close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Hûd Sûresi 87. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kâlû yâ şu’aybu esalâtuke te/muruke en netruke mâ ya’budu âbâunâ ev en nef’ale fî emvâlinâ mâ neşâ(u)(s) inneke leente-lhalîmu-rraşîd(u)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ey Şuayb dediler, kıldığın namaz mı, tuttuğun din mi emrediyor sana da bizi atalarımızın taptıklarından vazgeçirmeye uğraşıyor, mallarımızı da dilediğimiz gibi tasarruf etmemize mani olmaya kalkışıyorsun? Halbuki sen, şüphe yok ki halimselim ve aklı başında bir adamsın.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Alay ederek) Dediler ki: "Ey Şuayb, atalarımızın taptığı şeyleri terk etmemizi, ya da mallarımız konusunda dilediğimiz gibi davranmaktan vazgeçmemizi, senin namazın mı emrediyor? Çünkü sen, gerçekte yumuşak huylu, aklı başında (reşid bir adam)sın. (Bizimle uğraşmazsan iyi edersin.)"
[Not: Demek ki, kılınan namaz; insana her türlü küfre ve kötülüğe karşı çıkma ve bu uğurda Allah için sıkıntılara katlanma şuuru ve sorumluluğu kazandırmalıdır. Aksi halde âdet halinde taklidi bir uygulama olmaktan öteye geçmeyecektir.]  
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
“Ey Şuayb!” dediler. “Babalarımızın taptıkları putları bırakmamızı yahut mallarımızda eksik veya fazla verme hususunda, dilediğimiz sahtekarlığı yapmamızı terketmeyi, sana namazın mı emrediyor? Gerçekten sen yumuşak huylusun ve aklı başında birisin” diyerek alay ettiler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlar: “Ey Şuayb, atalarımızın taptıklarını terketmemizi veya mallarımızla ilgili Allah'ın sünnetinin, düzeninin yasaları ve iradesinin tecellileri içinde dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi, sana namazın (dinin) mi emrediyor? Çünkü sen ihtiraslarına hâkim, güçlü, temkinli, müsamahakâr, aklı başında bir adamsın.” dediler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlar şöyle dediler: "Ey Şuayb! Bizim babalarımızın taptıklarını bırakmamızı yahut mallarımızda istediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi sana namazın mı emrediyor? Doğrusu sen yufka yürekli, akıllı birisin!"
Ali Bulaç
swap_vert close
Dediler ki: 'Ey Şuayb, atalarımızın taptığı şeyleri bırakmamızı ya da mallarımız konusunda dilediğimiz gibi davranmaktan vazgeçmemizi senin namazın mı emrediyor? Çünkü sen, gerçekte yumuşak huylu, aklı başında (reşid bir adam)sın.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Onlar dediler ki: “- Ey Şuayb! Babalarımızın taptıkları şeyleri terketmemizi, istemekten vazgeçmemizi, sana namazın mı emrediyor? Doğrusu sen, yumuşak huylusun, çok akıllısın. (MaşAllah!... diyerek alay ettiler.)”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onlar: “Ey Şuayb! Senin dua ve namazın mı sana bizim babalarımızın ibadet ettiklerine ibadet etmeyi veya mallarımızda istediğimiz gibi hareket etmeyi bırakmamızı buyuruyor? (Bu nasıl iştir?) Çünkü biz seni şefkatli ve reşit bir adam olarak biliyoruz” dediler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Dediler ki: “Ey Şu‘ayb! Babalarımızın taptıklarını, yahut mallarımız hususunda dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi sana imanın/dinin mi emrediyor? Oysa sen yumuşak huylu ve çok akıllısın.”[215]
[215] Salât kelimesi hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, IX, 275-276.  
Besim Atalay
swap_vert close
Dediler ki: «Ey Şuayb ! Atalarımızın tapmış oldukları nesneden vazgeçmemizi, mallarımızı istediğimiz gibi kullanmamızı, senin namazın mı buyurmaktadır? Halbukiyse sen halimsin, sen olgunsun»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Dediler ki: “Ey Şuayb! Atalarımızın taptıklarına tapmayı bırakmamızı ve mallarımız konusunda dilediğimizi yapmayı terk etmemizi sana salatın mı emrediyor? Aslında sen yumuşak huylu, uslu ve aklı başında bir adamsın.”
