close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

İnsân Sûresi 13. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Mutteki-îne fîhâ ‘alâ-l-erâ-ik(i)(s) lâ yeravne fîhâ şemsen velâ zemherîrâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Yaslanırlar orada tahtlara, orada ne güneş görürler, ne zemheri.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Orada tahtlar üzerinde yaslanıp-dayanmış vaziyettedirler. Orada ne (yakıcı) bir Güneş ve ne de üşütüp sıkıcı bir soğuk göreceklerdir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Orada sedirlere yaslanıp uzanacaklar ve ne yakıcı bir güneş ve ne de şiddetli bir soğuk görecekler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Cennet'te işlemeli, süslü, tahtlara yaslanırlar. Orada ne yakıcı güneş görürler, ne de, şiddetli soğuk hissederler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Orada koltuklara dayanırlar. Ne (yakıcı) güneş ne de dondurucu soğuk görürler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Orada tahtlar üzerinde yaslanıp-dayanmışlardır. Orada ne (yakıcı) bir güneş ve ne dondurucu bir soğuk görürler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Orada koltuklar üzerine dayanmış bir haldedirler. Orada ne bir güneş (rahatsızlığı) görürler, ne de soğuk...
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Orada koltuklara yaslanırlar. Ne çok sıcak görürler ne de çok soğuk.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Orada koltuklara yaslanacaklar ve ne sıcak ne de soğuk göreceklerdir.
Besim Atalay
swap_vert close
yaslanırlar tahtlara, ne sıcak görürler, ne dahi soğuk
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Orada sedirlere uzanırlar ve ne (yakıcı bir) güneş, ne de şiddetli bir soğuk görürler.
Cemil Said
swap_vert close
İpek elbise ile sedirlere ittikâ idecekler ve ne güneşden ve ne soukdan müteessir olmayacaklardır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Orada tahtlara yaslanırlar; orada yakıcı sıcak ve dondurucu soğuk görmezler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Orada koltuklar üzerine kurulmuş olarak bulunurlar. Orada ne güneş (yakıcı sıcak) görürler, ne de dondurucu soğuk.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Orada koltuklara kurulurlar. Ne yakıcı güneş görürler orada ne de dondurucu soğuk.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Orada koltuklara kurulmuş olarak bulunurlar; ne yakıcı sıcak görülür orada, ne de dondurucu soğuk.
Edip Yüksel
swap_vert close
Orada koltuklara yaslanırlar; orada ne (yakıcı) güneş ne de dondurucu soğuk görürler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Orada donatılmış koltuklar üzerine dayanmışlardır: Orada ne yakıcı güneş görürler, ne de şiddetli soğuk.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Orada erîkeler üzerine dayanmışlardır ne Güneş görürler onlarda ne de zemherîr
Emrah Demiryent
swap_vert close
Orada (cennette) tahtlar üzerinde, yaslanmış bir vaziyette otururlar. Orada ne (yakıcı bir) sıcak ne de (dondurucu bir) soğuk görürler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Orada, tahtlara kurulacaklar. Orada ne şiddetli bir sıcak ne de dondurucu bir soğuk görecekler.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Oraya girin) hepiniz, içinde tahtlar üzerine yaslanıcı (bahtiyarlar) olarak, orada ne bir güneş, ne de bir zemheri görmeyerek,
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Orada tahtlar üzerinde oturup yaslanan kimseler olarak! Orada ne bir güneş (sıcağı), ne de bir zemherir (soğuğu) görürler!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Orada koltuklar üzerine kurulmuş olarak bulunurlar! Orada ne bir güneş (sıcağı), ne de bir zemherir (soğuğu) görürler!
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
O cennette koltukların üzerine uzanmışlar, orada ne yakıcı bir güneş, nede dondurucu soğuk görürler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onlar orada sedirlere yaslanacaklar, ne sıcak, ne de soğuk yüzü görmiyeceklerdir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
12, 18. Sabırlarına karşı mükâfat olmak üzere onlara Cennet, ipekli elbise verdi. Onlar orada tahtlar üzerinde yan gelecekler, ne güneş ne de sert soğuk görmeyecekler [³]. Onun ağaçları onlara yakından gölge salacak, meyveleri de kolay kolay toplanacaktır. Onlara gümüşten billûr gibi şeffaf kaplar, sürahilerle her nevi içki dolaştırılacak, gümüşten olan o şeffaf kapları onlara, arzu ettikleri [⁴] kadar verecekler. Onlara zencefil [⁵] katılmış şarap içirilecek. Zencefil tadında olan o içki Cennette öyle bir kaynaktır ki kolay içilmekte ona Selsebil adı verilir [⁶].
[3] Veya ne güneş, ne ay görmeyecekler, belki güneşsiz, ay'sız ziyadar olacak.[4] Veya kanacakları.[5] Zencefil Araplar indinde lezzetli, kokulu bir şey sayılmakla onların örfüne göre zencefil tadı verecek şarap verilecek demek olur.[6] Yani suyu leziz, tatlı, onda zencefil acılığı da yoktur, kolay içilir veya o, Selsebil adlı bir çeşmedir.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Orada koltuklara yaslanırlar.⁵ Ne (yakıcı) bir güneş ne de dondurucu bir soğuk görürler.
