close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

İsrâ Sûresi 36. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velâ takfu mâ leyse leke bihi ‘ilm(un)(c) inne-ssem’a velbasara velfu-âde kullu ulâ-ike kâne ‘anhu mes-ûlâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Bilmediğin şeyin üstünde durup ısrar etme; çünkü kulak da, göz de, gönül de, hepsi de sorumludur bundan.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Hakkında (gerekli ve yeterli) bilgin olmayan şeyin (aslını astarını bilmediğin mesele ve hadiselerin) ardına düşme (tartışmaya girme); çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan (her yaptığından) sorumludur, (cahilce iddia ve ithamlardan dolayı suçludur.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Bilmediğin şeyin üstüne durup ısrar etme; çünkü kulak, göz ve kalp hepsi yaptıklarından sorumludur. Kıyamette yaptıklarından sorguya çekilecektir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Hakkında bilgin olmayan alanlarda konuşma, görmediğin, duymadığın, bilmediğin konulara takılıp insanlara iftira etme. Çünkü kulak, göz, gönül ve akıl bunların her biri, yaptıklarından sorumludur.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 49/12.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyin ardına düşme. Şüphesiz kulak, göz ve kalb; bunların tümü ondan sorumludur.
Ali Bulaç
swap_vert close
Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme; çünkü kulak, göz ve kalb, bunların hepsi ondan sorumludur.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyin ardınca gitme, çünkü kulak, göz ve kalb, bunların hepsi ondan sorumludur.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
(Ve ey insan!) Bilmediğin bir işin ardına düşme. Çünkü kulak, göz, kalp, hepsi ondan sorumludur.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Bilmediğin şeyin ardına düşme! Çünkü işitme duyusu, görme duyusu ve gönül, bunların hepsi bundan sorguya çekilecektir.
Besim Atalay
swap_vert close
Bilmediğin şeyin ardına düşme, kulak, göz, gönül, bunların da hepsinden sorulur
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme! Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan (o peşine düştüğün şeyden) sorumlu tutulacaktır. 
Bkz. 49/12  
Cemil Said
swap_vert close
Bilmediğin şeye tâbi’ olma. Sâmi’anız, bâsıranız ve kalbiniz kâmilen mes’ûldürler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Bilmediğin şeyin ardına düşme; doğrusu kulak, göz ve kalp, bunların hepsi o şeyden sorumlu olur.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur.
Edip Yüksel
swap_vert close
Bilmediğin bir şeye inanıp ardına düşme, çünkü işitme, görme duyusu ve beyin, hepsi ondan sorumludur
Körükörüne izlemememizi, sorgulayıp araştırmamızı emreden bu ayete göre hareket eden bir topluma ne dinadamlarının hurafeleri ne de politikacıların yalanları zarar veremez.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bir de hiç bilmediğin bir şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz, gönül, bunların her biri yaptıklarından sorumludurlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bir de hiç bilmediğin bir şey'in ardınca gitme, çünkü kulak, göz, gönül, bunların her biri ondan mes'ul bulunuyor
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Ey insanoğlu!) Hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyin ardına düşme. (Görmediğin halde gördüm, duymadığın halde duydum, deme. Yalan yere şâhitlikte bulunma.) Şüphesiz kulak, göz ve kalp bunların tümü ondan (yaptıklarından) sorumlu tutulacaktır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Hakkında bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme! Kuşkusuz kulak, göz ve fuad¹ bunların hepsi ondan sorumludur.²
1- Gönül. Yararlı olmak, bir şeye ilgi duymak ve sorumlu olmak. 2- Nehl suresi, 116. ayet: Kendi yalanlarınızı Allah'a dayandırarak dilinize geldiği gibi yalan yanlış, “Şu helâldir, şu haramdır” demeyin. Yalanını Allah'a dayandıranlar iflah olmazlar.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Senin için hakkında bir bilgi haasıl olmayan şey'in ardına düşme. Çünkü kulak, göz, kalb: Bunların her biri bundan mes'uldür.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hakkında bilgi sâhibi olmadığın bir şeyin ardına da düşme! Çünki kulak, göz ve kalb, bunların hepsi ondan mes'ûldür.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve hakknda kesin bilgi sahibi olmadığın şeye dayanıp karar verme (o şeye tâbi’ olma, onunla amel etme ve ondan hükümler çıkarma). Şüphesiz işitme duyusu, görme duyusu ve akıl merkezi (beyin) bütün bunlardan (vereceğin karar, varacağın sonuçtan) sorumludur.*.
