close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

İsrâ Sûresi 41. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velekad sarrafnâ fî hâżâ-lkur-âni liyeżżekkerû vemâ yezîduhum illâ nufûrâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Andolsun ki düşünüp ibret almaları için şu Kur'an'da bu meseleyi apaçık ve defalarca anlattık, fakat bu anlatış, onların ancak, gerçekten büsbütün uzaklaşmalarına sebep olmada.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Hakikaten (insanlar) öğüt alıp-düşünsünler diye Biz bu Kur’an’da çeşitli açıklamalar yaptık; oysa bu bile, onların (Hakk’tan ve hayırdan) nefret edip uzaklaşmalarını arttırmıştır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Gerçek şu ki, düşünüp ibret almaları için, şu Kur'an'da gerçekleri pek çok yönden, apaçık ortaya koyduk. Fakat bu gerçekler ve hatırlatmalar inanmak istemeyen o kimselerin ancak gerçeklerden büsbütün uzaklaşmalarına sebep oldu.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onların akıllarını başlarına toplamaları için, biz, bu Kur'ân'da dini hakikatların delillerini, gerekçelerini, insani ve ahlaki değerlerin zaruretini, çeşitli ikaz ve ihtarları, değişik ifadelerle çok yönlü açıkladık. Bu, onların, Kur'ân'dan uzaklaşmalarından, nefretlerini artırmaktan başka bir şey sağlamadı.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 7/58; 16/101.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Andolsun öğüt almaları için bu Kur'an'da (bunları) türlü türlü açıkladık. Ama bu onların sadece nefretlerini artırıyor.
Ali Bulaç
swap_vert close
Andolsun, biz bu Kur'an'da çeşitli açıklamalar yaptık, öğüt alıp-düşünsünler diye. Oysa bu, onların daha uzaklaşmalarından başkasını arttırmıyor.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Biz, Bu Kur'ân'da ibret misalleri verdik; cennet'le müjdeledik, Cehennem'le korkuttuk ki, düşünüp akıllarını başlarına alsınlar. Halbuki bu, ancak onların hakdan nefretini artırıyor.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Andolsun! Biz bu Kur’anda anlasınlar diye bunları apaçık ve defalarca anlattık. Fakat kaçmalarından başka onlara bir katkısı olmuyor.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Andolsun, bu Kur'ân'da düşünüp anlamaları için bunları açık açık anlatıyoruz; fakat bu, sadece onların nefretini arttırıyor.
Besim Atalay
swap_vert close
«Öğüt alsınlar» diye işbu Kur'anda açık söyledik, onlara bu, ürkütmekten başka bir şey yapmadı
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Andolsun ki biz, onlar düşünüp öğüt alsınlar diye bu Kur'an'da farklı şekillerde gerçekleri açıkladık. Fakat (inatları yüzünden) bu onların sadece kaçışlarını artırıyor.
Cemil Said
swap_vert close
Bu Kur’ân’da insânlar teemmül itsünler diyu ihbârâtda bulunduk. Halbuki ânlar büsbütün tebâ’ud itdiler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Biz, and olsun ki öğüt almaları için bu Kuran'da bunları türlü türlü açıkladık. Fakat bu açıklamalar ancak onların nefretini artırmıştır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Andolsun biz, onlar düşünüp öğüt alsınlar diye (gerçekleri) bu Kur’an’da değişik biçimlerde açıkladık. Fakat bu, onların ancak kaçışlarını artırıyor.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İyice düşünmeleri için bu Kur’an’da ayrıntılı açıklamalar yaptık. Ama bu, sadece onların haktan uzaklaşmalarını arttırıyor.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Biz, onların akıllarını başlarına toplamaları için bu Kur'an'da (çeşitli ikaz ve ihtarları) türlü şekillerde tekrar ettik. Fakat bu, onlara, daha da kaçıp uzaklaşmaktan başka bir şey sağlamıyor.