“Salatın mı emrediyor?” ifadesini hem namaz hem din ve hem de Hak’tan yana duruş olarak alabiliriz. Namazın kötülüklerden alıkoyduğunu düşünürsek (Ankebût 29/45) buradaki “salat”ı namaz olarak alabiliriz. “Ataların taptıklarına karşı çıkmayı” düşünürsek Hak’tan yana bir duruş olarak değerlendirebiliriz. Bu ayet bir sonraki ayetle birleştirildiğinde “din” olarak almak daha doğru olur. Çünkü orada “ben Rabbimden gelen açık bir belgeye dayanıyorsam” ifadesi geçmektedir ki bu da dinin kendisidir.  
Cemil Said
swap_vert close
Didiler ki: " Yâ Şu’ayb! Senin kānûnun bize babalarımızın tapdıklarını terk itmeği mi âmirdir? Bize malımızı istediğimiz gibi kullanmağı men’ mi idiyor? Halbuki sen halîm ve reşîd bir âdemsin."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
"Ey Şuayb! Babalarımızın taptığını bırakmamızı emreden veya mallarımızı istediğimiz gibi kullanmamızı meneden senin namazın mıdır? Sen doğrusu aklı başında, yumuşak huylu birisin" dediler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Dediler ki: “Ey Şu'ayb! Babalarımızın taptığını, yahut mallarımız hakkında dilediğimizi yapmayı terk etmemizi sana namazın mı emrediyor. Oysa sen gerçekten yumuşak huylu ve aklı başında bir adamsın.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Kavmi ise, “Ey Şuayb! Atalarımızın taptığı şeylerden yahut mallarımız hususunda dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi sana ibadetin (dinin) mi emrediyor? Oysa sen uyumlu ve akıllı birisin!” dediler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Dediler ki: Ey Şuayb! Babalarımızın taptıklarını (putları), yahut mallarımız hususunda dilediğimizi yapmayı terketmemizi sana namazın mı emrediyor? Oysa sen yumuşak huylu ve çok akıllısın!
Edip Yüksel
swap_vert close
Dediler ki: "Şuayb, atalarımızın tapmış olduklarını veya ticaretimizi dilediğimiz gibi çevirmekten vazgeçmemizi, senin namazın mı gerektiriyor? Sen aslında yumuşak huylusun, akıllısın."
Gereği gibi gözetilen namaz, kötülükten alıkoyar (29:45).  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Dediler ki; "Ey Şu'ayb, atalarımızın taptıklarını terketmemizi veya mallarımızda dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi sana namazın mı emrediyor? Oysa ki sen yumuşak huylusun ve aklı başında bir adamsın."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ya Şuayb, dediler: atalarımızın taptıklarını terketmemizi veya mallarımızda dilediğimizi yapmamızı sana namazını emrediyor? Her halde sen, çok uslu akıllısın
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Alay ederek) dediler ki: “Ey Şuayb, atalarımızın taptığı şeyleri terk etmemizi, ya da mallarımız konusunda dilediğimiz gibi davranmaktan vazgeçmemizi sana dinin mi emrediyor? (Oysa) sen (bildiğimiz kadarıyla) gâyet yumuşak huylu ve aklı başında bir kimsesin.”
Erhan Aktaş
swap_vert close
Dediler ki: “Ey Şu'ayb! Atalarımızın kulluk ettiklerini bırakmamızı; mallarımızı, istediğimiz gibi kullanmaktan vazgeçmemizi senin salâtın¹ mı buyuruyor?” Oysaki sen yumuşak huylu, aklı başında bir adamsın.
1- Dinin. “Salat” sözcüğü; namaz, destek, dua, ibadet, yardımlaşma, dayanışma, Allaha yönelme ve din gibi anlamları olan bir sözcüktür. Bu ayette, “din” anlamında kullanılmıştır.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Dediler ki: «Ey Şuayb, atalarımızın tapdığı şeylerden, yahud mallarımızdan ne dilersek onu yapmamızdan vaz geçmemizi sana namazın mı emrediyor? Çünkü sen, muhakkak ki sen (biliyoruz) yumuşak huylu, aklı başında (bir adam) sın».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Dediler ki: “Ey Şuayb! Atalarımızın tapmakta oldukları şeylerden, yâhutmallarımız hakkında ne diliyorsak yapmaktan vazgeçmemizi, sana namazın mı emrediyor?Şübhesiz ki sen, hakikaten yumuşak huylu, aklı başında bir kimsesin!”
