close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Hucurât Sûresi 13. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Yâ eyyuhâ-nnâsu innâ ḣalaknâkum min żekerin ve unśâ ve ce’alnâkum şu’ûben ve kabâ-ile lite’ârafû(c) inne ekramekum ‘inda(A)llâhi etkâkum(c) inna(A)llâhe ‘alîmun ḣabîr(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ey insanlar, şüphe yok ki biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık ve sizi, aşiretler ve kabileler haline getirdik tanışın diye; şüphe yok ki Allah katında sevabı en çok ve derecesi en yüce olanınız, en fazla çekineninizdir; şüphe yok ki Allah, her şeyi bilir, her şeyden haberdardır.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ey insanlar, gerçekten Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık (Hz. Adem’le Hz. Havva’dan türetip çoğalttık). Ve birbirinizle (kolaylıkla) tanışmanız (ve farklı yetenek ve faziletlerinizden yararlanmanız) için sizi (değişik) kavimler ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah katında sizin en üstün olanınız (kerim ve değerli sayılanınız, ırk ya da soyca değil) takvaca (kötülükten sakınma, iyilikte yarışma konusunda) en ileride bulunanlarınızdır. Şüphesiz Allah (her şeyi hakkıyla) Bilendir, Habir’dir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey insanlar! Bakın biz sizi, bir erkekten ve bir kadından yarattık. Sizi birbirinizi tanıyasınız diye, milletlere ve kabilelere ayırdık. Şüphesiz Allah katında şerefli ve itibarlı olanınız, yaşantısını, yolunu, yordamını Allah'ın kitabıyla bulmaya çalışanlarınızdır. Çünkü Allah, herşeyi bilendir, herşeyden haberdar olandır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Ey iman edenler, biz sizi bir erkekle bir kadından, bir asıldan yarattık. Birbirinizle tanışmanız, işlerinizi tedbirle idâre etmeniz, karşılıklı olarak, İslâmî kurallarla örtüşen milletlerarası teamüllere uymanız, yardımlaşmanız, kültür ve medeniyet alışverişinde bulunmanız, birbirinize iyiliği tavsiye etmeniz için, sizi milletler ve kabileler haline getirdik. Allah yanında en değerliniz, en üstününüz, takva esaslarını-Kur'ân esaslarını iyice benimseyerek tavizsiz hayata geçireniniz, en çok günahlardan arınıp azaptan korunanınız, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davrananınız, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olanınızdır. Allah her şeyi bilir, gizli-açık her şeyden haberdar olan Allah sizi bilgilendiriyor.
bk. et-Tefsîru’l-Kebir, 28/136-140.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Ey insanlar! Sizi bir erkekle bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi soylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en üstününüz en çok takva sahibi olanınızdır. Allah bilendir, (her şeyden) haberdar olandır.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ey insanlar, gerçekten, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve 'birbirinizi tanımanız ve tanışmanız' için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk, renk, soy ve servetçe değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, haber alandır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ey insanlar! Sizi, bir erkekle bir dişiden (Âdem ile Havva'dan) yarattık. Hem de sizi soylara ve kabilelere ayırdık ki, birbirinizi tanıyasınız, (kim olduğunuz sorulunca, bağlı bulunduğunuz soy veya milletinizin adını söyleyesiniz). Biliniz ki, Allah katında en iyiniz, takvası en ziyade olanınızdır. (Şeref, soy ve neseble değildir). Şüphe yok ki Allah Alîm'dir= her şeyi bilendir, Habîr'dir = her şeyden haberdardır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir kadından yarattık. Sizi milletlere ve kabilelere ayırdık ki tanışasınız. Ve (bilin ki) Allah katında en iyiniz, en takvalı olanınızdır. Şüphesiz Allah, (sizi) çok daha iyi bilen ve (sizden) haberdar olandır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkek ve bir kadından yarattık ve birbirinizi tanıyıp kaynaşasınız diye sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Şüphesiz Allah katında en üstün olanınız, Allah'a en çok saygı duyanınızdır. Allah her şeyi bilendir; her şeyden haberdar olandır.[575]
[575] Değerler hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVIII, 181-185.  
Besim Atalay
swap_vert close
Ey insanlar! Biz sizleri, bir erkekle, bir dişiden yarattık, tanışabilmenizçin, sizi uluslara, oymaklara ayırdık, Allahın katında, en kerim olanınız, en sakınçlı olanınızdır; Allah bilir, Allah haberlidir
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir, her şeyden haberdar olandır.
