Elif, Lâm, Râ. (Resulüm!) Bu, Rablerinin izniyle (iradesiyle bütün) insanlığı her türlü (zihnî, kalbî, itikadı, içtimaî, iktisadi, siyasî vb.) kopkoyu karanlıklardan aydınlığa, O yüceler yücesinin, O her övgüye layık olan (Allah)ın yoluna çıkarasın diye sana indirdiğimiz bir kitaptır.*
(*) Kur’ân’da bazı sûrelerin başında bulunan bağımsız harflere “el-hurûrufu’l-mukatta’a” denilir. Bunların tefsiri üzerinde başlıca birkaç görüş vardır. Bunlardan biri, bu harflerin olduğu yerlerde hemen bunların ardından kitaptan veya Kur’an’dan veya vahiyden veya vahiy indirmeden söz edilir. Bu harflerle dinleyenlerin dikkati, indirilen kitaba veya vahye çekme görevi yapar. Hurûf-ı mukattaanın dikkat çekme işlevine sahip olduğu görüşünü geliştirerek benimseyen Reşîd Rızâ, bu harflerle öncelikle Mekke’de müşriklerin dikkatleri çekilerek onların İslâm’a davet edildiğini, kendilerine nübüvvetin kanıtlandığını, daha sonra aynı davetin Medine’de Ehl-i kitaba yöneltildiğini ileri sürer. Hurûf-ı mukattaa ile başlayan yirmi dokuz sûrenin yirmi beşinde bu harflerden hemen sonra Kur’an’dan söz edilmesi, geri kalan dört sûrenin her birinde de aslında nübüvvet ve kitabın ispatıyla ilgili konuların yer alması, bu harflerin Kur’an vahyine dikkat çekmek için zikredildiğini gösterir (Tefsîrü’l-Menâr, VIII, 302). Vahyin akla nisbeti, ışığın göze nisbeti gibidir. Işıksız kalan göz de, vahiysiz kalan akıl da kördür. Vahyin maksadı akılları bilinçaltının karanlığından bilinç semasının aydınlığına çıkarmaktır. Bilinç semasının güneşi ise vahiydir. Bu âyet cahiliye aklını “karanlık” olarak isimlendirmektedir. Bu yüzden vahyin hedeflerini, onun “karanlık” olarak nitelediği cahiliyye insanının bilgi ve birikimiyle sınırlamak, Kur’an’la çelişen bir yaklaşımdır. (M. İslamoğlu Meal Açıklaması) Detaylı bilgi için Bakara-1. Ayetin açıklamasına bkz: