close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

İbrâhîm Sûresi 11. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kâlet lehum rusuluhum in nahnu illâ beşerun miślukum velâkinna(A)llâhe yemunnu ‘alâ men yeşâu min ‘ibâdih(i)(s) vemâ kâne lenâ en ne/tiyekum bisultânin illâ bi-iżni(A)llâh(i)(c) ve’ala(A)llâhi felyetevekkeli-lmu/minûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Peygamberleri, biz de dediler, sizin gibi insanız, fakat Allah, kullarından dilediğine lutfeder, ihsanda bulunur ve biz, Allah'ın izni olmadıkça size bir delil ve mucize gösteremeyiz ve inananlar, artık Allah'a dayanmalı.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Resulleri onlara dediler ki: (Evet) "Doğrusu bizler de, sizin gibi sadece bir beşeriz, ancak Allah kullarından dilediğine lütufta bulunup (özel nimet ve faziletler bahşetmektedir). Allah’ın izni olmaksızın size ispatlayıcı bir delil getirmemiz bizim için olacak şey değildir. Mü’minler, ancak Allah’a tevekkül etmelidirler."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Peygamberleri de onlara demişti ki: “Doğrusu biz de, sizin gibi insandan başkası değiliz; ama Allah nimetini, kullarından dilediğine bahşeder. Ayrıca Allah'ın izni olmadıkça, bir delil getirmek de, bizim harcımız değildir ve inananlar, sadece Allah'a güvenip dayanmalıdırlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Rasulleri onlara: “Biz, kesinlikle sizin gibi beşer soyundanız. Fakat Allah nimetini, peygamberlik görevini, sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kullarından bazılarına lütfeder. Allah'ın izni olmadan bizim size bir delil getirmemize imkân yok. Mü'minler Allah'a, yalnız Allah'a dayanıp güvenirler, işlerini O'na havale ederler.” dedi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Peygamberleri onlara dediler ki: "Biz de sizin gibi birer insandan başka bir şey değiliz. Ancak Allah kullarından dilediğine lütufta bulunur. Allah'ın izni olmadan bizim size bir delil getirmemiz sözkonusu olamaz. Mü'minler yalnız Allah'a güvensinler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Resulleri onlara dediler ki: 'Doğrusu biz, sizin gibi yalnızca bir beşeriz, ancak Allah kullarından dilediğine lütufta bulunur. Allah'ın izni olmaksızın size bir delil getirmemiz bizim için olacak şey değildir. Mü'minler, ancak Allah'a tevekkül etmelidirler.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Peygamberleri, onlara dediler ki: “- Evet, biz de sizin gibi ancak bir insanız; fakat Allah, Peygamberlik nimetini kullarından dilediği kimseye ihsan eder. Allah'ın izni olmadıkça da (isteğiniz üzere) size bir mûcize getirmemize imkânımız yoktur; ve müminler ancak Allah'a tevekkül etmelidirler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Peygamberler: “Evet, biz de ancak sizin gibi insanız. Fakat Allah, kullarından istediğine ikram ve ihsan eder. Allah’ın izni olmadan size bir delil getiremeyiz. İnananlar yalnızca Allah’a tevekkül etmelidirler.”
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Peygamberleri onlara dediler ki: “Evet, biz sizin gibi bir insandan başkası değiliz. Fakat Allah, nimetini kullarından dilediğine lütfeder. Allah'ın izni olmadan bizim size bir delil getirmemize imkân yoktur. Müminler ancak Allah'a dayansınlar.”
Besim Atalay
swap_vert close
Onlara peygamberleri demişti ki: «Biz de sizin gibi ancak bir insanız, şu var ki kullarından, Allah dilediğine verir nimetini, onun izni olmadıkça sizlere bir belge getiremeyiz, inanmış bulunanlar, Allaha dayanalar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Resulleri onlara dedi ki: “(Evet) biz de sizin gibi sadece birer insanız. Fakat Allah (peygamberlik) nimetini kullarından dilediğine lütfeder. Allah'ın izni olmadan (elçiliğimiz hakkında) bizim size bir mucize getirmemize imkân yoktur. İnananlar ancak Allah'a güvenirler.”
