close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

İsrâ Sûresi 13. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vekulle insânin elzemnâhu tâ-irahu fî ‘unukih(i)(s) venuḣricu lehu yevme-lkiyâmeti kitâben yelkâhu menşûrâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Her insanın yaptığı işleri boynuna astık, kıyamet günü de apaçık yazılmış bir kitap olarak meydana çıkaracağız onları, herkes, ne yapmışsa hepsini o kitapta yazılmış bulacak.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Biz her insanın (can) kuşunu (ruhunu ve amel durumunu) kendi boynuna doladık, kıyamet gününde (ise) onun için açılmış olarak önüne konacak ve (amellerine) kavuşacak bir kitap çıkarırız.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Her insanın yaptığı işlerden dolayı, bir pay bir nasip takdir ettik. Kıyamet günü de apaçık yazılmış bir kitap olarak, onları meydana çıkaracağız. Herkes ne yapmışsa, hepsini o kitapta yazılmış bulacak.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Her insanın, uğurlu ve uğursuz saydıklarının, işledikleri hayır ve şerden paylarının sorumluluklarını, rızıklarını kazanma mükellefiyetlerini, kendi iradî tercihleri sebebiyle boyunlarına yükledik. Kıyamet günü, karşılaşacakları amel defterlerini açılmış halde önlerine çıkarırız.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 4/123; 52/16, 75/12-14; 99/7-8.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Her insanın kuşunu (amelini, uğurunu) kendi boynuna doladık. Kıyamet günü onun için, açılmış halde kendine ulaşacak bir kitap çıkarırız.
Ali Bulaç
swap_vert close
Biz, her insanın kuşunu (işlediklerini, yaptıklarını) kendi boynuna doladık, kıyamet gününde onun için açılmış olarak önüne konacak bir kitap çıkarırız.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Herkesin amelini kendi boynuna taktık (ondan ayrılamaz). Kıyamet günü onun için bir kitap çıkaracağız ki, ona açılmış olarak kavuşacak.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Her insanın boynuna kaderini taktık. Kıyamet günü de onun için, önünde açılmış olarak bulacağı bir kitap çıkartırız:
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Her insanın amelini boynuna doladık yani mahşere amelleri boynuna takılı olarak gelecektir. İnsan için kıyamet gününde, açılmış olarak önüne konacak bir kitap çıkarırız.
Besim Atalay
swap_vert close
Herkesin yaptığını dolamışız boynuna, kıyamet günü yazılmış olarak çıkarırız meydana; onu açılmış bulur
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Her insanın yaptıklarını kaydeden hayat defterini (Hard Diskini) boynuna taktık. Kıyamet günü herkes için onu, (önünde) açılmış olarak (dünyada yaptıklarını) bulacağı bir kitap (hayat filmi) halinde çıkaracağız.
Bkz. 4/123, 23/62, 52/16, 75/12-14, 99/7-8Aslında ayetin ilk cümlesi “her insanın kuşunu, kendisinin boynuna bağladık.” şeklinde tercüme edilmesi gerekirdi, ancak daha iyi anlaşılsın diye biz bu şekilde tercüme ettik. Çünkü Cahiliye döneminde insanlar kuşların uçuşlarından kaderlerinin belirlendiğine inanırlardı. Kur’an bu batıl inancı yıkarak onların anlayacağı üslupla her insanın kaderinin kendi çabasına bağlı olduğunu ve herkesin ancak kendi yaptıklarına göre muamele göreceğini bildiriyor.  
Cemil Said
swap_vert close
Her insânın boynunda kuşunı [1] bulundurduk kıyâmet güni bir kitâb göstereceğiz o kitâbı açık bulacakdır.
[1] Herkesin tâli’ine "kuş" dinilmek eski ’arabânda ’âdet idi.  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Her insanın boynuna işlediklerini dolarız ve kıyamet günü açılmış bulacağı Kitap'ı önüne çıkarırız.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Her insanın amelini boynuna yükledik.[310] Kıyamet günü kendisine, açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız.
Yani her insan yaptığı işten sorumludur.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Her insanın sorumluluğunu omuzuna yükledik. Kıyamet gününde insana, açılmış vaziyette önüne konulacak olan bir kitap çıkaracağız.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Her insanın amelini (veya kaderini) boynuna bağladık. İnsan için kıyamet gününde, açılmış olarak önüne konacak bir kitap çıkarırız.
