close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

İnşirâh Sûresi 1. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Elem neşrah leke sadrak(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Senin göğsünü açıp genişletmedik mi?
Manen göğsünü açıp peygamberlikle, bilgiyle genişletmedik mi? Bu yüzden peygamberliğe koyuldun, eziyetlere dayandın, kalbin. imanla yatıştı.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Resulüm!) Biz, Senin göğsünü yarıp-genişleterek (gönlünü hikmet ve huzurla doldurmadık mı)?
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Biz kalbini açıp ferahlatmadık mı?
Ahmet Tekin
swap_vert close
Biz senin iyiliğin için göğsünü İslâm'a, ilme, hikmete, sabra, tahammüle açmadık mı, gönlünü ferahlatmadık mı?
Ahmet Varol
swap_vert close
Biz senin göğsünü açmadık mı?
Ali Bulaç
swap_vert close
Biz göğsünü yarıp-genişletmedik mi?
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ey Rasûlüm), senin saadetin için, göğsünü (hikmetle doldurub) genişletmedik mi?
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Biz, gönlünü senin için açtık (değil mi?)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
1,2,3. Biz senin için göğsünü açmadık mı? Senin sırtını çatırdatan yükünü atmadık mı?[773][774]
[773] İnşirâh sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XXI, 203.[774] Hz. Peygamber’e verilen bazı nimetler hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XXI, 205-209.  
Besim Atalay
swap_vert close
Biz, senin gönlünü şenlendirmedik mi?
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Biz senin kalbini ferahlatmadık mı?
Cemil Said
swap_vert close
1-4. Biz senin kalbini açarak omuzlarına yüklenmiş olan bârı tahfîf itmedik mi? Senin nâmını a’lâ itmedik mi?
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Senin gönlünü açmadık mı?
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Senin göğsünü açıp genişletmedik mi?
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Senin kalbini açıp genişletmedik mi?
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi?
Edip Yüksel
swap_vert close
Göğsünü genişletip seni sakinleştirmedik mi?
Göğsü genişletip ferahlatmaktan söz eden bu ayet, Cibril'in kalp ameliyatı yaparak Muhammed'in kalbini temizlediği biçimindeki uydurma rivayetlerle çarpıtılmıştır. Bu ayetin muhatabı sadece Muhammed peygamber değil, tüm inananlardır. Bak 6:125; 20:25; 39:22.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Biz senin için (mutluluğun) göğsünü açmadık mı?
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Şerh etmedik mi senin içün bağrını?
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Habibim! Vahyin manevi ağırlığına takat getirebilesin, diye) biz senin kalbini, (ona tevdi ettiğimiz ilimlerle ve hikmetlerle manen) genişletmedik mi?
Erhan Aktaş
swap_vert close
Senin için göğsünü açmadık mı?¹
1- Sıkıntılarına, kara kara düşünmene, ne yapacağını bilmemene son vermedik mi? Seni rahatlatmadık mı?  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Habîbim) göğsünü senin (fâiden) için (açıb da) genişletmedik mi? (Genişletdik).
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Göğsüne senin için (ilim ve hikmetle) inşirâh vermedik mi (genişletmedik mi)?
