close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Hucurât Sûresi 12. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû-ctenibû keśîran mine-zzanni inne ba’da-zzanni iśm(un)(s) velâ tecessesû velâ yaġteb ba’dukum ba’dâ(an)(s) eyuhibbu ehadukum en ye/kule lahme eḣîhi meyten fekerihtumûh(u)(c) vettekû(A)llâh(e)(c) inna(A)llâhe tevvâbun rahîm(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ey inananlar, sakının fazla şüphe etmekten, şüphe yok ki bazı zan ve şüpheler suçtur ve ayıplarınızı, gizli işleri arayıp gözetmeyin ve bir kısmınız, bir kısmınızın gıyabında kötülüğünü de söylemesin; biriniz, ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? Tiksindiniz, değil mi? Ve çekinin Allah'tan, şüphe yok ki Allah, tövbeleri kabul eder, rahimdir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ey iman edenler! (Birbiriniz hakkında kötü) Zandan (ve tahmini kurgulardan) çoğunlukla kaçının; çünkü zannın (haksız ve alâkasız olan) bir kısmı günahtır (ve yalandır. Ve sakın) tecessüs de yapmayın (birbirinizin gizli ve ayıp yönlerini araştırmayın). Kiminiz kiminizin gıybetini de yapmasın (arkasından çekiştirmesin.) Sizden biriniz, ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? İşte (nasıl) bundan tiksindiniz. (Öyle ise) Allah’tan korkup (başkalarına kötülük düşünmekten ve küçük düşürmekten) sakının. Şüphesiz Allah, tevbeleri kabul edendir, çok Esirgeyendir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey iman edenler! Birbiriniz hakkında, yersiz zanda bulunmaktan kaçının. Çünkü bazı zan ve şüphe vardır ki, günahtır. Birbirinizin gizli yönlerini araştırmayın ve birbirinizi arkadan çekiştirmeyin. Biriniz ölü kardeşinin etini yemek ister mi? Hayır, siz ondan iğrenirsiniz! Öyleyse adam çekiştirmekten de, öylece iğrenin ve yolunuzu Allah'ın kitabıyla bulmaya çalışın. Şüphesiz Allah, tevbeleri kabul eden ve acıyandır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Ey iman nimetine kavuşanlar, zannın birçoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı, yersiz zanna dayalı yapılan davranışlar, bilerek günah işlemek sayılır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Herhangi biriniz, diğerini arkasından çekiştirmesin, hoşa gitmeyecek bir şeyle gereksiz yere anmasın. Sizden biri ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan iğrenirsiniz. Allah'a sığının, emirlerine yapışın, günahlardan arınıp, azaptan korunun. Allah insanları tevbeye, itaate sevkeder, tevbeleri kabul eder, engin merhamet sahibidir.
Ahmet Varol
swap_vert close
Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının. Şüphesiz bazı zanlar günahtır. (Birbirinizin) gizlilikleri(ni) araştırmayın. Bazılarınız bazılarınızı arkadan çekiştirmesin. Biriniz ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? İşte bundan tiksindiniz. Allah'tan sakının. Allah tevbeleri çok kabul eden, çok merhamet edendir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ey iman edenler, zandan çok kaçının; çünkü zannın bir kısmı günahtır. Tecessüs etmeyin (birbirinizin gizli yönlerini araştırmayın). Kiminiz kiminizin gıybetini yapmasın (arkasından çekiştirmesin.) Sizden biriniz, ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? İşte, bundan tiksindiniz. Allah'tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, tevbeleri kabul edendir, çok esirgeyendir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan sakının; çünkü zannın bir kısmı günahtır. (Müslümanların ayıb ve kusurlarını) araştırmayın; bir kısmınız bir kısmınızı (arkasında hoşlanmıyacağı sözle) çekiştirmesin. Hiç sizden biriniz ölü kardeşinizin etini yemek ister mi? Bundan tiksindiniz (değil mi)? O halde (gıybet etmekte) Allah'dan korkun. Muhakkak ki Allah Tevvâb'dır = tevbeleri kabul edendir, Rahîm'dir= çok merhametlidir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ey iman edenler! Birçok zandan uzak durun. Çünkü zanların bir kısmı günahtır. Gizli sırlarınızı araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. İğrendiğiniz halde, biriniz kardeşinin etini yemek ister mi? Ve Allah’ın yasalarını çiğnemekten sakının. (Bilin ki) Allah, tevbeleri kabul eden ve acıyandır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Ey iman edenler! Zandan çok sakınınız. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin ayıplarını araştırmayınız. Birbirinizin arkasından gıybet etmeyiniz. Sizden biri, ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bakın, bundan tiksindiniz. Allah'a saygı duyunuz. Şüphesiz Allah tövbeleri kabul edendir; merhamet sahibidir.