Edip Yüksel
swap_vert close
Her insanın kaderini kendi boynuna (kişisel seçimine) bağlamışızdır. Diriliş gününde, kendisi için bir kayıt çıkarıp yayımlarız
Senin hayatın, doğumundan ölümüne dek bir video bandı gibi kaydedilir. Diriliş gününde bu kayıt, bize gösterilecektir. Bak 57:22.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Her insanın amel defterini boynuna doladık, kıyamet günü açılmış bulacağı kitabı önüne çıkarırız.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Her insanın da kuşunu boynunda kendine takmışızdır ve onun için Kıyamet günü bir kitab çıkarırız ki neşrolunarak onu şöyle karşılar
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ve her insanın amelini, kendi boynuna bağladık. (Yaptığı her amel kendi nefsine aittir, yaptıklarından dolayı da hesabını bizzat kendisi verir) Hesap gününde onun için (o amellerinin yazıldığı) bir kitap çıkarırız ki, onu açılmış olarak önünde bulur.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Her insanın kuşunu¹ kendi boynuna doladık.¹ Kıyamet günü, yaptıklarının tamamını gösteren kitabı önüne koyarız.
1- Cahiliye döneminde insanlar kuş uçurarak bir şeyin kendileri için iyi mi kötü mü olacağına karar veriyorlardı. Ayet, bir benzetme ile kişinin başına ne geleceğini bilmesi için kuşunun hangi yöne gittiğine bakmasına gerek olmadığını, zira herkesin kuşunun kendi boynuna asıldığını söylemektedir. Bu kuş, insanın çalışıp çabalamasından, yaptıklarından başka bir şey değildir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Herkesin (dünyâdaki) amel (ve hareket) ini kendi boynuna doladık. Kıyamet günü onun için bir kitab çıkaracağız ki neşredilmiş olarak kendisine kavuş (ub şöyle çat) acak:
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve her insanın amelini, kendi boynuna bağladık. Kıyâmet günü onun için (oamellerinin yazıldığı) bir kitab çıkarırız ki, onu açılmış olarak önünde bulur.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve her insanın kuşunu (uçup gider sandığı işlerini/amellerinin kaydedildiği hayat defterini) boynuna bağladık. Kıyamet gününde de onun için, (önünde) açılmış olarak (dünyada yaptıklarının kaydedildiği her şeyi) bulacağı bir kitap (hayat filmi) hâlinde çıkarırız.*
(*) Dolayısıyla her insan, yaptığı tercihlerle, kendi yazgısını bizzat kendisi belirler, sonucundan da yalnızca kendisi sorumludur. İşte bu yüzden, Mahşer Günü onun karşısına, dünyada yapmış olduğu her şeyin bir bir kaydedildiği ve önünde açılmış olarak bulacağı bir kitap (hayat filmi) halinde çıkarılır. Yani insanın hayatı, doğumdan ölüme dek bir videobandı gibi kaydedilir. Kıyamet gününde ise bu kayıt, hepimize gösterilecektir. Ayrıca yette geçen (طائر) ‘’tâir,’’yani kuş ifadesinden kasıt, kişinin dünyada yapmış olduğu amelleridir. وكل إنسان ألزمناه طائره في عنقه أي : ألزمناه عمله الصادر منه باختياره خيرا وشرا بحيث لا يفارقه أبدا . بل يلزمه لزوم الطوق في العنق ، لا ينفك عنه بحال (تفسير القاسمي - روح المعاني) وقيل في (طائره) أنه عمله. وقيل: أنه حظه، وما قدّمه من خير او شرّ قال المؤرج: الطائر العمل، بلغة الانصار، ويكون المعنى على هذا كتاباً)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Biz her insanın yapıp ettiklerini bir liste halinde boynuna dolarız. Kıyamet gününde de tutulmuş kayıtlarını çıkartırız ve basılmış kitap halindeki kayıtlarını o’na yapıştırılır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Herkesin ettiğini kendi boynuna doladık. Dirilme günü herkes için bir Kitap çıkaracağız. Herkesin kitabı kendisine açık olarak erecektir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Herkesin boynuna amelini doladık [³]. Kıyamet günü ona amellerinin yazıldığı sayfaları çıkaracağız ki onu açılmış bulacaktır.
