close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Hucurât Sûresi 14. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kâleti-l-a’râbu âmennâ(s) kul lem tu/minû ve lâkin kûlû eslemnâ velemmâ yedḣuli-l-îmânu fî kulûbikum(s) ve-in tutî’û(A)llâhe verasûlehu lâ yelitkum min a’mâlikum şey-â(en)(c) inna(A)llâhe ġafûrun rahîm(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Bedeviler, inandık dediler; de ki: İnanmadınız ve fakat Müslüman olduk deyin ve inanç, henüz gönüllerinize girmedi sizin ve Allah'a ve Peygamberine itaat ederseniz yaptığınız iyiliklerin sevabından hiçbir şey eksilmez, şüphe yok ki Allah, suçları örter, rahimdir.
Her Müslüman iman sahibi olamaz, fakat her inanan Müslüman'dır. Çünkü iman inançtır, Müslümanlıksa inandığını sözle, hareketle belirtmedir.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Bedeviler (her asırdaki cahil, gafil ve menfaatçi kesimler; kavim ve kabilesiyle övünen cahil kimseler): "Biz de iman ettik" derler. (Onlara) De ki: "(Hayır) Siz (hâlâ) iman etmediniz; ancak (mecburen ve görünüşte) İslam (veya teslim) olduk deyin." (Çünkü) İman henüz kalplerinize girmiş değildir. Eğer Allah’a ve Resulüne (tam iman ve) itaat ederseniz (Kur’an ve Sünnet ölçülerine göre hayatınızı düzenlerseniz), O (zaman Allah CC) sizin amellerinizden hiçbir şeyi eksiltmeyecek (ve emeklerinizi boşa vermeyecektir). Şüphesiz Allah, çok Bağışlayandır, çok Esirgeyendir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Çölde yaşayanlardan, yani bedevîlerden bir kısmı kıtlık yılında, ganimetlerden istifade etmek için, savaşı bırakıp Medine'ye gelerek “İnandık” dediler. De ki: “Siz henüz imana ermediniz, fakat İslâm olduk deyin, çünkü siz şeklen güvenliğiniz için İslâm'a girdiniz. Çünkü iman gönülden olur, İslâm ise itaat ederek, barışa girmek, savaşı bırakmaktır. Böylece savaşı bırakmakla, İslâm olup güvene girdiniz, fakat iman henüz kalplerinize girmedi. Ama Allah'a ve elçisine itaat ederseniz, Allah yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. Çünkü Allah, çok acıyan ve çok bağışlayandır.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bedevî Araplar, her kafadan bir ses çıkararak: “İman ettik.” dediler. Onlara; “İman etmediniz. Fakat boyun eğerek İslâm toplumuna girdik, diyebilirsiniz.” de. Henüz iman kalplerinize, kafalarınıza yerleşmedi. Eğer Allah'a ve Rasulüne itaat ederseniz, Kur'ân'ı ve sünneti uygularsanız Allah, amellerinizin sevaplarından hiçbir şey eksiltmeden sizi mükâfatlandırır. Allah kullarını koruma kalkanına alır, çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.
Ahmet Varol
swap_vert close
Bedeviler: "İman ettik" dediler. De ki: "Siz iman etmediniz. Ancak "teslim olduk" deyin. Fakat iman henüz kalplerinize girmemiştir. Eğer Allah'a ve elçisine itaat ederseniz O sizin amellerinizden hiçbir şey eksiltmez. Şüphesiz Allah bağışlayandır, rahmet edendir."
Ali Bulaç
swap_vert close
Bedeviler, 'İman ettik' dediler. De ki: 'Siz iman etmediniz; ancak 'İslam (müslüman veya teslim) olduk deyin. İman henüz kalplerinize girmiş değildir. Eğer Allah'a ve Resûlü'ne itaat ederseniz, O, sizin amellerinizden hiç bir şeyi eksiltmez. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ganimet hevesi ile görünüşte İslâm'ı kabul eden bazı) Bedevî'ler: “- Biz, gerçekten iman ettik.” dediler. (Ey Rasûlüm, onlara) de ki: “-Siz kalblerinizle iman etmediniz. Ancak biz (kılıç korkusundan ve İslâm nimetinden faydalanmak için) müslüman gözüktük” deyin. Henüz iman kalblerinize girmemiştir. Eğer Allah'a ve Peygamberine itaat ederseniz, sizin amellerinizden (Allah) hiç bir şey eksiltmez. Çünkü Allah Gafûr'dur= mağfireti boldur, Rahim'dir= çok merhametlidir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Bedevi Araplar “inandık” dediler. De ki: “İnanmadınız. Yalnızca “teslim olduk” deyiniz. Çünkü henüz iman, kalbinize girmiş değildir. Eğer Allah’a ve Resulüne itaat ederseniz O, yaptıklarınızın karşılığında hiçbir şey eksiltmez. Çünkü Allah, çok bağışlayan ve çok acıyandır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Bedevîler, “İnandık” dediler. De ki: “Siz iman etmediniz, ama ‘boyun eğdik' deyiniz. Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah'a ve Peygamberine itaat ederseniz, Allah işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez.” Çünkü Allah, affedicidir; merhamet sahibidir.
