close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Hûd Sûresi 82. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Felemmâ câe emrunâ ce’alnâ ‘âliyehâ sâfilehâ veemtarnâ ‘aleyhâ hicâraten min siccîlin mendûd(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Emrimiz gelince, o şehirlerin altını üstüne getirdik, tepelerine, üstüste yığılıp taş kesilmiş balçıktan meydana gelmiş taşlar yağdırdık.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Böylece vaktâki emrimiz (ve takdir saatimiz) geldiğinde (o ahlâksız sapkınların ülkelerini ve düzenlerini) altını üstüne çevirdik (çeviririz) ve üstlerine balçıktan (ve farklı maddelerden) pişirilip (son şekli verilmiş ve) istif edilmiş (kurşun gibi) taşlar yağdırıverdik.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Böylece azap emrimiz gelince, o ülkenin altını üstüne getirdik ve tepelerine balçıktan pişirilmiş, istif edilmiş taşlar yağdırdık.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Planımız gerçekleşirken, o ülkenin altını üstüne getirdik. Belirlenmiş cezanın infazı için üzerlerine balçıktan dökülerek pişirilip istif edilmiş taşlar yağdırdık.
Ahmet Varol
swap_vert close
Emrimiz gelince oranın üstünü altına çevirdik ve üzerine balçıktan, pişirilmiş, birbirini izleyen taşlar yağdırdık.
Ali Bulaç
swap_vert close
Böylece emrimiz geldiği zaman, üstünü altına çevirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş, istif edilmiş taşlar yağdırdık;
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Onlara azab emrimiz gelince, o memleketin üstünü altına getirdik ve üzerlerine, arka arkaya ateşte pişirilmiş çamurdan taşlar yağdırdık.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
82, 83. İşte emrimiz geldiği zaman, Biz o şehrin altını üstüne getirdik. Üzerlerine çamurdan biçilmiş Rabbin katından (gayb âleminden) işaretlenmiş sert taşlar yağdırdık. İşte böyle bir azap, zalimlerden uzak olmaz.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Emrimiz gelince, oranın altını üstüne getirdik ve üzerlerine sağanak halinde balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
Besim Atalay
swap_vert close
Buyrumumuz gelince, altını üstüne getirdik oranın, hem dahi üzerlerine, Tanrınca belgelenen kızgın, katı taş yağdırdık
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Nihayet azap) emrimiz gelince, o (Sodom) şehrinin altını üstüne getirdik, tepelerine de daha önceden takdir edilmiş bir cezanın infazı için üzerlerine birbiri ardından püskürtü halinde balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
Âdeta bir yanardağ patlaması gibi şiddetli yer sarsıntısının eşliğinde çevreye taşların ve ateş güllelerinin yağdığı gibi büyük bir sarsıntı ile Sodom halkının üzerine püskürtü halinde yakıcı taşlar yağdırıldı.  
Cemil Said
swap_vert close
82, 83. Bizden bir emir geldi, o şehir başdan aşağıya kadar harâb oldı. Ahâlînin üzerine Allâh tarafından pişmiş kerpiçler yağdı. O zâlimler bu ’azâba müstehak olmakdan dûr değildiler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
82,83. Buyruğumuz gelince oraların altını üstüne getirdik; üzerine Rabbinin katından, işaretli olarak yığın yığın sert taş yağdırdık. Bunlar zalimlerden hiçbir zaman uzak olmayacaktır.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
82,83. (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar zalimlerden uzak değildir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
82-83. Emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik ve üzerlerine sağanak halinde, rabbin katında işaretlenmiş taşlar yağdırdık. Böyle cezalar zalimlerin başından hiç eksik olmaz.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Emrimiz gelince, oranın altını üstüne getirdik ve üzerlerine (balçıktan)  pişirilip istif edilmiş taşlar yağdırdık.
