close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Humeze Sûresi 7. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Elletî tettali’u ‘alâ-l-ef-ide(ti)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Öylesine ateş ki yürekleri sarar, kaplar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ki o, yüreklerin üstüne tırmanıp çıkacak (inkârcıların ve münafıkların iç organlarına kadar yakıp kavuracak)tır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Öyle bir ateş ki, canlılık merkezi olan yüreklere işler ve kaplar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Kalplerin, beyinlerin içine işleyen ateştir.
Ahmet Varol
swap_vert close
O yüreklere kadar işler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ki o, yüreklerin üstüne tırmanıp çıkar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Öyle ki, onun acısı kalblere kadar girer.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Kalp ve gönülleri sarar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
4,5,6,7,8,9. Hayır! Andolsun ki o, Hutame'ye atılacaktır. Hutame'nin ne olduğunu bilir misin? Allah'ın, tutuşturulmuş, kalplerin cıdarına işleyen ateşidir. Onlar, bu ateşin içinde uzatılmış sütunlara bağlanmış haldeyken o ateş, üzerlerine kapatılmıştır.
Besim Atalay
swap_vert close
Yürekleri eritir
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Onun) acısı yüreklere kadar işler.
Cemil Said
swap_vert close
6-9. Hutame Allâh’ın yakdığı bir âteşdir ki (kâfirin) kalbini ve kendilerini, sütunlar üzerinde bir kubbe gibi her tarafdan ihâta idecekdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
6,7. O, yüreklere çökecek olan, Allah'ın tutuşturulmuş ateşidir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
6,7. O, Allah’ın, yüreklere işleyen tutuşturulmuş ateşidir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
7-9. Uzatılmış direklere bağlı olarak içine hapsedildikleri, yükselip yürekleri saran ateş!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
6, 7. Allah'ın, tutuşturulmuş, (yandıkça) tırmanıp kalplerin ta üstüne çıkan ateşidir.
Edip Yüksel
swap_vert close
Ki beyinlere işler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
6,7. O, kalplerin içine işleyecek, Allah'ın tutuşturulmuş bir ateşidir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ki çıkar gönüller üstüne
Emrah Demiryent
swap_vert close
O öyle bir ateştir ki, yürekler (in için) e kadar işler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Yüreklere işleyen bir ateş.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
ki tırmanıb yüreklerin ta üstüne çıkacak (kaplayacak) dır o.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Öyle (ateş) ki, kalbleri kaplar (ta içine işler!)
İhsan Aktaş
swap_vert close
Öyle (bir ateş) ki, (akıl ve irade merkezi olan) beyinlere (kadar) işler. *
(*) Ef’ide, fuad’ın çoğulu olup ’’niyet ve irade merkezi’’ için kullanılır. (Lisanu’l-Arab) Bu sebeple ef’ideh, insanın ’’bilinç üstü ve karar verme merkezi’’ni, yani beyni ifâde eder. Ayrıca beyin, insanın yönlendirme merkezi olduğu için, ayette geçen ef’ideh, insan bedenin tümüne de delâlet eder, bu nedenle o ateş bütün bedeni sarar. Bu cezanın sebebi; gıybet, suizan ve alayın (fücûr) Allah’ın fıtrî olarak her insana yerleştirdiği temel güven duygusunu yakıp yok etmesidir. Bunun fitilini tutuşturan yine kişinin kendisidir. İlkel duygular olan öfke, kıskançlık, kin ve kibri üst beyin dediğimiz irade merkezi (fuad) sürekli kontrol altında tutar. “Hümeze” ve“lümeze” ilkel beyinde kalması gereken bu duyguların idrake (fuad’a) doğru yayılmasına sebep olmaktadır. (Kurandan Hayata) Fuâd, bilmeyi sağlayan öğelerden biri olup idrak etme, algılama, düşünme, akıl yürütme gibi bir beceriye, işleve, kabiliyete işaret etmektedir. Fuâd kelimesi temelde bir yeti ifade etse de Ku’ân’da bazen mecaz yoluyla o yetinin organı veya merkezi olarak da kullanılmış olabilir. Kaynak: KUR’ÂN’DAKİ FUÂD KELİMESİ ÜZERİNE BİR ...DergiPark) Yani söz konusu ayetleri sûre bütünlüğü içerisinde değerlendirdiğimizde ve incelediğimiz diğer ayetlerle birlikte düşündüğümüzde, fuâda düşünce, algı veya düşüncenin ve algının merkezi diyebilmekteyiz. (الله اعلم) والثاني: أن سبب تخصيص الأفئدة بذلك هو أنها مواطن الكفر والعقائد الخبيثة والنيات الفاسدة، ويجوز أن يخصّ الأفئدة لأنها مواطن الكفر والعقائد الفاسدة والنيات الخبيثة. ومعنى اطلاع النار عليها: أنها تعلوها وتغلبها وتشتمل عليها. أو تطالع على سبيل المجاز.