close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

İsrâ Sûresi 70. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velekad kerramnâ benî âdeme vehamelnâhum fî-lberri velbahri verazaknâhum mine-ttayyibâti vefaddalnâhum ‘alâ keśîrin mimmen ḣalaknâ tafdîlâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Andolsun ki biz Âdemoğullarını üstün ettik,karada suda taşıdık onları, tertemiz şeylerle rızıklandırdık onları ve yarattıklarımızın çoğundan üstün ettik onları.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Doğrusu Biz, Ademoğlunu (maymun dönüşümünden değil, insan neslinden çoğaltıp) kerametli kıldık; (değerli ve şerefli konumda yarattık. Böylece insanları çok özel bir ikrama ve iltifata mazhar yaptık.) Karada, (havada) ve denizde (kolaylıkla) taşıdık (en rahat vasıtalarla gezip dolaşacak imkânlar sağladık), en temiz ve leziz nimetlerle rızıklandırdık, ve yarattıklarımızın pek çoğundan faziletli ve üstün kıldık.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Andolsun ki, biz ademoğullarını üstün ve saygıdeğer kıldık. Karada ve denizde onların ulaşımını sağladık, tertemiz şeylerle onları rızıklandırdık ve yarattıklarımızın pek çoğundan da üstün ettik onları.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Andolsun ki, biz Âdemoğulları'nı asâletli, şerefli ve saygıya lâyık kıldık, ikrama lâyık gördük. Karada ve denizde onlara ulaşım imkânları sağladık. Onlara helâlinden, temizinden ve sağlıklısından rızık ve servetler verdik. Lütufta bulunarak onları yarattığımız birçok varlıklardan gerçekten üstün kıldık.
Ahmet Varol
swap_vert close
Andolsun biz, Adem oğullarını yücelttik. Onları karada ve denizde (bineklerle ve araçlarla) taşıdık. Temiz şeylerle rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın çoğundan üstün kıldık.
Ali Bulaç
swap_vert close
Andolsun, biz Ademoğlunu yücelttik; onları karada ve denizde (çeşitli araçlarla) taşıdık, temiz, güzel şeylerden rızıklandırdık ve yarattıklarımızın bir çoğundan üstün kıldık.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Gerçekten biz, Âdemoğullarını (diğer hayvanlar üzerine) üstün kıldık. Karada ve denizde taşıtlara yükledik ve onlara hoş rızıklar verdik. Kendilerini, yarattıklarımızdan çoğunun üzerine üstün kıldık.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Andolsun! Biz Âdemoğullarını mükerrem kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık, nice güzel şeyler ile onları rızıklandırdık. Ve yarattıklarımızın çoğundan onları üstün kıldık.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Andolsun, biz Âdemoğulları'nı şan ve şeref sahibi kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık; temiz besinlerle onları rızıklandırdık. Yine onları yarattıklarımızın birçoğundan cidden üstün kıldık.
Besim Atalay
swap_vert close
Biz, Ademoğlunu onurlu kıldık, denizde, karada biniti i yaptık, azık verdik arı olan şeylerden, yaratmış olduğumuz şeylerin birçoğuna büsbütün onları kıldık üstün
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Andolsun ki biz, Âdemoğlunu (pek çok meziyetlerle donatarak) üstün konuma getirdik. Ona karada ve denizde (çeşitli araçlarla yolculuk yapma imkânı) bahşettik. Onu tertemiz besinlerle rızıklandırdık ve onu yarattığımız akıllı varlıkların pek çoğundan üstün kıldık.