Edip Yüksel
swap_vert close
Emrimiz gelince onun üstünü altına getirdik, üzerlerine sertleşmiş kat kat taş yağdırdık.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ne zaman ki, emrimiz geldi, o ülkenin altını üstüne getirdik ve üzerlerine istif edilip pişirilmiş çamurdan taşlar yağdırdık.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Vaktâ ki emrimiz geldi o memleketin üstünü altına geçirdik ve üzerlerine istif edilmiş siccîlden taşlar yağdırdık
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Nihâyet azap) emrimiz gelince, (yaşadıkları Sodom şehrini, korkunç bir sarsıntıyla) altını üstüne getirdik. Ve üzerlerine, balçıktan pişirilmiş taşları, birbiri ardınca (arka arkaya, şiddetli bir yağmur gibi) yağdırdık.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Takdirimizle yaşadıkları yeri alt üst ettik. Üzerlerine pişmiş çamurdan yığınlarca taş yağdırdık.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
82,83. Vaktaki (azâb) emrimiz geldi, (o memleketin) üstünü altına getirdik ve tepelerine balçıkdan pişirilmiş, istif edilmiş taşlar yağdırdik ki onlar Rabbinin katında hep damgalanmışlardı. Onlar zaalimlerden uzak değildir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Nihâyet (azâb) emrimiz gelince oranın üstünü altına getirdik ve üzerlerine(balçıktan) pişirilmiş, arka arkaya dizilmiş taşlar yağdırdık!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Artık (azapla ilgili) emrimiz geldiği zaman, o (iğrenç ilişkilerde bulunan halkın yaşadığı) şehrin altını üstüne getirdik ve (püskürtü hâlinde) üzerlerine akkor balçıktan istif edilmiş (volkanik patlama sonucu oluşan) taşlar (lavlar) yağdırdık. *
(*) Arkeolojik ve jeolojik araştırmalar da bu senaryoyu doğrulamaktadır: Alman arkeolog Werner Keller, konu hakkında şöyle diyor: "Bu bölgede ortaya çıkan çok büyük bir çökmede; patlamalar, yıldırımlar, yangınlar ve doğal gazlarla birlikte korkunç bir deprem olmuş ve Siddim Vadisi ile birlikte Sodom-Gomora, yerin derinliklerine gömülmüştür. Bu deprem sırasında, yerkabuğunun çatlayıp çöküşü, kabuğun altında uyuyan volkanları harekete geçirmiştir… İşte bu büyük afet günümüzden yaklaşık 4000 yıl önce meydana gelmiştir...’’(Bilim ve Teknik, Sodom ve Gomorra, Prof. Dr. Arif Akman, 152.) Yani ayetin devamında "üzerlerine balçıktan pişirilmiş, istif edilmiş taşlar yağdırdık" cümlesiyle ifade edilen olayın ise, Lut Gölü kıyısında meydana gelen volkanik bir patlama ve bunun sonucunda püsküren "pişirilmiş kıvamdaki" kaya ve taşlar olması mümkündür. (Şuara Suresi’nin 173. ayetinde aynı olay "... ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık; uyarılıp-korkutulanların yağmuru ne kadar da kötü" şeklinde bildirilmiştir.) Werner Keller bu konuda da şöyle diyor: Bu deprem sırasında, yerkabuğunun çatlayıp çöküşü, kabuğun altında uyuyan volkanlara serbest yol vermiştir. Şeria’nın yukarı vadisinde bugün de sönmüş kraterlere rastlanmakta olup buralarda kireç katmanları üzerinde geniş lav kütleleri ve bazalt katmanları yer almıştır) Kaynak: Werner Keller, Und die Bibel hat doch recht (The Bible as History; a Confirmation) Aşağıdaki tefsir metnine bkz: أو لعلّ بركاناً كان قريباً من مدنهم انفجر باضطرابات أرضية ثم زال من ذلك المكان بحوادث تعاقبت في القرون، أو طَمى عليه البحر وبقيَ أثر البحر عليها حتّى الآن، وهو المسميّ بُحيرة لوط أو البحرَ الميت (التحرير والتنوير)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Azap emrimizin zamanı geldiğinde, oranın altını üstüne getirdik ve üzerlerine sert taşlar yağdırdık.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Buyruğumuz erişince, o yurdun altını üstüne getirdik. Üzerlerine de birbiri ardınca pişmiş balçıktan taşlar yağdırdık.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Vaktaki fermanımız geldi, kasabalarının üstünü altına getirdik. Balçıktan taş kesilmiş, birbiri üzerine konmuş [¹] taş da yığdırdık. O taşlar Rabbinin yanında nişanlı idi. Bu taşlar zalimlerden uzak değildir [²].
