Ve gerçek şu ki, Biz Musa’ya da [öz olarak aynı ilkeleri içine alan bir] kitap verdik, insanların bir kısmı ona karşı (da) kendi görüşleriyle karşı çıktılar. ¹³⁸ Eğer Rabbin tarafından önceden takdir edilmiş bir karar olmasaydı, şüphesiz, aralarında [hemen, o safhada] yargı gerçekleştirilir (ve işleri bitirilir)di: ¹³⁹ çünkü, onlar da (sana karşı çıkan kimseler gibi) [kendilerini Allah’a çağıran] kişi hakkında ciddî bir şüphe ve güvensizlik göstermişlerdi. ¹⁴⁰
138 Lafzen, “onda (da) anlaşmazlığa/ayrılığa düşüldü”, ya da “onun hakkında (da) karşıt görüşler ortaya atıldı”: bu cümlenin anlamı şu ki: Muhammed (s)’in çağdaşlarının yaptığı gibi, Hz. Musa’nın tebliğ ettiği insanlardan bir kısmı kitabı kabul etti, bir kısmı da onun gösterdiği yolda yürümeyi reddetti.139 Lafzen, “aralarında elbette karar verilirdi/verilmiş olurdu”. -Yani, cezalandırılmalarının Kıyamet Günü’ne kadar erteleneceği konusunda Allah’ın takdiri (kelime, lafzen, “söz”) olmamış olsaydı bu toplumlar yok edici bir felaketle hemen cezalandırılırlardı (karş. 10:93’ün son cümlesi ve ilgili 114. not).140 Karş. 2:55 -“Ey Musa, doğrusu Allah’ı kendi gözümüzle görmedikçe sana asla inanmayacağız!”