Allah burada insanoğluna bir hatırlatma yapıyor: “Diğer canlılardan çok daha farklı meziyetlerle donatıldın, ulaşım konusunda hiçbir canlıya lütfedilmeyen yetenekler sana verildi, özel ve temiz besinlerle rızıklandırıldın, her bakımdan akıllı varlıkların en üstünü kılındın. Güneş, yıldızlar, ay, dünya ve dünyadaki bütün canlı cansız varlıklar senin emrine âmâde edildi.” Acaba neden? Bütün bunlar sana hizmet ederken senin yapman gereken hiçbir şey yok mu? Eğer sadece yemek-içmekse, gezmek tozmaksa, çoğalıp yaşamaksa maksadın bunu hayvanlar zaten yapıyor. Böyle bir maksat için Allah sana bu kadar değer vermişse o taktirde diğer canlılara haksızlık yapmış (hâşâ) demektir. Öyle ya, diğer canlılarda olduğu gibi amaçsız, ilkesiz, sorumsuz, bilinçsiz bir hayatın olacak ama her şeyin tasarruf hakkı sana verilecek ve bütün canlılar sana hizmet edecek. İnsanoğlu hiç zaman kaybetmeden başını iki elinin arasına alarak hızlıca düşünmeli ve yaratılışıyla örtüşen bir kişilik ortaya koyarak diğer canlılardan farkını ispat etmelidir ki Rabbimizin nazarında bir önemi, değeri olsun.  
Cemil Said
swap_vert close
Benî Âdem’i sâir hayvânâta tekrîm itdik. Karada ve denizlerde gezdirdik tagdiyeleri içün gâyet nefîs erzâk ihsân itdik ve halk itdiğimiz bir çok mahlûkâta nazaran büyük bir fâikiyet virdik.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
And olsun ki, biz insanoğullarını şerefli kıldık, onların karada ve denizde gezmesini sağladık, temiz şeylerle onları rızıklandırdık, yaratıklarımızın pek çoğundan üstün kıldık.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Andolsun, biz insanoğlunu şerefli kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Andolsun biz Âdemoğluna şan, şeref ve nimetler verdik; onları karada ve denizde taşıdık, kendilerine güzel güzel rızıklar verdik ve onları yarattıklarımızın çoğundan üstün kıldık.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Biz, hakikaten insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık. Onları, (çeşitli nakil vasıtaları ile) karada ve denizde taşıdık; kendilerine güzel güzel rızıklar verdik; yine onları, yarattıklarımızın birçoğundan cidden üstün kıldık.  
 Görüldüğü gibi bu âyette Allah Teâlâ, insanoğluna lütuf ve ikramının bir özetini vermekte ve onun âlemdeki özel yerine işaret etmektedir. Müfessirlere göre insanın şan ve şerefi ve diğer varlıklardan üstünlüğü; Allah’ın ona verdiği beden güzelliği, el, göz, kulak gibi organlarını daha becerikli bir şekilde kullanması, konuşabilmesi, gülüp ağlayabilmesi, okuyup yazması, başka birtakım varlıkları kendi hizmetinde kullanması, âletler icad etmesi, olaylar arasındaki sebep-sonuç alâkasını görmesi ve bu sayede geleceğe yönelik programlar ve hazırlıklar yapması, iyi-kötü, doğru-yanlış, güzel-çirkin kavramlarına sahip olması; kısaca, maddi ve bedenî, ahlâkî ve ruhî meziyetleri haiz olmasıdır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Adem oğullarına onur verdik. Onları karada ve denizde taşıdık. Onları güzel nimetlerle besledik. Yarattıklarımızın bir çoğundan daha üstün kıldık
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Andolsun ki biz, insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık. Karada ve denizde taşıtlara yükledik ve temiz yiyeceklerden onları rızıklandırdık. Onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Şanım hakkı için biz benî ademi tekrîm ettik karada ve denizde binidlere yükledik ve hoş hoş ni'metlerden besledik, yarattıklarımızdan çoğunun üzerine geçirdik
Emrah Demiryent
swap_vert close
Kasem olsun ki, biz Âdemoğullarını (lütfumuz ile) mükerrem kıldık. Onları (çeşitli vasıtalarla) karada ve denizde taşıdık. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ant olsun ki insanoğlunu kerem¹ sahibi kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Ve onları temiz şeylerle rızıklandırdık. Onları, yarattıklarımızın birçoğuna üstün kıldık.