Cemil Said
swap_vert close
Ey insânlar! Biz sizi bir erkek ile bir kadından husûle getürdik sonra ’âilelere ve kabîlelere taksîm iyledik ki biri birinizi biliniz, Allâh’ın ’indinde en muhterem olan en ziyâde Allâh’dan korkandır. Allâh ’âlim ve her şeyden haberdârdır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ey insanlar! Doğrusu Biz sizleri bir erkekle bir dişiden yarattık. Sizi milletler ve kabileler haline koyduk ki birbirinizi kolayca tanıyasınız. Şüphesiz, Allah katında en değerliniz, O'na karşı gelmekten en çok sakınanızdır. Allah bilendir, haberdardır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık, tanışasınız diye sizi kavim ve kabilelere ayırdık, Allah katında en değerli olanınız O’na itaatsizlikten en fazla sakınanınızdır. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir, her şeyden haberdardır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, O'ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, her şeyden haberdardır.  
 Hz. Âdem ve Havva’dan çoğalan insanlar, yeryüzünde çeşitli renk ve dilde küçüklü büyüklü topluluklar oluşturmuşlardır. Küçükten büyüğe, kabileden milletlere varıncaya kadar farklılık gösteren bu oluşumun temel sebebinin kitlelerin birbirini tanıyıp, anlaşmak ve kaynaşmak olduğu anlaşılmaktadır. Yani soy-sopla övünmek yerine, birleşip bütünleşmek öngörülmüştür.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Ey halk, sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi ırklara ve boylara ayırdık. ALLAH yanında sizin en değerliniz en erdemli olanınızdır. ALLAH Bilendir, Haberdardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli ve en üstününüz O'ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, herşeyden haberdar olandır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ey o bütün insanlar! Biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık, hem de sizi şaab şaab, kabîle kabîle yaptık ki tanışasınız, haberiniz olsun ki Allah yanında ekreminiz en takvalınızdır, her halde Allah alîmdir, habîrdir
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ey insanlar! Şüphesiz, biz sizi, bir erkekle bir dişiden (Âdem ile Havvâ’dan) yarattık ve (sırf) birbirinizi tanımanız için, sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. (Dolayısıyla, nesep ve ırk hususunda övünmenin ve üstünlük taslamanın hiçbir manası yoktur.) Allah nezdinde en üstün olanınız, en çok takva sahibi olanınızdır. Allah her şeyi hakkıyla bilendir, her şeyden hakkıyla haberdar olandır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ey insanlar! Sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. Birbirinizle tanışmanız¹ için sizi kabilelere ve sülalelere ayırdık. Allah'ın yanında en kerim² olanınız, en çok takva sahibi olanınızdır. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.
1- Tanıyıp kaynaşmanız, dayanışma ve yardımlaşma içinde bulunmanız, birbirinize sahip çıkmanız, birbirinize güç vermeniz. 2- Şerefli. İtibarlı. İkram olunan. Allah'ın en çok ikramda bulanacağı kimse.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Ey insanlar, hakıykat biz sizi bir erkekle bir dişiden yaratdık. Sizi, (sırf) birbirinizle tanışmanız için büyük büyük cem'iyyetlere, küçük küçük kabilelere ayırdık. Şübhesiz ki sizin Allah nezdinde en şerefliniz takvaca en ileride olanınızdır. Hakıykaten Allah her şey'i bilen, her şeyden haberdâr olandır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ey insanlar! Şübhesiz ki biz, sizi bir erkek ve bir dişiden (Âdem ile Havvâ'dan)yarattık. Birbirinizi tanımanız için de sizi, milletler ve kabîleler kıldık.(2) Doğrusu Allah katında sizin en üstün olanınız, en takvâlı olanınızdır. Muhakkak ki Allah, Alîm (herşeyi hakkıyla bilen)dir, Habîr (herşeyden haberdâr olan)dır.
