close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

İbrâhîm Sûresi 31. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kul li’ibâdiye-lleżîne âmenû yukîmû-ssalâte veyunfikû mimmâ razeknâhum sirran ve’alâniyeten min kabli en ye/tiye yevmun lâ bey’un fîhi velâ ḣilâl(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
İman eden kullarıma söyle: Namaz kılsınlar ve onları rızıklandırdığımız şeylerin bir kısmını yoksullara harcasınlar o gün gelip çatmadan ki ne alışveriş var o günde ne karşılıklı dostluk.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Resulüm!) İman etmiş kullarıma söyle: "Alış-verişin ve dostluğun olmadığı (paranın ve arkadaşlığın fayda sağlamadığı) o gün gelmezden evvel, dosdoğru (huşû ve şuurla ve İslam’ın tamamına teslimiyet huzuruyla) namazı kılsınlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infakta bulunsunlar (helâl kazançlarını hayırda harcasınlar ki, kurtuluş bundadır)."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve iman eden kullarıma da söyle; hiçbir alışverişin, dostluğun, arkadaşlığın olmayacağı bir gün gelip çatmadan önce, namazlarına devamlı ve duyarlı olsunlar, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden, bizim yolumuzda gizli ve açık harcasınlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
İman eden, benim ilâhlığımı tanıyan, candan müslüman olarak bana bağlanan, saygılı kullarıma söyle: “Namazları erkanına, şartlarına, vaktine riayet ederek âşikâre kılsınlar. Kendilerine verdiğimiz rızık ve servetten, bedel ödeyerek kendinizi kurtaracak pazarlığın olmayacağı, dostlukların fayda sağlamayacağı bir günün gelmesinden önce, mallarından gizli ve açık, Allah yolunda, karşılık beklemeden, gönüllü harcasınlar.”
bk. Kur’an-ı Kerim, 2/254; 57/15.  
Ahmet Varol
swap_vert close
İman eden kullarıma söyle: Namazı kılsınlar ve ne alışverişin ne de dostluğun olmayacağı gün gelmeden önce kendilerine rızık olarak verdiğimizden gizli ve açık infak etsinler.
Ali Bulaç
swap_vert close
İman etmiş kullarıma söyle: 'Alış-verişin ve dostluğun olmadığı o gün gelmezden evvel, dosdoğru namazı kılsınlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak etsinler.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
İman eden kullarıma de ki: Namazı gereği üzere kılsınlar; ve kendinde ne bir alış veriş, ne de bir dostluk olmıyan (hiç bir fayda umulmıyan) bir kıyamet günü gelmezden önce, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden gizli ve aşikâr (yerli yerinde zekât verip hayırlara) harcasınlar.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İman eden kullarıma de ki: İçinde dostluk ve alışveriş olmayan bir gün gelmeden doğruca namazı kılsınlar, gizli ve açık olarak onlara verdiğimiz rızıktan nafaka versinler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
İnanan kullarıma söyle! “Namazı kılsınlar; kendilerine verdiğimiz rızıklardan, hiçbir alış verişin, hiçbir dostluğun olmadığı gün gelmeden önce gizli ve âşikâr infak etsinler.”
Besim Atalay
swap_vert close
İnanmış bulunan kullarına diyesin ki: «Namazların kılalar; hem dostluk, hem de alışveriş bulunmayan bir gün gelmeden önce, açıktan, ya da gizlice verdiğimiz azıktan yedireler»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Ve) inananlara söyle: Hiçbir pazarlığın, dostluğun, arkadaşlığın olmayacağı o gün gelip çatmadan önce, namaza devamlı ve duyarlı olsunlar, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden gizli açık versinler.