1- Şeref/onur sahibi kıldık.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Andolsun ki biz Âdem oğullarını üstün bir izzet ve şerefe mazhar kılmışızdır. Onlara karada, denizde taşıyacak (vaasıtalar) verdik, onlara güzel güzel rızıklar verdik, onları yaratdığımızın bir çoğundan cidden üstün kıldık.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Şânım hakkı için (biz), Âdemoğullarını şerefli kıldık; onları karada ve denizde(çeşitli nakil vâsıtaları üzerinde) taşıdık; onları temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın birçoğuna fazîletli tutarak üstün kıldık.(1)
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve gerçekten, Biz (din ve inanç ayrımı yapmaksızın) insanoğlunu (bütün insanları) saygıdeğer (onurlu) kılmışızdır, hem karada, hem denizde (nakil vasıtalarıyla) onların ulaşımını da sağlamış bulunuyoruz. (Ayrıca) temiz (hoş, sağlıklı nice) besinlerle onları rızıklandırmış olup yarattıklarımızın pek çoğundan da üstün kılmışızdır.*
(*) Not: Burada iki husus üzerinde durmakta fayda vardır: 1) insanların inançlarına bakılmaksızın her insan değerli ve saygın ve onurlu bir varlık olarak yaratılmıştır. Bu nedenle onun canı, kanı, malı, namus ve haysiyeti, bütün maddi ve manevi hakları kutsaldır, dokunulmazdır. Ayrıca insanoğluna verilen bu değerle birlikte onu diğer canlılardan ayıran akıl, irade, vicdan, muhakeme, anlama, düşünme, karar verme, iyi ve kötüyü birbirinden ayırt edebilme, yeryüzünde yaşarken dilediklerine sahip olabilme imkânı da verilmiştir. Ve gerçekten, Biz (din ve inanç ayrımı yapmaksızın) insanoğlunu (bütün insanları) saygıdeğer/onurlu kılmışızdır, Onurun, saygınlığın ilk şartı ise hürriyettir, özgürlüktür. Bu nedenle insanın köleleştirilmesi şeytanın işi olarak kabul edilir, Kur’an ayetlerine ve doğaya da aykırıdır. Ayrıca hem karada hem denizde (nakil vasıtalarıyla) onların ulaşımını da sağlamış bulunuyoruz. (Yine) temiz (hoş, sağlıklı nice) besinlerle onları rızıklandırmış olup yarattıklarımızın pek çoğundan da üstün kılmışızdır.’’ İnsan şan ve şeref sahibi kılınmıştır. İnsana yüce Allah’ın yaratılış yasaları keşfetme yetisi verilerek karada denizde ve bu çağımızda havada kolayca taşınmaları sağlanmıştır. Güzel rızıklar verilerek yaşamaları sağlanmıştır. İşte burada insanın ayırıcı özelliğine dikkat çekilmiştir. Ama bu değerli insan yaratılış amacına uygun davranmadığı zaman da bütün canlılardan daha zararlı hâle gelip esfel-i sâfilîne düşer... 2) Ayrıca hem Kur’an’ın indiği hem de daha sonraki zamanlarda hava ulaşımı ve vasıtaları olmadığından doğal olarak Kur’an sadece o zamanki kara ve deniz ulaşımına vurgu yapmıştır. Eğer o zaman Kur’an hava ulaşımına da vurgu yapsaydı, o günden bugünümüze kadar, yani hava vasıtaları icat edildiği son günümüze kadar gelip geçen insanlar Kur’an’ın bu ayetini inkâr edip diyeceklerdi ki hanı Allah nerede bize hava ulaşımı da sağlamıştır? Haşa Kur’an’ın anlattığı şey