Besim Atalay
swap_vert close
Ey inanmış olanlar! Zanların birçoğundan kaçınız, zanların birtakımı günahtır, gizli işlerinizi araştırmayın, birbiriniz hakkında koğuculuk yapmayın, sizler ister misiniz ki, ölü bir kardeşin etini yemek? imdi, bundan iğrenirsiniz, Allahtan sakınınız, Allah bağışlayıcı, Allah yarlıgayıcı
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ey inananlar! Zannın birçoğundan sakının! Çünkü zannın bir kısmı günahtır (farkında olmadan günaha girmiş olursunuz)! Birbirinizin gizli yönlerini araştırmayın ve arkanızdan birbirinizi çekiştirmeye kalkışmayın! Aranızdan, hiç ölmüş kardeşinin etini yemek isteyen kimse çıkar mı? Hayır, siz ondan tiksinirsiniz. Bu konularda Allah'a karşı gelmekten sakının! Şüphesiz Allah, kendisine yönelenlerin tevbelerini çok kabul edendir (ve bu şekilde tevbe ile Kendisine yönelen kullarına karşı da) çok merhametlidir.
Bkz. 17/36“Zanda bulunmak”, insanlar hakkında ön yargılı, mesnetsiz, tahminen ve evhama dayanarak suçlamada bulunmak ve buna göre cezalandırmaya kalkışmaktır. Yani su-i zan ederek insanları yargılamaktır.Bu âyette hitap doğrudan mü’minlere yapılmaktadır. Ama burada sıralanan yasakların tamamı Müslümanların hayatında en çok bulunan kötülüklerdendir. Bu da Müslümanların Kur’an ahlakından ne kadar uzak yaşadığını göstermeye yeter. Ayetin içindeki “Bu konuda Allah’a karşı gelmekten sakının!” uyarısı, “eğer bu günahları işlerseniz Allah’a karşı gelmiş olursunuz” demektir. Bir taraftan beş vakit namazda Allah’ın huzuruna çıkıp sadece O’na kulluk edeceğine ve O’na asla karşı gelmeyeceğine dair söz vereceksin, diğer taraftan da bu kötülüklerle sadece bir günde onlarca defa O’na karşı geleceksin. İşte imanla küfür arasındaki çizgide yaşamak böyle bir şeydir.  
Cemil Said
swap_vert close
Ey mü’minler sû-i zanda bulunmakdan ictinâb idiniz ba’zı sû-i zan vardır ki günâhdır. Biri birinizi tecessüs itmeyiniz ve biri biriniz içün fenâ söylemeyiniz. Ölmüş birâderinin etini kim yimek ister? Bundan ikrâh idersiniz değil mi? Öyle ise Allâh’dan korkunuz Allâh tevbeyi kabûl ider, rahîmdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ey inananlar! Zannın çoğundan sakının, zira zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin suçunu araştırmayın; kimse kimseyi çekiştirmesin; hangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır? Ondan tiksinirsiniz; Allah'tan sakının, şüphesiz Allah tevbeleri daima kabul edendir, acıyandır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının; çünkü bazı zanlar günahtır. Gizlilikleri araştırmayın, birbirinizin gıybetini yapmayın; herhangi biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Tabii ki bundan tiksinir! Allah’a itaatsizlikten de sakının. Allah tövbeleri çokça kabul etmektedir, rahmeti sonsuzdur.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.  