(2)Milliyetçilik hakkında bakınız; (Mektûbât, 26. Mektûb, 120-126)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ey insanlar! Sizi (her birinizi) bir erkek (üreme hücresi) ile bir dişi (üreme hücresin)den yarattık ve (birbirinize karşı soy ve renginizle üstünlük iddiasında bulunup övünesiniz diye değil, bilakis) birbirinizi (karşılıklı insanı hak ve hukuk açısından) tanıyıp kaynaşasınız (ve dostane sosyal ilişkiler içinde yardımlaşıp kültür ve medeniyet alışverişinde bulunasınız) diye ayrı milletler ve kabileler hâline getirdik. Şüphesiz Allah katında en değerliniz, (ırk ve soyca değil) takvaca (ona saygıda, iman ve itaatte, kötü işleri yapmamakta ve evrensel insani değer ve haklarına riayet etme hususunda) en ileri olanınızdır. Şüphesiz Allah, (açıktan yapılanları da) bilendir, (gizli yapılanlarından da hakkıyla) haberdar olandır. *
(*) Farklılık Allah’ın âyetidir. Farklılığın değeri, bilgiyi üretme ve zenginleştirme potansiyelinden gelmektedir. Tek tipleştirme Allah’ın âyetlerinin üstünü örtmektir. Farklılığı zenginlik gören eş ve toplumlarda meveddet/ sevgi ve rahmet çok daha hızlı filizlenip yeşerecektir. Kadın-erkek ayrımı gibi lisân ve ırksal ayrım, ötekileştirme ve düşmanlıklar Allah’ın bir âyetine saldırmayla eş değerdir. Bu saldırıyla mücadele, her insan için kaçınılmaz bir mükellefiyettir. (Kurandan Hayata) Müslümanların dünya görüşlerini ve değer ölçütlerini dayandırdıkları âyetlerden biri de budur. Fertler, gruplar, kavimler, ümmetler, milletler siyasî, kültürel, biyolojik, coğrafî vb. farklarla birbirinden ayrılır; bu farklara bağlı olarak farklı kimlik sahibi olur, bu kimlikle tanınır ve tanışır. Ayrıca her biri kendi farkını, özelliğini bir gurur, değer ve övünç vesilesi yapar. Âyet farklı yaratılmanın “ kimlik edinme ve bu kimlikle tanınma, tanışma” fonksiyon ve hikmetini onaylıyor; ancak farklı sosyal ve etnik gruplara mensup olmanın üstünlük vesilesi olarak kullanılmasını reddediyor; insanın şeref ve değerini, kendi iradesi ile elde etmediği etnik aidiyete değil, kendi irade ve çabasıyla elde ettiği evrensel değerlere bağlıyor. Âyetteki etka kelimesinin içerdiği takvâ kavramı, evrensel değerleri, erdemleri edinme ve bunların zıtlarından titizlikle kaçınma ve sakınmayı ifade etmektedir (bk. A‘râf 7/26)… Kur’an’ın nâzil olduğu zamanda Araplar’da da kavimleri ve kabileleri ile övünme, kendilerini bu yüzden başkalarından üstün görme âdeti (kültürü) güçlü bir şekilde mevcuttu. İslâm insanların eşitliği gerçeğini ilân edince bunu sindirmekte zorlananlar oldu, bazı soylu aileler ve kabileler kızlarını diğerlerine veya âzatlı (eski) kölelere vermek istemiyorlardı. Hz. Peygamber bunlarla mücadele etti, müminleri eğitti ve meşhur Vedâ hutbesinde bütün insanlığa şöyle seslendi: “Ey insanlar! Şunu iyi biliniz ki rabbiniz birdir, babanız (kökeniniz, türünüz) birdir. Arab’ın başka ırka, başka ırkın Arab’a, beyazın siyaha, siyahın beyaza, takva (dindarlık ve ahlâk üstünlüğü) dışında bir üstünlüğü yoktur. Dinleyin! Bu ilâhî gerçeği size tebliğ ettim mi, bildirdim mi?” Kendisini dinleyenler hep birden “evet” dediler. “Öyleyse burada olanlar olmayanlara bildirsin!” buyurdu (Müsned, V/411). Kaynak: (Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 97-98 ) Not: Takvanın geniş anlamı: Allah’ın emirlerini yerine getirip, iyi, ahlaklı ve erdemli olmak, evrensel adalet ve değerlere bağlı kalmak, insan hak ve özgürlüklerine saygılı olmak vs. dir. Fakat bu takvadaki üstünlük de dünya ve dünyevi hukukta değil, öteki dünyadadır. Yani bu dünyada hiçbir kimseye meziyet ve üstünlük söz konusu değildir. Ayrıca burada ‘’sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık’’şeklindeki ifadeyle, her insanın ana