Edip Yüksel
swap_vert close
Biz, öğüt almaları için Kuran'da açıkladık. Ne var ki bu, sadece onların nefretini arttırır
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Biz, bu Kur'ân'da akıllarını başlarına almaları için türlü şekillerde (ikaz ve ihtarı) açıkladık. Fakat bu açıklamalar ancak onların nefretini artırmıştır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Biz bu ıhtarı bu Kur'anda türlü şekillerle ifade ettik ki düşünüp akıllarını başlarına alsınlar, halbuki o onların ancak ürkekliğini artırıyor
Emrah Demiryent
swap_vert close
Kasem olsun ki, düşünüp öğüt alsınlar diye, Biz bu Kur’ân’da (çeşitli ikaz ve ihtarları) çeşitli şekillerde (değişik ifadelerle) açıkladık. Fakat bu (açıklamalar, inatları yüzünden) onların sadece (hakka karşı) nefretini artırıyor.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ant olsun ki Biz, bu Kur'an'da öğüt alsınlar diye her türlü açıklamayı yaptık. Oysaki bu onların yalnızca nefretlerini arttırdı.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Andolsun, bu (ihtaarı) şu Kur'anda dürlü dürlü şekillerde açıklamışızdır. Tâki iyice düşünüb ibret alsınlar. Halbuki bu, onların (hakdan) nefret etmelerinden başka, bir şey'i artırmıyor.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Şübhesiz ki (bu ihtârı) bu Kur'ân'da türlü şekillerde ifâde ettik ki, düşünüp ibret alsınlar. Fakat (bu), onlara (hakka karşı) nefretten başka bir şey artırmıyor.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve gerçekten, biz, onlar düşünüp öğüt alsınlar diye bu Kur’an’da (gerçekleri ortaya koymak için farklı şekillerde) açıklamalar yaptık. Oysa bu, (kibir ve inatları yüzünden) onların ancak kaçışlarını artırıyor.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Biz bu Kur’an da onlar düşünsünler, anlasınlar diye, her türlü açıklamaları kullandık. Ama bu açıklamalar yalnızca onların nefretlerini artırıyor.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ant olsun ki Biz bunu Kur’an’da evire çevire anlatmışızdır, öğütlensinler diye. Ancak, bu, onları yalnız tiksindirdi.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
* Biz, bu Kur/an/da o mânayı [¹] öğüt kabul etsinler diye tekrar ettik. Halbuki bu, onların nefretlerinden [²] başka bir şeyi artırmıyor.
[1] Oğuldan, kızdan vareste olmak mânasını.[2] Veya haktan dür olmalarından.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Andolsun Biz bu Kur’an’ı, onlar düşünüp anlasınlar [yezzekkerû] diye ayrıntılarla açıklıyoruz. Fakat bu onların nefretini artırmaktan başka bir şeye yaramıyor.
Kadri Çelik
swap_vert close
Şüphesiz biz, hatırlayıp kendilerine gelsinler diye bu Kur'an'da çeşitli açıklamalarda bulunduk. Fakat bu, onların sadece kaçışlarını artırır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Oysa Biz bu Kur’an’da, Allah’ın varlığını, birliğini; acziyet ve noksanlık ifâde edebilecek bütün sıfatlardan uzak, insan hayalinin ulaşabileceği her türlü tasavvurun üstünde ve ötesinde yüceler yücesi bir Yaratıcı olduğunu; hikmet, kudret ve adâletten yoksun bir tanrı inancının, insanoğlunu dünyada da, âhirette de felâketlere sürükleyeceğini farklı yerlerde, farklı örneklerle ve tüm boyutlarıyla açıkça ortaya koyduk ki, bu ayetleri düşünüp aydınlansınlar. Fakat bunca öğütler, zâlimlerin nefretlerini körüklemekten ve isyanlarını artırmaktan başka bir katkı sağlamadı.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
And olsun öğüt almaları için bu Kur’ân’da evire çevire açıkladık; ancak onların ürkerek kaçışlarını artırdı!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Biz Kuran’da insanları düşünceye salacak her şeyi söyledik ama, Kuran, hâlâ onların nefretini azdırıyor.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Biz onların akıllarını başlarına toplamaları için ayetlerimizle gerekli uyarıları yaptık. Elçilerimiz ayetlerimizi insanlara sürekli okuyor. Ayetlerimizle akıllarının alması için her türlü delili ortaya koyduk. Fakat ayetlerimiz onlara yol göstereceğine sanki onların kinini büyütüyor. İnkâr edenler büyük bir kinle ayetlerimize karşı çıkıyorlar. Ayetlerimize savaş açıyorlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Yemin olsun ki biz bu Kur’an’da (gerçeği) hatırlasınlar diye (her şeyi) türlü şekillerde sayıp dökmüşüzdür. [*] (Fakat bu), onların sadece nefretini artırıyor.
Benzer masajlar: İsrâ 17:89; Kehf 18:54; Furkân 25:33; ‘Ankebût 29:43; Rûm 30:58; Zümer 39: 27: Haşr 59:21.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Yemin olsun Biz, onların akıllarını başlarına toplamaları için bu Kur’an’da, birçok açıklamalar yaptık ama bu, onların sadece nefretlerini artırdı.¹
1 Bk. (Furkan: 60, Fâtır: 42)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Gerçek şu ki, bu Kur’an’da Biz (gerçeği) pek çok yönden açık açık ortaya koyduk ki [onu inkar edenler] iyice içlerine sindirebilsinler: ne var ki, bu sadece onların nefretini artırdı.
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Oysa biz bu Kuran’da öğüt alsınlar diye, hakikati farklı şekillerde tekrar tekrar dile getirdik. Ama gel gör ki bu açıklamalar onların sadece nefretini artırıyor. 17/45-46-82, 22/72, 25/60, 35/42, 43/78
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Doğrusu Biz bu Kur’an’da,[²²⁷²] (hakikati) tüm boyutlarıyla ortaya koyduk ki düşünüp ders alabilsinler; fakat bu onların sadece nefretini artırıyor.