5 Krş. Yâsin, 36/56  
Kadri Çelik
swap_vert close
Orada, tahtlar üzerinde yaslanıp dayanmışlardır. Onlar, orada ne (yakıcı) bir güneş ve ne de dondurucu bir soğuk görürler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Orada, altın işlemeli koltuklara yaslanıp sonsuz mutluluğu tadacaklar ve ne yakıcı bir Güneş görecekler orada, ne Ay; ne sıcak ve ne de dondurucu bir soğuk!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Orada Erîkeler / Tahtlar / Koltuklar üzerine kurulmuşlardır. Orada ne bir güneş sıcaklığı görürler, ne bir dondurucu soğuk!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Divanlara yaslanaraktan, güneş ve soğuk yüzü görmeden.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Koltuklar üzerine kurulurlar. Orada yakıcı güneş, dondurucu soğuklar yoktur. Cennet yaşamı onlar için tahmin edemeyecekleri kadar güzeldir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Orada koltuklara kurulmuş olacaklar; yakıcı sıcak da dondurucu soğuk da görmeyeceklerdir.
Mehmet Türk
swap_vert close
Onlar, o (cennette) tahtlar üzerine kurulup oturacaklar, orada asla (yakıcı) bir güneş ve dondurucu bir soğuk da görmeyecekler.
Muhammed Esed
swap_vert close
Orada sedirlere uzanacaklar ve ne [yakıcı bir] güneş, ne de şiddetli bir soğuk görmeyecekler,
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onlar orada tahtlarına kurulmuş olacaklar, orada onlar ne yakıcı bir sıcak ne de dondurucu bir soğuk görecekler. 4/57, 36/55...58
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Orada divanlara[⁵⁴⁷⁶] sere serpe uzanacaklar; ne sıcağa ne soğuğa maruz kalacaklar;[⁵⁴⁷⁷]
[5476] Erâik, (t. erîke) “taze gelin karyolası”. [5477] Lafzen: “Ne güneşi ne soğuğu görecekler”, veya Sa’leb’e dayanarak “Ne güneşi, ne Ay’ı görecekler”. Bu son mânaya göre cennet ışığını ne güneşten ne Ay’dan alacak. Cennetlikler cennetin ışığı/nuru olacaklar.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Orada sedirler üzerine yaslanırlar, ne yakıcı sıcak, ne de dondurucu soğuk görürler!
Osman Fırat
swap_vert close
Onlar orada koltuklar üzerine kurulmuş, ne (yakıcı )güneş, ne de dondurucu soğuk görürler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Orada tahtlar üzerine yaslanırlar, orada ne bir güneş ve ne de bir şiddetli soğuk görürler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Koltuklarında diledikleri gibi dinlenir, orada ne güneş sıcağı görürler, ne de dondurucu soğuklara uğrarlar.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Orada divanlar üzerinde yastıklara dayanırlar. Orada ne (yakıcı) güneş görürler, ne de dondurucu soğuk.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onlar cennetde tahtlar üzerine yaslanmış istirahat iderler. Orada ne güneş harâreti ve ne de kış burûdeti görirler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Orada koltuklara kurulurlar; güneşin yakan sıcaklığını da dondurucu soğuğu da görmezler.
Şaban Piriş
swap_vert close
Orada tahtlarına kurulmuşlar, ne yakıcı güneş, ne de dondurucu soğuk görürler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Orada koltuklara kurulmuşlardır; ne güneş sıcağı görürler orada, ne zemherir soğuğu.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Koltuklar üzerine yaslanarak otururlar orada. Ne bir güneş görürler orada ne de kavurucu bir soğuk...
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
tekye urıcılarken anuñ içinde taħtlar üzere. görmezler anuñ içinde güneş ne daħı ķatı śovuķ.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ṭayanurlar anda taḫtlar üstinde, anuñ içinde ay, güneş issi ve ṣovuḳ gör‐mezler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onlar orada (o cənnətlərdə) taxtlara söykənəcək, orada nə günəş (qızmar isti), nə də sərt soyuq görəcəklər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Reclining therein upon couches, they will find there neither (heat of) a sun nor bitter cold.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Reclining in the (Garden) on raised thrones,(5844) they will see there neither the sun´s (excessive heat) nor (the moon´s) excessive cold.(5845)
5844 Cf. 18:31. 5845 The sun and the moon as we know them will be no longer there. It will be a new world on a different plane. But to give us an idea of comfort we recall the excessive heat of the sun especially in tropical climates, and the excessive cold of the moon especially in northern climates, and we negate them both. That is, the temperature will be just that delightful one that is most agreeable to our sensations as we know them now. The moon is not mentioned, but Zamharir (excessive cold) is sometimes used for the moon. (R).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
مُتَّكِـ۪ٔينَ
yaslananlar olarak
ف۪يهَا
orada
عَلَى الْاَرَٓائِكِۚ
tahtlar üzerinde
لَا يَرَوْنَ
görmezler
ف۪يهَا
orada
شَمْساً
bir güneş
وَلَا زَمْهَر۪يراًۚ
ve ne bir zemheri
Onlar orada tahtlar üzerine yaslanıp kurulurlar. Orada ne (yakıcı) bir güneş (sıcağı) ne de (dondurucu) bir zemheri (soğuğu) görürler!
مُتَّكِـِٔين
Etken fiil-VIII
و ك ا
Yaslananlar
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اَرَٓائِك
İsim
ا ر ك
Tahtlar
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
شَمْس
İsim
ش م س
Güneş
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
زَمْهَرِير
İsim
ز م ه ر
Zemheri