hayal olup böyle bir şey olamaz da… İşte bu nedenle Kur’an burada ) (وحَمَلْنَاهُمْ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ‘’hem karada, hem denizde onların ulaşımını da sağlamış bulunuyoruz’’ demekle geçmiş fiil kipi ‘’ hamelnahum’’ kullanmak suretiyle özellikle Kur’an’ın indiği ve ondan önceki mevcut döneme vurgu yapmıştır . Bu yüzden daha sonra insanlığın hizmetine sunulan hava ulaşımına doğal olarak bu ayetle vurgu yapılmamıştır. Ama buna rağmen yine de Nahl-8. ayete bugünkü bütün ulaşım vasıtalarını kapsayacak şekilde genel bir mesaj verilmektedir. Nahl-8. ayetin meali şöyledir : Hem kendilerine binesiniz hem de zînet olsun diye atları, katırları, merkepleri de yarattı; Ve (şu anda) bilemeyeceğiniz daha nice (nakil vasıta)ları da yaratır!..(Kara, deniz ve hava araçları olan Otomobil, gemi, uçak ve füzeler gibi).: في تكرمة ابن آدم: كرّمه الله بالعقل، والنطق، والتمييز، والخط، والصورة الحسنة والقامة المعتدلة، وتدبير أمر المعاش والمعاد. على ما في الأرض لهم (الكشاف) ويخلق ما لا تعلمون) مما يكون بعد نزول القرآن من الأشياء التي يركبها الخلق في البر والبحر والجو (تفسير السعدي -[ ص: 874 ] )  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Âdemoğluna hep cömert davrandık. Onları karada ve denizde biz taşıdık ve tertemiz rızıklarla onları rızıklandırdık. Yarattıklarımızdan pek çoğundan onları üstün tuttuk.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ant olsun ki Biz Ademoğullarını yüce kıldık. Onları karada, denizde taşıttık. Onlara azıkların en güzellerini verdik. Onları üstün olarak yarattıklarımızın bir çoğundan da üstün kıldık.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
* Biz Âdem oğullarını şerefli kıldık. Onları denizde, karada taşıttık. Kendilerine pâk şeylerden rızk verdik [³]. Onları yarattığımız mahlukatın çoğundan bütün bütün üstün tuttuk.
[3] Yani hepsini Âdem oğulları için yarattık.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Andolsun biz Âdemoğlu’nu yüce/şerefli [kerremnâ] kıldık. Onların karada ve denizde ulaşımlarını sağladık/taşıdık. Kendilerini güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattığımızın birçoğundan üstün kıldık.
Kadri Çelik
swap_vert close
Şüphesiz biz Âdemoğlunu yücelttik, onları karada ve denizde (çeşitli araçlarla) taşıdık, temiz güzel şeylerden rızıklandırdık ve yarattıklarımızın birçoğundan fazlasıyla üstün kıldık.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Andolsun Biz, Âdemoğlunu bir çok meziyetlerle donatarak öteki bütün canlılardan, hattâ meleklerden bile üstün konuma getirdik; ona havada, karada ve denizde yolculuk yapma imkân ve yeteneğini bahşettik; onu tertemiz nîmetlerle rızıklandırdık ve yarattığımız varlıkların pek çoğundan üstün kıldık. O hâlde, bütün bunlara rağmen, insanın Allah’tan başkalarına kulluk etmesi, nankörlük ve cehâletin doruk noktası değil midir? Ve böyle bir nankörlüğün cezası, Hesap Gününde hüsrana uğramaktan başka ne olabilir?
