close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

İsrâ Sûresi 5. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Fe-iżâ câe va’du ûlâhumâ be’aśnâ ‘aleykum ‘ibâden lenâ ulî be/sin şedîdin fecâsû ḣilâle-ddiyâr(i)(c) vekâne va’den mef’ûlâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
O iki taşkınlıktan birincisinin mukadder zamanı gelince size, azap etmede çetin, kuvvetli kullarımızı gönderdik de yurdunuzun ta içine girip sizi araştırdılar ve bu, yerine getirilen bir vaatti.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Nitekim (bunlardan) ilk vaid (birinci azgınlığınızı cezalandırma vakti) geldiği zaman güç ve şiddet sahibi kullarımızı (İslam kaynaklarında Buhtunnasr, Batılılarca Nabukadnezar denen komutanı ve ordularını) üzerinize gönderdik de sizi evlerin aralarına kadar girip araştırıp (buldular, yurtlarınızı ve zulüm saltanatlarınızı yıktılar). Bu yerine getirilmesi gereken bir sözdü (ve tarihte aynen gerçekleşmiş bulunmaktaydı.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O iki taşkınlıktan birincisinin zamanı gelince, size azap etmede çetin, kuvvetli kullarımızı gönderdik de, bunlar ülkede sizi aramak için kıyı bucak girmedik yer bırakmadılar. Bu yerine getirilmesi gereken bir sözdü ki, böylece gerçekleşmiş oldu.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
“Bunlardan ilkinin zamanı gelince, üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik. Bunlar evlerin aralarında dolaşarak sizi aradılar, araştırdılar. İlk uyarı, vakti gelince böylece yerine getirilmiş oldu.”
Ahmet Varol
swap_vert close
Nitekim bu ikiden birincisinin vakti gelince üzerinize pek zorlu kullarımızı gönderdik ve onlar evlerin aralarına kadar girip (sizi) araştırdılar. Bu yerine gelecek bir vaaddi.
Ali Bulaç
swap_vert close
Nitekim (ikiden) ilk vaid geldiği zaman, güç ve şiddet sahibi kullarımızı üzerinize gönderdik de (sizi) evlerin aralarına kadar girip araştırdılar. Bu yerine getirilmesi gereken bir sözdü.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Onlardan birinci fesadınızın ceza vakti gelince kuvvet ve şiddet sahibi olan kullarımızı üzerinize musallat ettik de (onlar sizi yakalayıp öldürmek veya esir etmek için) evlerin aralarına girip araştırdılar. Bu, yapılması kesinleşmiş bir vaad idi.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Birincisinin zamanı gelince, üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı göndeririz. Evler arasından sizi ararlar. Bu, mutlaka yerine getirilecek bir vaattir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Birincisinin vakti geldiği zaman, pek güçlü olan kullarımızı üzerinize saldık ve evlerin arasında dolaştılar. Bu yerine gelmiş bir vaad idi.
Besim Atalay
swap_vert close
İlkinin cezası gelip çatınca, çok sert olan kullarımızı, üstünüze gönderdik, dolaştılar yurtlarında, bu herhalde yerine gelecek bir vait idi
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Nihayet bu iki bozgunculuktan birincisinin vakti gelince (sizi cezalandırmak için) üzerinize, pek güçlü olan bazı kullarımızdan gönderdik. Onlar (sizi yakalamak için) evlerinizin arasına kadar sokuldular. (Bu,) yerine getirilmesi gereken bir vaad idi.
“Güçlü olan bazı kullarımız” ifadesi, M.Ö. 7. yüzyılda Filistin’i istila eden Asurlular veya onlardan yüz yıl kadar sonra Tevrat’ı ve Mescid-i Aksâ’yı yakıp İsrailoğullarının âlimlerini öldüren ve on binlerce insanı da tutsak alarak yurtlarından çıkaran Babilliler ile ilgili olabilir.  
Cemil Said
swap_vert close
O iki fesâdın cezâsı va’desi geldiği vakit size karşu gâyet şedîdu’l hareke kullarımızı gönderdik ma’bedinizin içine kadar girdiler, va’d-i cezâ icrâ olundı.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
"Bu ikiden birincisinin vakti gelince, üzerinize pek güçlü olan kullarımızı salacağız. Onlar memleketlerinizde her köşeyi kontrollerine alacaklar. Bu, yerine gelecek bir vaaddir."