Besim Atalay
swap_vert close
«İnan ettik!» derler çöl Arapları; diyesin ki: «İnan etmediniz siz, yalnız başeğdiniz, inan sizin gönlünüze girmedi, eğer siz Allaha, peygamberine başeğecek olursanız işinizden bir şey eksilmiyecek», Allah bağışlayıcı, Allah yarlıgayıcı
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Bedevi (göçebe) Araplar: “İman ettik” dediler. De ki: “(Siz gerçek manada) iman etmediniz. (Öyle ise: “iman ettik” demeyin.) Fakat “Boyun eğdik (teslim olduk)” deyin. Çünkü iman, henüz kalplerinize yerleşmedi. Eğer Allah'a ve resulüne (tam) itaat ederseniz, (Allah da) yaptıklarınızdan hiçbir iyi şeyi karşılıksız bırakmaz. Allah, çok bağışlayandır (yürekten iman edenlerin günahlarını affedendir), kullarına karşı merhamet edendir.”
Bedevi Araplar köyde ya da herhangi bir kasabada yaşamayıp çölde, ovada dolaşan ve toplumsal yaşama bilinci ve kültürü olmayan göçebe kimselerdir. Bunlar Müslümanların sadece gücünden istifade etmek için onların safına geçmiş ve onlara teslim olmuşlardı ama gerçek manada iman etmemişlerdi. Onun için âyette; “siz iman etmediniz, sadece İslâmî yönetimin idaresine girmeyi kabul etiniz” buyruluyor. Yani Müslüman olmakla kendinizi güvenceye aldınız.Demek ki “ben Müslümanım” demekle kişi iman etmiş olmuyor. İmanın kalbe inmesi ve davranışlara yansıması gerekiyor. Kur’an’da anlatılan imanın en büyük göstergesi, Allah’a ve Peygambere itaattir. Bu itaatin nasıl gerçekleşeceği bir sonraki ayette anlatılmaktadır.  
Cemil Said
swap_vert close
(Çöl) ’Arabları "Îmân itdik" dirler. "Hayır! Siz îmân itmediniz. İslâm’ı kabûl iylediniz ama îmân kalblerinize nüfûz itmedi. Eğer Allâh’a ve rasûlüne itâ’at ider iseniz a’mâlinizin hiç biri mükâfâtsız kalmaz çünki Allâh gafûr ve rahîmdir." cevâbını vir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Bedeviler: "İnandık" dediler, de ki: "İnanmadınız ama İslam olduk deyin; inanç henüz gönüllerinize yerleşmedi; eğer Allah'a ve Peygamberine itaat ederseniz, işlediklerinizden bir şey eksilmez; doğrusu Allah, bağışlar, merhamet eder."
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Bedevîler “İman ettik” dediler. De ki: “İman etmediniz. (Öyle ise, “iman ettik” demeyin.) “Fakat boyun eğdik” deyin.[500] Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah’a ve Peygamberine itaat ederseniz, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
Bu cümle, “Fakat İslâm’a girdik, deyin” şeklinde de tercüme edilebilir.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Bedevîler, “İman ettik” dediler. Şunu söyle: “Henüz iman gönüllerinize yerleşmediğine göre, sadece boyun eğdiniz. Bununla beraber Allah’a ve resulüne itaat ederseniz yaptığınız hiçbir şeyi boşa çıkarmaz; Allah çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Bedevîler «İnandık» dediler. De ki: Siz iman etmediniz, ama «Boyun eğdik» deyin. Henüz iman kalplerinize yerleşmedi. Eğer Allah'a ve elçisine itaat ederseniz, Allah işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Çünkü Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.  