Mucizeler, doğrudan Allah’ın fiilleridir. Peygamberler, ellerinde olmadığı için, istedikleri zaman mucize gösteremezler. Mucize, bir irşad ve tebliğ aracı olmadığı gibi, toplumun ıslahı için uygulanan bir yöntem de değildir. Sadece peygamberliğin kanıtlanması için Allah tarafından geçici olarak lütfedilen bir olaydır. Peygamberlik de seçimle kazanılan ya da çalışarak, eğitim görerek, ticaret yaparak elde edilen bir meslek değildir. Ayetin ikinci cümlesinde de belirtildiği gibi peygamberlik Allah’ın iradesiyle takdir edilen bir vazifedir. Allah bu vazifeyi istediği toplumdan arzu ettiği kişiye verir. Bu arada şunu da belirtmek gerekir ki; peygamberin akrabası olmak, onunla aynı dili konuşmak ya da aynı bölgede yaşamak, aynı soydan gelmek kimseye bir imtiyaz ve itibar kazandırmaz. İtibarlar, terakkiler peygamberlerin getirdiği ilahî buyruklara gösterilen bağlılıkla yani yolundan giderek, iyi ve faydalı eylemlerle kazanılır.  
Cemil Said
swap_vert close
Rasûller: "Evet biz de sizin gibi insânlarız lâkin Allâh ’ibâdından kime ister ise lütuflarını âna ihsân ider biz sizin istediğiniz mu’cizeyi getüremeyiz. Bu ancak Allâh’ın izniyle olabilür. Mü’minler ancak Allâh’a tevekkül iderler."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Peygamberleri onlara şöyle dedi: "Biz ancak sizin gibi birer insanız ama, Allah, kullarından dilediğine iyilikte bulunur. Allah'ın izni olmadıkça biz size delil getiremeyiz. İnananlar sadece Allah'a güvensin."
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Peygamberleri, onlara dedi ki: “Biz ancak sizin gibi birer insanız. Fakat Allah, kullarından dilediğine (peygamberlik) nimetini bahşeder. Allah’ın izni olmadıkça, bizim size bir delil getirmemiz haddimize değil. Mü’minler ancak Allah’a tevekkül etsinler.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Peygamberleri onlara şöyle dediler: “Doğrusu biz de sizin gibi sadece insanız; fakat Allah kullarından dilediğine lutufta bulunur. Allah’ın izni olmadan bizim size bir delil getirmemiz mümkün değildir. Müminler ancak Allah’a dayansınlar.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Peygamberleri onlara dediler ki: «(Evet) biz sizin gibi bir insandan başkası değiliz. Fakat Allah nimetini kullarından dilediğine lütfeder. Allah'ın izni olmadan bizim size bir delil getirmemize imkân yoktur. Müminler ancak Allah'a dayansınlar.»
Edip Yüksel
swap_vert close
Elçileri ise kendilerine şöyle dediler: "Biz, elbette sizin gibi birer insanız. Ancak, ALLAH, kullarından dilediğini seçerek ona lütufta bulunur. ALLAH'ın izni olmadan size bir yetki belgesi getirmemiz olanaksızdır. İnananlar ALLAH'a güvenmeli.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Peygamberleri onlara dediler ki: "(Evet) biz ancak sizin gibi bir insanız, ama Allah kullarından dilediğine nimetini lütfeder. Ve Allah'ın izni olmadıkça bizim size bir delil getirmemize imkan yoktur. Müminler ancak Allah'a dayansınlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Resulleri onlara: evet, dediler: biz, sizin gibi bir beşerden başka bir şey değiliz ve lâkin Allah kullarından dilediğine nı'metini ihsan buyurur ve Allâhın izni olmadıkça size bir sülta ve bürhan getirmek bizim haddimiz değildir, ve hep Allaha tevekkül etmelidir onun için mü'minler
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Bunun üzerine) Peygamberleri onlara dediler ki: “(Evet,) biz de (Allah’a kulluk etmek ve fânî olmak gibi hususlarda) sizin gibi birer insanız. Fakat Allah, kullarından dilediğine (peygamberlik) nimetini bahşeder. Allah’ın izni olmadıkça, bizim size (istemiş olduğunuz) bir delil (mu‘cize) getirmemiz mümkün değildir dediler. Mü’minler ancak Allah’a tevekkül etmelidirler.”