İhsan Aktaş
swap_vert close
Dediler ki: “Ey Şuayb, babalarımızın taptığı şeyleri yahut mallarımız hususunda dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi sana salâtın (dinin ve inancın) mı emrediyor? Oysa sen yumuşak huylu ve çok akıllısın. *
(*) Görüldüğü gibi burada salat ‘’din ve inanç’’ anlamında kullanılmıştır. Hud- 11/87 ayetle ilgili tefsir metinlerine bkz: المسألة الثالثة : في لفظ الصلاة وههنا قولان : الأول : المراد منه الدين والإيمان ... (مفاتيح الغيب ، التفسير الكبير) الثالث: دينك الذي تدين به وأمرت باتباعه (النكت والعيون) وفي المراد بصلواته ثلاثة أقوال: أحدها: دينة،. (زاد المسير في علم التفسير) وقال عطاء: (مَعْنَى قَوْلِهِ: أصَلاَتُكَ؛ أيْ دِينُكَ يَأْمُرُكَ، فَكَنَّى عَنِ الدِّينِ بالصَّلاَةِ؛ لأنَّهَا مِنْ أمْرِ الدِّينِ،(التفسير الكبير) وقيل المراد بالصلوات الدين لأَنها من أَعظم شعائر الدين(تيسير التفسير) وقيل: معناه أدينك يأمرك بترك دين السلف عن الحسن وعطاء وأبي مسلم. قالوا: كنّى عن الدين بالصلاة لأنها من أجل أمور الدين(مجمع البيان في تفسير القرآن) قال الحسن وأَرادوا بالصلاة الدين أَي ادينك(التبيان الجامع لعلوم القرآن) …“Salât” sözcüğü; namaz, destek, dua, ibadet, yardımlaşma, dayanışma, Allah’a yönelme ve din gibi anlamları olan bir sözcüktür. Bu ayette, “din” anlamında kullanılmıştır. (E. Aktaş Meali Hûd-87. Ayet Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Kavmi “Ey Şuayb! Atalarımızın ibadet ettikleri ilahları terk etmemizi veyahut sahip olduğumuz mallarımızdan dilediğimiz şeyleri yapmamamızı senin dinin (salatın-namazın) mı emrediyor? Hâlbuki sen gerçekten aklı başında bir insansın” dediler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Dediler: "Ey Şuayb! Atalarımızın taptıklarını bırakmamızı, mallarımızı dilediğimiz gibi kullanmaktan vazgeçmemizi senin dinin mi buyuruyor? Çünkü sen gerçekten yumuşak huylu, doğru bir kimsesin!"
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlar dediler ki: Şuayb! Bize, babalarımızın taptıklarını veya mallarımızda dilediğimiz gibi tasarruf etmemizi [⁶] terk etmeyi namazın mı sana emrediyor? Halbuki sen za/mınca yavaşsın, muamelen doğrudur.
[6] Ölçeği, teraziyi istediğimiz gibi vermemizi.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Dediler ki: “Ey Şuayb! Babalarımızın ibadet ettiği veya mallarımız üzerinde dilediğimizi yapmayı terk etmemizi senin dinin/namazın [salât] mı emrediyor? Muhakkak ki sen yumuşak huylu ve aklı başında [reşîd] bir adamsın.”