ve babası veya babasına ait spermatozoid (nutfe) ve anasına ait dişilik yumurtasını (ovule) anlayabiliriz. Hatta (X) ve (Y) kromozomlarını da düşünebiliriz. Yani buradaki erkek ve dişi Hz. Âdem ve eşi değildir. Ayrıca Prof. Dr. M. Okuyan da, Hucurat 13. ayet: …ey insanlar sizi biz yarattık bir erkek ve bir dişiden… diye devam eden ayette (arapça dil bilgisi kurallarını ve bu kuralı diğer ayetleri de misal göstererek) …bilinen kadın ve bilinen erkek olarak edatları kullanmadığı için, bir erkek ve bir dişiden kastın erkek hücresi ve kadın hücresi olduğunu söylüyor. Çünkü “en nas” ey insanlar diye başladığı için tüm insanları kapsamalıdır. Hz. Âdem de buna dâhil olmalı. İşte herbiri bir anne ve babadan (bir annenin dişi ve babanın erkek hücresinden) çoğalan insanlar, yeryüzünde çeşitli renk ve dilde küçüklü büyüklü topluluklar oluşturmuşlardır. Küçükten büyüğe, kabileden milletlere varıncaya kadar farklılık gösteren bu oluşumun temel sebebinin kitlelerin birbirini tanıyıp, anlaşmak ve kaynaşmak olduğu anlaşılmaktadır. Yani soy-sopla övünmek yerine, birleşip bütünleşmek öngörülmüştür. Ayrıca ayette göre çocuk sadece erkekten değil, hem erkek (spermin)den, hem de kadın (yumurtasın)dan yaratılır. Aşağıdaki tefsir metinlerine bakılabilir. يقول تعالى ذكره: يا أيها الناس إنا أنشأنا خلقكم من ماء ذكر من الرجال، وماء أنثى من النساء وبنحو الذي قلنا في ذلك قال أهل التأويل (جامع البيان في تفسير القرآن - الطبري) ويجوز أن يراد ب { ذكر وأنثى } صنف الذكر والأنثى ، أي كل واحد مكون من صنف الذكر والأنثى (التحريروالتنوير) ويحتمل أن يريد الذكر والأنثى اسم الجنس. فكأنه قال: إنا خلقنا كل واحد منكم من ماء ذكر وما أنثى. وقصد هذه الآية التسوية بين الناس (المحرر الوجيز في تفسير الكتاب العزيز) وقيل: المراد بالذكر والأنثى مطلق الرجل والمرأة، والآية مسوقة لإلغاء مطلق التفاضل بالطبقات كالأبيض والأسود والعرب والعجم والغني والفقير والمولى والعبد والرجل والمرأة، والمعنى: يا أيها الناس إنا خلقناكم من رجل وامرأة فكل واحد منكم إنسان مولود من إنسانين لا تفترقون من هذه الجهة، والاختلاف الحاصل بالشعوب والقبائل - وهو اختلاف راجع إلى الجعل الإلهي - ليس لكرامة وفضيلة وإنما هو لأن تتعارفوا فيتم بذلك اجتماعكم (الميزان في تفسير القرآن) عن مجاهد، قوله:{ إنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ ذَكَرٍ وأُنْثَى } قال: ما خلق الله الولد إلا من نطفة الرجل والمرأة جميعاً، لأن الله يقول {خَلَقْناكمْ مِنْ ذكَرٍ وأُنْثَى (جامع البيان في تفسير القرآن)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Ey İnsanlar! Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve sizi kabilelere ayırdık ki birbirinizi tanıyabilesiniz. Sizin içinizden Allah katında en değerli olanınız, Allah’dan en çok korunanınızdır. Elbette ki Allah her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olandır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ey insanlar! İşte Biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Sizi kollara ayırdık, biribirinizle tanışasınız diye. İşte sizin Allah katında en değerli olanlarınız, Allah’tan en çok sakınanlarınızdır. Çünkü Allah bilicidir, bilgilidir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Ey nâs! Biz sizi bir erkek, bir dişiden yarattık, birbirinizi tanıyasınız diye sizi büyük cemaat ve kabileye ayırdık, soy ve sop ile övünmeyin, çünkü Allah/ın yanında en muazzez ve muteber olan sizin en ziyade mütteki olanınızdır, Allah soyunuzu, sopunuzu hakkıyle bilir, her halinizden haberdardır.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Ey insanlar! Muhakkak ki Biz sizi bir erkekle [zeker] bir dişiden [unsâ]⁵ yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara [şu’ûben] ve kabilelere ayırdık. Sizin en yüceniz Allah katında en fazla sorumluluk bilincine sahip olanınızdır. Muhakkak ki Allah Alîm’dir, Habîr’dir.