Erhan Aktaş
swap_vert close
Resulleri onlara dediler ki: “Biz de ancak sizin gibi beşeriz. Ancak Allah, kullarından dilediği kimseye iyilikte bulunur.¹ Allah'ın izni olmaksızın bizim size bir sultan² getirmemiz olacak şey değildir. Mü'minler yalnızca Allah'a tevekkül³ etsinler.”
1- Kullarından dilediğini resul yapmakla. 2- Resûl olduğumuzu gösteren bir belge. “Sultan” sözcüğüne, mucize veya delil olarak anlam vermek doğru değildir. Sultan; yetkili, yetki verilmiş, yetkilendirilmiş veya yetki verildiğini gösteren belge demektir. Burada resullerin, resul olarak görevlendirildiklerine dair bir yetki belgesinden, bir görev pusulasından söz edilmektedir. 3- Allah'a güvenme, O'na dayanma; her türlü çabayı gösterdikten sonra sonucu Allah'a bırakma.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Peygamberleri onlara: «Biz de, demişdi, sizin gibi insandan başka (bir şey) değiliz. Fakat Allah, ni'metini kullarından kimi dilerse ona ihsan eder. Allahın izni olmaksızın bizim size (kaahir) bir hüccet getirmemize imkân yokdur. Mü'minler ancak Allaha güvenib dayanmalıdır».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Peygamberleri onlara dediler ki: “(Evet) biz de ancak sizin gibi bir insanız; fakat Allah, kullarından dilediğine lütufta bulunur. Hâlbuki Allah'ın izni olmadıkça, size bir mu'cize getirmemiz, bizim için mümkün değildir. O hâlde mü'minler, ancak Allah'a tevekkül etsin!”
İhsan Aktaş
swap_vert close
Elçileri (de) onlara dedi ki: “(Evet) biz de sizin gibi sadece birer beşeriz. Fakat Allah (elçilik görevini) kullarından dilediğine (bu göreve layık olana) lütfeder. Allah’ın izni (iradesi) olmadan da bizim size bir delil getirmemize imkân yoktur. İnananlar ise ancak Allah’a güvenip dayansınlar.”
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Elçiler onlara “Şüphesiz biz de sizin gibi insanız. Ancak Allah kullarından dilediğine iyilikler (elçilik görevi) veriyor. Allah’ın izni olmadıkça, bizim sizi ikna edebilecek güçlü bir delil getirmemiz, Allah dilemedikçe mümkün değildir. İnananlar yalnızca Allah’a güvenip dayansınlar.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Elçiler onlara dediler ki: «Evet, gerçi biz de ancak sizin gibi âdemoğullarıyız. Yalnız şu var ki Allah dirliği kullarından kime dilerse ona verir. Allah’ın uygunu olmadıkça da size bir belge getirmek bizim elimizde değildir. Onun için, inananlar yalnız Allah’a dayanmalıdırlar.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlara peygamberleri demişlerdi ki «—Evet biz ancak sizin gibi bir insanız, fakat Allah kullarından dilediğine nübüvvet ihsan buyurur, Allah/ın izni olmaksızın size burhan getirmek elimizde değildir. Mü/minler Allah/a mütevekkil olsunlar».
İsmail Yakıt
swap_vert close
Elçiler de onlara, “Evet, biz de sizin gibi bir beşerden/ insandan başka bir şey değiliz. Fakat Allah, kullarından dilediğine lütufta bulunur. Allah’ın izni olmadan biz size bir delil [sultân] getiremeyiz. İnananlar ancak Allah’a güvenip, dayansınlar!”