Kadri Çelik
swap_vert close
“Ey Şuayb! Babalarımızın taptığını bırakmamızı emreden veya mallarımızı istediğimiz gibi kullanmamızı men eden senin namazın mıdır? (Oysa) Sen doğrusu uysal ve aklı başında birisin” dediler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Kâfirler, “Ey Şuayb!” dediler, “Atalarımızın taptığı ilahları terk etmemizi yâhut servetimizi dilediğimiz şekilde kullanmaktan vazgeçmemizi sana namazın mı emrediyor? Oysa sen, bildiğimiz kadarıyla gâyet yumuşak huylu ve aklı başında bir adamsın.Ne var ki, bir tek Allah’a kulluğa başladıktan sonra tamamen değiştin! Eğer mâbedinde uslu uslu ibâdetini yapacaksan, buna bir itirazımız yok fakat kıldığın namaz, seni bizimle mücâdeleye sevk edecekse, böyle bir namaza asla izin vermeyiz!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
-“Ey Şuayb! Mallarımızda dileyeceğimiz şeyleri yapmamızı veya atalarımızın kulluk ettiği şeyleri terk etmemizi, sana senin salât’ın mı emrediyor? Sen, elbette Reşîd Halîm’sin / Aklı Başında Yumuşak Huylu’sun” dediler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Halk: " A Şuayb! atalarımızın taptığı putları bırakmamızı emreden, senin namazın mı? kendi malımız üzerinde keyfi tasarrufta bulunamayacak mıyız şimdi? " Çünkü sen, ince fikirli ve aklı başında birisin. "
Mehmet Çoban
swap_vert close
Dediler ki: “Ey Şuayp! Babalarımızdan gelen yasalara uymayı yahut mallarımız hususunda dilediğimizi yapmayı neden engelliyorsun? Yoksa senin gittiğin yol bizim yolumuzdan farklı mı? Yoksa yasalarına uyduğun yol mu bize engel olacak? Oysa sen yumuşak huylu çok akıllısın! Bize karşı çıkılamayacağını bilirsin! Üstelik sen bizim atalarımıza ne kadar çok bağlı olduğumuzu bilmiyor musun?”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Medyenliler Şuayb’a) şöyle demişlerdi: “Ey Şuayb! Babalarımızın taptıklarını (putları) veya mallarımız hakkında dilediğimizi yapmayı terketmemizi [*] sana [salât]ın (ibadetin) mi emrediyor? [*] Şüphesiz ki sen çok hoşgörülüsün; akıllısın!”
Benzer mesajlar: Bakara 2:170; Mâide 5:104; A‘râf 7:28; Yûnus 10:78; Hûd 11:53-54, 62; Enbiyâ 21:52-53; Şu‘arâ 26:70-74; Lokmân 31:21; Sebe’ 34:43; Sâffât 37:69-74; Zuhruf 43:22, 23.,Bu cümlede aslında her bir ibadetin hayata bakan sonuç içerikli bir tarafı olduğunu ve insanları kötülüklerden uzaklaştırmak gibi bir hedefi bulunduğunu göstermektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Toplumu Şuayb’e): “Ey Şuayb! Bizim, atalarımızın taptıklarını bırakmamızı yahut mallarımız hakkında istediğimiz gibi davranmayı terk etmemizi; senin namazın mı emrediyor?¹ Oysa gerçekten sen, çok yumuşak huylu, akıllı (bir adam)sın.” dediler.²
1 Bu bölüm: “…senin okudukların mı emrediyor” diye de tercüme edilebilir. (İbnü Kesir)2 Çünkü onlara göre akıllı adam; ancak kendileri gibi düşünen ve davranan insandır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
“Ey Şuayb!” dediler, “(Şu) senin dua [alışkanlığın] mı, atalarımızın tapınageldiği şeyleri bırakmamız ve malımız mülkümüz üzerine keyfî tasarruflarda ¹²⁰ bulunmamamız yönünde bizi uyarmanı zorunlu kılıyor? ¹²¹ Çünkü, [biz] sen[i] aslında yumuşak başlı, aklı başında biri [olarak biliriz].