[1] Peyderpey.[2] Veya bu diyar Mekke ahalisine uzak değildir veya bu taşlar Mekke ahalisinden de uzak değildir.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Nihayet emrimiz/buyruğumuz gelince, oranın altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişmiş sert taşlar [siccîl] yağdırdık.³¹
31 Krş. Hicr, 15/73-74; Zâriyât, 51/33; Kamer, 54/34; Fîl, 105/4. “Siccîl taşları” Arapça sözlüklere göre, balçık demektir. Büyük bir depremin vuku bulmasıyla beraber yakınlarda volkanik bir patlamanın ve onların üzerlerine de lav parçalarının yağdığını düşünebiliriz.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Buyruğumuz gelince oraların altını üstüne getirdik ve üzerlerine sağanak halinde balçıktan pişirilmiş sert taşlar yağdırdık.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ve nihâyet Sodom şehri için helâk emrimiz gelince, Lut’u ve ailesini oradan çıkardık, sonra korkunç bir sarsıntıyla oranın altını üstüne getirdik ve üzerlerine, ateşte pişip sertleşmiş kızgın taşları sağanak sağanak yağdırdık.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Emrimiz geldiğinde oranın altını üstüne getirdik. Üzerlerine üst üste siccîl’den taşlar yağdırdık;
Mehmet Çakır
swap_vert close
İnfaz vakti gelir gelmez, şehrin altını üstüne getirdik. Şehre, el yapımı taşlarla yoğun atışlar yaptık.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Azap emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. İnkârcıların üzerine taş yağdırdık. Azap için hazırlanmış taşları üzerlerine istifler halinde yığdık. Artık onları kimse göremiyordu. Hepsi taşların altında kaldı.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
82,83. (Azap) emrimiz gelince, oranın üstünü altına getirmiş ve üzerlerine Rabbin katında işaretlenerek [*] (balçıktan) pişirilip istif edilmiş taşlar yağdırmıştık. Onlar (işaretli taşlar), zalimlerden uzak değildir.
Hicr 15:74 ve Zâriyât 51:33-34’de geçtiği üzere, buradaki “Rabbin katında işaretlenmiş taşlar” ifadesi yaratıkların her birinin Yüce Allah’ın orduları olabileceğine işaret edebilir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Helâk) emrimiz(in vakti) gelince (o memleketin) üstünü altına çevirdik ve üzerine pişirilerek istiflenmiş (çok özel) taşları (yağmur gibi) yağdırdık.