 Esed oğullarından bir topluluk, bir kıtlık senesinde Medine’ye gelerek iman ettiklerini söylemişler ve Hz. Peygamber’e «Sana yüklerimiz ve ailelerimizle geldik. Seninle falan kabile gibi savaşmadık» demişler, sadaka istemişlerdi. Âyet onların bu durumunu tahlil ederek, onların kalpten tasdik etmediklerini, sadece dilden teslîmiyetlerini belirttiklerini ifade etmektedir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Araplar "İnandık," dediler. De ki, "Siz inanmadınız, fakat inanç kalbinize girinceye kadar, 'teslim olduk' deyin. ALLAH'a ve elçisine uyarsanız yaptıklarınızdan hiç bir şeyi eksiltmez. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bedevîler "inandık" dediler. De ki: Siz iman etmediniz ama "İslâm olduk." deyin. Henüz iman kalplerinize yerleşmedi. Eğer Allah'a ve Resulüne itaat ederseniz, Allah işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Çünkü Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
A'râbîler iyman ettik dediler, de ki: siz henüz iyman etmediniz ve lâkin henüz iyman kalblerinizin içine girmemiş olduğu halde islâma girdik deyin ve eğer Allaha ve Resulüne itâat ederseniz size amellerinizden hiç bir şey eksiklemez, çünkü Allah gafur, rahîmdir
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Benî Esed kabilesinden bazı) bedeviler, “Îmân ettik” dediler. (Resûlüm! Onlara) de ki: “Siz (kalben) îmân etmediniz, ancak, ‘(Bazı maddî menfaatler elde etmek için, zahiren müslüman görünerek, İslâm dininin emir ve yasaklarına) boyun eğdik, teslim olduk’ deyin. Îmân henüz kalplerinize girmiş değildir. Eğer Allah’a ve Resûlü’ne (kalben) itaat ederseniz, O, sizin amellerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
Erhan Aktaş
swap_vert close
Araplar¹, “İnandık.” dediler. De ki: “Siz inanmadınız, fakat teslim² olduk, deyin. Çünkü henüz iman kalbinize girmedi. Eğer Allah'a ve Resûl'üne itaat ederseniz, O, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez.” Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
1- Bedevi Araplar. 2- Boyun eğdik, İslami yönetimin yasalarına uymayı kabul ettik; kendimizi güvenceye aldık.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Bedevîler «İman etdik» dediler. De ki: «Siz îman etmediniz amma, (bari) müslüman olduk deyin. İman henüz sizin kalblerinize gir (ib yerleş) memişdir. Eğer Allaha ve peygamberine itaat ederseniz O, sizin amel (ve hareket) lerinizden hiçbir şey eksiltmez. Çünkü Allah (mü'minleri) çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Bedevîler(den bir kısmı): “Îmân ettik!” dediler. De ki: “(Siz aslında gerçekten) îmân etmediniz; fakat 'Teslîm olduk!' deyin; çünki îman henüz kalblerinize girmemiştir. Eğer Allah'a ve Resûlüne itâat ederseniz, (Allah) amellerinizden hiçbir şey eksiltmez. Şübhesiz ki Allah, Gafûr (çok bağışlayan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.”
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Ey Resulüm, bazı) Göçebe araplar dedi ki: “Biz inandık.” De ki: “Siz (daha) iman etmiş değilsiniz; fakat (zahiren) teslim olduk (müslüman olduk, boyun eğdik), deyin. Hâlbuki iman henüz gönüllerinize girmiş değildir. Ama eğer (inanarak) Allah’a ve (onun mesajını yaymaya çalışıp tebliğ eden) Resulü’ne (gönülden) itaat ederseniz (vahiy yoluyla elçinin Allah’tan alıp tebliğ ettiği mesaja uyarsanız), O, sizin amellerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Şüphesiz ki Allah (çok) bağışlayan, (çok) merhamet edendir. *