120 Yani, başkalarının ve özellikle de yoksulların haklarını ve ihtiyaçlarını düşünmeksizin. Sonraki cümledeki, Hz. Şuayb’ın yumuşak başlı ve aklı başında biri olduğuna dair alaycı îma da buradan gelmektedir.121 Lafzen, “Salâtın/duaların mı emrediyor ...”  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onlar da: – Ey Şuayb, dediler, atalarımızın kulluk ettiğini terk etmemizi ya da mallarımız üzerinde istediğimiz gibi davranmaktan vazgeçmemizi senin salâtın mı/ibadetin mi emrediyor? Hâlbuki sen akıllı uslu bir adamsın! 38/6...9
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
“Ey Şuayb!” dediler, “Atalarımızın taptıklarını ya da mallarımız üzerinde isteğimize göre tasarrufta bulunmayı terk etmemizi, senin salâtın mı emrediyor?[¹⁷⁸⁵] Oysa (bizce) sen oldukça uyumlu/hoşgörülü ve olgun/akıllı bir adamsın!”[¹⁷⁸⁶]
[1785] Veya: “..davetin mi..” Ya da 5:57 ışığında: “dinin mi..” İbn Atıyye, tefsirinde meçhul bir râviye atıfla buradaki salât sözcüğünün “namaz, kıraat, ibadethane, davet” gibi dört anlama da gelebileceğini, bunlardan birinci ve dördüncüsünün gerçeğe en yakın görüş olduğunu söyler (el-Muharraru’l-Veciz; ayrıca bkz: 5:106). Namazın kötülükten alıkoyduğu hatırlanacak olursa, buradaki salât doğrudan namaz olarak da anlaşılabilir. [1786] Bir sonraki âyette Hz. Şuayb’ın verdiği cevaptan onların “akıllı” olmakla, yaptıkları ticarî sahtekârlığın gerekçesi olarak “iş bitirici” olmayı kasdettikleri anlaşılıyor.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Kavmi ise onun hak davetini kabul etmedi ve alay ederek) "Ey Şuayb, atalarımızın taptığı putlardan vazgeçmemizi ve mallarımızı dilediğimiz gibi kullanmayı engellemeyi senin namazın mı bize emrediyor? (Yoksa namaz kıla kıla mecnun hale gelip aklını mı kaçırdın) Oysa sen yumuşak huylu, aklı başında bir adamsın" dediler.
Osman Fırat
swap_vert close
Dediler ki: "Ey Şu’ayb! Babalarımızın taptığını, yahut mallarımız hakkında dilediğimizi yapmayı terk etmemizi sana değer verdiğin mi (Allah mı) emrediyor. Oysa sen gerçekten yumuşak huylu ve aklı başında bir adamsın. "
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Dediler ki: «Ey Şuayb! Atalarımızın ibadet ettikleri şeyleri veya mallarımızda dilediğimizi işlememizi, terk etmemizi sana namazın mı emrediyor? Şüphe yok elbette sen, çok ilim ve akıl sahibisin.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
“Şuayb! ” dediler, “atalarımızın taptıkları tanrılarımızı terketmeyi yahut mallarımızı dilediğimiz gibi kullanmaktan vazgeçmemizi senin namazın mı emrediyor? Aferin, amma da akıllı, uslu bir adamsın ha! ”
Kâfirler, gerek kendilerini gerek bütün varlıkları yaratıp varlıkta tutan Allah’ın huzuruna namaz miracı ile çıkmanın zevkini tadamazlar. Dolayısıyla bu, kendilerine faydasız bir uğraş geldiğinden namaz kılanlarla alayı öteden beri âdet edinmişlerdir. Şuayb (a.s.)’ın toplumu hayata kavuşturan mesajlarını, doğrudan doğruya reddedemediklerinden, dolaylı yoldan onları geçersiz kılmak niyeti ile, bütün bunları onun kıldığı namaza bağlayarak akılları sıra değersiz göstermeye çalışmışlar, onun peygamberliği ile alay etmek kasdıyla, namazı ile alay etmişlerdir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ey Şu'ayb, dediler, senin namazın mı sana, babalarımızın taptığı şeylerden, yahut mallarımız üzerinde dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi emrediyor? Oysa sen, yumuşak huylu, akıllı(bir insan)sın!
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Kavmi: "Yâ Şu'ayb! Babamızın 'ibâdet iylediği şeyleri ve yâhud malımızda dilediğimiz vecihle işlemeği terk itmemizi sana 'ibâdet iylediğin mi emr idiyor? (Bu nasıl sözdür). Halbuki sen kendini hilm ve 'akıl sâhibi 'add idersin" didiler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Dediler ki “Bak Şuayb! Atalarımızın taptıklarını bırakmamızı, mallarımızı kendi düzenimize göre kullanmaktan vazgeçmemizi senin ibadetin mi emrediyor? Sen yumuşak huylu ve aklı başında birisin!”
