close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

İnsân Sûresi 7. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Yûfûne bi-nneżri ve yeḣâfûne yevmen kâne şerruhu mustetîrâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Adaklarını yerine getirir onlar ve şerri, her yanı saran, kaplayan günden korkarlar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(İşte bu nimet ve faziletlere erişecek mü’minler) Adaklarını (ve her türlü anlaşmalarını) yerine getirenler ve şerri yaygın olan bir günden korkup (kötülükten çekinenlerdir).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Bu kullar adaklarını yerine getirirler ve şerri her yanı saran ve kaplayan kıyamet gününden korkarlardı.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah'ın kulları, verdikleri sözü, adaklarını yerine getirirler. Şerri, dehşeti salgın haline gelen bir günden korkarlar.
Ahmet Varol
swap_vert close
(Onlar) adaklarını yerine getirir, kötülüğü yaygın olan bir günden korkarlar.
Ali Bulaç
swap_vert close
Adaklarını yerine getirirler ve şerri (kötülüğü) yaygın olan bir günden korkarlar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Cennetlik olan iyi insanlar, o kimselerdir ki, dünyada) adaklarını yerine getirirler; ve azabı salgın olan bir günden korkarlar.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İbadetlerini tam yerine getirirler ve kötülüğü yaygın olan bir günden de korkarlar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
7,8,9,10. Adaklarını yerine getirirler ve kötülüğü yaygın olan bir günden korkarlar. Sevdikleri gıdalardan yoksula, yetime ve esire yedirirler. “Biz, size sırf Allah rızası için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık, ne de teşekkür bekliyoruz. Çünkü biz suratsız, çok katı bir günün azabından ötürü Rabbimizden korkarız” derler.
Besim Atalay
swap_vert close
Adakların öderler, kötülüğü geniş olan bir günden de korkarlar!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(O iyi insanlar, o kimselerdir ki) üzerlerine aldıkları sorumlulukları yerine getirirler ve azabı salgın olan bir günden (kıyametten) korkarlar.
Cemil Said
swap_vert close
Va’adlerini îfâ iden, mümted olacak felâketlerden havf iden
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onlar verdikleri sözleri yerine getirirler, fenalığı yaygın olan bir günden korkarlar.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
O kullar adaklarını yerine getirirler. Kötülüğü her yanı kuşatmış bir günden korkarlar.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onlar, verdikleri sözü yerine getirirler ve dehşeti her yerde hissedilen bir günden korkarlar.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
O kullar, şiddeti her yere yayılmış olan bir günden korkarak verdikleri sözü yerine getirirler.
Edip Yüksel
swap_vert close
Onlar sözlerini yerine getirirler ve alabildiğine kötü olan bir günden korkarlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
O kullar adaklarını yerine getirirler ve fenalığı salgın (olan) bir günden korkarlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Adaklarını yerine getirirler ve şerri salgın olan bir günden korkarlar
Emrah Demiryent
swap_vert close
Onlar, (Allah’a ve insanlara verdikleri) sözlerini yerine getirirler, dehşeti her yeri kaplayacak bir günden korkarlar.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Verdikleri sözü yerine getirirler, kötülüğü salgın bir günden korkarlar.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Onlar) adağını yerine getirirler (di), şerri yaygın (ve salgın) olan günden korkarlar (dı).
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Çünki onlar, dünyada iken) adakları(nı) yerine getirirler ve şerri yaygın olan bir günden (kıyâmet gününden) korkarlar(dı).
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onlar (o erdemli kullar), üzerlerine aldıkları sorumlulukları (ve verdikleri sözleri) yerine getirir ve felaketi (dehşeti) bütün ufukları tutacak bir günden (hesap gününün dehşetinden) korkarlar.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
O Allah’ın kulları verdikleri sözlerini yerine getirirler ve şerri her şeyi kuşatan bir günden korkarlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O kullar ki adaklarını yerine getirirlerdi, kötülüğü her yeri kaplıyan bir günden korkarlardı.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlar dünyada adadıklarını yerlerine getirirlerdi. Şerri şiddeti yayılan [¹] bir günden korkarlardı.
[1] Veya aşikâr olan.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlar adaklarını yerine getirirler ve dehşeti [şerruhu] her yeri kaplayan bir günden de korkarlar.
Kadri Çelik
swap_vert close
Adaklarını yerine getirirler ve kötülüğü yaygın olan bir günden korkarlar.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Onlar, gerek Allah’a, gerek insanlara verdikleri sözlerini yerine getirir, tehlikesiher tarafı saracak olan o korkunç Gün hesaba çekilmekten korkarlar.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Nezr’i (Verilmiş Söz’ü, Adağı) yerine getiriyorlar; şerri çok yaygınlaşmış günden korkuyorlar.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Çünkü vaktiyle onlar, kötülüğün kol gezdiği bir günden korkarak sözlerinde dururlardı.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İman edenler bir şeye söz verir ya da bir adakta bulunurlarsa hemen yerine getirirler. Çıkarlarına göre sözlerinden ya da adaklarından caymazlar. Çünkü cezası şiddetli cehennemden korkarlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Allah’ın iyi kulları), verdikleri sözü yerine getirir ve kötülüğü her yere yayılmış olan bir günden korkarlar.