Ahiret yurdunda dostluk, arkadaşlık, akrabalık kimseye bir fayda sağlayamayacak; hiçbir şeyin pazarlığı da yapılamayacaktır. İnfitar, 82/19 “O gün kimse kimseye hiçbir fayda sağlayamayacaktır” Necm, 53/39 “İnsan için ancak kendi çalıştığı vardır”, Bakara, 2/254 “İçinde hiçbir alışverişin, dostluğun ve iltimasın bulunmadığı bir gün (kıyamet) gelmeden önce, size verdiğimiz rızıktan hayır yolunda harcayın” ayetleriyle de insanın tamamen dünyada yaşadıklarıyla baş başa kalacağı ve ahretteki hayatının dünyada yaşadıklarına göre şekilleneceği vurgulanmaktadır.  
Cemil Said
swap_vert close
Îmân iden ’ibâdıma di ki: "Salâta kıyâm idiniz, size bahş itdiğim erzâkdan artık kazanç ve dostluğın hitâm bulacağı günden evvel gerek ’alenen gerek hafiyyen sadaka viriniz."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
İnanan kullarıma söyle, namazı kılsınlar; alışveriş ve dostluğun olmayacağı günün gelmesinden önce, kendilerine verdiğimiz rızıktan açık ve gizli sarfetsinler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İnanan kullarıma söyle, namazı dosdoğru kılsınlar, hiçbir alışveriş ve dostluğun bulunmadığı bir gün gelmeden önce kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda gizlice ve açıktan harcasınlar.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İman eden kullarıma söyle: Alım satımın bulunmadığı, dostluğun fayda vermediği o gün gelmeden önce namazlarını dosdoğru kılsınlar, onlara verdiğimiz rızıklardan Allah rızâsı için gizli ve açık harcasınlar.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
İman eden kullarıma söyle: Namazlarını dosdoğru kılsınlar, kendisinde ne alış-veriş, ne de dostluk bulunan bir gün gelmeden önce, kendilerine verdiğimiz rızıklardan (Allah için) gizli-açık harcasınlar.
Edip Yüksel
swap_vert close
İnanan kullarıma söyle, alış-verişin ve dostluğun olmadığı gün gelmeden önce namazı gözetsinler, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık yardım için versinler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
(Ey Muhammed!) İman eden kullarıma söyle: "Namazı dosdoğru kılsınlar, alışveriş ve dostluğun olmadığı bir günün gelmesinden önce, kendilerine verdiğimiz rızıktan açık ve gizli (Allah için) harcasınlar."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Söyle: o iyman etmiş olan kullarıma: namazı kılsınlar ve kendilerini merzuk kıldığımız şeylerden gizli ve açık infak etsinler, öyle bir gün gelmeden evvel ki onda ne alım satım var, ne dostluk
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm!) Îmân eden kullarıma söyle, namazı dosdoğru kılsınlar, (hiçbir) alışverişin ve dostluğun bulunmadığı gün gelmeden önce, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık infak etsinler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
İman eden kullarıma söyle: “İçinde alışverişin¹ ve dostluğun olmadığı o gün gelmeden önce, salâtı ikame etsinler², kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli açık infak³ etsinler.”