 Zandan kaçınmamız, kusur araştırıp ayıpları deşmememiz ve gıybet etmememiz istenmiştir. Çekiştirilen kimsede, anlatılan kusur bulunsa bile, bunun anlatılmasının caiz olmadığı Hz. Peygamber tarafından açıklanmıştır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Ey inananlar, zandan tümüyle sakının, çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin gizli şeylerini araştırmayın ve birbirinizi arkadan çekiştirmeyin. Ölü kardeşinizin etini yemekten hoşlanır mısınız? Elbette ondan iğrenirsiniz. ALLAH'ı dinleyin. ALLAH tevbeleri kabul edendir, Rahimdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ey o bütün iyman edenler! Zannın bir çoğundan çekinin çünkü zannın ba'zısı vebaldir, tecessüs de etmeyin, ba'zınız ba'zınızı gıybet de etmesin, hiç arzu eder mi ki biriniz kardeşinin ölü halinde etini yesin? Demek tiksindiniz! O halde Allaha korunun, çünkü Allah tevvabdır, rahîmdir
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ey îmân edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Sizden herhangi biriniz, ölmüş bir kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz (değil mi?) (Tövbe edin ve) Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeleri çokça kabul edendir, çok merhamet edendir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ey inananlar! Zannın birçoğundan sakının. Kuşkusuz bazı zanlar günahtır. Birbirinizin kusurlarını araştırmayın. Bir kısmınız, bir kısmınızın gıybetini¹ yapmasın. Hiç sizden biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Elbette ondan tiksinirsiniz. Öyleyse Allah'a karşı takva sahibi olun. Kuşkusuz Allah, Tevbeleri Kabul Eden'dir, Rahmeti Kesintisiz'dir.
1- Gıybetten kasıt, “dedi kodu yapmak, bir kimsenin arkasından konuşmak değildir. Gıybet, “gaybe” ait bir konuda, yani bir kimsenin bilmediği bir konuda yargıda bulunması, biliyormuş gibi konuşmasıdır.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Ey îman edenler, zannın bir çoğundan kaçının. Çünkü ba'zı zan (vardır ki) günahdır. Birbirinizin kusurunu araşdırmayın. Kiminiz de kiminizi arkasından çekişdirmesin. Sizden her hangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekden hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allahdan korkun. Çünkü Allah tevbeleri kabul edendir, çok esirgeyicidir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ey îmân edenler! Zannın çoğundan sakının! Şübhesiz ki zannın bazısı günahtır;(birbirinizin kusûrunu inceden inceye) araştırmayın; bazınız, bazınızı gıybet etmesin! Sizden bir kimse, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı?(1) İşte bundan tiksindiniz! O hâlde Allah'dan sakının! Şübhe yok ki Allah, Tevvâb (tevbeleri çok kabûl eden)dir, Rahîm (çok merhamet eden)dir.
(1)“Gıybet (dedikodu), ehl-i adâvet ve hased ve inadın (kindâr, kıskanç ve inadçıların) en çok isti‘mâl ettikleri (kullandıkları) alçak bir silâhtır. İzzet-i nefis sâhibi, bu pis silâha tenezzül edip isti‘mâl etmez. (...) Gıybet odur ki: Gıybet edilen adam hâzır olsa idi ve işitse idi, kerâhet edip (hoşlanmayıp) darılacaktı. Eğer doğru dese, zâten gıybettir. Eğer yalan dese; hem gıybet, hem iftirâdır. İki katlı çirkin bir günahtır. Gıybet, mahsus (husûsî) birkaç maddede câiz olabilir: Birisi: Şekvâ (şikâyet) sûretinde bir vazîfedar adama der, tâ yardım edip o münkeri (çirkin şeyi), o kabâhati ondan izâle etsin ve hakkını ondan alsın. Birisi de: Bir adam onunla teşrîk-i mesâî etmek (berâber çalışmak) ister. Senin ile meşveret eder (danışır). Sen de sırf maslahat (faydalı olmak) için garazsız olarak (düşmanlık taşımadan), meşveretin hakkını edâ etmek için desen: ‘Onun ile teşrîk-i mesâî etme. Çünki zarar göreceksin.’ Birisi de: Maksadı, tahkir ve teşhir (i‘lân) değil; belki maksadı, ta‘rîf ve tanıttırmak için dese: ‘O topal ve serseri adam filan yere gitti.’ Birisi de: O gıybet edilen adam fâsık-ı mütecâhirdir. Yani fenâlıktan sıkılmıyor, belki işlediği seyyiâtla (günahlarla) iftihâr ediyor; zulmü ile telezzüz ediyor, sıkılmayarak âşikâre bir sûrette işliyor. İşte bu mahsus maddelerde garazsız ve sırf hak ve maslahat için gıybet câiz olabilir. Yoksa gıybet, nasıl ateş odunu yer bitirir; gıybet dahi a‘mâl-i sâlihayı (sâlih amelleri) yer bitirir.” (Mektûbât, 22. Mektûb, 102-103)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ey inanmış olanlar! Zandan (sağlam bilgiye dayanmayan düşüncelerden) çok sakınınız. Şüphesiz zannın bir kısmı (büyük bir) günahtır. Tecessüs de yapmayın (birbirinizin mahremiyetlerini, gizli ve ayıp yönlerini araştırmayınız). Birbirinizin arkasından gıybet etmeyiniz. Sizden biri, ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bakın, bundan tiksindiniz. Ve Allah’tan (onun emirlerine muhalefet etmekten) sakının. Şüphesiz Allah tövbeleri çok kabul edendir; (çok) merhamet edendir.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Ey İman edenler! Çok zan yapmaktan kaçının. Zira bazı zanlar vardır ki günahtır. Birbirinizin ayıplarını aramayın ve yokluğunda birbirinizi çekiştirmeyin. İçinizden birisi ölü kardeşinizin etini yemeyi sever mi? Bunu yapmayı sevmediniz değil mi? O halde Allah’dan korunun, Allah tövbeleri en çok kabul eden ve merhametli olandır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ey inanan kimseler! Kuruntuların çoğundan sakının. Çünkü kuruntuların bir kısmı günahtır da. Sinsilik etmeyin. Biribirinizi çekiştirmeyin de. Hangi biriniz ölü kardeşinizin etini yemek ister? Öyleyse tiksinin artık bundan. Allah’tan sakının. İşte Allah tövbeleri onayıcıdır, esirgeyicidir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Mü/minler! Zanların çoğundan çekinin, çünkü zanların bazısı [¹] günahtır. Gizli şeyleri araştırmayın, birbirinizin ardından söz söylemeyin, biriniz ölü kardeşinin etini yemesini ister mi? İşte bak, ondan iğrendiniz [²], Allah/tan sakının, Allah tövbeleri kabul eder, merhamet eyler.
[1] Hayır sahibine sui zan etmek gibi.[2] Yâni ona böyle bir şey teklif olunsa ondan iğrenir.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Ey inananlar! Zandan çok sakınınız. Muhakkak ki bazı zanlar günahtır [ism]. Birbirlerinizin gizli/mahrem hâllerini araştırmayınız ve birbirinizin gıybetini/dedikodusunu⁴ etmeyiniz. Sizden biriniz ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? Bak hemen tiksindiniz! Allah’a karşı sorumluluk bilincinde olunuz. Muhakkak ki Allah Tevvâb’dır, Rahîm’dir.
4 “Hz. Peygamber şöyle buyurdu: Gıybet, din kardeşini hoşlanmadığı bir şeyle anmandır. Eğer o söylediğin şey kardeşinde varsa gıybet etmiş, şayet yoksa ona iftira etmiş olursun.” (Müslim, Birr, 70; Tirmizî, Birr, 23; Ebu Davud, Edeb, 35).  
