VE MEDYEN halkına da kardeşleri Şuayb’ı [gönderdik. ¹¹⁶ onlara:] “Ey kavmim! [yalnızca] Allah’a kulluk edin!” dedi, “(Çünkü) sizin O’ndan başka tanrınız yok. Ve [birbirinizle olan alış verişinizde] ölçüyü tartıyı eksik tutmayın. ¹¹⁷ Gerçi [şimdi] sizi refah ve zenginlik içinde görüyorum; ama, doğrusu sizin için, [dehşetiyle] kuşatacak bir Gün’ün azabından korkuyorum!
116 Bkz. 7. sure, 67. not.117 Böylece, Tevhid inancıyla (Allah’tan başka tanrı olmadığına inanmak) insanlar arası ilişkilerde adaleti gözetmek ilkesi (bkz. 6. sure, 150. not), burada doğruluğun, doğru yolun, biri olmazsa olmaz iki ana ilkesi, iki temel boyutu olarak konuluyor. Bazı müfesirlere göre, Medyen halkı özellikle ticarî zihniyetin, karmaşık ticarî ilişkilerin geliştiği ve buna bağlı olarak ticarî hile ve sahtekarlıklara yaygın olarak başvurulan bir toplumdu. Bununla birlikte, açıktır ki, bu ayet ve devamının ifade ettiği mesaj, sadece “tarihsel” boyuta bağlı kalınarak yapılan yorumların çok ötesine geçmektedir. Hz. Şuayb kıssasının bu versiyonuyla güdülen amaç, Kur’an’ın daima yaptığı gibi, her çağda ve her toplum için geçerli genel bir ahlakî ilkenin dile getirilmesidir ki, bu da, kişinin insan ilişkileri alanında dürüst olmadıkça -yani, hem manevî planda hem de toplumsal planda dürüst olmadıkça- Allah’a karşı da dürüst olamayacağı ilkesidir. Bu husus, aynı uyarının, sonraki ayette, bu sefer olumlu cümlede bir emir olarak yeniden tekrarlanıp vurgulanmasını da açıklamaktadır.