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlar da:-Ey Şuayip, Atalarımızın kulluk ettiğini veya mallarımızı istediğimiz gibi kullanmamızı bırakmamızı senin salâtın mı emrediyor? Oysa sen olgun ve yumuşak huylu birisiydin, dediler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
“Şuayb,” dediler, “yoksa atalarımızın ibadet ettiği şeyleri terk etmemizi veya kendi malımız hakkında dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi sana namazın mı emrediyor? Oysa sen yumuşak huylu ve aklı başında bir adamdın.”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Dediler ki: "Ey Şuayb! Namazın/duan mı emrediyor sana, atalarımızın tapar olduğunu terk etmemizi yahut mallarımızda dilediğimiz gibi davranmaktan vazgeçmemizi? Esasında sen; gerçekten yumuşak huylu, olgun bir insansın."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyittiler: “iy şu'ayb! namāzun mı buyurur saña kim ķoyavuz anı kim ŧapar- ıdı atalarumuz yā eylemegümüzi mallarumuz içinde anı kim dilerüz bayıķ sen sensin güç götürici ŧoġru yol dutıcı.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eyitdiler: Yā Şu‘ayb, senüñ namāzlaruñ saña buyurur mı kim biz ḳoyavuzatalarumuz ṭapduġı ma‘būdları, yā işleyevüz māllarumuzda ne ki dilesevüz. Taḥḳīḳ biz seni yaḫşı kişi ṣanurduḳ.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onlar (istehza ilə) dedilər: “Ey Şüeyb! Atalarımızın tapındığı bütləri tərk etməyimizi, mallarımızla istədiyimiz kimi hərəkət etməkdən vaz keçməyimizi sənə namazınmı (dininmi) əmr edir? Sən doğrudan da, həlim xasiyyətlisən, çox ağıllısan!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
They said: O Shueyb! Doth thy way of prayer command thee that we should forsake that which our fathers (used to) worship, or that we (should leave off) doing what we will with our own property. Lo! thou are the mild, the guide to right behaviour.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
They said: "O Shu´aib! Does thy (religion of) prayer command thee that we leave off the worship which our fathers practised, or that we leave off doing what we like with our property?(1586) truly, thou art the one that forbeareth with faults and is rightminded!"( 1587)
1586 It is the say of selfish and material minded people (1) to scoff at spiritual things like prayer and worship and (2) to hug their own property rights as if there were not other rights even greater than those of property! 1587 They grow sarcastic against Shu'ayb. In effect they say: "You are a fine man! You teach us that we must be kind and forbearing with other people's faults, and now get at what you call our sins! You think you are the only right-minded man!"  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قَالُوا
dediler ki
يَا
ey
شُعَيْبُ
Şuayb
اَصَلٰوتُكَ
salâtın mı
تَاْمُرُكَ
sana emre- diyor
اَنْ نَتْرُكَ
terk etmemizi
مَا
o şey- leri ki
يَعْبُدُ
tapıyor- lardı
اٰبَٓاؤُ۬نَٓا
babalarımız
اَوْ
ya-hut
اَنْ نَفْعَلَ
yapmamamızı
ف۪ٓي
hak- kında
اَمْوَالِنَا
mallarımız
مَا
o şe-yi ki
نَشٰٓؤُ۬اۜ
diliyoruz
اِنَّكَ
oysa sen
لَاَنْتَ
gerçekten sensin
الْحَل۪يمُ
yumuşak huylu
الرَّش۪يدُ
aklı başında
Onlar dediler ki: "Ey Şuayb! Babalarımızın tapmakta oldukları şeyleri yahut mallarımız hakkında dilediğimizi yapmayı terk etmemizi sana (Allah'a olan imanın ve) salâtın mı emrediyor? Oysa sen gerçekten yumuşak huylu ve aklı başında (bir adam)sın."
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
شُعَيْب
Özel isim
شُعَيْب
Hz. Şuayb (a.s.)
صَلٰوة
İsim
ص ل و
Namaz, salât, dua
اَمَرَ
Fiil-I
ا م ر
Emretti, buyurdu
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
تَرَكَ
Fiil-I
ت ر ك
Bıraktı, terk etti
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
عَبَدَ
Fiil-I
ع ب د
Âbd oldu, taptı, kulluk etti
اٰبَاء
İsim
ا ب و
Ataları, babaları
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
فَعَلَ
Fiil-I
ف ع ل
Yaptı, muamele etti
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
مَال
İsim
م و ل
Mal, sermaye
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
لَاَنْتَ
Zamir
لَاَنْتَ
Gerçekten sen
حَلِيم
İsim
ح ل م
Halîm (Allah'ın esması, ismidir. Hilm sahibi olarak kullarına yumuşak muamele eden demektir), yumuşak huylu, halîm
رَشِيدٌ
İsim
ر ش د
Aklı başında