[3] Veya amelinin uğursuzluğunu geçirdik. Yani kötü amel, kötü kişinin yoldaşıdır.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Biz her insanın amelini [tâ’ir]⁷ kendi boynuna bağladık. Kıyamet günü onun için, açılmış olarak bulacağı bir kitap çıkarırız.⁸
7 “Tâ’ir” kelimesi Arapçada kuş veya uçan şey demektir. Cahiliye döneminde Araplar, kuşun uçuş tarzına bakarak hayır şer yorum üretirlerdi. Zamanla; doğmak, yükselmek, görünmek anlamında olan “tale’a” fiilinden galat-ı meşhur olarak “talih”, “talih kuşu” deyimi ortaya çıktı. İyi veya kötü olarak kişinin kaderi anlamında kullanılmaya başlandı. Kadim Arap kültüründe kuş ile kader-kısmet arasında da bir ilişki vardır. Bu deyimden hareketle bu ayeti “Kişinin amelini boynuna astık” veya “Kaderini kendi gayretine bağladık” şeklinde de tercüme edebiliriz. Çünkü her insan yaptığı şeylerden sorumludur demektir. 8 Krş. Kehf, 18/49; Yâsin, 36/12; Câsiye, 45/28; Kıyâmet, 75/13; İnfitâr, 82/10-12;  
Kadri Çelik
swap_vert close
Biz, her insanın kuşunu (yaptıklarını) kendi boynuna doladık ve kıyamet gününde de onun için açılmış olarak bulacağı bir kitap çıkarırız.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Biz her insanın cennet veya cehennemle noktalanan kaderini, onun kendi boynuna bağladık. Dolayısıyla her insan, yaptığı tercihlerle, kendi yazgısını bizzat kendisi belirler, sonucundan da yalnızca kendisi sorumludur. İşte bu yüzden, Mahşer Günü onun karşısına, dünyada yapmış olduğu her şeyin bir bir kaydedildiği ve önünde açılmış olarak bulacağı bir kitap çıkaracağız. Ve o gün ona:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Her insanın boynuna kendi yaptıklarını taktık. Yayımlanmış olarak, kendisini karşılayacak bir kitabı Kıyâmet günü onun için çıkarırız.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Meselâ her insanın künyesini boynuna astık. Kıyamet günü şahsın önüne serilecek olan ayrıntılı sicilini bu künyeden çıkaracağız...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Her insana dünyada yaptıklarının sorumluluğunu yükledik. Yaptıkları her şeyin yazıldığı defterler boyunlarına bağlanmış olarak hesabımıza gelirler. Hesap günü defterleri önlerine konur!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Her insanın uçup (gittiğini sandığı davranışlar)ını boynuna bağladık. İnsan için kıyamet gününde, (önünde) açılmış bir kitap (amel defteri) çıkartacağız.
Mehmet Türk
swap_vert close
Biz, her insanın sorumluluğunu kendisine verdik.¹ (Bir de) kıyamet günü onun önüne (dünyada tüm yaptıklarının) apaçık yazıldığı bir kitap çıkarırız.
1 Bu ifadenin zahiri anlamı, “Her insanın kuşunu boynuna taktık” demektir. Mecâzen “kaderini, sorumluluğunu kendi zimmetine verdik ve vebalini kendi nefsine bağladık” anlamlarında kullanılır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Öte yandan, Biz her insanın kaderini (kendi) boynuna dolamışızdır; ¹⁷ öyle ki, Kıyamet Günü onun önüne, her şeyi açık açık kaydedilmiş bulacağı bir sicil çıkaracağız;
17 Tâir, tam sözcük karşılığı “kuş” ya da daha uygun bir ifadeyle “uçan şey/uçan yaratık”tır. İslam’dan önceki dönemlerde Araplar çoğu zaman kuşların uçuş tarzlarına, uçuş yönlerine bakarak olacak olan hakkında iyi ya da kötü anlamlar çıkarmaya, kısacası gelecek hakkında ön-görüler, ön-yorumlar üretmeye çalıştıklarından tâir terimi zamanla deyimsel olarak “talih”, yahut iyi ya da kötü, ikisini de kapsamak üzere “kader” anlamında kullanılır olmuştur. (Bu açıdan bkz. 3. sure, 37. not; 7. sure, 95. not.) Bununla birlikte, unutulmamalıdır ki, Kur’ânî “kader” kavramı, insan hayatına ilişkin haricî şartların ve olayların gidişinden çok, kişinin manevî/ahlakî tercihlerinin bir sonucu olarak bu hayatın izlediği yönü işaret eder, bir başka deyişle insanın manevî-ruhanî yazgısını ifade eder -ki bu da, Kur’an’da sıkça belirtildiği gibi, kişinin eğilimlerine, (ahlaken kötü olana karşı direnerek ya da tersine, iyi olana karşı bile-istiye ilgisiz kalarak) bilinçli tercihleriyle ortaya koyduğu tutum ve davranışlarına bağlıdır. Dolayısıyla, insanın manevî-ruhanî yazgısı (ya da kaderi) kendisine bağlıdır; kişiliğin genel gidişiyle ayrılmaz biçimde bağlantılıdır, ve insanı hayatta yapıp-ettiklerinden sorumlu tutan Allah olduğu için de, kendisinden “Biz her insanın kaderini kendi boynuna dolamışızdır” diye söz etmektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Zira biz her insanın yaptıklarını yazıyoruz. Kıyamet günü kitap olarak ortaya koyacağız. 18/49, 17/71, 43/80, 50/17
