SİZDEN ÖNCE gelip geçen [inkarcı toplum]ların başına gelenlerden hiç haberiniz olmadı mı; Nûh kavminin, ‘Âd ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonra gelip geçen daha nicelerinin? Onlar(ın başına gelenleri) Allah’tan başka kimse bilmez. ⁹ Onlara da kendileri için görevlendirilmiş olan elçiler, hakkı bütün açıklığıyla gösteren delillerle gelmişlerdi; fakat onlar, ellerini şaşkınlıkla ağızlarına götürüp ¹⁰ “Biz, sizinle gönderildiğini iddia ettiğiniz mesajın hak olduğuna inanmıyoruz” dediler, “ve doğrusu bizi çağırdığınız şey[in mahiyetin]den yana ciddî bir şüphe ve şaşkınlık içindeyiz”. ¹¹
9 Yani, bu toplumlar yeryüzünden gelip geçtiler; böyle kaç toplumun gelip geçtiğini ve nasıl bir hayat sergilediklerini bütün gerçeğiyle şimdi ancak Allah bilir. Bkz. 14. ayet ve aşağıda 18. not.10 Lafzen, “ellerini ağızlarına koyup” -kişinin makul bir öneriyi ya da önermeyi aynı derecede makul ve mantıkî bir karşı tezle reddetmekte gösterdiği aczi, yetersizliği ifade eden bir deyim: Nitekim, elçilerin getirdiği mesaja karşı inatçı soydaşlarının düşünmeden ortaya attıkları itiraz hiçbir şekilde bir “tez” olarak görülemez.11 Bkz. 11. sure, 92. not. Dikkatten kaçmış olmaması gerekir ki, inkarcıların bu cevabı, 11:62’de belli bir toplumun -Semûd kaviminin- ağzından ve tekil olarak (“bizi çağırdığın şey”) verilirken, burada, değişik peygamberlere hitaben değişik toplumların tepkisini toplu olarak yansıtmak üzere çoğul olarak (“bizi çağırdığınız şey”) verilmiştir. Sonraki anlatımın temelini teşkil eden ve daha önceki zamanlarda gelmiş olan tek tek peygamberlerin başlarından geçenlere ilişkin muhtelif Kur’ânî kıssaların yankılarını içinde taşıyan bu genelleme, Allah’ı bütünüyle inkar eden ya da O’nun varlığını bilinçli olarak inkar etmese de kendileriyle Allah arasında birtakım hayal ürünü, (ilahî veya yarı ilahî olduğu düşünülen) “aracılar, şefaatçiler” vehmetmek suretiyle dolaylı olarak ya da zımnen, O’nun her şeyi bilen, her şeye gücü yeten biricik ilah olduğu gerçeği karşısında inkar durumuna düşen kimselerin inatçı tutumlarının mümeyyiz vasfını, belirleyici karakterini ortaya koyar niteliktedir.