(*) Demek sadece dil ile “iman ettim” demekle insan iman etmiş olmuyor, gönülden iman etmesi gerekiyor. İmanın en büyük göstergesi ise, her konuda yüce Allah’a teslim olmaktır, Allah’ın yolunda canıyla malıyla gayret etmektir. Bunun nasıl gerçekleşeceği bir sonraki ayette anlatılmaktadır… Kur’an da iman ve İslâm ayrı yerlerde kullanıldığı zaman aynı anlamda kullanılır. Beraber kullanıldığında ise İslâm; teslim olmayı, iman ise dil ile ifade edip, gönül ile tasdik ederek inanmayı ifade eder… Ayrıca Burada genel olarak bedevîler kasdedilmeyip sadece, İslâm’ın kazandığı zaferlerden çıkar sağlamak isteyen birkaç bedevî kabile kasdedilmiştir. Peki, Resüle İtaat/uymak ne demektir? Resule uymak, onun yaymaya çalıştığı mesaja, yani Kur’an’a uymaktır. Bu yüzden Allah, Nisa Suresi’nde şöyle demektedir: Elçiye itaat eden Allah’a itaat etmiş olur.” (Nisa Suresi 80). Konu ile ilgili ayetler gösteriyor ki elçiye itaat etmek onun kişisel görüşlerine itaat etmek değildir. Elçiye itaat, ona elçiliğinin gereği olarak indirilen ilahi mesaja itaat etmektir. Bu yüzden Allah ve elçisi iki ayrı kaynak değildir. Allah’a ve elçisine itaat, tek bir kaynağa, yani Allah’ın indirdiği Kitap’a uymakla mümkün olur. Bir düşünelim. Biz Peygamberimiz Hz. Muhammed’e niye uyarız? Çünkü o, Allah’ın elçisidir. Yani Allah’ın mesajını alıp getiren kişidir. Elçinin mesajı, Allah’ın gönderdiği mesajdır. O mesaja uyulunca hem Allah’a hem de o mesajı getiren elçiye uyulmuş olunur. Aynı zamanda mesajın kendisine (Kur’an’a) uyulduğunu söylersek, bu da doğru olur. Hz. Muhammed’e “resul” denmesinin sebebi, kendisine ait olmayan mesajı, yani Allah’ın mesajını taşımasıdır. Çünkü Allah, “resul” (elçi) kelimesiyle; Hz. Muhammed’in, kendisinin olmayan mesajı taşıyan kişi olduğunu vurgulamaktadır. İnsanlara, elçiyi devreden çıkartıp Allah’a varmanız mümkün değildir. Çünkü Allah’ın sözlerini size elçisi tebliğ etmektedir, dersi verilmektedir. İtaat edilmesi emredilen kişi olan elçi, kendisi namına değil, kendisini görevlendiren (Allah) namına konuşmaktadır. Bu yüzden ona (elçiye) itaat, gönderene (Allah’a) itaattir. Allah’ın elçi yollaması, bizle irtibat kurmak için seçtiği yegâne yoldur. Elçi mesajı insanlara ileteceği, O’na davet edeceği için elçiye itaat, onu gönderene (Allah’a) itaat olacaktır.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Arap bedeviler “İman ettik” dediler. Onlara deki “Hayır, siz iman etmediniz. Yalnızca teslim olduk deyin. Çünkü iman henüz kalplerinize yerleşmemiş. Eğer Allah’a ve O’nun elçisine itaat ederseniz, daha önceden yaptığınız güzel şeylerden hiç biri boşa gitmeyecektir. Muhakkak ki Allah bağışlayan ve merhametli olandır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Çöl arapları "inandık" derler. Onlara de ki: "İnandınız, ancak, bağındık da deyin." O inanç daha yüreklerinize yerleşmedi. Eğer Allah’a, elçisine boyun eğerseniz Allah işlediklerinizin hiç birini eksiltmez. Çünkü Allah yarlıgayıcıdır, esirgeyicidir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Çöl Arapları «— İman ettik» dediler, onlara de ki siz iman etmediniz, fakat «— İslâm/a geldik» [³] deyin, iman henüz kalblerinize girmedi, eğer Allah/a, peygamberine itaat ederseniz Allah amelinizin mükâfatından hiçbir şey eksiltmez, O, yarlıgayan, bağışlayandır.
[3] «İnkıyat ettik» deyin.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Bedevîler; “İnandık” diyorlar.⁶ De ki: “Siz (henüz) inanmadınız, fakat (zahiren) ‘teslim/Müslüman olduk’ deyiniz. Çünkü iman henüz kalplerinize yerleşmedi. Eğer Allah’a ve elçisine itaat ederseniz, Allah yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. Muhakkak ki Allah, Gafûr’dur, Rahîm’dir.”