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Resulüm!) Biz senin sadrını (gönül, zihin, duygu ve akıl merkezi olan beynini Kur’an, ilim ve hikmetle açıp) genişletmedik mi? *
(*) Şerh, açıp genişletmek anlamındadır. Yazılı eserler için de kullanılan şerh, müşkül bir sözü açıklamak veya gizli anlamları ortaya çıkarmak demektir. Sadr, her şeyin ön ve baş tarafı manasındadır. Sadr-ı İslam: İslam’ın başı, ilk yılları. Sadru’l- Kelam: Sözün başı. Sadr-ı Azam ise baş vezir manalarındadır. Görüldüğü gibi sadır sadece göğüs demek değildir. Âyette, zihin ve gönül ferahlaması anlamında her iki manada anlaşılmaya müsaittir. Şerh-ı sadr, kişinin ilgi ve alâkasının hangi tarafta olduğuna bağlı olarak değişen sorunların giderilmesi için sorularına cevaplar bulması, düşüncelerinin aydınlanması, karışıklıktan kurtulup bilgi ve birikiminin genişlemesine paralel olarak ferahlama ve iç huzura kavuşması demektir. Kur’an inkâra sadrın açılması manasında Nahl:106’da İslam’a sadrın açılması manasında En’am 125’te bu kalıbı kullanmıştır. Tercih edilen konularda verilen emek oranında kişi daha geniş düşünebilmektedir. (Kurandan Hayata) Burada sadr, beyinde gerçekleşen zihin, akıl, idrak, duygu ve düşüncelerdir. Cebrail’in Hz. Peygamberin çocukken gelip göğsünü yarması vs. ile hiçbir alakası da yoktur. Çünkü böyle bir olayın da aslı yoktur, tamamen uydurmadır. İşte Hz. Peygamberin şahsı üzerinden bütün insanlarda zaman zaman görülen sıkıntı, bunalım, stres, gibi hallerin geçici olduğu, bunlara takılıp kalmamak gerektiği, sıkıntı ve zorlukları yenmenin çeşitli yolları bulunduğu anlatılmaktadır. فالصدر مراد به الإحساس الباطني الجامع لمعنى العقل والإدراك وشرح صدره كناية عن الإنعام عليه بكل ما تطمح إليه ( التحرير والتنوير)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Biz senin kalbini açıp rahatlatmadık mı?
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Biz senin içini açmadık mı?
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Senin göğsünü geniş kılmadık mı? [⁵]
[4] Mekke'de nâzil olmuş (8) âyettir.[5] Kıldık da peygamberliğin ağır teklifini, müşriklerin eza ve cefalarını yüklendin, kalbin hikmetle doldu.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Biz senin göğsünü ferahlatmadık mı?¹
1 Krş. En’âm, 6/125; Zümer, 39/22  
Kadri Çelik
swap_vert close
Biz, senin göğsünü (ilahi nur ve huzur ile) genişletmedik mi?
(“İnşirah” açılmak, genişlemek, sevinmek manalarına gelir. Duhâ suresinden sonra Mekke’de nazil olmuştur ve 8 ayettir. Bu surede peygamberimizin, çocukluğunda risalete hazırlamak üzere kalbinin açılıp arıtılmasından söz edilmektedir. Ayrıca, onun getirdiği dindeki kolaylıklara dikkat çekilerek Allah’a şükretmeye teşvik edilmektedir.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Biz senin göğsünü iman, ilim ve hikmet nurlarıyla aydınlatıp, ruhunu okşayan tatlı bir güven duygusu, iliklerine kadar işleyen bir iç huzuru ve cesâret bahşederek, gönlünü ferahlığa kavuşturmadık mı?
Mekke döneminin başlarında, bir önceki Duhâ sûresinden hemen sonra indirilmiştir. “Şerh: Açma, ferahlık verme” veya aynı anlamdaki “İnşirâh” adlarıyla bilinen sûre, adını birinci ayetinde geçen “neşrah” fiilinden almıştır. 8 ayettir.  
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Senin için senin göğsünü AÇMADIK mı?
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! senin yüreğine su serpmedik mi?
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ey resulüm! Hatırla o anı! Sen çok fazla bunalmıştın! İçinde yaşadığın toplumun sorunları, sorunlarına karşı çözümsüzlükler seni üzüyordu. Her gün gördüğün haksızlıklar, çelişkiler, zulümler seni bunaltıyordu. Temiz arkadaşlarınla oluşturduğun toplumun yaralarını sarma, açmazlarına çare bulma girişimleri yetersiz kalıyordu. Sıkıntılar içinde kendini toplumdan dışarı attın. Toplumdan uzaklaşarak yalnızlığa çekildiğin yerde düşüncelere boğulmuş, çaresizlikler içinde çare arıyordun. Öyle bir zamanda seni sıkıntılarından kurtarmadık mı? Katımızdan bilgiler göndererek gönlünü açmadık mı? Her şeyin doğrusunu göstermedik mi? Yol gösterip sıkıldığın tüm konularda yardım etmedik mi? Böylece göğsünde düğümlenen bunaltıları çözmedik mi? Kalbini ayetlerimizle tertemiz yıkamadık mı?