5 Burada kullanılan kelimeler erkek (zeker) ve dişi (unsâ)dir. Bazılarının iddia ettiği gibi, bir adam (racul) ve bir kadın (imre’e) veya Âdem ve Havva değildir. Bu erkek ve dişilikten, spermatozoid (nutfe) ve dişilik yumurtasını (ovule) anlayabiliriz. Hatta (X) ve (Y) kromozomlarını da düşünebiliriz. Ayette kastedilen anlam, herkesin hilkatte aynı özellikleri taşıdığıdır. Yani kimse doğuştan imtiyazlı doğmaz, onu bir kabileye, bir aşirete mensubiyeti de imtiyazlı/ayrıcalıklı kılmaz. Onu ayrıcalıklı yapan, Allah’a karşı sorumluluk bilincidir yani takvadır. Ayrıca oymak, boy ve kabileler için “Biz kıldık” ifadesiyle oluşan kavim ve milletler, demek ki ilahi iradenin bir tecellisidir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Ey insanlar! Gerçekten biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi boylar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Hiç şüphesiz Allah katında sizin en yüce olanınız, takvaca en ileride olanınızdır. Hiç şüphe yok Allah her şeyi bilendir, haberdar olandır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey insanlar! Gerçekten Biz sizibir erkekle bir kadından yarattık ve birbirinizle tanışıp rahat, huzur ve kardeşlik içinde bir hayatı yaşamak için iyilikte, güzellikte yarışasınız diye sizi ırklara, boylara ayırdık. Hepiniz Âdem ve Havvâ adındaki bir anne-babanın çocuklarısınız. Dolayısıyla, herhangi bir ırkın veya sınıfın diğerine üstünlüğü söz konusu olamaz. Gerçek şu ki, Allah katında en üstün, en değerli olanınız, takva bakımından en ileride olanınızdır. Irk, renk, zenginlik, güzellik, makâm, şöhret, güç gibi özellikler, İslâm’a göre asla üstünlük ölçüsü değildir. İlâhî değer ölçülerine göre en kıymetli, en saygıdeğer insan; ahlâkî erdemler bakımından en önde olan insandır. Ey insanlar! İyi-kötü, doğru-yanlış, güzel-çirkin, üstün-aşağı gibi bütün değer ölçülerinizi Allah’ın kitabından almalısınız! Çünkü Allah her şeyi bilendir, her şeyden haberdâr olandır.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Ey İnsanlar! Biz, sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. Sizi, tanışmanız için kollar ve kabileler yaptık. Allah katında sizin en değerliniz / şerefliniz, O’ndan en çok sakınıp korunan’ınızdır. Allah, habîr alîmdir / bildiren bilendir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Ey insanlar! Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. Sonra sizi boylara soylara ayırıp karşılıklı ilişki kurmanızı sağladık Allah'a göre en iyiniz, en sağlamcınızdır. Allah, engin bilgi ağı ile her şeyden haberlidir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ey insanlar! Şüphe yok ki biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık! Birbirinizi tanımanız için sizi boylara, kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız Allah’a karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Eğer Allah’ın sizi birbirinizle tanışmanız, birbirinizle değerlerinizi paylaşmanız için farklı yaratmasının delili olan; ırkınızı, renginizi, boylarınızı, kabilelerinizi; bir mücadele, bir kavga, bir üstünlük nedeni sayarsanız, Rabbinize karşı gelmiş olursunuz. Rabbiniz birbirinizle savaşmanızı değil, barış içinde yaşamanızı ister. Allah her şeyi hakkıyla bilendir, hakkıyla her şeyden haberdar olandır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Ey insanlar! Şüphesiz ki biz sizi bir erkekle bir dişi (hücre türün)den yarattık. [*]Birbirinizle tanışmanız için sizi toplumlara ve kabilelere ayırdık. Şüphesiz ki Allah katında en değerli olanınız, en çok [takvâ]lı (duyarlı) olanınızdır. [*] Şüphesiz ki Allah bilendir, haberdardır.
Bu ayet Nisâ 4:1, Rûm 30:20, Fâtır 35:11 ve Nebe’ 78:8. ayetlerle birlikte okunmalıdır “Allah sizin suretlerinize ve cesetlerinize bakmaz; fakat kalplerinize ve niyetlerinize bakar” rivayetinde de buna işaret edilmektedir (Müslim, Birr, 32, 34).  