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Nihayet bu iki bozgunculuktan ilkinin zamanı gelince (sizi cezalandırmak için) üzerinize, pek güçlü olan birtakım kullarımızı gönderdik. Onlar evlerinizin arasına kadar sokuldular. Bu, herhâlde yerine gelmesi gereken bir va’d idi.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Bu iki fesattan ilkinin zamanı gelince üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik. Bunlar, evlerin arasında dolaşıp köşe bucak her tarafı aradılar. Bu, yerine getirilmiş bir vaad idi.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Bunlardan ilkinin zamanı gelince, üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik. Bunlar, evlerin arasında dolaşarak (sizi) aradılar. Bu, yerine getirilmiş bir vaad idi.  
 Tefsirlerde, bu güçlü kuvvetli kulların, Nînevâlı Sencârib, Babilli Buhtünnasr veya Câlût’un orduları olduğu, bunların, Tevrat’ı ve Mescid-i Aksâ’yı yaktıkları, İsrailoğularının âlimlerini öldürdükleri ve 70.000 kadar esir aldıkları rivayet edilmekte, bütün bu musibetlere sebep teşkil etmiş olan İsrailoğullarının ilk fesadının ise Zekeriyya’yı öldürmeleri ve Ermiyâ’yı hapsetmeleri olduğu belirtilmektedir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
"Birincisinin zamanı gelince, büyük güce sahip kullarımızı üstünüze göndeririz. Evlerinize kadar girerek araştırırlar. Gerçekleşmesi gereken bir sözdü bu."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Birincisinin zamanı gelince,üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik. Onlar, evlerin aralarına girip araştırdılar. Bu yerine getirilmesi gereken bir vaad idi.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
İmdi birincisinin va'desi geldiği vakıt üzerinize milkiniz, şiddetli harb ehli bir takım kullar göndereceğiz de onlar tâ evlerin arabalarına girib araştıracaklar, ve bu fı'le çıkarılmış bir va'd oldu
Emrah Demiryent
swap_vert close
Nihâyet bu iki bozgunculuktan ilkinin (azap) zamanı gelince (sizi cezalandırmak için) üzerinize, (sayı ve donanım yönünden) çok güçlü ve çok şiddetli (savaşan) birtakım kullarımızı gönderdik. (Onlar sizi yakalayıp öldürmek veya esir etmek için) evlerinizin aralarına kadar girip araştırdılar. Bu (azap, ezelî ilmimiz ile bildiğimiz ve) yapılması kesinleşmiş bir vaat idi. (Ve böylece vadedilen ceza gerçekleşmiş oldu.)
Erhan Aktaş
swap_vert close
Birincisinin zamanı gelince çok güçlü kullarımızı üzerinize gönderdik. Yurtlarının içlerine kadar girdiler, işgal ettiler. Böylece yapılan uyarı gerçekleşmiş oldu.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
İşte o ikiden birinci (fesadlarının ceza) va'de (si) gelince (muhaarebede) çok çetin bir kuvvete mâlik olan kullarımızı üzerinize musallat kıldık da onlar evlerin aralarına kadar girib (sizi) araşdırdılar. (Bu), yerine getirilmiş bir va'd idi.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Onlara dedik ki:) “Artık, o ikisinden birincisinin va'desi geldiği (ve baştan çıktığınız) zaman, üzerinize şiddetli (kendileri de isyankâr), harb ehli bizim (mahlûkumuz)olan birtakım kullar gönderdik de (sizi) evlerin aralarına kadar girip araştırdılar. Bu (zilletemahkûmiyetiniz) ise, yerine getirilmiş bir va'd idi.”