[2272] Kur’an, “hitap” olarak da çevrilebilir. (bkz: 10:15, not 26.)  
Orhan Kuntman
swap_vert close
And olsun ki, biz bu uyarıp (Allah Teala’nın birliğini) Kur'an'da düşünüp ibret alsınlar diye tekrarladık. (Onlar bu uyarılardan ibret alıp imana gelecekleri yerde ne yazık ki) bu uyarılar onların haktan daha fazla uzaklaşmalarına sebep oluyor!
Osman Fırat
swap_vert close
Ve biz, onlar düşünüp öğüt alsınlar diye bu Kur’an’da (türlü, türlü) açıkladık. Fakat bu, onların ancak kaçışlarını artırıyor.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Andolsun ki, Biz Kur'an'da bu ihtarı güzelce düşünsünler diye (mütenevvi sûrette) beyan ettik. Halbuki, bu onlar için nefretten başka bir şey arttırmıyor.
Suat Yıldırım
swap_vert close
İnsanlar düşünüp ders alsınlar diye Biz Kur'ân'da bu gerçekleri farklı üsluplarla beyan ettik. Ne var ki bu, onları daha da kaçırmaktan başka bir sonuç vermedi. [16, 101; 7, 58]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Biz Kur'an'da sözü türlü biçimlerde anlattık ki, düşünüp anlasınlar. Fakat bu, onların sadece kaçışlarını artırıyor.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Bizim bu Kur'ân'da, tezekkür itmeleri içün, sarf iylediğimiz emsâl ve 'iber onların ancak nefretlerini artırdı.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
O meseleyi bu Kur’ân’da farklı biçimlerde anlattık ki[1] doğru bilgi[2] edinsinler. Ama bu, onların sadece nefretini artırıyor.
[1] Meleklerin Allah'ın kızları sayılması ile ilgili ayetler yazılacak. [2] zikir  
Şaban Piriş
swap_vert close
Bu Kur'an'da, öğüt alsınlar diye açıklamalar yaptık. Fakat, bu onların sadece nefretini artırdı.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Öğüt alsınlar diye, Biz bu Kur'ân'da hakikatleri çeşitli şekillerde açıkladık. Fakat bu onları daha da fazla kaçırıyor.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Biz, gerçeği, Kur'an'da türlü biçimlerde ifade ettik ki, düşünüp anlayabilsinler. Fakat bu onların sadece kaçışlarını artırıyor.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı bayıķ döndürü beyān eyledük uşbu ķur’ān’da tā añalar yā ögütleneler daħı arturmaz anlara illā ürkmek.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ biz tekrār eyitdük āyetleri bu Ḳur’ānda, ḥattā ki fikr idüp ögütlene‐ler. Daḫı arturmaz kendüleri illā ḥaḳdan ḳaçmaḳ.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
İnsanlar düşünüb ibrət alsınlar deyə, Biz bu Qur’anda (Allahın vəhdaniyyət əqidəsini cürbəcür dəlillərlə, müxtəlif misallarla) izah etdik. Lakin (bu izahat) onların yalnız nifrətini artırdı (islamdan daha çox üz döndərdilər).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
We verily have displayed (Our warnings) in this Qur’an that they may take heed, but it increaseth them in naught save aversion.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
We have explained (things) in various (ways) in this Qur´an, in order that they may receive(2227) admonition, but it only increases their flight (from the Truth)!
2227 Things are explained in the Qur'an from all points of view, individual and national, by means of stories, parables, and figures of speech, and by way of categorical commands. But those who are evil, instead of profiting by such instruction, often go farther and farther away from the Truth.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَقَدْ
andol-sun ki
صَرَّفْنَا
değişik biçim-lerde açıkladık
ف۪ي
içinde
هٰذَا
bu
الْقُرْاٰنِ
Kur'ân
لِيَذَّكَّرُواۜ
düşünüp öğüt almaları için
وَمَا يَز۪يدُهُمْ
fakat onlara
arttırmıyor
اِلَّا
baş-ka
نُفُوراً
nefretten
Andolsun ki Biz, onların düşünüp öğüt almaları için bu Kur'ân'da (her türlü ikaz ve ihtarları) değişik biçimlerde açıkladık; fakat bu, onların nefretlerinden başka bir şeyi arttırmıyor.
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
صَرَّفَ
Fiil-II
ص ر ف
türlü türlü açıkladı, farklı şekillerde açıkladı, iyice açıkladı
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
قُرْءَان
İsim
ق ر ا
Kur'ân, okuma, okunuş
تَذَكَّرَ
Fiil-V
ذ ك ر
Tezekkür etti, öğüt aldı, hatırladı, ibret aldı, idrak etti
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
زَادَ
Fiil-I
ز ي د
Arttı, ziyade kıldı, ziyadeleşti
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
نُفُور
İsim
ن ف ر
Nefret