Mahmut Özdemir
swap_vert close
And olsun Âdem’in oğullarına cömertçe verdik! Onları Kara’da ve Deniz’de taşıdık; Temizler’den rızıklandırdık. Yarattıklarımızdan birçoğuna onları çok belirgin üstün kıldık.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Biz, insanoğluna değer verdik. İnsana, karada ve denizde yollar açtık. Sağlıklı besin maddeleri sağladık. İnsanoğlunu, yarattığımız bir çok akıllı varlığın kat kat üstüne çıkardık.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Biz insanoğluna akıl, muhakeme, yeryüzünde yaşarken dilediklerine sahip olabilme imkânı verdik. İnsanı şan ve şeref sahibi kıldık. Onlara yaratılış yasalarımızı keşfetme yetisi vererek karada denizde kolayca taşınmalarını sağladık. Güzel rızıklar vererek yaşamalarını sağladık. Verdiğimiz özelliklerden dolayı insanı diğer varlıklardan üstün kıldık! Buna rağmen inkâr edenler ne yaptılar? Ayetlerimizi okudular mı? Okuyup anlayarak öğüt aldılar mı? Yasalarımıza uyarak doğru yola geldiler mi? Elbette hayır! Çoğu inkâr edenlerden oldu! Paramparça oldular! Her bir topluluk kendine liderler tayin ederek onların peşinden gitti!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Yemin olsun ki âdemoğlunu değerli kıldık; onları karada ve denizde taşıdık; kendilerine tertemiz rızıklar verdik ve onları, yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık. [*]
İnsanın [eşref-i mahlukat] olduğu ifadesi bu ayete aykırıdır. Bu ayet Bakara 2:136, 253, 286; Âl-i İmrân 3:84 ve Nisâ 4:152. ayetlerle okunmalıdır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Yemin olsun Biz Âdemoğlunu şerefli kıldık, onları karada ve denizde (çeşitli araçlarla) taşıdık, temiz şeylerle rızıklandırdık ve onu yarattıklarımızdan pek çoğuna da üstün kıldık.¹
1 Bu âyet; 61. âyetteki iblisin Allah’a karşı insanı hafife alan ifâdesine cevaptır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
GERÇEK ŞU Kİ, Biz Âdemoğullarını üstün ve onurlu kıldık; ⁸³ karada ve denizde onların ulaşımını sağladık; temiz besinlerle onları rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın pek çoğundan üstün tuttuk:
83 Yani, onlara bu bakımdan, kendilerini öteki bütün canlıların ve hatta meleklerin üzerine çıkaran düşünme ve soyutlama yeteneği bahşederek (karş. 2:31 ve ilgili not 23) insanın ayırıcı özelliğine dikkat çeken bu ifade, bölümü 61. ayete bağlamakta ve 61. ayette ele alınan temayı devam ettirmektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
And olsun ki biz Âdemoğullarına değer vererek ikramda bulunduk. Karada ve denizde onlara ulaşım imkânları sağladık, temiz ve güzel rızıklarla rızıklandırdık. Böylece onları yarattığımız varlıkların çoğuna üstün kıldık. 14/32...34, 17/61-62, 31/29-30
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ama doğrusu Biz Âdemoğluna kat kat ikram ederek[²³⁰³] onu üstün ve şerefli kıldık.[²³⁰⁴] Karada ve denizde onlara ulaşım imkânı sağladık. Temiz ve helâl besinlerle onları rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın bir çoğundan üstün tuttuk.[²³⁰⁵]
[2303] İşareten: Yokluktan varlığa getirerek, varlık içinde can vererek, canlılar içinde ruh üfleyerek, üflenen ruhun içinde akıl, irade ve vicdan vererek, o akıl ve iradeye yol haritası olan rasuller ve vahiyler göndererek… [2304] Kerramnâ fiilinin ait olduğu tef’il babı, kaynağın hedefe sürekli müdâhalesine işaret eder. Buradaki “süreklilik” katlanarak artan bir yapıdadır. Buna göre Allah’ın insana ikramı olup bitmiş bir ikram değil, süren ve katlanarak artan bir ikramdır. Bu nedenledir ki âdemoğlunun Rabbine yabancılaşması tek kat bir küfür değil, bu sûrenin 89 ve 99. âyetlerinde olduğu gibi “kat kat küfürdür”. Zira kufûrun tam karşılığı budur. [2305] Bu son cümle, insanın tüm yaratılmışların en üstünü ve biriciği olduğu tezini zayıflatmaktadır. O, yaratılmışların “bir çoğundan” üstün kılınmıştır, “tümünden” değil.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Andolsun ki biz Ademoğullarını şerefli kıldık, onlara karada ve denizde taşıyacak vasıtalar verdik, kendilerine güzel güzel rızıklar ihsan ettik ve yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.