(*) Buradaki ayet, bize körü körüne bilmediğimiz bir şeyin ardına düşmememizi emrediyor, yani araştırıp doğruyu öğrenmemizi istiyor. Çünkü bilgimizin olmadığı konunun peşine düşmezsek/araştırmazsak hiçbir yeni şey öğrenemeyiz ve bilim üretemeyiz. Yani bu âyet bize ‘Araştırma, düşünme, karıştırma!’ mı diyor? Hayır! Aksine araştırıp doğruyu öğrenin diyor. Ayrıca burada kalb ifadesi geçmiyor, onun yerine‘’fuad’’ kelimesi geçiyor; bunun anlamı da insandaki akıl, yürek, duygu, düşünce ve karar verme merkezi olan beyin demektir. Çünkü ayette işitme duyusu ile görme duyusuna vurgu yapıldıktan sonra, fuad ifadesiyle de akletme, karar verme ve düşünme merkezi olan beyne vurgu yapıldığı anlaşılmaktadır (Fuâd, idrak manasında olup çoğulu ef’ideh şeklinde gelir. Kurân’da kalb (ki, bunun kan pompalayan organla hiçbir alakası yoktur) merkez (beyin), fuâd bu merkezin içindeki duruma göre aktifleşen bölgeler, lübb bu bölgelerdeki cevheri oluşturan noktasal temel birimlerdir. Maalesef beynin farklı fonksiyonlarını bilmeyen lügat, meal ve tefsirler; farklı köklerden gelen, farklı bağlamlarda kullanılan bu kelimeleri kalp ve türevleri ile açıklamaya çalışmışlardır. Oysa insanın düşünme merkezi olan beynindeki fuâdlar beynin loblarıdır. İrâde fuâdı (frontal/ön lob), duyu fuâdı (parietal lob vs.), görme ve görsel yorumlama ve okuduğunu anlamada oksipital lob olarak isimlendirilmiş. Bu farklı isim ve işlevlerin bulunduğu bölgenin tamamına da‘sudûr’denmektedir. Âyette duyma değil de işitme (sem), bakma (nazar) değil de görme (basar) kullanılması bunun zihnî değerlendirmesine âtıfla fuâdın fonksiyonlarına bağlanmıştır. (Kurandan Hayata) تؤكد الأبحاث العلمية على أن مناطق الفؤاد توجد بالمخ البشري وهنا ما يعرف باسم حصان البحر وهناك المهاد المسئول عن الإحساس بالألم ويتميز المهاد بوجود الأنواع المختلفة من القشرة ولو أزلنا القشرة يبقى الشعور بالألم لأن المهاد موجود وتحت منطقة المهاد يوجد مناطق الغرائز مثل العطش والجوع، والزناد يوجد به مناطق الإحساس بألم الحريق أي على العكس مما صوره البعض بأن الألم يشعر به الجلد أي أن الجلد هو مركز الإحساس بالألم ولكنه مجرد أداة لنقل الألم وفقط، واللوزة المسئولة مع حصان البحر عن الذاكرة والذكريات وتدميرهم يفقد الإنسان القدرة على تكوين الذكريات الجديدة وباللوزة جزء خاص بالعاطفة، هذه الأجزاء تمثل الفؤاد وهو الموجود بـ المخ البشري - الفواد - بضم الفاء ج أفئدة ، العقل ، ومنه {إِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤَادَ) معنى و شرح فؤاد في معاجم اللغة العربي) نستطيع من كلّ ما سبق أن نقول أنّ الفؤاد هو الإدراك المشخّص بالحواسّ، وهو أيضًا المادة الخام للتفكير، وهو الذي يقوم بالربط بين السبب والمسبّب، وعليه وبمفهوم الحاسوب يقوم كلّ من السمع والبصر بعمليّة إدخال المعلومات إلى الفؤاد، الذي يقوم بعمليّة التشغيل من تحليل وتدبر، ثمّ يقوم العقل باتّخاذ القرار بناء على تحليل الفؤاد (الرئيسية » مصطلحات ومعاني » ما هو الفؤاد؟ ومعانيه، وعلاقة الفؤاد والقلب و العقل ببعض -- أما الفؤاد فمحله الدماغ وهو بعيد عن القلب، إذ يمكن أن يذهب عقل المرء وقلبه ما زال نابضًا.