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Senin için göğsünü ferahlatmadık mı? [*]
Bu ayet Duhâ suresi 7. ayetin açıklamasıdır. Sanıldığı gibi, masum bir çocukken Hz. Muhammed’in kalbinin yarılması ve maddi bir şekilde ve temizlenmesi gibi kabuller, Kur’anî dayanaktan yoksundur.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Biz, senin gönlünü açıp genişletmedik mi? ¹
1 Şerh: Eti açıp genişletmek, gizli olanı ortaya çıkarmak, izah etmek demektir. Sadr: İnsanın gövdesinin belinden başına doğru olan ön ve üst kısmı, sine, göğüs veya bağır demektir. Şerh-i sadr: Göğsü açıp genişletmek demek olduğu halde, kinâye olarak; “kalbe ferahlık vermek, gönlünü açmak ve nefsi herhangi bir fiil veya söze açmak anlamında” daha çok kullanıldığı için, bu kinâyeli anlam tercih edilmiştir. Şerh-i Sadr konusunda iki görüş vardır: 1- Peygamberimizin çocukluğunda, Peygamberliği esnasında veya mirac gecesinde göğsü yarılıp, kalbi çıkarılıp, yıkanarak tekrar yerine konduktan sonra îman ve hikmet ile doldurulmasıdır ki; bu ihtilaflıdır. Müfessirlerin bir kısmı, bu rivâyetleri reddetmiştir. Buhârî, Müslim, Tirmizî ve Neseî’de zikredilen mirac hadisindeki olayın ise, uyku ile uyanıklık arası olduğu ifâde edilmiştir. 2- Peygamberimizin gönlünün bütün önemli olaylara açılması, telâş etmemesi, şaşırmaması, bütün mü’minlere şefkatle davranması anlamındadır ki; bu kelime (En’am: 125, Nahl: 106, Zümer: 22, Tâ Hâ: 22)’de de benzeri anlamda kullanılmıştır. Bunu Elmalılı: [Hz. Peygamber (s.a.v) peygamber olarak gönderilince Allah’tan başka ilâhlardan ve onlara tapanlardan uzak olmak, insanlar ve cinlerle uğraşmak önce zor gelmiş, göğsünü daraltmıştı. Fakat Allah, ona öyle âyetler göstermişti ki bunlarla bütün o zorlukları aşma gücü ve imkânı bulmuş ve yüklenmiş olduğu her meşakkat, her şey gözünde küçülmüş idi. O şekilde ki kalbinden bütün tasa ve düşünceleri çıkarmış, ancak bir tek düşünce bırakmıştı. Çoluk çocuğun nafakası sıkıntılarını tınmaz, insanlardan ve cinlerden gelen eziyetlere önem vermez olmuştu. Şu halde “şerh-i sadr”, dünyanın değersizliğini ve ahiretin değerini bilmekten ibaret olur ki bunun benzeri “Allah kimi dosdoğru yola iletmek isterse, onun gönlünü İslâm’a açar. Kimin de saptırılmasını isterse onun da gönlünü, sanki göğe çıkıyormuş gibi iyice daraltır. (Allah dilerse) îman etmeyen kimseleri işte böyle pislik içerisinde bırakıverir.” (En’âm: 125) âyetidir] şeklinde izah etmiştir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
BİZ kalbini ¹ aç(ıp ferahlat)madık mı,
1 Lafzen, “göğsünü” yahut “sineni”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Biz senin yüreğini vahiyle ferahlatmadık mı? 11/120, 13/28
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
SENİN[⁵⁷⁸⁵] gönlüne ferahlık vermedik mi?[⁵⁷⁸⁶]