İhsan Aktaş
swap_vert close
O ikisinden ilkinin zamanı gelince, (zulüm ve azgınlıkta bulunduğunuz için) üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik. Onlar, evlerin aralarına kadar girip araştırdılar (sizi buldular, yurtlarınızı ve zulüm saltanatlarınızı yıktılar). Bu, yerine getirilmiş bir vaad idi.*
(*) Onların mâruz kaldıkları ilk felaket M. Ö. 598’de Babil kralı Buhtunnasr’ın istilasıdır. O Kudüs’ü ve Beyt-i Makdis’i yerle bir etti. İsrâiloğulları’nı Filistin’den sürüp çeşitli ülkelere dağıttı. Bir kısmını da Babil’e götürdü. Onlara verilen ilk ceza budur. İsrâiloğulları’nın bu felakete uğramalarının sebebi olarak Hz. Zekeriya’yı öldürmeleri ve Ermiyâ’yı hapsetmeleri zikredilir. M.Ö. 529’da Pers kralı Hüsrev Babil’i alınca İsrâiloğulları’na Kudüs’e dönme ve mâbedi inşa etme izni verdi. Daha sonra Ezra, kaybolan Tevrat’ı yeniden derledi. Dini ıslahat yapıldı. M. Ö. dördüncü yüzyılda Yunan işgalinden sonra, M. Ö. ikinci yüzyıl sonunda dinî bir canlanma ile Makkabiler devletini kurdular. Tekrar bir çürüme ve tefrika, Romalıların M. Ö. 63’de Filistini işgal etmeleriyle sonuçlandı. Manevî çöküşleri daha da arttı. M. S. 70’de Romalı Titus Kudüs’ü alıp yahudileri kılıçtan geçirdi. Beyt-i Makdis’i yaktı yıktı. Âyette bildirilen ikinci felaket de bu olabilir. Bu felâketin sebebi olarak da Hz. Yahyâ’yı öldürmeleri veya Hz. İsa’yı öldürmeye teşebbüs etmeleri zikredilir. (bk. Mevdûdî, Tefhîmu’l-Kur’ân, III, 79-92)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Haber verdiğimiz iki vaatten ilkinin zamanı geldiğinde, bizim tarafımızdan, olağan üstü güçlere sahip kullarımızı sizin üzerinize göndermiş ve her tarafta evlerinize varıncaya kadar sizi arayıp çıkarmışlardı. Bu gerçekleşmiş bir vaatti.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O iki cezadan ilkinin günü gelince en sert dövüşen kullarımızı üzerinize gönderdik. Onlar evlerinizin arasına kadar sokuldular. Böylece ceza verilmiş oldu."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlardan birinci fesatlarının mücazat vâdesi gelince biz satvet ve şiddet sahibi birtakım kullarımızı üzerinize göndermiştik. Onlar da diyarınızın arasında sizi tâkip etmişlerdi [⁷]. Bu ise herhalde yerine gelecek bir vâde idi.
[7] Katletmek, esir etmek, yağma etmek için.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Nihayet (bozgunculuktan) ilkinin zamanı gelince (cezalandırmak için) üzerinize çok güçlü kullarımızı gönderdik; onlar evlerin içlerine kadar girip araştırdılar. Bu gerçekleşen bir vaat idi.³
3 Ayette belirtilen ilk bozgunculuklarının/fesatlarının cezası, muhtemelen MÖ 7. yüzyılda Filistin’i işgal eden ve İsrailoğullarının on kabilesini kılıçtan geçiren Asurluların saldırısıdır veya MÖ 6. yüzyılda da Babillilerin Süleyman Mabedi’ni yıkıp geri kalan İsrâillileri de tutsak edip götürmeleri yani yurtlarından sürmeleridir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
“O ikiden (iki taşkınlıktan) birincisinin vakti gelince, kuvvet ve şiddet sahibi olan kullarımızı üzerinize göndeririz de (sizi) evlerin aralarına kadar girip araştırırlar. Bu yerine gelecek kesin bir sözdür.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Bu çıkaracağınız fesat ve bozgunlardan ilkinin cezalandırılma zamanı gelince, güçlü kuvvetli ve acımasız kullarımızı üstünüze salacağız; öyle ki, bunlar, ülkenizi tamamen işgal edip hepinizi kılıçtan geçirecekler, hattâ evlerinizin arasında yakalayıp öldürecekleri bir Yahudi arayacaklar. Şüphesiz bu, gerçekleşmesi kaçınılmaz bir vaaddir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Birinci’sinin va’desi geldiği zaman üzerinize çok şiddetli savaşçı kullarımızı seçip gönderdik de Yurtlar’ı baştanbaşa ele geçirdiler. Yerine gelmiş bir vaad olarak olan oldu.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Birincisinin vakti gelince, üzerinize acımasız ordular gönderdik. Bunlar ülkeyi karış karış taradılar. Sonunda ferman, infaz edildi.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Bunlardan ilkinin zamanı gelince üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik. Evlerinizin arasında dolaşarak sizi yok etmek için aradılar. Bu ceza yaptıklarınız yüzünden verilmiş bir sözdü. Elbette biz zalim toplulukları onlardan daha zalimleriyle yok ederiz.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Bunlardan ilkinin (cezalandırma) zamanı gelince, üzerinize güçlü kullarımızı salmıştık da evlerin aralarını bile köşe bucak aramışlardı. Bu, yerine getirilmiş bir vaatti.