Kadri Çelik
swap_vert close
Peygamberleri onlara dedi ki: “Doğrusu biz, sizin gibi yalnızca bir beşeriz, ancak Allah, kullarından dilediğine lütufta bulunur. Allah'ın izni olmaksızın size bir delil getirmemiz bizim için olacak şey değil. Müminler, ancak Allah'a tevekkül etmelidirler.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Bunun üzerine Peygamberleri onlara, “Evet, biz de ancak sizler gibi fâni birer insanız; ne var ki Allah, kulları arasından dilediğini elçilik makâmına yücelterek onurlandırır. Fakat şu da var ki, Allah izin vermedikçe, bizim size herhangi bir mûcize göstermemiz söz konusu olamaz. Çünkü mûcize göstermek, tamamen Allah’ın elindedir ve O, ne zaman ne yapacağını elbette bilmektedir. O hâlde inananlar, yalnızca Allah’a güvensinler.”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlara rasûlleri dedi ki: “Biz ancak sizin gibi bir beşeriz; ama Allah, kullarından dileyeceği kimselere karşılıksız nimet veriyor. Allah’ın izniyle olmadan bizim size bir sültan (delil) getirmemiz olası değildir. Müminler sadece Allah’a tevekkül etsin!”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Elçiler: " Doğru. Biz de sizin gibi insanız. Ama Allah görevi, dilediği kuluna verebilir. Biz Allah'tan izinsiz bir şey söyleyemeyiz. İnananların Allah'a güvenmeleri gerekir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Bunun üzerine elçilerimiz onlara; “Evet! Biz sizin gibi bir insandan başkası değiliz. Fakat Allah nimetini kullarından dilediğine lütfeder. Allah’ın kimi elçi seçeceğine biz karışamayız. Siz de karışamazsınız. Allah isteğini elçi seçer. Üstelik elçiler olarak bizler Allah’ın izni olmadan size hiçbir delil getiremeyiz. Biz zaten size yeteri kadar delil sunduk. İnanıp inanmamak size kalmış. Hiç şüphesiz inananlar olarak bizler sadece Allah’a güveniriz. Sizin inkârınıza, yalan sözlerinize, kuru inatlaşmalarınıza güvenmeyiz!”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Elçileri ise onlara şöyle demişti: “(Evet) biz de ancak sizin gibi bir insanız. Fakat Allah ( vahyi) kullarından dilediğine (layık olana) lütfeder. Allah’ın izni olmadan bizim size herhangi bir delil getirmemiz mümkün değildir. Müminler yalnızca Allah’a güvensinler!
Mehmet Türk
swap_vert close
Peygamberleri onlara: “Doğrusu biz, sadece sizin gibi bir insanız,¹ fakat Allah kullarından dilediğini (Peygamberlik nîmeti ile) şereflendirir ve Allah’ın izni olmaksızın biz size asla bir âyet (bile) getiremeyiz. Öyleyse Mü’minler, sadece Allah’a tevekkül² etsinler...”
1 Peygamberler, beden yapıları itibariyle normal birer insandırlar. Ancak tek farkları kendilerine vahiy gelmesidir. Bk. (Kehf: 110, Fussilet: 6)2 Tevekkül: Lügatte âcizliğini ortaya koymak ve başkasına güvenmek anlamına gelir. Dini terim olarak ise Tevekkül: “Kulun sebepleri yerine getirdikten sonra, Allah’a karşı âcizliğini ortaya koyup, sadece ona güvenmesidir.” Bk. (Âlu İmran: 122)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Elçileri onlara: “Doğru, biz de sizler gibi sadece ölümlü kimseleriz” diye cevap verdiler, “ama işte Allah nimetini kullarından dilediğine bahşeder. Ayrıca, Allah’ın izni olmadıkça, [görevimiz hakkında] bir delil getirmek bizim harcımız değildir. Bu hususta inananlar yalnızca Allah’a güvenmelidirler. ¹⁴
14 Yani, hakkın peşinde olan herkes, aydınlanma için, kendilerine teklif edilen ilahî mesajın muhtevasına yönelmelidirler (bkz. 7:75, 13:43 ve ilgili notlar). Kur’an pek çok yerde (örn. 6:109-111 ya da 13:31) peygamberî mesajın gözle görülebilir, haricî vasıtalar ya da vakalarla kanıtlanması yolundaki isteklerin hem ahlaken, hem de mantıken boş ve yararsız olduğunu ifade etmiştir; çünkü böyle bir mesajın ortaya koyduğu mutlak ya da fıtrî gerçeklikten yana duyulan, ahlaken sağlam ve zihinsel olarak da doğrulanabilir inanç ya da itminan ancak “akla uygun, bilinç ve duyarlığa dayanan bir kavrayış”la elde edilebilir (12:108).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Elçileri de onlara dedi ki: “Evet, bizde ancak sizin gibi birer beşeriz,1 ama Allah kullarından layık olan kimseye elçilik vererek onurlandırır.2 Bununla beraber Allah’ın izni olmadıkça biz size delil/mucize getiremeyiz.3 Artık inananlar sadece Allah’a dayanıp güvensinler.4 118/110, 41/6, 210/107, 42/13, 313/7-27, 20/133-134, 29/50-51, 40/78, 43/159-160, 5/11-23, 9/51-129
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Rasulleri onlara şöyle cevap verdi: “Evet, biz de yalnızca sizin gibi ölümlü birer insanız, ama Allah kullarından tercih ettiği kimseyi (vahiyle) nimetlendirir; üstelik Allah’ın izni olmaksızın, yaptırım gücü olan ilâhî bir kudret delîlini size sunmak da, bizim üstümüze vazife değildir.[¹⁹⁹⁶] Ne ki yürekten inananlar yalnızca Allah’a güvenip dayanmalıdırlar.