1- Hiçbir pazarlığın. 2- Kulluğu, Allah'a yönelmeyi, dua ve ibadeti şirkten arındırılmış bir bilinçle yapsınlar; yardımlaşmayı, dayanışmayı ve destek olmayı canlı ve diri tutsunlar. 3- İhtiyaç sahiplerine yardım etsinler.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Îman eden kullarıma de ki: «Namaz (lar) ınızı dosdoğru kılın, ne bir alış veriş, ne de bir dostluk (carî ve nafiz) olmayan birgün gelmezden evvel rızk olarak size verdiğimiz şeylerden gizli ve aşikâr infaak edin».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Ey Resûlüm!) Îmân eden kullarıma söyle, namazı hakkıyla edâ etsinler ve içinde ne bir alış-verişin, ne de bir dostluğun olmadığı bir gün gelmeden önce, kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden, gizlice ve açıkça (Allah yolunda) sarf etsinler!(1)
(1)Bu âyetin meâlinde geçen “gizlice” ta‘bîri nâfile olarak verilen sadakalara işâret etmektedir. Nâfile olan ibâdetlerin, riyâ (gösteriş) olmaması için gizli yapılması daha efdâldir. “Açıkça sarf etmek” ta‘bîri ise, farz olan zekâta işâret etmektedir. Zîrâ farz olan ibâdetlerin, başkalarına misâl olması için açıktan yapılması daha fazîletlidir. (Celâleyn Şerhi, c. 4, 151)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Resulüm!) iman etmiş olan kullarıma söyle: Namazı (huşû ve şuurla dosdoğru) kılsınlar ve ne alışverişin ne de dostluğun olmayacağı gün (ölümle başlayan kıyamet günü) gelmeden önce kendilerine rızık olarak verdiğimizden gizli ve açık (fakir, yoksul, işsiz ve muhtaçlara) harcasınlar.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İman eden kullarıma deki “Alışverişin ve dostluğun olmadığı bir gün gelmezden önce, namazı kılsınlar, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gerek gizli, gerekse açıkça ihtiyaç sahiplerine versinler.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İnanan kullarıma söyle, namaz kılsınlar. Günahların ödenemiyeceği, sevginin işe yaramıyacağı o kıyamet günü gelmeden önce kendilerine verdiğimiz azıklardan gizlice olsun, açıkça olsun, yoksulları da geçindirsinler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Mü/min olan kullarıma de ki: Namazı dosdoğru kılsınlar, alışveriş [⁷], dostluk bulunmayan bir gün gelmeden evvel kendilerine verdiğimiz rızktan gizli ve aşikâr harcetsinler [⁸].
[7] Veya fidye i necat.[8] Âhirette dostluk, alım ve satım yoktur ki bir ivaz alınsın, artık dünyada harcediniz ki âhirette ivaz alasınız.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) İnanan kullarıma söyle; hiçbir alışverişin ve dostluğun [hılâl] olmayacağı bir gün gelmeden önce, namazı dosdoğru kılsınlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda gizlice ve açıktan harcasınlar.
Kadri Çelik
swap_vert close
İman etmiş kullarıma söyle: “Alış verişin ve dostluğun olmadığı o gün gelmeden önce, namazı dosdoğru kılsınlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infakta bulunsunlar.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
İman eden kullarıma da söyle: Hiçbir pazarlığın, hiçbir kayırmanın olmayacağı o büyük Gün gelip çatmadan önce, namazı gereği gibi dosdoğru ve aksatmadan kılsınlar, kendilerine bahşettiğimiz güzel nîmetlerden bir kısmını toplum yararına fedâkârca paylaşarak, çoğu zaman gizlice ve bazen de, başkalarını buna teşvik etmek için açık olarak Allah yolunda yoksullara harcasınlar.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Benim iman etmiş kullarıma söyle; Namaz’ı kılsınlar! Ne alış verişin, ne dostluğun bulunacağı bir gün gelmeden önce kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden açık ve gizli olarak harcasınlar!
Mehmet Çakır
swap_vert close
İnanan kullarıma söyle: namazı kılsınlar. Emaneten verdiklerimizden bir kısmını gizli açık olarak hayra yatırsınlar, eşin dostun ve alış verişin işe yaramadığı o gün gelip çatmadan...