Mehmet Türk
swap_vert close
Ey insanlar! Gerçekten Biz, sizi bir erkek ve bir kadından¹ yarattık ve birbirinizle tanışasınız diye de sizi, milletlere² ve kabîlelere ayırdık. Allah katında sizin en üstününüz, kesinlikle Ondan en çok sakınanızdır.³ Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir, eksiksiz haber alandır.⁴
1 Yani Âdem (a.s) ve Havva’dan veya baba ve analarınızdan… Yani bu yönüyle hepiniz eşitsiniz. Birbirinize karşı öğünmeye veya şu kavim bu kavim diye tahkir etmeye hakkınız yoktur. Bu sebeple tüm insanlar esasen birbirlerinin kardeşidir. 2 Şuûb: Şa’bın çoğulu, Kabâil ise, kabilenin çoğuludur. Araplar, topluluk taksimini insan bedeninin yaratılışını esas alarak yapmışlardır. Şöyle ki: İnsanın kafatasını meydana getiren kemiklerden her birine “kabile” ve hepsine “kabâil” denir ve bu baş kemiklerinin birbirine kavuşup bitiştiği eke de “şa’b” denilir. Bir babanın sulbünden dallanan bir topluluğa bundan alınmış olarak “kabile” denildiği gibi çeşitli kabileleri toplayan ve hepsi bir asla mensup olan büyük cemiyete de “re’s” veya “şa’b” denilir. Bu şekilde bir asla mensup olan toplumların hepsinin başı ve büyüğü olan toplum şa’b’dır ki, kabileleri içinde bulundurur. Kabile “amare”leri içinde bulundurur ki sadır, yani göğüs derecesindedir. Amâre, “batınları” içinde bulundurur ki, Türkçe’de “göbek” deyimine benzer. Batın “fahızları” içine alır, fahızlar de “fasileleri” içine alır, toplamı altı tabaka eder. Bazıları fasileden sonra yedinci olarak “aşireti” saymışlardır. Netice olarak bir erkekle bir dişiden yaratılıp da şuûb ve kabilelere ayırış, daralıp daralıp dağılmak ve dövüşmek, sövüşmek için değil, tanışıp yardımlaşarak sevişmek ve güzel ahlakları tatbik ederek daha büyük daha güzel toplumlar meydana getirip korunmak içindir. (Elmalılı) 3 Takva: Zarar verecek şeylerden sakınıp, kendisini iyice korumak demektir. Böylece takva, himâyeye girerek korunmak ve kendisini korumaktır. En kuvvetli koruma ise, Allah’ın korumasıdır. Şeriatta takva: insanın kendisini Allah’ın koruması altına koyarak, âhirette zarar verecek şeylerden veya cehennemde sonsuz kalmaya sebep olan şirkten sakınması demektir. Bu sebeple de “takva” kelimesi bu mealin tamamında, “Allah’a karşı hata etmekten sakınmak” diye terceme edilmiştir. Takvayı sadece olumsuz ve soyut bir perhizkârlık zannetmek yanlıştır. 4 Bu âyet soy-sop ile övünmenin, yani ırkçılığın İslâm’da yerinin olmadığını açıkça ifâde etmektedir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ey insanlar! Bakın, Biz sizi bir erkek ve bir kadından yarattık, ¹⁵ ve sizi kavimler ve kabileler haline getirdik ki birbirinizi tanıyabilesiniz. ¹⁶ Şüphesiz, Allah katında en üstün olanınız, O’na karşı derin bir sorumluluk bilincine sahip olanınızdır. Allah her şeyi bilendir, her şeyden haberdar olandır.
15 Yani, “her birinizi bir anne ve babadan yarattık” (Zemahşerî, Râzî, Beydâvî) -biyolojik orijindeki bu eşitliğin bütün insanlar için geçerli olan insan onurundaki eşitliğe yansıdığına işaret.16 Yani, hepinizin birbiriniz üzerinde hiçbir kalıtımsal üstünlüğe sahip olmadan tek bir insanlık ailesine mensup olduğunuzu bilesiniz (Zemahşerî). Bu, önceki iki ayette geçen, insanların birbirlerinin onurunu koruma ve gözetmeleri tavsiyesi ile bağlantılıdır. Başka bir deyişle, insanların “kavimler ve kabileler”e dönüşmesi, görünürdeki farklılıklarının ardındaki temel insanî birliği/birlikteliği anlama ve takdir etme eğilimini azaltmayı değil, tersine bu eğilimi arttırmayı amaçlamaktadır. Ve bunun karşılığında da bütün ırkçı, milliyetçi/kavmiyetçi veya kabilevî önyargılar (‘asabiyye) kınanmıştır. Kur’an’da zımnen, Hz. Peygamber tarafından ise daha açık bir şekilde kınanmıştır (bkz. 28:15, not 15’in ikinci bölümü). Ayrıca, Hz. Peygamber, insanların kavmî veya kabilevî geçmişlerini yüceltmeleri konusunda şunları söylemiştir: “Bakınız, Allah, atalarını yüceltmeye dayanan cahiliyye şirkinin kibrini sizden uzaklaştırdı. İnsan, ya Allah’a karşı sorumluluğunun bilincinde olan bir mümin, yahut çaresiz bir günahkardır. Bütün insanlar Hz. Âdem’in evlatlarıdır ve Hz. Âdem balçıktan yaratılmıştır” (Ebû Hureyre’nin rivayetiyle Tirmizî ve Ebû Dâvûd’da nakledilen Hadisin bir bölümü).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ey insanlar! Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. Tanışıp kaynaşasınız/ortak iyide buluşasınız diye sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah, katında en şerefliniz/en asil olanınız, ona karşı en duyarlı olanınızdır. Şüphesiz Allah, her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olandır. 4/1, 30/22
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ey insanlık! Elbet sizi bir erkekle bir dişiden yaratan Biziz; derken sizi kavimler ve kabileler haline getirdik ki tanışabilesiniz.[⁴⁶⁴⁹] Elbet Allah katında en üstününüz, O’na karşı sorumluluk bilinci en güçlü olanınızdır;[⁴⁶⁵⁰] şüphe yok ki Allah her şeyi bilir, her şeyden haberdardır.