وهي نار الله الموقدة ، واطلاعها على الأفئدة لكونها مناطق الشر والعصيان من حيث استعلائها على العقل وتقديم شهوتها وعاطفتها على الحق واستعمالها في مالا ينبغي فتكون أول من يجني ثمرة فعلها ، وكذلك فإن الأفئدة كما رأينا من وظيفتها يدخلها الخوف الشديد والهلع والحزن والرعب فكان اطلاع النار الموقدة عليها من خلال مصبات الفؤاد وهي الابصار تشعل الفؤاد رعباً وتفرغه هواءً فيكون عذاب بجانب الم الحرق بنار جهنم وعذابها.أي أنها نار ذات شأن عجيب، ليس فى نار الدنيا شىء من صفاتها وآثارها.. إنها تطلع على الأفئدة، أي أنها لا تتسلط على الأجسام وحسب، بل إنها تتسلط كذلك على المشاعر والوجدانات، فتشتعل بها المشاعر، ونحترق بها الوجدانات.. وقد يكون فى هذا ما يشير- والله أعلم- إلى أن عذاب أهل النار نفسىّ، أكثر منه مادىّ. : وظائف الفؤاد : و لذالك نجد أن الفؤاد محلٌّ لمناطق المعاني التالية : أ- الإدراكة قال تعالي: مُهْطِعِينَ مُقْنِعِي رُؤُوسِهِمْ لا يَرْتَدُّ إِلَيْهِمْ طَرْفُهُمْ وَأَفْئِدَتُهُمْ هَوَاء) إبراهيم : 34- فقوله ( هواء ) تعني خلو أفئدتهم من الإدراك من شدة الرعب والخوف : ب – الذاكرة : قال تعالي ( وَأَصْبَحَ فُؤَادُ أُمِّ مُوسَى فَارِغاً ) القصص - 10: فارغا أي خاليا من ذكر كل شيء في الدنيا إلا من ذكر موسى !: ج – العواطفة : قال الله تعالى (فاجعل أفئدة من الناس تهوي اليهم ) ابراهيم – 37) قال تعالي ( انَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤَادَ كُلُّ أُولَئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْئُولًا) الاسراء - 36 ) وذكر الفؤاد بعدهما لأنه مقر الإدراك كله، فهو الذي تنقل إليه الحواس مدركاتها) فالفؤاد هو مكان التفاعل الفكري الأولي مع الواقع ، والقلب هو مكان الأفكار والعقائد التي ترسخ في العقل بعد تمحيصها بالفؤاد (إسلام أون لاين لو نظرت إلى الآيات التي وردت فيها كلمة فؤاد، واستبدلت هذه الكلمة في كل منها ب: العقل بما يعتريه أفكار أو اعتقادات لناسبتها أكثر من كلمة "قلب" بالمعنى الشائع. لاحظ مثلا: ما كذب الفؤاد ما رأى.) وأغلب الإشارات إلى القلب في القرآن الكريم يُقصد بها الدماغ، وليس ما تعارفنا بإطلاقه على المضخة العضلية التي تضخ الدم في أنحاء الجسم، وهي التي أطلقت عليها تسمية القلب لأنها لبّ الجسم (أو العضو الجسم عن الحياة البدن) كما أن الدماغ هو لبّ النفس (أو العضو المسؤول عن نشاط النفس)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
O, kalplerin içine işleyen bir ateş.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O ateş ki yüreklerini sarıp dağlıyacaktır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Yürekleri sarıp yakar.
İsmail Yakıt
swap_vert close
O, tâ gönüllere [ef’ide] işleyen (bir iç ateştir).
Kadri Çelik
swap_vert close
O (ateş), kalplere çöreklenmektedir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Tâ gönüllere işleyen korkunç bir ateş!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Gönüller’e işleyen!
Mehmet Çakır
swap_vert close
öncelikle yürekleri dağlayacak,
Mehmet Çoban
swap_vert close
O ateş insanların gönüllerine işler. Daha dünyada iken ateşin içinde yanarlar. Haklı haksız çeşitli yollarla elde ettikleri mallarını kaybetme korkusu, onları çepeçevre kuşatmıştır. Öyle ki; bütün hücrelerine bu korku işlemiştir. Onun için sürekli sayarlar. Kandırılacağı, aldatılacağı korkusu, yaşamlarının karabasanı olur. Sürekli diken üzerinde dururlar. Dünyaya karşı önü alınmaz sevgi, ölüm korkusu, mallarını kaybetme korkusu onları yer bitirir. Yaşamlarında rahat huzur kalmaz. Her an beğenmedikleri fakirler yoksullar gibi olacakları endişesiyle ne yapacaklarını bilemezler. Her an, her yerde, yaşadıkları tedirginlikle yanıp tutuşurlar. Gözlerinde sakinlik, kalplerinde sevgi, sözlerinde yumuşaklık, hareketlerinde güven yoktur. Onlar hutemenin yakıcılığıyla tutuşturulmuşlardır. Daha ölüp yanımıza gelmeden onların dünyası zindan olur. Rüyaları karabasanlarla doludur. Yataklarında huzurla uyuyamazlar. Çoğu kez karabasanlarla kan ter içinde kalırlar. Onlara uyku hapları bile yetmez!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
O (ateş) ki kalplerin üzerinde yükselir. [*]
Bu cümle “([Hutame]h), Allah’ın, (yandıkça) tırmanıp yürekleri çökerten tutuşturulmuş ateşidir” şeklinde de yorumlanabilir. Dünyada insanlarla alay edip gönül kıranların ahirette Hutame cehenneminde gönlü kırılacaktır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
6,7. O, kalplerin içine dahi işleyecek olan, Allah’ın (emriyle) yakılmış bir ateştir.