Mehmet Türk
swap_vert close
(O has kullar,) Allah’a verdikleri sözlerini yerine getirirler ve kötülüğü sürekli artan bir günden, korkarlar.
Muhammed Esed
swap_vert close
[Gerçek erdem sahipleri] onlar[dır ki,] sözlerini ⁹ yerine getirirler ve şiddeti yayılıp genişleyen bir Gün’ün korkusunu duyarlar.
9 Yani, inançlarından kaynaklanan ruhsal ve sosyal yükümlülüklerini.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onlar Allah’a verdikleri sözlerini ve adaklarının gereğini yerine getirirler ve dehşeti her tarafı kaplayacak olan günden korkarlar. 3/193, 7/172-173
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(O has kullar ki;) üzerlerine vacip kıldıkları hayrı yerine getirirler[⁵⁴⁶⁹] ve şerri kahredici bir virüs gibi yayılan günün kaygısını taşırlar;[⁵⁴⁷⁰]
[5469] “Adak” mânasına gelen nezr, “hayrı kendine vacip kılmak” demektir. [5470] Mustatîrâ kelimesine bu bağlamda verilebilecek en uygun karşılık.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Çünkü) onlar adaklarını yerine getirirlerdi ve dehşeti her yöne yayılmış olan günden (kıyâmet gününden) korkarlardı.
Osman Fırat
swap_vert close
O kullar adaklarını yerine getirirler. Kötülüğü her yanı kuşatmış bir günden de korkarlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Adaklarını yerine getirirler, ve bir günden korkarlar ki onun şerri (etrafa) dağılmış olmuştur.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Bu kullar, dünya hayatında iken sözlerinde durur, adadıkları şeyi yerine getirir ve felaketi bütün ufukları tutan kıyamet gününden endişe ederlerdi.
Adağı yerine getirme kişinin:a-Kendisine farz olan şeyleri yapmasıb-Söz verdiği şeyleri yapmasıc-Kendi üzerine vacip kıldığı şeyleri yapması mânalarına gelebilir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Adaklarını yerine getirirler ve şerri salgın olan bir günden korkarlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Ebrârdan Allâh'ın kulları bu ikrâma şunun içün nâil oldılar ki) Dünyâda iken nezîrlerine vefâ iderlerdi. Şerri ('azâbı) âşikâr ve uzun olan günden korkarlardı.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onlar, verdikleri sözü tutan ve dehşeti her yeri kaplayacak bir günden korkan kullardır.
Şaban Piriş
swap_vert close
Adaklarını yerine getirenler ve şerri çok yaygın olan bir günden korkarlar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlar adaklarını yerine getirirler ve kötülüğü her yeri kaplayan bir günden korkarlar.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Onlar verdikleri sözü tam bir biçimde yerine getirirler ve kötülüğü salgın olan bir günden korkarlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
vefā eylerler nezri daħı ķorķarlar bir günden kim oldı şerri anuñ ŧaġılmış.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Yirine getürürler neẕrlerini. Daḫı ḳorḳarlar bir günden ki anuñ şerri ‘ālemeṭaġıla.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onlar (Cənnətə nail olacaq müttəqilər) elə kimsələrdirlər ki, verdikləri sözü (etdikləri nəziri) yerinə yetirər və dəhşətli (aləmi) bürüyəcək (şəri hər tərəfə yayılacaq) gündən (qiyamət günündən) qoxarlar.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Because they perform the vow and fear a day whereof the evil is wide spreading,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
They(5836) perform (their) vows,(5837) and they fear a Day whose evil flies far and wide.(5838)
5836 They: i.e., the Righteous: they are known in the present life by the virtues symbolically described in verses 7-10, and in the life of the Hereafter they will enjoy the Bliss symbolically described in verses 11-22. 5837 Cf. 22:29. The vows must be vows of spiritual service, which of course includes service to humanity, such as is mentioned in the next verse. They are Devotees of Allah, and they must perform all vows and contracts (5:1 and n. 682). Vows of the Pagan sort, savouring of a sort of "bribe" to the Deity, are not approved. 5838 That is, they prepare for the Judgement to come, where the effects of Sin will not be transitory but far-reaching.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
يُوفُونَ
yerine getirirler
بِالنَّذْرِ
adakları
وَيَخَافُونَ
ve korkarlar
يَوْماً
bir gün- den ki
كَانَ
oldu
شَرُّهُ
onun şerri
مُسْتَط۪يراً
yaygın
(Çünkü onlar dünyadayken mallarını ve canlarını Allah yolunda kurban edip) Adaklarını yerine getirirler(di) ve şerri(nin şiddeti her gönüle) yayılmış bir gün (olan kıyamet günün)den korkarlar(dı).
اَوْفٰى
Fiil-IV
و ف ي
Yerine getirdi, tam yaptı, vefa gösterdi
نَذْر
İsim
ن ذ ر
Adak
خَافَ
Fiil-I
خ و ف
Korktu
يَوْم
İsim
ي و م
Gün, gündüz
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
شَرّ
İsim
ش ر ر
Şer, şerli, en kötü
مُسْتَطِير
Etken fiil-X
ط ي ر
Yaygın