[1996] Mâ kâne li… kalıbı için bkz: 12:76, not 77.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Bunun üzerine Peygamberleri onlara: "Evet, biz de sizin gibi bir insanız. (Zaten biz kendimizin melek olduğunu iddia etmiyoruz) Fakat Allah, (peygamberlik) nimetini kullarından dilediği kimseye ihsan eder. (Buna rağmen) Allah’ın izni olmadıkça bizim size mucize getirmemize gücümüz yoktur; (Bizim elimizde husûle gelen mucizelerin hepsi Rabbimizin takdiri iledir. O, mucize ile değil gayba inanmakla imana gelmenizi murâd ediyor ki) müminler yalnız Allah'a güvenip dayanırlar, (gayba inanırlar, mucizeye gerek görmezler.)
Osman Fırat
swap_vert close
Resulleri onlara dedi ki: "Biz ancak sizin gibi birer insanız. Fakat Allah, kullarından dilediğine (Resullük) nimetini bahşeder. Allah’ın izni olmadıkça, bizim size bir delil (mucize) getirmemiz haddimize değil. Mü’minler ancak Allah’a tevekkül etsinler. "
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Peygamberleri onlara dedi ki: «Biz sizin gibi bir beşer olmaktan başka değiliz. Velâkin Allah Teâlâ kullarından dilediği kimseye ihsan eder ve Allah Teâlâ'nın izni olmadıkça bizim size bir hüccet getirmeğe kudretimiz yoktur ve mü'minler artık Allah Teâlâ'ya tevekkül etsinler.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Resulleri onlara: “Evet, ” dediler. “Biz sizin gibi beşerden başka bir şey değiliz. Fakat Allah peygamberlik nimetini kullarından dilediğine ihsan eder. Allah'ın izni olmadıkça size mûcize göstermemiz mümkün değildir. O halde müminler yalnız Allah'a dayanıp güvenmelidirler. ”
Süleyman Ateş
swap_vert close
Elçileri onlara dediler ki: "Evet biz de sizin gibi insandan başka bir şey değiliz. Fakat Allah, kullarından dilediğine lutfeder. Allah'ın izni olmadan biz size delil getiremeyiz. İnananlar, Allah'a dayansınlar."
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Rasûller: "Evet biz sizin gibi beşeriz ve lâkin Allâh Te'âlâ kullarından dilediğine in'âm ile nübüvvet ve risâlet virir. Size dilediğiniz vecihle mu'cize getirmek, ancak Allâh'ın izniyle kâbil olur. Mü'minler Allâh'a tevekkül itsünler."
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Elçileri onlara dedi ki “Doğru, biz de tıpkı sizin gibi bir insanız. Ama Allah, tercih ettiği kuluna iyilikte bulunur. Allah’ın izni olmadan size boyun eğdirecek bir delil getirmek bizim elimizde değildir. Müminler, yalnız Allah’a güvenip dayansınlar.