[٢) فالفؤاد محله الدماغ، (الفرق بين الفؤاد والقلب في القرآن الكريم ]  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Bilginin olmadığı şeylerin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp bütün bunlardan (yapacağın yanlışlardan) sorumludur.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bilmediğin bir işin ardına düşme. Çünkü kulak, göz, yürek, bunların hepsi sorumlu tutulacaktır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Bilmediğin bir şeyin arkasına düşme. Çünkü kulak, göz, gönül hepsinden sahibi sorulacaktır.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Hakkında kesin bir bilgin [ilm] olmayan şeyin ardına düşme! Muhakkak ki kulak, göz ve kalp¹⁹, bunların hepsi de o şeyden sorumludur.
19 Kalp, Kur’an’da “idrak merkezi” olarak da kullanılmıştır. Bu ayette duyu idrakı ile akıl idrakının sorumluluğu söz konusudur.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme; çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Hakkında yeterli bilgin olmayan ve doğruluğunu tam olarak araştırmadığın bir şeyin ardından körü körüne gitme! Ne olursa olsun, sağlam ve inandırıcı delillere dayanmadan, hiçbir konuda kesin yargıda bulunma, hiç kimseyi asılsız söylentilere dayanarak suçlama! Çünkü araştırma yapıp gerçeği öğrenmen için Allah’ın sana bağışladığı kulak, göz ve gönül; bunların hepsi bu yaptığından sorumludur.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme / üzerinde durma! Kulak, Göz ve Gönül, bunların hepsi ondan sorumludur.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Seni ilgilendirmeyen şeylere kafanı takma. Çünkü, göz kulak ve kalp tek tek hesaba çekilip sorgulanacaktır ...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz, gönül ardına düştüğün şeyden sorumludur. Peşine düşeceğin şeylerin gerçeğini araştır. Hakkında kesin delil olmayan şeylerin üzerinde gereksiz şekilde durma! Unutma! Hakkında kesin delil olmayan şeyler hakkında ancak zanda bulunursun! Zanlarınız sizi doğru yola ulaştırmaz. Zanlarınızın peşine düşerseniz bilmediğiniz şeyin ardına düşerek haksızlık edersiniz. Bundan dolayı ağır sorumluluk altına girersiniz.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Hakkında bilgin olmayan şeyin peşine (biliyormuş gibi) düşme! [*] Şüphesiz ki işitme (duyusu), göz ve kalp, bütün bunlar o (kazandığı)ndan sorumludur. [*]
Bu ayet Hucurât 49:6. ayetle birlikte okunmalıdır. Bu ifade “hakkında bilgi sahibi olmadığın konuların peşine düşme, onları biliyormuş gibi hareket etme, iftira atma, bilmediğin konularda fikir ifade etme, yalancı şahitlik yapma, yalan konuşma” gibi anlamlar içermektedir. Burada verilen buyrukta sorumlu davranmak gerektiğine dikkat çekilmekte ve “Görmediğine gördüm, duymadığına duydum, bilmediğine bildim” dememek gerektiği ifade edilmek istenmektedir.,Benzer mesajlar: Nûr 24:24; Yâsîn 36:65; Fussilet 41:20.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Bilmediğin şeyin ardına düşme, çünkü: kulak, göz ve kalp(lerin sahipleri) tüm (yaptıklarından) mutlaka sorumludur.
