close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

İnşirâh Sûresi 3. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Elleżî enkada zahrak(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Öylesine yük ki çökertmişti belini.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ki o (risaletle ve ümmetinle ilgili; sorumluluk duygusu ve görev kaygusu) Senin belini bükmüştü (sırtını çatırdatmıştı);
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Öyle bir yük ki, çökertmişti belini.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sırtındaki çok ağır, seni ezen yükü almadık mı?
Ahmet Varol
swap_vert close
Ki o senin belini bükmüştü.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ki o, senin belini bükmüştü;
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Öyle ki, (o yük) sırtını çatırdatıb bükmüştü.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
2, 3. Belini kıran o ağır yükünü senden aldık (değil mi?)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
1,2,3. Biz senin için göğsünü açmadık mı? Senin sırtını çatırdatan yükünü atmadık mı?[773][774]
[773] İnşirâh sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XXI, 203.[774] Hz. Peygamber’e verilen bazı nimetler hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XXI, 205-209.  
Besim Atalay
swap_vert close
Bükmüştü belini
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
O yük belini çatırdatıp bükmüştü.
İnsanlığın içinde bulunduğu durum seni öylesine üzmüştü ki “neden vazifemde başarılı olamıyorum, niçin bu insanlar hakkın karşısında oluyor?” diye neredeyse kahroluyordun. “Söyledikleri (karalayıcı) şeylerden ötürü kalbinin daraldığını kuşkusuz biz biliyoruz.” (Hicr 15/97) “Şimdi onlar bu söze (Kur'an'a) inanmayacak olurlarsa arkalarından üzülerek âdeta kendini tüketeceksin (öyle mi)?” (Kehf 18/6) “(Ey Muhammed!) Onlar inanmıyorlar ve hakka karşı çıkıyor diye (üzüntüden) neredeyse kendini tüketeceksin!” (Şuara 26/3) Ama biz seni şu sözlerle teselli ederek rahatlattık: “Seni onlara bekçi kılmadık. Sen onların yaptıklarından sorumlu da değilsin.” (En’am 6/107) “…Onların yaptıklarından dolayı üzülüp kendini mahvetme!” (Fatır 35/8) “(Ey Muhammed!) Sen, sadece bir uyarıcısın!” (Fatır 35/23) “Sen onların üzerinde bir vekil değilsin (sadece tebliğcisin).” (Şuara 42/6) “Sen, onları zorla inandıracak değilsin” (Ğâşiye 88/22)  
Cemil Said
swap_vert close
1-4. Biz senin kalbini açarak omuzlarına yüklenmiş olan bârı tahfîf itmedik mi? Senin nâmını a’lâ itmedik mi?
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
2,3. Belini büken yükünü üzerinden almadık mı?
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
2,3. Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı?
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
2-3. Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı?
Diyanet Vakfı
swap_vert close
2, 3. Belini büken yükünü senden alıp atmadık mı?
Edip Yüksel
swap_vert close
Ki belini bükmüştü.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
O senin sırtını ezen yükü.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ki zâr etmişti bütün zahrını?
Emrah Demiryent
swap_vert close
O yük ki, senin belini bükmüştü.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Belini büken yükünü?¹
1- İnsanlığın içinde bulunduğu durumun sana verdiği üzüntüyü.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Öyle yükdü ki o) senin sırtına ağır gelmiş, (kemiklerini gıcırdatmış) dı.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
2,3. Ve sırtına çok ağır gelen yükünü, senden indirmedik mi?