6 Çölde yaşayan bir kısım Bedeviler, hatta Benu Esed ve Benu Temîm kabilelerinden olan kimseler, tam inanmadıkları hâlde gruplar halinde Hz. Peygamber’e gelip, sadakalardan ve diğer birtakım sosyal yardımlardan pay istiyorlardı. Bu ayetler bunlarla ilgili olarak nazil olmuştur.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Bedeviler dedi ki: “İman ettik.” De ki: “Siz iman etmediniz; ancak “İslâm (Müslüman) olduk” deyin. İman henüz kalplerinize girmiş değildir. Eğer Allah'a ve resulüne itaat ederseniz, O, sizin amellerinizden hiç bir şeyi eksiltmez. Hiç şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Yüzeysel olarak Müslümanlığı kabul eden bazı göçebe kabîleler, “Biz de iman ettik!” dediler. Ey Muhammed! Onlara de ki: “Hayır; sizhenüz tam olarak inanmış değilsiniz! Bu yüzden “İman ettik!” demeyin,fakat “Biz Müslüman olmaya karar verdik ve bize tebliğ edilecek İslâmî hükümlere prensip olarak boyun eğdik!” deyin. Çünkü Kur’an’ın ortaya koyduğu iman ilkeleri, henüz kalbinize yerleşmiş değildir. Bununla birlikte, eğer bundan böyle Allah’a ve Elçisine itaat ederek iman iddianızda samîmî olduğunuzu gösterirseniz, elbette Rabb’iniz, yaptığınız hiçbir güzel davranışı karşılıksız bırakmayacaktır. Unutmayın; Allah çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Bedevî Arablar dedi ki: -“İman ettik”. De ki: İman etmediniz. İman henüz kalblerinize girmedi. Hiç olmazsa, “Teslim olduk” deyin! Allah’a ve O’nun rasûlüne itaat ederseniz, amellerinizden bir şey eksiltmez. Allah, rahîm gafûrdur.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! Bedevî Araplar: " inandık " diyorlar. De ki: " inanmadınız, bari ' teslim olduk ' deyin. Çünkü iman, henüz kalplerinize girmedi. Eğer Allah ve resulüne itaat ederseniz, iyilikleriniz eksiltilmez. Çünkü Allah, engin hoşgörülü bir sevgi selidir. "
Mehmet Çoban
swap_vert close
Bedevîler "İman ettik" dediler. De ki; "İman etmediniz. Onun için iman ettik demeyin! Fakat barış, huzur, esenlik içinde yaşamak için İslam’a, İslam’ın yasalarına boyun eğdik deyin! Henüz kalplerinize iman girmedi! Eğer Allah’a ve Resulüne itaat ederseniz, Allah yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. İleride gerçekten iman ederseniz, bütün yaptığınız iyi şeyler lehinize yazılır. Önceki yaptığınız günahlardan vazgeçilir. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Göçebe Araplar “İman ettik!” dediler. De ki: “Siz (henüz) iman etmediniz ama ‘Teslim olduk!’ deyin! (Çünkü) iman henüz kalplerinize yerleşmedi. Allah’a ve Elçisine itaat ederseniz (Allah) işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez.” Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
Mehmet Türk
swap_vert close
Bedevîler,¹ “İman ettik” dediler, Sen de (onlara): “Siz (gerçekten) îman etmediniz; (sadece) Müslüman olduk deyin, zîrâ îman henüz sizin kalplerinize girmedi.² Eğer Allah’a ve Rasûlü’ne itaat ederseniz (Allah) sizin yaptığınız kulluklardan hiç bir şeyi boşa götürmez. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.” de.
1 A’râb; arab’ın çoğulu değil, a’râbî’nin çoğuludur. Yani a’râb, bir köy veya kasabada ikamet etmeyip badiyede dolaşan bedevî göçebelere verilen isimdir. Arab ismi ise; köy veya kasabalarda yaşayanlar için kullanılır. Beni Esed kabîlesi ganîmet hevesiyle Müslüman olunca, Medîne’ye gelir ve: “biz falancalar gibi seninle savaşmadık” diyerek sadaka isteyip, Peygamberimizi minnet altına almaya kalkışır. Bu âyet bu olay üzerine nâzil olmuştur.2 Kur’an da îman ve İslâm ayrı yerlerde kullanıldığı zaman aynı anlamda kullanılır. Beraber kullanıldığında ise İslâm; teslim olmayı, îman ise dil ile ifâde edip, kalp ile tasdik ederek inanmayı ifâde eder. Yani her mü’min Müslüman’dır, ama her Müslüman, mü’min değildir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
BEDEVÎLER, “Biz imana erdik” derler. De ki [onlara, ey Muhammed]: “Siz [daha] imana ermediniz: ‘Biz [zahiren] teslim olduk’ demeniz daha doğrudur; çünkü [gerçek] inanç henüz kalplerinize girmiş değil”. ¹⁷ Ama Allah’a ve Elçisi’ne [gerçekten] kulak verirseniz O, hiçbir işinizin ¹⁸ boşa gitmesine izin vermez: çünkü şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, bir rahmet kaynağıdır.