Muhammed Esed
swap_vert close
Bilmediğin şeyin ardına düşme; ⁴⁵ çünkü, işitme duyusu, görme duyusu ve kalp, bunların hepsi [Hesap Günü’nde] bundan sorguya çekilecektir!
45 Yahut: “Bilmediğin konuda fikir beyan etme” [veya “bilmediğin şeyin ardından gitme”]. Bunun, olaylar ya da insanlar hakkında ileri sürülen mesnetsiz iddialara (ve dolayısıyla iftira ve yalan şehadete), olaylarla doğrulanmayan, tahmine dayanan beyanlara ya da elde doğru değerlendirmeye yetecek veriler olmadığı halde birtakım toplumsal olay ve oluşumlara karışma tavrına işaret eden bir ifade olduğu söylenebilir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ve hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyin peşine düşme! Zira kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur. 7/33, 11/46, 29/8, 31/15, 40/42
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ve bilmediğin bir şeyin peşinden gitme![²²⁶⁷] Çünkü kulak, göz ve gönül; bütün bunlardan dolayı (hesap günü) sorumlu tutulacaktır.[²²⁶⁸]
[2267] La takfu, “peşine düşme, ardınca gitme” anlamına (Ferrâ). İz sürücülük sanatına kıyâfe, bu işin uzmanına da kâif denilirdi. Bir önceki âyetle birlikte düşünüldüğünde yanlış ölçme ve değerlendirmenin yetersiz ya da yanlış bilgiden kaynaklandığını açıklayan bir ifade. Alternatif bir anlamı da şudur: “Bilmediğin bir konuda konuşma!” [2268] Burada, “peşinden gitme” eyleminin bir sonuç olduğu, bunun öznesinin ise gözlem, bilgi ve bütün bunları ölçüp değerlendiren ve burada “akleden kalbe” karşılık gelen “gönül” olduğu dile getirilmektedir. Bunların sorguya çekilmesi, hesap gününde sahibi hakkında şahitlik yapacak olmasıdır ki, kulak ve gözlerin şahitliği Fussilet 22’de açıkça dile getirilir. Yine Kur’an diğer organların şahitliğinden de söz eder (24:24; 36:65). Âyetteki “gönlün sorumluluğu” ile Bakara 283’teki “kalbin günahkârlığı” arasındaki benzerlik dikkat çekicidir. Bütün bunlar, insan eyleminin çıkış noktasının tasavvur ve akıl oluşuyla açıklanabilir. Dolayısıyla sapmış bir eylemi düzeltmek, o eylemin merkezini düzeltmekten geçmektedir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyin ardına düşme! (Görüp bilmediğin bir olay hakkında şehadette bulunma, bilmediğin bir konu hakkında indî hüküm vermeye kalkışma) Çünkü, kulak, göz, gönül (bunların) hepsinden (sahibi) sorumlu olur.
Osman Fırat
swap_vert close
Senin için olmayan bir bilginin peşine düşme, çünkü kulak, görme ve gönül, bunların hepsi ondan (yaptıklarından) sorumludur.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve senin için kendisine bilgi olmayan bir şeyin arkasına düşme. Şüphe yok ki kulak, göz, gönül, hepsinden (sahibi) sorulmuş olacaktır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Bilmediğin şeyin peşine düşme! Çünkü kulak, göz, kalb gibi azaların hepsi de sorguya çekilecektir. [49, 12]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Bilmediğin bir şeyin ardına düşme, çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi o(yaptığı)ndan sorumludur.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Bilmediğin şeyi "Biliyorum" dime. Kulak, göz ve kalb bundan mes'ûldür.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bilgi sahibi olmadığın bir konuda konuşma[1]. Sende olan dinleme, görme (basiret) ve gönül özellikleri[2] ondan sorumlu tutulmanı gerektirir.