İhsan Aktaş
swap_vert close
2, 3. Ve senin üzerinden, (sorumluluğunun, sıkıntılarının, insanların geleceği ile ilgili endişenin) ağır yükünü (hafifletip) almadık mı? Ki o, (sorumluluk duygusu) senin belini bükmüştü; *
(*) Bu ağır yükün peygamberlik görevinin getirdiği ağır sorumluluktur. Nitekim “Doğrusu Biz senin üzerine ağır bir söz bırakacağız” anlamındaki Müzzemmil-5. ayetle Hz. peygambere tevdi edilen ağır sözden peygamberlik görevinin ağır bir görev olduğu kolayca anlaşılır. Hakiketen de bu görev çok ağırdı ve tek başına altından kalkılması zordu. Hz. Peygamber aldığı görev gereği hem tebliğine devam edecek, hem de sabır talimatlarına uyarak tepkiler karşısında asla geri çekilmeyecek, karşılaştığı zorluklarla, azgınlıklarla, karanlıklarla tek başına mücadele edecekti. Hz. Peygamberin görevi gerçekten çok ağırdı ama ayette bu yükün hafifletildiğinden bahsedilmektedir. Bu ifadeden anlaşılmaktadır ki, ilk tebliğden itibaren peygamberin tebliğine uyanlar çoğalmaya başlamış, bu yeni müminler ortaya koydukları maddî-manevî destekleriyle peygamberin yükünü kısmen de olsa hafifletmişlerdir.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
O, sana çok ağır gelen (belini büken) yükü kaldırdık.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O yük ki senin sırtını çökertiyordu.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
2, 3. Biz, belini büken ağırlığı üzerinden kaldırdık [⁶].
[6] Peygamberlik yükünü hafiflettik.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Belini bükmekte olan.³
3 Krş. Kehf, 18/6; Şuarâ, 26/3  
Kadri Çelik
swap_vert close
O senin belini büken yükü.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Belini büken ve tek başına asla altından kalkamayacağın o ağır yükünü.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Belini bükmüş olan (yükünü)!
Mehmet Çakır
swap_vert close
2,3. Üstünden ambargoyu kaldırmadık mı // belini büken?
Mehmet Çoban
swap_vert close
Elbette her zorluğun yanında kolaylık vardır. Sana kolay olanı tavsiye etmedik mi?
Mehmet Okuyan
swap_vert close
2,3. Belini büken yükünü senden atmıştık.
Mehmet Türk
swap_vert close
2,3. O, senin (Peygamberlik görevinin) belini büken yükünü, üzerinden kaldırmadık mı?
Muhammed Esed
swap_vert close
o belini büken (yükü)? ²
2 Yani, “şimdi affedilmiş olan geçmiş günahlarının yükünü” (Taberî; Mücâhid, Katâde, Dehhâk ve İbni Zeyd’den naklen). Muhammed (s)’in durumu sözkonusu olduğunda bu, o’nun nübüvvetinden önce yapmış olduğu hatalar ile bağlantılıdır (aynı kaynak) ve bariz bir şekilde 93:7’nin bir yankısıdır -“yolunu kaybetmiş görüp seni doğru yola ulaştırmadı mı?”  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ki o yük, belini iki büklüm etmişti 11/12, 17/90...94
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ki o yük belini iki büklüm etmişti!
Orhan Kuntman
swap_vert close
2,3. (Vahiyler ilk indiğinde) Sırtına ağır gelip, belini büken (Peygamberlik) yükünü kaldırıp atmadık mı?
(Zorlukla karşılaştığında "Acaba bu ağır görevi yerine getirebilecek miyim?" korkusunu kalbinden gidermedik mi?)  
Osman Fırat
swap_vert close
O (yük ki) belini bükendi
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Öyle ki, senin sırtına pek ağırlık vermişti.
Suat Yıldırım
swap_vert close
2, 3. Senin belini çatırdatan o ağır yükünü indirmedik mi?
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ki (o, ağırlığından) sırtını çatırdatmıştı!
Süleyman Tevfik
swap_vert close
2,3. Ve senden belini büken yüki indirdik.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
O yük, senin belini bükmüştü.
Şaban Piriş
swap_vert close
Ki o belini bükmüştü.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Bir yük ki belini büküyordu.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ki o, belini çatırdatmıştı senin.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
ol kim aġır eyledi arķanı?
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol yük ki arḳañı aġırlamış‐ıdı.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Elə bir yük ki) sənin belini bükürdü.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Which weighed down thy back;
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
The which did gall thy back?-
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَلَّـذ۪ٓي
o ki
اَنْقَضَ
bükmüştü
ظَهْرَكَۙ
sırtını
O ki senin belini bükmüştü.
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اَنْقَضَ
Fiil-IV
ن ق ض
Büktü
ظَهْر
İsim
ظ ه ر
Sırt, arka