Şüphesiz odaların¹ ardından sana bağıranların çoğu, düşüncesiz kimselerdir.²
1 Hücre: Etrafı çevrilerek içine girilmekten men olunan Arz kıtasıdır. Hücrelerden kastedilen Rasulullah (s.a.v)’in Hane-i Saadeti’nin odalarıdır ki her biri eşlerinden birine ait olmak üzere dokuz oda idi. Bu odaların üzeri hurma dallarıyla örtülmüş idi ve kapılarının üzerinde siyah kıldan çullar vardı. Hasan el-Basrîden, Davud b. Kays: “Hz. Osman’ın hilâfetinde Peygamberimiz (s.a.v)’in eşlerinin evlerine girerdim. Tavanlarına elimle yetişirdim. Abdülmelik’in oğlu Velîd zamanında onun emriyle o hücreler, Rasulullah’ın mescidine ilhak edildi ve bundan dolayı insanlar ağladı. O gün Said b. Müseyyeb: ‘vallahi arzu ederdim ki bu hücreleri olduğu gibi bıraksalar da Medîne ahalisinden bir takım kimseler bundan ibret alsalar ve yabancılar da gelip Rasulullah (s.a.v)’in hayatında ne ile iktifa buyurduğunu görseler ve zühd dersi alsalardı’ dedi” diye anlattı.2 Bu âyet, Beni Temim kabîlesinden gelen bir grubun Peygamberimizi kaba bir şekilde çağırması üzerine, indirilmiştir. Olay şu şekilde cereyan etmiştir. Benî Temîm kabilesinden yetmiş veya seksen kişilik bir heyet gelmişti. Bu heyetin içinde Zibrikan b. Bedr, Utarid b. Hacib b. Zurare, Kays b. Asım, Kays b. Haris, Amr b. Ehtem ve Akra’ b. Habis vardı. Heyet öğle sıcağında mescide girmişlerdi, Rasulullah (s.a.v) henüz uyuyordu. Bunlar: “Ey Muhammed! Bize çık” diye bağırdılar. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v) uyandı ve çıktı. Akra’ b. Habis: “Ey Muhammed! Benim övgüm adamı süsler, zemmim ise kötüler” dedi. Rasulullah (s.a.v): “Yazıklar olsun sana, öyle olan Allah’tır” buyurdu. Derken insanlar mescide toplandı. “Bunlar Benî Temîm, hatibimizle ve şâirimizle sana kendimizi öveceğiz” dediler. Peygamber (s.a.v): “Ben şiir ile gönderilmedim, övünmek ile de emrolunmadım velâkin haydin bakalım” buyurdu. Beni Temim’in şair ve hatipleriyle Peygamberimiz (s.a.v)’in şair ve hatipleri bir miktar yarıştılar. Sonunda Akra’ b. Hâbis: “Vallahi bilmem bu ne iştir? Hatîbimiz söyledi, onların hatîbi daha güzel söyledi, şairimiz söyledi, onların şâiri daha şâır, daha güzel söylüyor” dedi. Sonra Rasulüllah (s.a.v)’in huzuruna daha yakın vardı ve kelime-i şahadet getirerek Müslüman oldu. (İbnu Kesir)