[4649] Sûrenin 10. âyetinde imanda kardeşlik vurgulanmıştı. Burada ise insanlıkta eşlik vurgulanıyor ve insanlık ortak paydasına dikkat çekiliyor. Farklılıklar, insanlık ailesini oluşturan unsurların birbirine tahakküm ve üstünlük gerekçesi değil, “tanışma” gerekçesi olmalıdır. [4650] İslâm’ın evrenselliğini tüm zamanlarda haykıran bir âyet. Zımnen: Kimse doğuştan imtiyazlı/doğuştan mahrum değildir. Kişinin kendi seçmediği şeylerle övünmesi anlamsızdır. Takvâ, kişilerin kendi akıl ve iradeleriyle yaptıkları bilinçli tercihi ifade eder. Bu şu mânayı içerir: Ne kadar sorumlu davranırsanız, o kadar üstün olursunuz! (Ekramekum için krş: 17:70, not 90).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ey insanlar unutmayın ki biz sizi, bir erkekle bir dişiden -Âdem ile Havva'dan- yarattık. (Bu yönden hepiniz eşit sayılırsınız, o halde birbirinize karşı övünmeye hakkınız yoktur) Ve birbirinizle tanışmanız için sizi, kavimlere ve kabilelere ayırdık. Kuşkusuz Allah katında en değerli olanınız takvaca en ileride olanınızdır. Şüphe yok ki Allah, her şeyi hakkıyle bilendir, her şeyden haberdar olandır.
Osman Fırat
swap_vert close
Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ey insanlar! Muhakkak ki, Biz sizi bir erkek ile dişiden yarattık ve sizleri şubelere ve kabilelere ayırdık ki birbirinizi tanıyasınız. Şüphe yok ki, sizin ind-i ilâhide en mükerrem olanınız en ziyâde müttakî olanınızdır. Muhakkak ki Allah Teâlâ alîmdir, habîrdir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir kadından yarattık. Birbirinizi tanıyıp sahip çıkmanız için milletlere, sülâlelere ayırdık. Şunu unutmayın ki Allah'ın nazarında en değerli, en üstün olanınız, takvâda (Allah'ı sayıp haramlardan sakınmada) en ileri olandır. Muhakkak ki Allah her şeyi mükemmelen bilir, her şeyden hakkıyla haberdardır.
Takvâ: din dilinde: Kişinin, âhirette kendisine zarar verecek şeylerden sakınmasıdır. Başta şirk ve küfürden, haram ve günahlardan, hatta tenzihen mekruh şeylerden sakınma, buna dahildir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ey insanlar, biz sizi bir erkek ve bir kadından yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah yanında en üstün olanınız, (günahlardan) en çok korunanınızdır. Allah bilendir, haber alandır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ey insânlar! Biz sizi bir erkek bir dişiden halk itdik. Birbirinizi bilüb tanıyasınız içün sizi tâifeler ve kabîleler kıldık. Tahkîk Allâh 'indinde ekreminiz, (makbûl ve i'tibârlı olanınız) en ziyâde sâhib-i takvâ olanınızdır. Allâh Te'âlâ sizin asl ve neslinizi, kadr ve derecenizi bilir. Bütün bunlardan haberdârdır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ey insanlar! Sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Birbirinizi tanıyasınız diye oymaklara ve boylara[*] ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, Allah’tan en çok çekinenizdir. Her şeyin iç yüzünü bilen Allah’tır.
[*] kabilelere, ırklara  
Şaban Piriş
swap_vert close
-Ey insanlar! Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. Sizi tanışasınız diye kollara ve kabilelere ayırdık. Allah, katında en şerefliniz, ondan en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah, alimdir, haberdardır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık; sonra da birbirinizi tanıyasınız diye sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, en ziyade takvâ(3) sahibi olanınızdır. Allah ise herşeyi bilir, herşeyden haberdardır.