Mehmet Çoban
swap_vert close
İman edenlere söyle; “Salat-ı ikame ederek; kendilerini ayetlerin gerçekleriyle bilgilendirsinler, Allah’a inançları doğrultusunda bilinçlerini artırsınlar. Dünyadaki yaşam gayeleri Allah’ın rızasına ulaşarak ahireti kazanmak olsun. Dünyaya dalıp gitmesinler. Onlara verdiğimiz servetlerden; fakirlere, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara haklarını ister açıkça ister gizlice versinler.”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
İman eden kullarıma söyle: “Namazlarını doğru kılsınlar, kendisinde alışverişin de dostluğun da bulunmadığı bir günün gelmesinden önce kendilerini rızıklandırdıklarımızdan bir kısmını (Allah için) gizli de açık da [infak] etsinler (versinler).” [*]
Benzer mesajlar: Bakara 2:274, 254.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Benim îmanlı (has) kullarıma¹ söyle: “Fidye vererek ve adamını bularak kurtuluşun olmadığı o (hesap) günü gelmeden önce namazlarını dosdoğru ve devamlı kılsınlar² ve rızık³ olarak ver-diklerimizden, gizli ve açık infak⁴ etsinler.”
1 Mü’minlere, “kullarım” diye hitâp hakkı sadece Allah’a aittir. Bu yüzden mü’minlere “kullarım” diye hitâp edenler ve onları kul olarak görenler bir nevi ilâhlık taslıyor, demektir. 2 Buradaki (يُقِيمُوا) muzâri olup önündeki (ل), baştaki (قُلْ) emrinden dolayı düşmüştür, meczumdur ve (لِيُقِيمُوا) manasına emr-i ğaib’tir. Yani bu sebeple (يُقِيمُوا) ve (يُنْفِقُوا) filleri emir manası verilerek tercüme edilmiştir. 3 Allah’ın size rızık olarak verdiği; mal, ilim, sıhhat, evlat gibi her türlü nîmetten...4 İnfak: malın elden çıkarılması, harcanıp sarf edilmesi demektir. Dini terim olarak ise; Allah’ın verdiği mal, ilim, sıhhat ve evlat gibi her türlü nîmetten, sadece Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla, ihtiyacı olanlara, karşılıksız vermektir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
[Ve] imana erişen kullarıma da söyle, hiçbir pazarlığın, dostluğun-arkadaşlığın olmayacağı ⁴⁴ o Gün gelip çatmadan önce, salâtta devamlı ve duyarlı olsunlar; kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden [Bizim yolumuzda] gizli açık harcasınlar. ⁴⁵
44 Bkz. 2. sure, 4. not.45 Karş. 2:254. Râzî’nin kaydettiğine göre dilbilimci Ebû ‘Ubeyde’ye göre, bey‘ (“alış veriş” ya da “pazarlık”) tabiri, burada, mecazî olarak “fidye [alıp verme]” anlamına gelmektedir ki Kur’an bunun Hesap Günü’nde kimseden kabul edilmeyeceğini sık sık belirtmektedir (karş. 3:91 ve ilgili 71. not; ayrıca 5:36, 10:54, 13:18, 39:47 ve 70:11-15); hilâl’in (Ebû ‘Ubeyde’ye göre, bu anlam örgüsü içinde, muhâle, yani “karşılıklı dostluk, arkadaşlık” terimiyle eş anlamlıdır) olmayışı ise, Hesap Günü’nde aracılığın, kayırıcılığın iş görmeyeceğini göstermektedir; çünkü “İşte şimdi bize yapayalnız geldiniz, tıpkı sizi ilk yarattığımız gibi” (6:94).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
İman eden kullarıma söyle; hiçbir pazarlığın ve eş-dost ilişkisinin işe yaramayacağı o gün gelip çatmadan önce, namazı dosdoğru kılsınlar ve kendilerine verdiğimiz servetten gizli veya aşikâr sarf etsinler. 2/254-255
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İmanda sebat gösteren kimselere söyle: hiçbir pazarlığın, hiçbir dostluğun fayda vermediği gün gelip çatmazdan önce hakkını vererek namaz kılsınlar, kendilerine verdiğimiz nimetlerden -gizli ya da açık- infâk etsinler.
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) iman eden kullarıma bildir ki namazlarım dosdoğru kılsınlar, -içinde ne alış veriş (fidye vererek kurtulma) ne de dostluk (başkasından bir yardım görme) imkanı bulunmayan bir gün (kıyamet günü) gelmeden önce- kendilerine verdiğimiz rızıklardan (Allah yolunda) harcasınlar.