Osman Fırat
swap_vert close
Ve biz Ademoğullarına ikramlarda bulunduk ve onları karada ve denizde taşıdık ve kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onlara yarattıklarımızın birçoğundan da fazladan verdik.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Andolsun ki, Biz adem-oğullarını mükerrem kıldık ve onları karada ve denizde (nakil vasıtalarına) yükledik ve onları leziz, temiz şeylerden merzûk ettik ve onları mahlûkatımızdan birçokları üzerine ziyâdesiyle üstün kıldık.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Gerçekten Biz Âdem evlatlarını şerefli kıldık, karada ve denizde kendilerini taşıyacak vasıtalar nasib ettik, onlara helâl ve hoş rızıklar verdik ve onları yarattığımız varlıkların çoğuna üstün kıldık.
Bu âyetler, şunu hatırlatmak istiyor: “Canlı ve cansız bütün kâinatı, güneş’ten, Ay’dan, yıldızlardan, atmosfer küresinden, topraktan, sudan madenlerden, kuşlardan, balıklardan, koyunlardan, ineklerden, meyvelere, zerrelere kadar bütün kâinatı insana hizmet ettiren, ne insanın kendisi, ne başka insanlar, ne cinler, ne başka varlıklar ve ne de kör tesadüfler olamaz. Belli ki rahmeti nihayetsiz Yaratıcının rahmeti ve iradesi bunu dilemiştir. Şu halde insanı bu derece yücelten O iken, nasıl olur da insan O’na değil de, başka âcizlere kulluk eder, nihayetsiz aptallık edip kendi değerini düşürür.”  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Andolsun biz, Adem oğullarına çok ikram ettik: onları karada ve denizde (hayvanlar ve taşıtlar üzerinde) taşıdık. Onları güzel rızıklarla besledik ve onları yarattıklarımızın bir çoğundan üstün kıldık.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Biz Benî Âdem'i mükerrem kıldık. Onları karada ve denizde bindirdik. Eyi ve helâl şeylerle rızıklandırdık ve onları mahlûkâtımızdan bir çoğı üzerine tafdîl iyledik.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Hâlbuki Âdemoğullarına çok değer verdik; karada ve denizde taşıttık; onlara temiz ve lezzetli nimetler verdik; yarattığımız akıllı varlıkların çoğundan da üstün kıldık[*].
[*] Buradaki 'men' zamiri akıllı varlıklara gider. Dolayısıyla insanların, meleklerin (cinlerin) birçoğundan üstünlüğüne işaret eder.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Andolsun ki Ademoğullarını şereflendirdik. Onları karada ve denizde taşıdık. Onları temiz rızklarla rızıklandırdık. Yarattığımız şeylerin çoğuna onları üstün kıldık.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Gerçekten, Biz Âdem oğullarına şerefli bir makam verdik; onları karada ve denizde taşıdık; onları hoş ve temiz nimetlerle rızıklandırdık; yarattıklarımızın birçoğundan da onları ziyadesiyle üstün kıldık.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yemin olsun, biz, âdemoğullarını onur ve üstünlükle donattık, onları karada ve denizde binitlerle yükledik. Onları, güzel ve temiz rızıklarla besledik. Ve onları, yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı bayıķ ḥürmetlü eyledük ādem oġlanlarını daħı bindürdük anları yazıda ya'nį yılķılara daħı deñizde ya'nį gemiye. daħı rūzį virdük anlara arulardan. daħı artuķlu eyledük anları çoķ üzere andan kim yarat(t)uķ artuķlu eylemek.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ biz kerāmete yitişdürdük ādem oġlanlarını. Daḫı götürdi anlarıḳuruda ve deñizde. Daḫı rızḳ virdük anlara dürlü leẕẕetlü ni‘metlerden. Daḫıefḍal ḳılduḳ anları çoḳ kimseler üstine, biz yaratduġumuz nesnelerdenefḍal ḳılmaḳ.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Biz, Adəm övladını şərəfli və hörmətli elədik, onları suda və quruda (gəmilərə, heyvanlara və başqa nəqliyyat vasitələrinə) mindirib sahib etdik, özlərinə (cürbəcür ne’mətlərdən) təmiz ruzi verdik və onları yaratdığımız məxluqatın çoxundan xeyli üstün etdik. (İnsan şüur, nitq qabiliyyəti, gözəl surət, boy-buxun, əllə yemək və s. bu kimi məziyyətlərinə görə həmişə Allaha şükür edib yalnız Ona tapınmalı, Rəbbinə heç bir şərik qoşmamalıdır!)