Şaban Piriş
swap_vert close
Peygamberleri onlara dedi ki: -Biz ancak sizin gibi birer insanız ama, Allah, kullarından dilediğine iyilikte bulunur. Allah'ın izni olmadıkça biz size delil getiremeyiz. Müminler sadece Allah'a dayansınlar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Peygamberleri onlara dedi ki: “Biz de sizin gibi birer beşeriz; fakat Allah dilediği kuluna lütufta bulunur. Allah'ın izni olmadan biz size bir delil getiremeyiz. Mü'min olanlar ancak Allah'a tevekkül etsinler.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Resulleri onlara dediler ki: "Biz de sadece sizin gibi birer insanız, fakat Allah, kullarından dilediğine lütufta bulunur. Allah'ın izni olmadan bizim size bir kanıt getirmemiz haddimize değil. İnananlar yalnız Allah'a dayanıp güvensinler."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyitti anlara yalavaçları “degülüz biz illā ādemį sizcileyin velįkin Tañrı ni'met virür aña kim diler ķullarından. daħı olmadı bizüm kim getürevüz size ḥüccet illā Tañrı destūrı-y-ıla. daħı Tañrı’ya pes tevekkül eylesün mü’minler.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eyitdi anlara peyġamberleri: Degülüz biz illā ādemī sizçileyin. Lākin Tañrıni‘met virür aña kim diler ḳullarından. Daḫı olmadı biz[e] kim getürevüzsize ḥüccet illā Tañrı destūrı‐y‐la. Daḫı Allāha tevekkül eylesün mü’minler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Peyğəmbərləri onlara cavab verərək demişdilər: “(Bəli) biz də sizin kimi adi bir insanıq. Lakin Allah Öz bəndələrindən dilədiyinə ne’mət (peyğəmbərlik) bəxş edər. Allahın izni olmadan biz sizə heç bir dəlil (mö’cüzə) gətirə bilmərik (buna qüdrətimiz çatmaz). Mö’minlər yalnız Allaha təvəkkül etsinlər!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Their messengers said unto them: We are but mortals like you, but Allah giveth grace unto whom He will of His slaves. It is not ours to bring you a warrant unless by the permission of Allah. In Allah let believers put their trust!
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Their messengers said to them: "True, we are human like yourselves, but Allah doth grant His grace to such of his servants as He pleases. It is not for us to bring you an authority except as Allah permits. And on Allah let all men of faith put their trust.
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قَالَتْ
dedi
لَهُمْ
onlara
رُسُلُهُمْ
resulleri
اِنْ نَحْنُ
biz değiliz
اِلَّا
ancak
بَشَرٌ
bir beşer
مِثْلُكُمْ
sizin gibi
وَلٰكِنَّ
fakat
اللّٰهَ
Allah
يَمُنُّ
lütfeder
عَلٰى مَنْ
o kimseye ki
يَشَٓاءُ
diler
مِنْ عِبَادِه۪ۜ
kullarından
وَمَا كَانَ
ve olmadı
لَـنَٓا
bizim için
اَنْ نَاْتِيَكُمْ
size getirmemiz
بِسُلْطَانٍ
bir delil
اِلَّا
ancak
بِاِذْنِ
izniyle
اللّٰهِۜ
Allah'ın
وَعَلَى اللّٰهِ
ve Allah'a
فَلْيَتَوَكَّلِ
o hâlde tevekkül etsin
الْمُؤْمِنُونَ
mü'minler
Resulleri onlara dedi ki: "(Evet) Biz de ancak sizin gibi bir beşeriz; fakat Allah, kullarından dilediğine (resullük nimetini) lütfeder. Bir de Allah'ın izni olmadan bizim size bir delil (mucize) getirmemiz mümkün değildir. O hâlde mü'minler ancak Allah'a (güvenip) tevekkül etsinler."
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
نَحْنُ
Zamir
نَحْنُ
Biz
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
بَشَر
İsim
ب ش ر
İnsan, beşer
مِثْل
İsim
م ث ل
Benzer, misli, aynısı, gibi, dengi, kadarı
لٰكِنّ
Harf-i istidrak
لٰكِنّ
Ancak, fakat, lakin, başka, hariç
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مَنَّ
Fiil-I
م ن ن
Lütufta bulundu, lütfetti, başa kaktı, minnet etti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عَبْد
İsim
ع ب د
Kul, köle, âbd
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
لَنَا
Zamir
لَنَا
Bizim için, bize, bizim
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
سُلْطَان
İsim
س ل ط
Delil, yetki, güç, hakimiyet, kuvvet, hüccet, sultan, saltanat
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
اِذْن
İsim
ا ذ ن
İzin
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
تَوَكَّلَ
Fiil-V
و ك ل
Tevekkül etti
مُؤْمِن
Etken fiil-IV
ا م ن
İman eden, mü'min, inanan