Osman Fırat
swap_vert close
İman eden kullarıma söyle, namazı dosdoğru kılsınlar, hiçbir alışveriş ve içli dışlı olmanın bulunmadığı bir gün gelmeden önce kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda gizli veya açıktan infak etsinler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
İmân etmiş olan kullarıma söyle, namazı kılsınlar ve kendilerini merzûk etmiş olduğumuz şeylerden gizlice ve âşikâre infakta bulunsunlar, bir günün gelmesinden evvelki, onda ne satış vardır, ne de dostluk.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Söyle o iman etmiş kullarıma: Namazı tam gerektiği şekilde kılsınlar ve ne alış verişin, ne de dostluğun olmadığı gün gelmeden önce, gizli ve açık şekilde, kendilerine ihsan ettiğimiz rızıklardan, nimetlerden bağışta bulunsunlar. [2, 254; 57, 15]
Süleyman Ateş
swap_vert close
İnanan kullarıma söyle: Namazı kılsınlar, ne alışverişin, ne de dostluğun olmadığı bir gün gelmeden önce, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık sarfetsinler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Îmân idüb namâzlarını kılan, onda bey' ve şerâ ve dostluk olmayan kıyâmet gününden evvel kendilerine rızk iylediğimiz şeylerden gizli ve âşikâr olarak infâk iden kullarıma di ki:
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
İnanmış kullarıma de ki namazlarını tam kılsınlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeyden gizli-açık (hayra) harcasınlar[*]. Bunu öyle bir gün gelmeden yapsınlar ki o günde ne alış veriş, ne de dostluk olacaktır.
[*] Ayette gizli ve açık olarak buyrulduğundan bu harcamalar ihtiyaçları gidermek için değil, sadaka ve zekat kapsamında yapılan harcamalardır.  
Şaban Piriş
swap_vert close
İman eden kullarıma söyle, namazı dosdoğru kılsınlar; alış verişin ve dostluğun olmadığı bir gün gelmeden önce, kendilerine verdiğimiz rızıktan açık ve gizli olarak sarfetsinler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İman eden kullarıma şunu söyle: Namazı dosdoğru kılsınlar; kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden gizli ve açık bağışta bulunsunlar—öyle bir gün gelmeden önce ki, onda ne bir alışveriş geçer, ne de bir dostluk.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İnanan kullarıma söyle: Namazı/duayı yerine getirsinler, kendilerine verdiğimiz rızıklardan, hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun olmadığı o gün gelmeden önce, gizli ve açık infak etsinler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyit ķullaruma anlar kim įmān getürdiler ŧururalar namāzı daħı ħarc eyleyeler yidürü andan kim rūzį virdük anlara gizlü daħı eşkere andan ilerü kim gele bir gün śatı yoķdur andan ne daħı dostlıķ.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eyit ḳullaruma anlar kim īmān getürdiler, ṭururdılar namāzı. Daḫı ḫarceyleyeler şundan kim rızḳ virdük anlara gizlü ve āşikāre. Andan ilerü kim gele bir gün ṣatu yoḳdur anda, ne daḫı dostluḳ.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
İman gətirən bəndələrimə de: “(Vaxtlı-vaxtında, lazımınca) namaz qılsınlar, heç bir alış-verişin və dostluğun mümkün olmayacağı (günahların bağışlanması üçün heç kəsdən fidyə alınmayacağı, dostluq xatirinə heç bir güzəşt edilməyəcəyi) gün (qiyamət günü) gəlməzdən əvvəl onlara verdiyimiz ruzidən (kasıblara, ehtiyacı olanlara) gizli və aşkar xərcləsinlər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Tell My bondmen who believe to establish worship and spend of that which We have given them, secretly and publicly, before a day cometh wherein there will be neither traffic nor befriending.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Speak to my servants who have believed,(1905) that they may establish regular prayers, and spend (in charity) out of the Sustenance(1906) we have given them, secretly and openly, before the coming of a Day in which there will be neither mutual bargaining(1907) nor befriending.
