شفاء القلوب بزوال الجهل عنها (لباب التأويل في معاني التنزيل)