17 Bu, bedevîlerin şiddetli kabileciliklerine ve “geçmişleri ile gurur duymaları”na (Râzî) bir işaret olduğundan, yukarıdaki ayet, bir önceki ayette geçen, bütün kabilevî tercihlerin ve önyargıların kınanmasıyla ve gerçek inancın ön şartı olarak bunları terk etmeye çağrılmaları ile ilişkilidir. Bu, öncelikle Hz. Peygamber’in çağdaşı bedevîler ile ilgili olmasına rağmen gerçekte genel ve çağlar üstü bir muhtevaya sahiptir.18 Yani, “atalarınızın Allah katında hiçbir değer taşımayan sözde ‘ihtişamlı işleri’nden farklı olarak sizin kendi işlerinizin”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Bazı bedeviler (göçebe çöl Arapları) sana gelerek: – Biz de iman ettik, dediler. De ki: – Siz henüz iman etmediniz, fakat teslim olduk deyin! Çünkü iman, henüz kalplerinize yerleşmedi. Eğer gerçekten Allah’a ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden Elçisine itaat ederseniz, Allah, yaptığınız hiçbir iyi işi karşılıksız bırakmaz. Nitekim Allah, eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz rahmet kaynağıdır. 3/39...41, 4/80, 47/33
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
BEDEVİLER[⁴⁶⁵¹] “İman ettik” dediler. De ki “iman etmiş değilsiniz, lakin ‘teslim olduk’ diyebilirsiniz,[⁴⁶⁵²] zira iman henüz[⁴⁶⁵³] kalplerinize girmiş değil. Ama eğer Allah ve Rasulü’ne uyarsanız, Allah amellerinizin zerresini eksiltmez: çünkü Allah tarifsiz bir bağış, eşsiz bir merhamet sahibidir.”
[4651] Zımnen: “medenileşmemiş, sığ akıllar”. [4652] Anlamı belirlemede, eslemnâ fiilinin akidevi mi lugavi mi, teslimiyet merciinin Allah mı yoksa Müslümanlar mı olduğu önemlidir. Mücahid, Said b. Cübeyr ve İbn Zeyd’in buradaki fiili lügat anlamıyla “öldürülme ve esir edilme korkusundan Müslümanlara teslim olma” (istislam) şeklinde yorumladığını nakleden Taberî’nin kendisi de, buradaki teslim oluşu, “İslâm toplumuna politik ve sosyal katılım” anlamında alır. Özetle söylenen şudur: Birinin İslâm cemaatine aidiyeti, onun gerçek bir mü’min olduğu anlamına gelmez. Mü’minin mü’minlik kriteri cemaat aidiyeti ve sosyal konumu değil, kalbinin Allah’a karşı duruşudur. [4653] Lemma edatı, yan anlam olarak bu kimselerin ileride istenilen anlamda mü’min ve medeni olacaklarına delâlet eder (Krş: Zemahşerî).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Bedeviler "İman ettik" dediler. (Ey Muhammed) De ki, Siz iman etmediniz, ama (bari) "İslam'a geldik (müslümanlığa karar verdik, sulha girdik) deyin. (Böyle derseniz yalan söylemiş olmazsınız) İman henüz kalblerinize yerleşmiş değildir. Eğer Allah’a ve Resulüne itaat ederseniz, (açıktan şehadet ile ikrar ettiğiniz gibi, ihlâs'a erip gereğince amel ederek, Allah ve resulünün emirlerini seve seve yerine getirirseniz) Allah, amellerinizin mükâfatını eksik etmez (kusurlarınızı bağışlar) çünkü Allah, çok bağışlayandır, çok merhametli olandır!
Osman Fırat
swap_vert close
Bedeviler "iman ettik" dediler. De ki: "iman etmediniz lakin ’’teslim olduk/boyun eğdik’’ deyin. Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah’a ve Peygamberine itaat ederseniz, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. "
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Bedeviler dedi ki: «Biz imân ettik». De ki: «Siz imân etmediniz; velâkin deyiniz ki, biz İslâma girdik. Ve henüz imân sizin kalplerinizin içine girmiş değildir ve eğer Allah'a ve Resulüne itaat ederseniz sizin amellerinizden hiçbirşeyi sizin için noksan kılmaz. Şüphe yok ki, Allah Teâlâ gafûrdur, rahîmdir.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Bedeviler “iman ettik! ” dediler. De ki: “Siz iman etmediniz, lâkin “İslâm olduk, size inkıyad ettik! ” deyiniz. Zira iman henüz kalplerinize girmiş değildir. Eğer Allah'a ve resulüne itaat ederseniz, sizin emeklerinizden hiçbir şeyin mükâfatını eksiltmez. Yaptığınızı zayi etmez. Gerçekten Allah gafûr ve rahîmdir (mağfireti, merhamet ve ihsanı boldur).