1905 Putting ourselves back in the position which the Muslim community found themselves in Makkah just before the Hijrah, we can imagine how much encouragement and consolation they needed from the preaching, the Faith, and the steadfast character of Al Mustafa. Intolerant persecution was the order of the day; neither the life nor the property or reputation of the Muslims was safe. They are asked to find strength and tranquillity in prayer and in helping each other according to their needs and resources. 1906 Here, as elsewhere, "Sustenance" is to be taken in the literal as well as the metaphorical sense. There were many among the Muslims who were poor, or slaves, or depressed, because they were deprived of the means of livelihood on account of their Faith. They were to be fed, clothed, and sheltered, by those who had means. There were those who were ignorant and needed spiritual sustenance: they were to be taught and strengthened by those to whom Allah had given knowledge and firmness of character. Charity was to be ordinarily secret, so as to cut out all show or parade, and perhaps also lest the enemy should dry up those sources by unprincipled violene; but there must be much that had to be open and organised, so that all the needy could know where to go to be relieved. 1907 The great Day of Reckoning would be one on which all values would be changed. Wealth, as understood in this world, would no longer count. Should we not therefore use any wealth we have in this life, to give here and receive there? Bay' includes all bargaining-barter, purchase and sale, etc. In this world, where wealth has some value, let us spend it and get for ourselves "treasures in heaven." In the next life each man will stand on his merits and personal responsibility. One man cannot help another. Let us here help each other to become true and righteous, so that our personal account may be favourable there.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قُلْ
söyle
لِعِبَادِيَ
kullarıma
الَّذ۪ينَ
o kimse- lere ki
اٰمَنُوا
iman ettiler
يُق۪يمُوا
ikâme etsinler
الصَّلٰوةَ
namazı
وَيُنْفِقُوا
ve infak etsinler
مِمَّا
o şeyler- den ki
رَزَقْنَاهُمْ
kendilerini rızıklandırdık
سِراًّ
gizlice
وَعَلَانِيَةً
ve açıkça
مِنْ قَبْلِ اَنْ يَاْتِيَ
gelmesinden önce
يَوْمٌ
bir gü- nün ki
لَا بَيْعٌ
bir alış- veriş yoktur
ف۪يهِ
onda
وَلَا خِلَالٌ
ve ne bir dostluk
(Resulüm!) İman eden kullarıma söyle; namazlarını ikâme etsinler (Allah'ın dinini desteklemeyi ve bu yolda çalışmayı ihmal etmeyerek her anda O'nun huzurunda durmaya çalışsınlar), kendisinde ne alışveriş ne de dostluk bulunan bir gün (olan kıyamet günü) gelmeden önce kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden (Allah yolunda) gizli açık infak etsinler!
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
عَبْد
İsim
ع ب د
Kul, köle, âbd
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
اَقَامَ
Fiil-IV
ق و م
İkâme etti, korudu, ayağa kaldırdı, doğrulttu, dosdoğru yaptı
صَلٰوة
İsim
ص ل و
Namaz, salât, dua
اَنْفَقَ
Fiil-IV
ن ف ق
İnfak etti, harcadı, nafaka verdi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
رَزَقَ
Fiil-I
ر ز ق
Rızıklandırdı, rızık verdi, yedirdi
سِرّ
İsim
س ر ر
Gizlilik, sır
عَلَانِيَة
İsim
ع ل ن
Açıkça
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَبْل
İsim
ق ب ل
Önce, öteden beri
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
يَوْم
İsim
ي و م
Gün, gündüz
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
بَيْع
İsim
ب ي ع
Satış, alışveriş
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
خِلَالَ
İsim
خ ل ل
Dostluk, (iki şeyin yakınlığından dolayı) arasında