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ve Biz, her bir insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık.[²²³⁹] Nitekim Kıyamet Günü onun önüne, (dünyada yapıp ettiği)[²²⁴⁰] her şeyi kayıtlı bulacağı bir sicil koyacak (ve diyeceğiz ki):
[2239] Lafzen: “Ve Biz, her bir insanın kuşunu kendi boynuna geçirdik”. Tâir, “uçan varlık” anlamına gelir. Aynı kökten türetilen tayr, “kuş” türünün ortak adıdır. İslâm öncesi Arap toplumu, bir şey yapmaya niyetlendiklerinde kuş uçururlar, o kuşun sağa-sola ya da yukarı-aşağı uçuşuna göre anlamlar çıkarırlardı. Bu işleme, kader ve kısmeti belirlemek ve geleceği okumak için başvururlardı (Râzî). Allah Rasûlü de tıyerayı “uğurluluk-uğursuzluk” ile ilgili bir bâtıl inanç olarak tarif etmiş ve bunu şirkin kardeşi olan cibtten saymıştır (Hadis için bkz: 4:51, not) Bâtıl inanca dayalı bu uygulamada kullanılan aracın adı ya da niteliği (tâir, tetayyur, tıyera) daha sonra “şans, talih, uğur, kader ve kısmet” anlamlarında kullanılmaya başlandı. Ebu Ubeyde tâiri “nasip, pay” (haz) olarak açıklamıştır (Krş: 3:49; 5:110; 7:131; 17:13; 27:47; 36:19). Tâir’i çevirimiz bu verilere dayanmaktadır. Âyette geçen ‘unuk (bir başka okuyuşta ‘unk), kinayeten “sorumluluk alma, yük taşıma”yı ifade eder. Bunu göz önüne alan Elmalılı, ibareye alternatif anlam olarak “mesuliyetini kendi talep ve ameline tahsis ettik” veya “vebalini kendi nefsine bağladık” karşılığını verir. Râzî de, ‘insanın boynuna takılanın “tasma” mı, “madalya” mı; ya da “yular” mı, “gerdanlık” mı olacağını yine kendi tercih ve eylemlerinin belirlediğine’ dikkat çeker. Bizim tercihimiz olan “kendi çabasına” karşılığı, ‘unuk’un bu çağrışımlarına dayanmaktadır. Zaten âyetin son kısmı, insanın kişisel tercihleriyle maddî ve mânevî yazgısı arasındaki doğrudan bağı vurgulamaktadır. [2240] Parantez içi açıklamamız, Taberî’nin tercihine dayanmaktadır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Her insanın (iyi kötü) amelini boynuna doladık, kıyamet günü önüne bütün amelleri yazılmış bir kitap sunulur, (ve)
Osman Fırat
swap_vert close
Her insanın kendini bağlayan amelini boynuna doladık. Ve kıyamet günü de onu karşılayan (işlediği her amelini bulacağı) bu kitabını da neşredeceğiz.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve her insanın amelini boynuna dolayıverdik ve Kıyamet günü onun için bir kitap çıkarırız ki, onu neşredilmiş olduğu halde karşılar.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Her insanın vebalini, kendi nefsine bağladık, (her insan yaptıklarına göre muamele görür). Nitekim kıyamet günü önüne açılan bir defter çıkaracağız. [99, 7-8; 52, 16; 4, 123; 75, 12-14] [İşaya 65, 6; Daniel 7, 10; Vahiy 20, 12}
Âyet: “Her insanın kuşunu, kendisinin boynuna bağladık.” buyurmaktadır. Cahiliye arapları kuşların uçuşlarının kendi mukadderatlarını belirlediklerine inanırlardı. Kur’ân bu batıl inancı yıkıp, insanın ancak yaptıklarına göre muamele göreceğini bildiriyor. Âyet-i kerime insanın yaptığı her hareketle, âdeta bir kalem gibi, daha doğrusu tuşa dokunmuş gibi, kendi ekranında hayat boyunca bir şeyler yazıp durduğunu, kıyamet günü de, âdeta bunun çıktısını alacağı izlenimini vermektedir. Dünya hayatında nefsin ihtirasları, gafletli insanın iyi ve kötüyü değerlendirmesini önlemektedir. Ama âhirette her şey göz önüne serilecektir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Her insanın tair(kuş)ini boynuna bağladık, kıyamet günü onun için, açılmış olarak bulacağı bir Kitap çıkarırız:
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Her insânın 'ilmini boynuna takarız ve kıyâmet gününde ona defter-i a'mâlini açık olarak çıkarırız.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Her insanın tâirini (uçup gider sandığı işlerini) boynuna bağladık. (Mezardan) kalkış günü ona ait bir defter çıkarırız. Açılmış bir şekilde onu karşılar.
