Daha önce kötü işler yapmakta olan kavmi koşarak ona geldi: Lût (onlara) “Ey kavmim! İşte şunlar kızlarım,²⁸ onlar(la evlenmeniz/nikâhlanmanız)²⁹ sizin için daha temizdir/daha helaldir. Allah’a karşı sorumluluk bilincinde olunuz. Misafirlerim konusunda beni rezil etmeyiniz! Sizin içinizde hiç aklı başında bir adam yok mu?” dedi.
28 Hz. Lût’un “kızlarım” ifadesinden kasıt, kendi kızları değil, kavminin içindeki kızlar ve dul kadınlardır. Çünkü bir peygamber, kavminin manevi babasıdır. Tıpkı İbn Aşur’un “et-Tahrîr ve’t-Tenvîr”inde (11/127) de dediği gibi: “Kavmimin kızları/kadınları benim kızlarım mesabesindedir” anlamındadır. Dolayısıyla kendi öz kızları değil, kavminin kızları ve kadınları söz konusudur. İbn Aşur’un bu yorumuna biz de katılıyoruz. Burada cidden edebi sanatlardan “teşbih-i beliğ” sanatı vardır. Edebi bir üslupla benzetme sanatı kullanılmış. “İşte kavmimin kızları/dul kadınları” demektir. Gerçi bugün baba kelimesini mecazi anlamda kullandığımız yerler çoktur. Bunların hiçbiri biyolojik baba anlamına gelmez. Mesela: mafya babası, para babası, dert babası vb gibi. Peki, Kur’an’da niçin bu sanat kullanılmıştır? Kur’an’da bu konuda bir semantik analiz yaptığımız zaman görürüz ki peygamberler kavimlerinin babasıymış gibi telakki edilmektedir. Onlar kavimlerinin bir nevi manevi babasıdır. Zaten Arapçada “eb” (baba) kelimesi, her zaman biyolojik baba anlamında değildir. Kendi yolunda olan, kendine tabi olan, kendi inancında olan kimselerin babası telakki edilir. Nitekim İsrailoğullarının hepsi İsrâil’in/Hz. Yakup’un biyolojik anlamda oğulları değildir. Hz. Yakup’a tabi olanlardır. Onun inancında ve meşrebinde olanlardır. Keza Kur’an’da Müslümanlara hitaben: “Millete ebîkum İbrâhim” (Babanız İbrâhim’in dini) (Hac, 22/78) tabiri geçer. Burada, her Müslüman Hz. İbrâhim’in biyolojik anlamda oğlu değildir. Müslümanlar “hanîf/tevhitçi” olan İbrâhim’in dinindendir. Nitekim Hz. Peygamber: “Ben İbrâhim’in dinini getirdim” demiştir. Keza Âdemoğulları’ndan kasıt, insanoğlu anlamındadır. Âdem gibi melekleri kendine secde ettirebilen ama şeytanın da tuzağına düşebilen bir varlık demektir. Eskiden peygamberler kavimlerinin babasıydı. Onlara babalık ederdi. Kavim peygamberlerinde bu özellik geçerliydi. Ancak, bütün beşeriyete gönderilmiş olan Hz. Peygamber için bu husus kaldırılmıştır. “Mâkâne Muhammedun Ebâ ehadin min ricâlikum.” (Muhammed, içinizden hiçbir erkeğin babası değildir)” (Ahzâb, 33/40) ayetinde, kavim peygamberlerindeki baba imajına vurgu yapılmıştır.
29 Kur’an’da peygamberler birer ahlak âbidesidir. Hiçbir peygamber nikâh dışı bir beraberliği teşvik etmeyeceği için, kavminin kızları ve dul kadınlarını göstermesine nazaran onlarla beraberliğin ancak nikâhla olacağı açıktır. Biz de tercümemizde Türkçe yanlış anlaşılmaması bakımından parantez içinde (evlenmeniz/nikâhlanmanız) şeklinde bir açıklama getirdik.