Burada genel olarak bedevîler kasdedilmeyip sadece, İslâm’ın kazandığı zaferlerden çıkar sağlamak isteyen birkaç bedevî kabile kasdedilmiştir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Göçebe Araplar: "İnandık" dediler. De ki: "İnanmadınız, fakat 'İslam olduk' deyin. Henüz iman kalblerinize girmedi. Eğer Allah'a ve Elçisine ita'at ederseniz (Allah), yaptığınız güzel işlerden hiçbirinin sevabını size eksik vermez. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir."
Süleyman Tevfik
swap_vert close
A'râb "Îmân itdik" didiler. Di ki: "Siz îmân itmediniz ve lâkin İslâm olduk diyiniz. (Katl ve helâkden selâmete irdik diyiniz.) Çünki îmân kalbinize girmemişdir. Eğer Allâh'a ve rasûlüne itâ'at ider iseniz Allâh a'mâlinizin ecrinden bir şey noksan itmez. Allâh tevbe idenleri bağışlayıcı ve 'ibâdına merhametlidir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Çöl arapları: “İnanıyoruz” dediler. De ki “Henüz inanıp güvenmediniz. Ama siz ‘Teslim olduk’ deyin.” Çünkü inancınız henüz kalbinize yerleşmedi. Eğer Allah’a ve elçisine boyun eğiyorsanız işlerinizin değeri azalmaz. Çünkü Allah bağışlar, ikramı boldur.
Şaban Piriş
swap_vert close
Bedeviler “iman ettik” dediler. De ki: -Siz iman etmediniz, fakat teslim olduk deyin! Çünkü iman, henüz kalblerinize girmedi. Eğer Allah'a ve Resûlüne itaat ederseniz, (Allah) amellerinizden hiç bir şey eksiltmez. Nitekim Allah, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Bedevîler “İman ettik” dediler. De ki: Siz iman etmediniz. “İslâma girdik” deyin; çünkü iman henüz kalbinize girmedi.(4) Eğer siz Allah'a ve Resulüne itaat ederseniz, Allah yaptıklarınızdan hiçbir şeyi zayi etmez. Şurası gerçek ki, Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.
(4) İman ile İslâm arasında fark bulunduğu âyetten anlaşılmakla beraber, bu farkın ne olduğu konusunda değişik yorumlar yapılmıştır. Ancak genel bir ifadeyle, imanın kalp ile ilgili bir özellik olduğu, İslâmın ise ibadet ve davranışlarla dışa yansıyan bir hayat biçimi olduğu söylenebilir. Nitekim birisi hakkında “O mü’mindir” diyen kimseyi, Peygamberimiz “Daha doğrusu, Müslümandır” şeklinde düzeltmiştir ki, bu da bizim kalplerde olan şey hakkında değil, ancak davranışlara yansıyan şey hakkında hüküm verebileceğimizi göstermektedir. (Müslim, İman: 236; Ebû Davud, Sünnet: 15.)  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bedeviler: "İman ettik." dediler. De ki: "Siz iman etmediniz. Ancak "Müslüman olduk" deyin. İman sizin kalplerinize girmemiştir. Eğer Allah'a ve resulüne itaat ederseniz Allah, yapıp ettiklerinizden hiçbir şey eksiltmez. Çünkü Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyitti “įmān getürdük”. eyit “įmān getürmedüñüz ve lįkin eyidüñ “boyun virdük”. daħı girmedi įmān göñüllerüñüz içine. daħı eger muŧį' olursañuz Tañrı’ya daħı yalavacına eksmeye size 'amellerüñüzden nesene. bayık Tañrı yarlıġavıcıdur raḥmet ķılıcı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
‘Arablar: Yā resūlu’llāh biz saña īmān itdik, didiler. Siz īmān itmediñiz, lākinİslām olduḳ, didiñiz. Vaḳtā ki siziñ ḳalbiñizde īmān tecellī itmedi. Eger Allāha veresūline ḫulūṣ‐ı ḳalb‐ile īmān iderseñiz ‘amelleriñiziñ ecrinden bir şeyi noḳṣān itmez. Allāhu Ta‘ālā muṭī‘leriñ günāhını ‘afv ve maġfiret ve anlara çoḳ raḥmet idicidir.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Qənimət əldə etmək iştahası ilə islama daxil olan) bədəvi ərəblər: “Biz iman gətirdik!” – dedilər. (Ya Peyğəmbər! Onlara) de: “Siz (qəlbən) iman gətirmədiniz! Ancaq: “Biz islamı (müəyyən şəxsi məqsəd, mənfəət naminə) qəbul etdik!” – deyin. Hələ iman sizin qəlblərinizə daxil olmamışdır (çünki iman əməllə e’tiqadın vəhdəti, islamı qəbul etmək isə yalnız zahiri əməl deməkdir). Əgər Allaha və Peyğəmbərinə itaət etsəniz, O sizin əməllərinizdən heç bir şey əskiltməz (mükafatınızı layiqincə verər). Həqiqətən, Allah bağışlayandır, rəhm edəndir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
The wandering Arabs say: We believe. Say (unto them, O Muhammad): Ye believe not, but rather say `We submit,' for the faith hath not yet entered into your hearts. Yet, if ye obey Allah and His messenger, He will not withhold from you aught of (the reward of) your deeds. Lo! Allah is Forgiving, Merciful.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
The desert Arabs say,(4934) "We believe." Say, "Ye have no faith; but ye (only)say, ´We have submitted(4935) our wills to Allah,´ For not yet has Faith entered your hearts. But if ye obey Allah and His Messenger, He will not belittle aught of your deeds: for Allah is Oft-Forgiving, Most Merciful."