Şaban Piriş
swap_vert close
Her insanın boynuna amelini dolarız. Kıyamet günü, onun için ortaya konacak bir kitap çıkarırız.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Biz her insanın hesabını kendi boynuna dolamışızdır. Kıyamet gününde onun için açılıp önüne konacak bir defter çıkarırız.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Her insanın uğursuzluk kuşunu onun boynuna takmışızdır. Kıyamet günü kendisine, önünde açılmış olarak bulacağı bir kitap çıkaracağız:
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı her ādemį lāzım eyledük anı 'amelini boynında daħı çıķaruruz anuñ- içün ķıyāmet güni bir nāme ire aña açılmış.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı her ādem oġlınuñ aṣduḳ ‘ameli bitiglerini boġazında. Daḫı çıḳaruruzaña ḳıyāmet güninde bir bitig, ṭapar anı açılmış, ‘amelleri anda yazılmış.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Biz hər bir insanın əməlini öz boynundan asar və qiyamət günü (bütün əməllərini) açıq kitab kimi qarşısına qoyarıq.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And every man's augury have We fastened to his own neck, and We shall bring forth for him on the Day of Resurrection a book which he will find wide open.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Every man´s fate(2187) We have fastened on his own neck: On the Day of Judgment We shall bring out for him a scroll, which he will see spread open.(2188)
2187 Fate: Ta'ir, literally a bird, hence an omen, an evil omen, fate. Cf. 36:19. The Arabs like the ancient Romans, sought to read the mysteries of human fate from the flight of birds. And many of us in our own day seek to read our future fortunes by similar superstitions. We read in the previous verse that there are Signs of Allah, but they are not meant to subserve the vulgar purpose of disclosing our future destiny in a worldly sense. They are meant for quite other purposes, as we have explained. Our real fate does not depend upon birds or omens or stars. It depends on our deeds, good or evil, and they hang round our necks, (see also n. 484). (R). 2188 These deeds, good or evil, will be embodied in a scroll which will be quite open to us in the light of the Day of Judgement, however much we may affect to be ignorant of it now or waste our energies in prying into mysteries that do not concern us.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَكُلَّ
ve her
اِنْسَانٍ
insan ki
اَلْزَمْنَاهُ
ona bağladık
طَٓائِرَهُ
kuşunu
ف۪ي عُنُقِه۪ۜ
boynunda
وَنُخْرِجُ
ve çıkarırız
لَهُ
onun için
يَوْمَ الْقِيٰمَةِ
kıyamet günü
كِتَاباً
bir kitap ki
يَلْقٰيهُ
onu karşılar
مَنْشُوراً
açılmış olarak
Biz her insanın kuşunu (kazandığı amelini) onun boynuna astık ve kıyamet günü (bunu) onun için açılmış bulacağı bir kitap olarak (karşısına) çıkarırız.
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
اِنْسَان
İsim
ا ن س
İnsanlar, insanlardan olan, kabile
اَلْزَمَ
Fiil-IV
ل ز م
Zorladı, bağladı, gerekli kıldı
طَٓائِر
Etken fiil
ط ي ر
Kuş, uğursuz olan, uğursuzluk
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
عُنُق
İsim
ع ن ق
Boyun
اَخْرَجَ
Fiil-IV
خ ر ج
Çıkardı
لَهُ
Zamir
لَهُ
Onun, ona
يَوْم
İsim
ي و م
Gün, gündüz
قِيٰمَة
İsim
ق و م
Kıyamet
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
لَقِىَ
Fiil-I
ل ق ي
Karşılaştı, kavuştu
مَنْشُور
Edilgen fiil
ن ش ر
Açılmış, yayılmış