Muhammed Esed
swap_vert close
[günahkar] kalplerin üstünde yükselen: ⁵
5 Yani, onların kalplerinden çıkarak -günahkarların suçlarını geç fark etmelerinde “ateş”in ruhî niteliğine bir işaret vardır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ta yüreklere işleyen bir ateş! 14/16-17, 18/29
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
O öyle bir ateştir ki, bütün bir iç dünyalarını[⁵⁸⁸⁹] kaplayarak yükselir:[⁵⁸⁹⁰]
[5889] Duygunun kalpteki en yoğun halini ifade eden fuâdın çoğulu olan ef’ideh, duyma ve düşünme, bilme ve inanma gibi insanî yeteneklerin tümüne birden delâlet eder. Kalp hem maddî/fizikî hem mânevî mânada kullanılırsa da, ef’ideh yalnızca mânevî duyular için kullanılır. Çoğul geldiğinde “insanın bütün bir iç dünyasını”, yani “gönlü” ifade eder (11:120, not 138). [5890] Tettali‘u fiili bu ateşin dışarıdan değil içeriden dışarıya yükseleceğini, içinden yanıp dışını yakacağını ifade eder. Adeta emanet edilen fıtratın, bastırılan vicdanın, saptırılan bilincin, güdülerin emrine verilen bilinçaltının ve duyguların, kendilerini Allah’tan mahrum eden sahiplerinden intikam almak için yaktığı bir ateştir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(O öyle bir ateştir ki) Gönüllere tırmanır.
(Tenden geçer, canlar yakar, öldürmez ama, sonsuza dek azap eder. Nitekim A'la suresinin 13. ayetinde: "Onun içinde ne ölür, ne de bir an rahat eder" buyurulmuştur)  
Osman Fırat
swap_vert close
(O günahkar) gönüllerin/göğüslerin üstünde yükselir,
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Öyle ki, yüreklerin üzerine yüklenecektir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
6, 7. Allah'ın tutuşturulmuş bir ateşidir. Bir ateş ki ta kalplere kadar işleyip yakar.
Kalb diye çevirdiğimiz kelime âyette fuâd olup, maddî bedene kan ve hayat gönderen maddî kalb için değil de inanç, fikir, düşünce, hissiyat gibi düşüncelerin merkezi olan manevî latife hakkında kullanılır. Herhangi bir şeyin bütün kalbi kaplaması azabın şiddetini gösterir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
(Bir ateş) Ki gönüllere işler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Öyle ateş ki kalblere kadar girer.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Yüreklere kadar tırmanan,
Şaban Piriş
swap_vert close
Kalplere işleyen...
Ümit Şimşek
swap_vert close
Yüreklere kadar işler.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ki tırmanıp işler yüreklere.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
6-7. Tañrı odıdur yandurınılmıs ol kim muŧŧalį ola ya'nį ire yürekler üzere.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol od ki odı yitişür yüreklere.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Elə bir od ki, ürəkləri yandırıb-yaxar.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Which leapeth up over the hearts (of men).
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
The which doth mount (Right) to the Hearts:(6268)
6268 This Fire of Punishment mounts right up to the hearts and minds of such men, and shuts them out of the love of their fellows. "Heart" in Arabic means not only the seat of affection, pity, charity, etc., but also of understanding and intelligent appreciation of things.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَلَّت۪ي
o ki
تَطَّلِعُ
tırmanıp çıkar
عَلَى الْاَفْـِٔدَةِۜ
yüreklerin üstüne
(O) Öyle (bir ateştir) ki (insanın nankörlüğünden ve kendine yaptığı zulmünden dolayı Rabbini kaybetmesi sonucu) yüreklerin üstüne tırmanıp çıkmaktadır.
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
طَلَعَ
Fiil-VIII
ط ل ع
Gördü, muttali oldu, vakıf oldu, baktı, tırmanıp çıktı
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
فُؤَاد
İsim
ف ا د
Kalp, gönül, yürek