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Verily We have honoured the children of Adam. We carry them on the land and the sea, and have made provision of good things for them, and have preferred them above many of those whom We created with a marked preferment.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
We have honoured the sons of Adam; provided them with transport on land and sea; given them for sustenance things good and pure; and conferred on them special favours, above a great part of Our Creation.(2265)
2265 The distinction and honour conferred by Allah on man are recounted in order to enforce the corresponding dudes and responsibilities of man. He is raised to a position of honour above the brute creation: he has been granted talents by which he can transport himself from place to place by land, sea, and now by air: all the means of the sustenance and growth of every part of his nature are provided by Allah, and his spiritual faculties (the greatest gift of Allah) raise him above the greater part of Allah's Creation. Should he not then realise his noble destiny and prepare for the real life in the Hereafter?  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَقَدْ
andol-sun ki
كَرَّمْنَا
mükerrem kıldık
بَن۪ٓي
oğul-larını
اٰدَمَ
Âdem
وَحَمَلْنَاهُمْ
ve onları taşıdık
فِي الْبَرِّ
karada
وَالْبَحْرِ
ve denizde
وَرَزَقْنَاهُمْ
ve onları rızık- landırdık
مِنَ الطَّيِّبَاتِ
temiz şeylerden
وَفَضَّلْنَاهُمْ
ve onları faziletli kıldık
عَلٰى
üzerine
كَث۪يرٍ
bir çoğu
مِمَّنْ
o kimse-lerin ki
خَلَقْنَا
yarattık
تَفْض۪يلاً۟
tam bir üstünlükle
Andolsun ki Biz, Âdemoğullarını mükerrem (ikrama nail) kıldık. Onları (çeşitli nakil vasıtaları ile) karada ve denizde taşıdık, onları temiz şeylerden rızıklandırdık ve yarattıklarımızın birçoğu üzerinde tam bir üstünlükle faziletli kıldık.
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
كَرَّمَ
Fiil-II
ك ر م
Üstün kıldı, mükerrem kıldı
بُنَيَّ
İsim
ب ن ي
Oğulcuğum, yavrucuğum. بَن۪ٓي , بَنُٓوا: Oğullar, evlatlar.
اٰدَم
Özel isim
اٰدَم
Hz. Âdem (a.s.)
حَمَلَ
Fiil-I
ح م ل
Taşıdı, yüklendi, hamile kaldı
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
بَرٌّ
İsim
ب ر ر
Berr (Allah'ın esması, ismidir. Mutlak iyi olan, kullarını iyiliğe davet eden demektir), iyilik eden
بَحْر
İsim
ب ح ر
Deniz
رَزَقَ
Fiil-I
ر ز ق
Rızıklandırdı, rızık verdi, yedirdi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
طَيِّبَات
İsim
ط ي ب
Temiz, temiz kadınlar
فَضَّلَ
Fiil-II
ف ض ل
Üstün kıldı, faziletli kıldı
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
كَثِير
İsim
ك ث ر
Çok, pek çok, çokça
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
خَلَقَ
Fiil-I
خ ل ق
Yarattı
تَفْضِيل
Fiilimsi-II
ف ض ل
Faziletler itibariyle, tam bir üstünlükle