Mehmet Türk
swap_vert close
Nitekim o iki (kargaşa)dan ilkinin zamanı gelince, üzerinize oldukça güçlü ve acımasız kullarımızı¹ gönderdik de onlar (sizi) evlerin aralarına kadar girip araştırdılar. Bu gerçekleşmiş bir sözdü.²
1 Burada kullarımız, kelimesinin ma’rife olarak (عِبَادَنَا) buyrulmayıp, nekre olarak (عِبَادًا لَنَا) şeklinde buyrulması bunların, Allah’ın îmanlı kulları olmadığına işarettir. Müslüman iken azan bir topluma, kâfir bir toplumun musallat edilmesi ve onlar eliyle cezâlandırılmaları ne korkunç bir şeydir. Peygamberler ve Peygamber vârisleriyle ıslah olmayan toplumları bekleyen sonuç budur.2 Bu ifâdeden; bu olayın Kur’an inmeden önce olduğu, anlaşılmaktadır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Bu yüzden bunlardan ilki hakkında yapılan ön-uyarı(nın günü) gelip çattığında kavgada çok çetin kullarımızdan saldık üzerinize, öyle ki bunlar ülkede kıyı-bucak girmedik yer bırakmadılar; ve ön-uyarının gereği böylece bütünüyle yerine gelmiş oldu. ⁷
7 Ayette geçen ‘ibâd terimi, isteyerek ya da zorunlu olarak hepsi Allah’ın iradesine boyun eğmek durumunda olduklarına göre, yaratılmış varlıkların her türünü içine almakta (karş. 13:15 ve ilgili 33. not) ve burada açıktır ki, özellikle insanlara işaret etmektedir. Muhtemeldir ki, “kavgada çok çetin kullarımız” tabiri, M.Ö. 7. yüzyılda Filistin’i istila edip İbranî ulusunun büyük kısmının (on “kayıp kabile”) yok olmasına sebep olan Asurlular ve onlardan yüz yıl kadar sonra Süleyman Mâbedi’ni yıkıp İsrailoğulları’ndan kalanları da tutsak alarak yurtlarından çıkaran Babilliler, ya da tek “dönem” teşkil etmek üzere bütün bu olayların her ikisiyle birden ilgilidir (bkz. önceki not). Allah’ın tevbeye yanaşmayan günahkarlar üzerine sıkıntılar ya da felaketler “göndermesi”, Kur’an’ın başka yerlerinde olduğu gibi burada da, insan hayatının ve özellikle de ulusların ve toplumların ortak hayatının uzun vadede bağlı olduğu sebep-sonuç yasalarını işaret için kullanılan deyimsel bir ifadedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Bunlardan ilkinin cezalandırma vakti geldiğinde, çok güçlü ve saldırgan kullarımızı üzerinize musallat ettik. Onlar sizi yok etmek için ülkeyi köşe bucak taradılar ve böylece vaat edilen ceza gerçekleşmiş oldu. 6/65
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İşte bu iki uyarıdan birincisinin vakti geldiğinde, sizin üzerinize şu Bizim (belalı) kullardan saldırı gücü çok yüksek olanları musallat ettik;[²²²⁶] öyle ki, bunlar köşe bucak her yeri arayıp taradılar:[²²²⁷] zira bu, sadece (böyle yapanlar için) konulmuş bir yasanın[²²²⁸] uygulanmasıydı.