[1] Öndekinin ense köküne bakarak gitme. Hucurat 49/6 ve Aişe validemize iftira Nur 24/11 vd. تفسير الطبري - (17 / 448) وأولى الأقوال في ذلك بالصواب قول من قال: معنى ذلك: لا تقل للناس وفيهم ما لا علم لك به، فترميهم بالباطل، وتشهد عليهم بغير الحقّ، فذلك هو القفو وإنما قلنا ذلك أولى الأقوال فيه بالصواب، لأن ذلك هو الغالب من استعمال العرب القفو فيه. [2] sem', basar ve fuad kelimelerinin başındaki el=ال takısı, muzafun ileyhten ıvaz sayılaran anlam verilmiştir. Bunlar insana ruh üflenmesi ile kazanılan ve onu diğer canlılardan farklı yapılan özelliklerdir(Secde 32/9). Hayvanlar görür ama insanlar vizyon sahibidir. Hayvanlar duyar ama insanlar dinler. Hayvanlar sadece vücutlarının istekleri doğrultusunda karar verirler ama insanlar vücutlarının istekleri ile şeytanların vesveselerine karşılık gönüllerindeki bilgiyi kullanarak karar verirler.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Bilmediğin bir şeyin ardına düşme; zira kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Bilmediğin şeyin peşine takılma. Çünkü kulak olsun, göz olsun, kalp olsun, hepsi bundan sorumlu tutulmuştur.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz ve gönlün hepsi bundan sorumlu tutulacaktır.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ardca yürime anuñ kim olmadı aña bilmek. bayıķ ķulaķ daħı göz daħı göñül oldı andan şunlar degül oldı andan śorılmış.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı uyma sen bilmedügüñ nesneye. Taḥḳīḳ ḳulaḳlar ve gözler ve yüreklerbarça a‘żālardan ṣorulsa gerek.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ey insan!) Bilmədiyin bir şeyin ardınca getmə (bacarmadığın bir işi görmə, bilmədiyin bir sözü də demə). Çünki qular, göz və ürək–bunların hamısı (sahibinin etdiyi əməl, dediyi söz barəsində) sorğu-sual olunacaqdır.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
(O man), follow not that whereof thou hast no knowledge. Lo! the hearing and the sight and the heart of each of these it will be asked.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And pursue not that of which thou hasth(2222) no knowledge; for every act of hearing, or of seeing or of (feeling in) the heart will be enquired into (on the Day of Reckoning).
2222 Idle curiosity may lead us to nose into evil, through our ignorance that it is evil. We must guard against every such danger. We must only hear the things that are known to us to be of good report, and see things that are good and instructive and entertain in our hearts feelings or in our minds ideas that we have reason to expect will be spiritually profitable to us. We shall be called to account for the exercise of every faculty that has been given to us. This goes a little farther than a famous sculpture on a Japanese temple in which three monkeys are shown as putting their hands to their ears, eyes, and mouths, respectively, to show that they were not prepared to hear any evil, see any evil, or speak any evil. Here idle curiosity is condemned. Futility is to be avoided even if it does not reach the degree of positive evil.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَا تَقْفُ
ve ardına düşme
مَا
o şe-yin ki
لَيْسَ
yoktur
لَكَ
senin için
بِه۪
hak- kında
عِلْمٌۜ
bir
bilgi
اِنَّ
şüp-hesiz
السَّمْعَ
kulak
وَالْبَصَرَ
ve göz
وَالْفُؤٰادَ
ve gönül
كُلُّ
hepsi
اُو۬لٰٓئِكَ
işte onların
كَانَ
oldu
عَنْهُ
ondan
مَسْؤُ۫لاً
sorumlu
Hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyin de ardına düşme! Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur.
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
قَفَا
Fiil-I
ق ف و
Ardına düştü
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
لَيْسَ
Fiil-I
ل ي س
Değildir, yoktur
لَكَ
Zamir
لَكَ
Sana, senin
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
عِلْم
İsim
ع ل م
İlim, bilgi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
سَمْع
İsim
س م ع
Kulak, işitme, dinleme
بَصَر
İsim
ب ص ر
Göz, basiret
فُؤَاد
İsim
ف ا د
Kalp, gönül, yürek
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
اُولٰٓئِك
İşaret zamiri
اُولٰٓئِك
İşte onlar, işte, böylece
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
مَسْـُٔول
Edilgen fiil
س ا ل
Sorumluluk gerektiren, mesul tutulan, sorguya çekilen