[5785] Lafzen: “senin için”. Bu, hem “sen benim için kul kadar yaparsan, Ben de senin için Allah kadar yaparım” vurgusuna, hem de “ne yaptıksa senin için, senin lehine yaptık” vurgusuna sahiptir. [5786] Kur’an’da şerh, olumlu ve olumsuz anlamlarıyla beş yerde geçer. Hepsi de Mekkîdir ve hepsi de göğse nisbetle kullanılır. Göğüs ise, ister tekil (sadr) ister çoğul (sudûr) kullanılsın, organ anlamında hiç gelmez. “Gönül, zihin” karşılığında kullanılır. Şerh, Zümer 22 ve En’âm 125’te “iç aydınlanma” ile sonuçlanmış, Tâhâ 25’te “kolaylık ve dilden düğüm çözme” ile bitişik kullanılmıştır. Buradaki ferahlatmanın niteliğini devamındaki âyetler açıklamaktadır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Biz senin göğsünü (ferahlatıp) genişletmedik mi? (Vahyi indirmeye devam ederek sıkıntını sevince tebdil etmedik mi?)
Osman Fırat
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Senin göğsünü (İslam için) genişletmedik mi?
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Senin için göğsünü açıp genişletmedik mi?
Suat Yıldırım
swap_vert close
Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi?
Mirac gecesi Efendimiz Kâbe’nin yanında iken melekler tarafından göğsünün yarılıp zemzem suyu ile yıkanarak ilim ve hikmetle doldurulmasına işarettir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Biz senin (bunalan) göğsünü açmadık mı (ondaki bunalımları, sıkıntıları giderip, onu ilim, hikmet ve huzur ile genişletmedik mi)?
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Biz senin sadrını şerh itmedik mi?
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Senin içini ferahlattık değil mi?
Şaban Piriş
swap_vert close
Senin göğsünü ferahlatıp, genişletmedik mi?
Ümit Şimşek
swap_vert close
Biz senin gönlünü ferahlatmadık mı?
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Açıp genişletmedik mi senin göğsünü!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
iy, açmaduķ mı senüñ-içün gögsüni?
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Yā Muḥammed, biz senüñ yüregüñi münşeriḥ eylemedük mi?
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Peyğəmbər!) Məgər Biz (haqqı bilmək, elm və hikmət dəryası etmək üçün) sənin köksünü (qəlbini) açıb genişlətmədikmi?! (Allahın öz lütfü ilə köksünü açıb genişlətdiyi kimsənin qəlbinə Şeytan vəsvəsə sala bilməz. O, qüdsiyyət kəsb edər, vəhy qəbul etməyə layiq olar!)
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Have We not caused thy bosom to dilate,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Have We not expanded thee thy breast?-(6188)
6188 Cf. the prayer of Moses in 20:25. The breast is symbolically the seat of knowledge and the highest feelings of love and affection , the treasure house in which are stored thejewels of that quality of human character which approaches nearest to the divine. The Prophet's human nature had been purified, expanded, and elevated, so that he became a Mercy to all Creation. Such a nature could afford to ignore the lower motives of ordinary humanity which caused shameful attacks to be made on him. Its strength and courage could also bear the burden of the galling work which it had to do in denouncing sin, subduing it, and protecting Allah's creatures from its oppression.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَلَمْ نَشْرَحْ
açmadık mı
لَكَ
senin için
صَدْرَكَۙ
göğsünü
Biz senin göğsünü aç(ıp iman ve hikmetle genişlet)medik mi?
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
شَرَحَ
Fiil-I
ش ر ح
Açtı, genişlik verdi
لَكَ
Zamir
لَكَ
Sana, senin
صَدْر
İsim
ص د ر
Göğüs, sine