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve böylece hükmümüz vaki olunca bu [günahkar şehirlerin] altını üstüne getirdik; ve önceden yazılmış bir cezanın infazı için üzerlerine birbiri ardından püskürtü halinde sert taşlar yağdırdık. ¹¹⁴
114 Lafzen, “siccîl taşları”. Siccîl sözcüğü, bazı dilbilimcilere göre, Farsça seng-i gil (“pişirilmiş balçık taş” ya da “taşlaşmış balçık”) sözcüğünün Arapçaya intikal etmiş şeklidir: karş. Kâmûs ve Tâcu’l-‘Arûs. Eğer bu görüş doğruysa, “taşlaşmış balçık” tabiri, muhtemelen (önceki cümlede “[o günahkar şehirlerin/kasabaların] altını üstüne getirdik” ifadesiyle îma edilen büyük yer sarsıntısıyla da bağlantılı olarak hemen bir volkanik püskürtüyü akla getiren “lav” parçalarıyla az çok aynı şeyi işaret ediyor gibidir. Fakat, Zemahşerî ve Râzî’nin belirttikleri bir ihtimal daha var ki, buna göre siccîl terimi Arapça kökenlidir ve lugat anlamı “yazı”, terim anlamı “yazılar, takdir edilen şey” olan sicill sözcüğünün anlamdaşıdır: bu görüşten yola çıkıldığında, hicâra min siccîl ifadesinin, mecazî anlamda, “Allah’ın takdiriyle vaki olan cezalandırıcı darbeler/taşlar” anlamını dile getirdiği söylenebilir (Zemahşerî ve Râzî; hem yukarıdaki ayetle hem de 105:4 hakkındaki yorumlarıyla bağlantılı olarak). Bizce, sonraki ayetin son cümlesinde işaret edilen husus da, “önceden yazılan cezanın sert taş püskürtüleri” ifadesinde yatan bu mecazî anlamdır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
82-83. Azap hükmümüz gelince o memleketin altını üstüne getirdik. Üzerlerine Rabbin tarafından hedefi belirlenmiş işaretli, püskürtü halinde sert taşlar yağdırdık. Bu taşların zalimleri de helak etmesi pek de uzak değildir.
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Sonunda emrimizin (infaz) vakti geldi, oranın altını üstüne getirdik ve o coğrafyanın üzerine püskürtü hâlinde[¹⁷⁷⁸] akkor balçıktan taşlar yağdırdık;[¹⁷⁷⁹]
[1778] Mandûd: “biteviye, birbiri ardınca, kürem kürem”. Muhtemelen bununla bir lav püskürtüsü tasvir edilmektedir. [1779] Siccîlin “balçıktan taş” ya da “taşlaşmış balçık” anlamı için krş: 51:34. Bugün bölgede bolca bulunan yanmış sülfürtaşları, ilâhî afetin canlı şahidi olarak varlığını muhafaza etmektedir. Helâkin bir yanardağ püskürmesi ile gerçekleştiğinin kanıtı budur.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ne zaman ki, azap emrimiz geldi, o beldenin altını üstüne getirdik ve tepelerine balçıktan pişirilip istif edilmiş taşlar yağdırdık (ki)
Osman Fırat
swap_vert close
(Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerlerine de işaretlenmiş üst üste yığılmış taşlar yağdırdık.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Vaktâ ki, emrimiz geldi, onun (o yurdun) üstünü altına çevirdik ve onun üzerine ateşte pişirilmiş, birbirine bitişik bulunmuş balçıktan taşlar yağdırdık.
Suat Yıldırım
swap_vert close
82, 83. Azap emrimiz gelince o ülkenin üstünü altına çevirdik ve üzerlerine pişirilmiş balçıktan yapılıp istif edilmiş ve Rabbinin nezdinde damgalanmış taşlar yağdırdık. Evet bu taşlar şimdiki zalimlerden de uzak değildir. [51, 33]
Damgalanıp istif edilme kavramı, her taşın kime ve nereye isabet edeceğinin ezelde takdir edildiğini gösterir. Yoksa bunlara tesadüfî bir tabiat olayı olarak bakmak doğru değildir. Çünkü gerçekte tesadüf diye bir şey yoktur, âlemleri yaratan yüce kudretin tasarruf ve yönetimi vardır.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
(Azab) emrimiz gelince oranın üstünü altına getirdik, üzerine de taş yağdırdık: Çamurdan pişmiş, (azab için) hazırlanmış, istif edilmiş.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
82,83. Emrimiz (helâklerine hükmümüz) geldikde beldenin üstüni altına getirdik. Üzerlerine de rabbin tarafından nişânlı, pişmiş çamurdan taşlar yağdırdık. Bu 'azâb zâlimlerden uzak değildi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Emrimiz gelince, oranın altını üstüne getirdik. Üzerlerine pişmiş çamurdan üst üste taşlar yağdırdık.