(3) 2:2’nin açıklamasına bakınız.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ey insanlar! Biz sizi, bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve örfler yoluyla tanışıp kaynaşasınız diye sizi milletlere, boylara ayırdık. Hiç kuşkusuz, Allah katında en seçkininiz, sakınılması gereken şeylerden en çok sakınanınızdır. Allah her şeyi bilir, her şeyden haberdardır.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
iy ādemįler! bayıķ biz yarat(t)uķ sizi irkekden daħı dişiden daħı eyledük sizi ulu ķabileler daħı ķabileler tā biribirüñüzi bilesiz. bayıķ 'azįziregüñüz Tañrı ķatında śaķınıcıraġuñuzdur. bayıķ Tañrı bilicidür ħaberlüdür.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ey nās, biz sizi bir ḳadın bir irkekden ḫalḳ itdik. Biz sizi yapdıḳ veḳabīleler bir ṭaḳım şu‘be biri biriñizi bilüp farḳ olunasıñız. Allāhu Ta‘ālā ‘indinde si‐ziñ kibār ve ekremiñiz eñ ziyāde taḳvā ṣāḥibi olanıñızdır. Allāhu ‘azīmü’ş‐şān siziñaḥvāliñize ‘alīm ve ḫabīrdür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Ey insanlar! Biz sizi bir kişi və bir qadından (Adəm və Həvvadan) yaratdıq. Sonra bir-birinizi tanıyasınız (kimliyinizi biləsiniz) deyə, sizi xalqlara və qəbilələrə ayırdıq. Allah yanında ən hörmətli olanınız Allahdan ən çox qorxanınızdır (pis əməllərdən ən çox çəkinəninizdir). Həqiqətən, Allah (hər şeyi) biləndir, (hər şeydən) xəbərdardır.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
O mankind! Lo! We have created you male and female, and have made `you nations and tribes that ye may know one another. Lo! the noblest of you, in the sight of Allah, is the best in conduct. Lo! Allah is Knower, Aware.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
O mankind! We created(4933) you from a single (pair) of a male and a female, and made you into nations and tribes, that ye may know each other (not that ye may despise (each other). Verily the most honoured of you in the sight of Allah is (he who is) the most righteous of you. And Allah has full knowledge and is well acquainted (with all things).
4933 This is addressed to all mankind and not only to the Muslim brotherhood, though it is understood that in a perfected world the two would be synonymous. As it is, mankind is descended from one pair of parents. Their tribes, races, and nations are convenient labels by which we may know certain differing characteristics. Before Allah they are all one, and he gets most honour who is most righteous.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
يَٓا اَيُّهَا
ey
النَّاسُ
insanlar
اِنَّا
şüphe- siz Biz
خَلَقْنَاكُمْ
sizi yarattık
مِنْ ذَكَرٍ
bir erkekten
وَاُنْثٰى
ve bir dişiden
وَجَعَلْنَاكُمْ
ve sizi kıldık
شُعُوباً
milletler
وَقَـبَٓائِلَ
ve kabileler
لِتَعَارَفُواۜ
birbirinizi ta- nımanız için
اِنَّ
muhak- kak
اَكْرَمَكُمْ
ikrama en nail olanınız
عِنْدَ
katında
اللّٰهِ
Allah
اَتْقٰيكُمْۜ
en takvâlı olanınızdır
اِنَّ
muhak- kak
اللّٰهَ
Allah
عَل۪يمٌ
Alîm'dir
خَب۪يرٌ
Habîr'dir
Ey insanlar! Şüphesiz ki Biz, sizi bir erkekle bir dişiden yarattık ve (birbirinize karşı soy ve renginizle övünesiniz diye değil, bilakis) birbirinizle tanışmanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık (ki Allah'ın kudretine şahid olasınız). Muhakkak ki Allah katında ikrama en nail olanınız, O'na karşı (en çok) takvâ sahibi olanınız (yani kulluk sorumluluğunu bilip en çok yerine getirmeye çalışanınız)dır. Muhakkak ki Allah Alîm'dir, Habîr'dir (her şeyi, herkesi bilen ve her şeyden, herkesten haberdar olandır).
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
اَيُّهَا
Edat
اَيُّهَا
Ey! (Bir hitap biçimidir)
نَاس
İsim
ن و س
İnsanlar
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
خَلَقَ
Fiil-I
خ ل ق
Yarattı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
ذَكَر
İsim
ذ ك ر
Erkek
اُنْثٰى
İsim
ا ن ث
Kadın, kız, dişi
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
شُعُوب
İsim
ش ع ب
Milletler
قَبَٓائِل
İsim
ق ب ل
Kabileler
تَعَارَفَ
Fiil-VI
ع ر ف
Birbirlerini tanıdı
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَكْرَم
İsim
ك ر م
Ekrem (Allah'ın ismi, esmasıdır. Zatında kerim olan ve kullarına kerim olmayı ikram eden demektir), ikrama en nail olan
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اَتْقَى
İsim
و ق ي
En takvâlı olan
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَلِيم
İsim
ع ل م
Alîm (Allah'ın ismi, esmasıdır. İlmiyle her şeyi ve herkesi bilen demektir), çok bilgili, en iyi bilen, bilgin, âlim
خَبِير
İsim
خ ب ر
Habîr (Allah'ın esması, ismidir. Her şeyden, herkesten haberdar olan demektir), haberdar