[2226] MÖ. 7. yüzyılda Kudüs’ü yerle bir eden Asur ve yüz yıl sonraki Babil soykırımları kastediliyor. ‘Ibâdenâ yerine ‘ıbâden lenâ denilmesi, bunların “belalı” birileri olduğunu îmâ eder. [2227] Câsû, hâsû olarak da okunur (İtkân III, 265). [2228] Lafzen: “vaadin”. Buradaki vaadden kasıt, Allah’ın bozgunculuk yapan ve küstahça böbürlenen toplumlar ve uygarlıklar için koyduğu yasadır. Bu yasa, en çarpıcı ifadesini bu sûrenin 16. âyetinde bulur. Bu âyette İsrâiloğulları özelinde gündeme getirilen bu yasa, 16. âyette tüm insanlık tarihi için geçerli olan ilâhî bir kanun olarak zikredilmektedir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Birincisinde; üzerinize çok güçlü kullarımızı musallat ettik, (sizi perişan ettiler, sizi öldürmek için) evlerinizin aralarını bile araştırdılar. Bu azap yerine getirilmesi gereken bir vaad idi. (ki bu hezimeti hak etmiş idiniz, gerçekleşti)
Osman Fırat
swap_vert close
İlk fesadınızın zamanı gelince, üzerinize, güç ve şiddet sahibi karımızı meydana çıkardık. Onlar mekanlarınızın arasına kadar girip sizi aradılar. Bu, yerine gelmesi gereken bir va’d idi.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
İmdi o ikiden (iki fesattan) birini vadesi (vakt-i cezası) gelince üzerinize Bizim çok şiddetli kuvvet sahibi olan kullarımızdan göndereceğiz. Artık evlerin aralarını bile araştıracaklardır. Bu, bir yerine getirilmiş hükümden ibaret bulunmuştur.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onlardan birincisinin vâdesi gelince, kuvvet ve şiddet sahibi olan kullarımızı sizin üzerinize musallat ettik de onlar sizi yakalayabilmek için evlerin aralarına bile girerek her tarafı didik didik edip araştırdılar. Bu, yerine getirilmesi gereken bir vaad idi.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Birincisinin zamanı gelince üzerinize çok güçlü kullarımızı gönderdik, evlerin aralarına girip (sizi) araştırdılar. Bu, yapılması gereken bir va'd idi.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Birinci fesâdın cezâsı vakti geldikde üzerinize kullarımızdan büyük kuvvet ve satvet sâhibi birini gönderdik. Memleketin her tarafında sizi aradılar. Bu, her halde vâki' olacak bir va'd idi. [¹]
[1] Benî İsrâîl fevkal'âde azgınlık gösterdikleri ve peygamberleri katl itdikleri zamân Bâbil hükümdârı "Buhtu'n Nasr" Benî İsrâîl üzerine harb açub Kudüs'ü ve Mescid-i Aksâ'yı tahrîb ve yahûdîlerden bir kısmını katl itmiş ve yüzbinlercesini de esîr iderek el-Cezîre'ye götürmüşdi. İşte bu yahûdîlerin birinci cezâsı idi.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Birincisinin sonu gelince savaş gücü yüksek kullarımızı üzerinize saldık; evlerin içine kadar girdiler. Bu söz, yerine getirildi[*].
[*] Kral Yehoyakim zamanında Bâbil Kralı Nebukadnezzar (Buhtunnasr) Kudüs'e girerek kralı emri altına almış, pek çok insanla birlikte mabedin değerli eşyalarını da götürmüştür. Üç yıl sonra kralın isyan etmesi üzerine 597'de Kudüs'e ikinci defa giren Nebukadnezzar, bu defa mabedin kalan eşyalarıyla birlikte yeni kral Yehoyakin'i Bâbil'e götürmüş, onun yerine Tsedekiya'yı kral yapmıştır. [2] On yıl sonra Tsedekiya'nın saltanatında Ne-bukadnezzar'ın üçüncü defa Kudüs'e yürüyerek şehri kuşatması üzerine korkunç bir açlık baş göstermiş, nihayet şehir düşmüş, mâbed. saray ve genel olarak Kudüs ateşe verilmiş, duvarlar yıkılmış ve halkın bir kısmı sürgün edilmiştir.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Birincisinin zamanı gelince, üzerinize çok şiddetli savaşçı kullarımızı gönderdik de ülkeyi baştan başa ele geçirdiler. Bu, gerçekleşmiş bir hüküm idi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Bunlardan birincisinin vadesi dolduğunda, üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı saldık da onlar evlerinizin aralarına kadar girdiler. Bu, yerine getirilecek bir vaad idi.