Ve gerçekten, Biz (din ve inanç ayrımı yapmaksızın) insanoğlunu (bütün insanları) saygıdeğer (onurlu) kılmışızdır, hem karada, hem denizde (nakil vasıtalarıyla) onların ulaşımını da sağlamış bulunuyoruz. (Ayrıca) temiz (hoş, sağlıklı nice) besinlerle onları rızıklandırmış olup yarattıklarımızın pek çoğundan da üstün kılmışızdır.*
(*) Not: Burada iki husus üzerinde durmakta fayda vardır: 1) insanların inançlarına bakılmaksızın her insan değerli ve saygın ve onurlu bir varlık olarak yaratılmıştır. Bu nedenle onun canı, kanı, malı, namus ve haysiyeti, bütün maddi ve manevi hakları kutsaldır, dokunulmazdır. Ayrıca insanoğluna verilen bu değerle birlikte onu diğer canlılardan ayıran akıl, irade, vicdan, muhakeme, anlama, düşünme, karar verme, iyi ve kötüyü birbirinden ayırt edebilme, yeryüzünde yaşarken dilediklerine sahip olabilme imkânı da verilmiştir. Ve gerçekten, Biz (din ve inanç ayrımı yapmaksızın) insanoğlunu (bütün insanları) saygıdeğer/onurlu kılmışızdır, Onurun, saygınlığın ilk şartı ise hürriyettir, özgürlüktür. Bu nedenle insanın köleleştirilmesi şeytanın işi olarak kabul edilir, Kur’an ayetlerine ve doğaya da aykırıdır. Ayrıca hem karada hem denizde (nakil vasıtalarıyla) onların ulaşımını da sağlamış bulunuyoruz. (Yine) temiz (hoş, sağlıklı nice) besinlerle onları rızıklandırmış olup yarattıklarımızın pek çoğundan da üstün kılmışızdır.’’ İnsan şan ve şeref sahibi kılınmıştır. İnsana yüce Allah’ın yaratılış yasaları keşfetme yetisi verilerek karada denizde ve bu çağımızda havada kolayca taşınmaları sağlanmıştır. Güzel rızıklar verilerek yaşamaları sağlanmıştır. İşte burada insanın ayırıcı özelliğine dikkat çekilmiştir. Ama bu değerli insan yaratılış amacına uygun davranmadığı zaman da bütün canlılardan daha zararlı hâle gelip esfel-i sâfilîne düşer... 2) Ayrıca hem Kur’an’ın indiği hem de daha sonraki zamanlarda hava ulaşımı ve vasıtaları olmadığından doğal olarak Kur’an sadece o zamanki kara ve deniz ulaşımına vurgu yapmıştır. Eğer o zaman Kur’an hava ulaşımına da vurgu yapsaydı, o günden bugünümüze kadar, yani hava vasıtaları icat edildiği son günümüze kadar gelip geçen insanlar Kur’an’ın bu ayetini inkâr edip diyeceklerdi ki hanı Allah nerede bize hava ulaşımı da sağlamıştır? Haşa Kur’an’ın anlattığı şey hayal olup böyle bir şey olamaz da… İşte bu nedenle Kur’an burada ) (وحَمَلْنَاهُمْ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ‘’hem karada, hem denizde onların ulaşımını da sağlamış bulunuyoruz’’ demekle geçmiş fiil kipi ‘’ hamelnahum’’ kullanmak suretiyle özellikle Kur’an’ın indiği ve ondan önceki mevcut döneme vurgu yapmıştır . Bu yüzden daha sonra insanlığın hizmetine sunulan hava ulaşımına doğal olarak bu ayetle vurgu yapılmamıştır. Ama buna rağmen yine de Nahl-8. ayete bugünkü bütün ulaşım vasıtalarını kapsayacak şekilde genel bir mesaj verilmektedir. Nahl-8. ayetin meali şöyledir : Hem kendilerine binesiniz hem de zînet olsun diye atları, katırları, merkepleri de yarattı; Ve (şu anda) bilemeyeceğiniz daha nice (nakil vasıta)ları da yaratır!..(Kara, deniz ve hava araçları olan Otomobil, gemi, uçak ve füzeler gibi).: في تكرمة ابن آدم: كرّمه الله بالعقل، والنطق، والتمييز، والخط، والصورة الحسنة والقامة المعتدلة، وتدبير أمر المعاش والمعاد. على ما في الأرض لهم (الكشاف)
ويخلق ما لا تعلمون) مما يكون بعد نزول القرآن من الأشياء التي يركبها الخلق في البر والبحر والجو (تفسير السعدي -[ ص: 874 ] )