Şaban Piriş
swap_vert close
82,83. -Emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerlerine Rabbin katından, işaretli olarak yığın yığın sert taş yağdırdık. Bunlar şimdi de zalimlerden uzak değildir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Emrimiz geldiğinde, oranın altını üstüne getirdik ve başlarına ateşte pişmiş taşları peş peşe yağdırdık.(15)
(15) Bu tanımla ilk hatıra gelen şey de bir yanardağ patlamasıdır. Yerkabuğunun altında, “kaynayan kayalar” şeklinde tarif edebileceğimiz erimiş madenler, yanardağ patlamasıyla fırlatıldığında, şiddetli yer sarsıntılarının eşliğinde, çevreye küller ve dumanlarla beraber, irili ufaklı taşlar ile aralarından şimşekler çakan gülleler de yağar.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Nihayet emrimiz gelince oranın üstünü altına getirdik. Ve üzerlerine, pişirilmiş çamurdan yapılıp istif edilmiş taş yağdırdık.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
82-83. pes ol vaķt kim geldi buyruġumuz ķılduķ yücesini anuñ aşaġasın. daħı yaġdurduk anuñ üzere ŧaş ŧaş olmuş balçıķdan biri biri ardınca olınmış nişānlanmış çalabuñ ķatında. daħı degül ol, ya'nį degül ol bellü ol žālimlerden ıraķ.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol vaḳt kim geldi buyruġumuz, ol şehrlerüñ aşaġasın yuḳaru eyledük.Daḫı yaġdurduḳ anlar üstine ṭaşlar yaġmur gibi siccīlden.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Lut tayfasının məhvi barəsində) əmrimiz gəldiyi zaman o yurdun altını üstünə çevirdik və üzərinə odda bişmiş (bir-birinə bitişik) bərk daşlar yağdırdıq.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
So when Our commandment came to pass We overthrew (that township) and rained upon it stones of clay, one after another,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
When Our Decree issued, We turned (the cities) upside down, and rained down on them brimstones(1578) hard as baked clay,(1579) spread, layer on layer,-
1578 Cf. 7:84 and n. 1052, and 51:33-34. 1579 Sijjil, a Persian word Arabicised, from Sang-o-gil, or Sang-i-gil, stone and clay, or hard as baked clay, according to the Qamus. Sodom and Gomorrah were in a tract of hard, caky, sulphurous soil, to which this description well applies. Cf. 51:33, where the words are "stones of clay" (hijarah min tin) in connection with the same incident. On the other hand, in 105:4, the word Sijjil is used for pellets of hard-baked clay in connection with Abraha and the Companions of the Elephant.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَلَمَّا
ne za- man ki
جَٓاءَ
geldi
اَمْرُنَا
emrimiz
جَعَلْنَا
kıldık
عَالِيَهَا
üstünü
سَافِلَهَا
altı
وَاَمْطَرْنَا
ve yağdırdık
عَلَيْهَا
üzerlerine
حِجَارَةً
taşlar
مِنْ سِجّ۪يلٍۙ
çamurdan sertleşmiş
مَنْضُودٍۙ
arka arkaya dizilmiş
Ne zaman ki (helâk) emrimiz geldi, oranın üstünü altına getirdik ve üzerlerine sağanak hâlinde çamurdan sertleşmiş taşlar yağdırdık.
لَمَّا
Zaman zarfı
لَمَّا
Ne zaman ki, zaman, vakit
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
اَمْر
İsim
ا م ر
Emir, iş, tedbir, izni ile
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
عَالِي
Etken fiil
ع ل و
Üstün, üstünlük taslayan
سَافِل
Etken fiil
س ف ل
Alt, aşağı
اَمْطَرَ
Fiil-IV
م ط ر
Yağdırdı, yağmura tutuldu
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
حِجَارَة
İsim
ح ج ر
Taşlar
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
سِجِّيل
İsim
س ج ل
Sertleşmiş veya pişmiş çamur
مَنْضُود
Edilgen fiil
ن ض د
Arka arkaya dizilmiş, dizili