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Nihayet, o ikiden birincinin vadesi geldiğinde, üzerinize aşılmaz bir güce sahip kullarımızı gönderdik de onlar, barınakların aralarına girip araştırdılar. Ve bu, yerine getirilmiş bir vaat idi.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes ķaçan gele va'desi ol ikinüñ viribiyevüz üzerüñüze ķullar bizüm çalış [144b] isleri ķatı pes gezdiler sarāylar arasında daħı oldı va'de işlenilmiş.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes ḳaçan gelse evvelkilerüñ ‘iḳābı va‘desi, gönderür‐biz üstüñüze bizümḳullarumuzı ki muḥkem ḳuvvetlülerdür, ya‘nī Buḫtunnasar çerisi. Pes göz‐ler sizi isteyüp evlerüñüz ortasında sizi öldürmeg‐içün. Daḫı ol Allāhuñva‘desi‐y‐idi, işlendi.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onlardan (o fitnə-fəsadın) birincisinin (cəza) vaxtı gələndə üstünüzə çox güclü qullarımızı (Büxtünəssəri, yaxud Calutu orduları ilə birlikdə) göndərdik. Onlar (sizi öldürmək, əsir almaq və qarət etmək üçün) evlərinizin arasında gəzib dolaşırdılar (sizi tə’qib edirdilər). Bu və’d artıq yerinə yetirildi. (Siz Zəkəriyyanı öldürdünüz, onlar da sizi qətl edib, əsir alıb, yurdunuzu xaraba qoydular).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
So when the time for the first of the two came, We roused against you slaves of Ours of great might who ravaged (your) country, and it was a threat performed.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
When the first of the warnings came to pass, We sent against you Our servants given to terrible warfare:(2175) They entered the very inmost parts of your homes; and it was a warning (completely) fulfilled.
2175 A good description of the warlike Nebuchadnezzar and his Babylonians. They were servants of Allah in the sense that they were instruments through which the wrath of Allah was poured out on the Jews, for they penetrated through their lands, their Temple , and their homes, and carried away the Jews, men and women, into captivity. As regards "the daughters of Zion " see the scathing condemnation in Isaiah, 3:16-26.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَاِذَا
o za-man ki
جَٓاءَ
geldi
وَعْدُ
vadesi
اُو۫لٰيهُمَا
o ikisinden birincisinin
بَعَثْنَا
gönderdik
عَلَيْكُمْ
üzerinize
عِبَاداً
kulları
لَنَٓا
Bizim
اُو۬ل۪ي بَاْسٍ
güçlü
شَد۪يدٍ
kuvvetli
فَجَاسُوا
ve dolaşarak aradılar
خِلَالَ
arasında
الدِّيَارِۜ
evlerin
وَكَانَ
ve idi
وَعْداً
bir vaad
مَفْعُولاً
yapılması gereken
Bunlardan ilkinin zamanı gelince üzerinize güçlü, kuvvetli kullarımızı (sizi cezalandırmak için) gönderdik. Bunlar, evlerin arasında dolaşarak (sizi) aradılar. Bu, yapılması gereken bir vaaddi.
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
وَعْد
İsim
و ع د
Vaad, söz
اَوَّل
İsim
ا و ل
İlk, önce, birinci, başta, evvel
بَعَثَ
Fiil-I
ب ع ث
Diriltti, gönderdi, ulaştırdı, kaldırdı
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
عَبْد
İsim
ع ب د
Kul, köle, âbd
لَنَا
Zamir
لَنَا
Bizim için, bize, bizim
اُولِى
İsim
ا و ل
Sahip
بَاْس
İsim
ب ا س
Sıkıntılı, güç, azap, hınç, savaş, kuvvet, çekişme
شَدِيد
İsim
ش د د
Şiddetli, sağlam, kuvvetli, zorlu
جَاسَ
Fiil-I
ج و س
Gidip gelmek, talan etmek, dolaşmak, araştırmak.
خِلَالَ
İsim
خ ل ل
Dostluk, (iki şeyin yakınlığından dolayı) arasında
دَارٌ
İsim
د و ر
Yurt, ev
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
وَعْد
İsim
و ع د
Vaad, söz
مَفْعُول
Edilgen fiil
ف ع ل
Yapılmış, yapılan, yerine getirilen, gerçekleşmiş