4934 The desert Arabs were somewhat shaky in their faith. Their hearts and minds were petty, and they thought of petty things, while Islam requires the complete submission of one's being to Allah. See next verse. Some of the failings of the desert Arabs are described in 48:11-15. But the reference here is said to be to the BanuAsad, who came to profess Islam in order to get charity during a famine. 4935 'This is what ye ought to prove if your faith has any meaning, but ye only say it with your tongues.'  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قَالَتِ
dediler
الْاَعْرَابُ
bedevi araplar
اٰمَنَّاۜ
iman ettik
قُلْ
de ki
لَمْ تُؤْمِنُوا
iman etmediniz
وَلٰكِنْ
fakat
قُولُٓوا
deyin
اَسْلَمْنَا
teslim olduk
وَلَمَّا يَدْخُلِ
çünkü henüz dâhil olmadı
الْا۪يمَانُ
iman
ف۪ي قُلُوبِكُمْۜ
kalplerinize
وَاِنْ
ve eğer
تُط۪يعُوا
itaat ederseniz
اللّٰهَ
Allah'a
وَرَسُولَهُ
ve resulüne
لَا يَلِتْكُمْ
size eksiltmez
مِنْ اَعْمَالِكُمْ
amellerinizden
شَيْـٔاًۜ
hiçbir şey
اِنَّ
muhak- kak
اللّٰهَ
Allah
غَفُورٌ
Ğafûr'dur
رَح۪يمٌ
Rahîm'dir
(Resulüm! Sana biat etmek için gelen) Bedevi Araplar(dan bir topluluk), "biz iman ettik" dediler. De ki: "Siz iman etmediniz; fakat 'biz (Allah ve resulüne) teslim ol(arak Müslüman ol)duk' deyin; çünkü iman sizin kalplerinize henüz dâhil olmadı. Eğer Allah'a ve resulüne itaat ederseniz (Allah) amellerinizden hiçbir şeyi eksiltmez (ve buna karşılık size iman verir). Muhakkak ki Allah Ğafûr'dur, Rahîm'dir (her türlü günahı mağfiret eden, isimlerinde ve fiillerinde her zaman rahmeti tecelli edendir)."
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اَعْرَاب
İsim
ع ر ب
Bedevi araplar
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
لٰكِن
Harf-i istidrak
لٰكِن
Fakat, oysa, ama
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اَسْلَمَ
Fiil-IV
س ل م
Teslim etti, teslim oldu, Müslüman oldu
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
دَخَلَ
Fiil-I
د خ ل
Girdi, (zifafa) girdi, dâhil oldu, sokuldu
اِيمَان
Fiilimsi-IV
ا م ن
İman
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
قَلْب
İsim
ق ل ب
Kalp, yürek
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
اَطَاعَ
Fiil-IV
ط و ع
İtaat etti, tabi oldu, uydu, boyun eğdi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
لَاتَ – لَيْتَ
Fiil-I
ل ي ت
Eksiltti
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عَمَل
İsim
ع م ل
Amel, iş
شَىْء
İsim
ش ي ا
Şey, eşya
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
غَفُور
İsim
غ ف ر
Ğafûr (Allah'ın ismi, esmasıdır. Her türlü günahı mağfiret eden demektir)
رَحِيم
İsim
ر ح م
Rahîm (Allah'ın esması, ismidir. İsimlerinde ve fiillerinde her zaman rahmeti tecelli eden demektir), merhametli