Kadri Çelik
swap_vert close
Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan sakının; çünkü zannın bir kısmı günahtır. Tecessüs etmeyin (birbirinizin gizli yönlerini araştırmayın). Kiminiz de kiminizin gıybetini yapıp arkasından çekiştirmesin. Sizden biriniz ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? İşte bundan iğrenip tiksindiniz. Allah'tan korkup sakının. Hiç şüphesiz Allah, tevbeleri kabul edendir, çok esirgeyendir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey iman edenler! Aşırı zandan kaçının; çünküzannın bir kısmı günahtır. Günah olan zan, asılsız tahminlere, evhamlara dayanarak insanları suçlamak veya cezalandırmaya kalkışmaktır. O hâlde, ne kadar çok zanla hareket ederseniz, yanılıp günaha girme ihtimaliniz de o derece artacaktır. Bir de, evleneceği kişinin durumunu araştırma veya büyük suçluları takip etme gibi meşrû bir sebebe dayanmadıkça, birbirinizin mahrem yönlerini araştırmayın ve olası bir haksızlığı engellemek amacıyla evlilik, iş ortaklığı ve benzeri konularda taraflara önbilgi vererek uyarma veya şâhitlik yapma durumu hariç, lüzumsuz yere insanların kusurlarını sayıp dökerek birbirinizi arkadan çekiştirmeyin. Hiçbiriniz, bir başkasının arkasından onun hoşlanmayacağı sözler söylemesin. İçinizden hanginiz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır? İşte bundan tiksindiniz değil mi? Oysa gıybet, bundan daha tiksinti verici bir günahtır! Öyleyse, Allah’tan gelen ilkeleri çiğnememe konusunda son derece titiz ve dikkatli davranın, dürüst ve erdemlice bir hayat sürerek kötülüğün her çeşidinden sakının! Allah’ın rahmetinden de hiçbir zaman ümidinizi kesmeyin! Doğrusu Allah, içtenlikle yapılan bütün tövbeleri kabul edendir, çok ama çok merhametlidir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Ey iman edenler! Zann’ın birçoğundan kaçının! Zann’ın bir kısmı, günahtır. Birbirinizin gizlisini araştırıp tecessüs etmeyin! Birbirinizi çekiştirmeyin! Hiçbiriniz kardeşinin ölü etini yemeyi sever mi? Elbette bunu sevmediniz. Allah’tan sakınıp korunun! Allah, rahîm tevvâbtır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sevgili müminler! Aşırı kuşkucu olmayın. Çünkü bazı kuşkular suçtur: Meselâ kişisel gizleri merak etmeyin. Birbirinizi yokluğunda çekiştirmeyin. Kim kardeşinin ölü etini yemek ister. Herhalde istemezsiniz. Allah'a karşı kendinizi sağlama alın. Çünkü Allah, af için yalvarılara dayanamaz…
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ey iman edenler! Hakkında kesin bilginiz olamayan konularda, yorumlarınızla zanda bulunmaktan sakının! Unutmayın ki zannın çoğunluğu sizi Allah’ın yolundan saptırır. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Bilin ki Allah’ın açıkladığı konularda zan olmaz. Allah’ın bildirmediği gayp hakkında zan olmaz! Birbirinizin kusurlarını, mahremiyetlerini araştırmayın! Birbirinizin gıybetini yapmayın! Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Kardeşinizin ölü etinden söz edince tiksindiniz değil mi? Kardeşlerinizin gıybetini yapmak kardeşinizin ölü etini yemek gibidir. Sakın biz iftira etmiyoruz gerçekleri konuşuyoruz diyerek yaptığınız gıybete bahane bulmayın! Eğer sizin konuşmalarınız kardeşinizi incitecekse; konuştuğunuz şeyler gerçek de olsa gıybettir. Kardeşlerinizle ilgili söylemeniz gereken bir şey varsa; gidin kendisine söyleyin ki, yararı olsun! Allah’ın yasalarına uyun! Allah’a karşı gelmekten sakının! Bilerek bilmeyerek yaptığınız hatalardan dolayı Allah’a tövbe edin! Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul eden, çok merhamet edendir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Ey iman edenler! Zandan [*]çok kaçının! [*] Şüphesiz ki zannın bir kısmı günahtır. [*] Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin! Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Bundan tiksindiniz (değil mi?). Allah’a karşı [takvâ]lı (duyarlı) olun! Şüphesiz ki Allah tevbeyi çok kabul edendir, çok merhametlidir.
[Zann], sağlam bilgiye dayanmayan düşüncedir. [Gıybet], bir kişinin yüzüne söylenemeyecek bir sözü arkasından söylemektir. [Tecessüs] ise bir kişinin gizlide kalması gereken hâllerini ortaya çıkarma çabasıdır ki bütün bunlar Yüce Allah tarafından şiddetle yasaklanmaktadır. Çünkü bu üç konu müslümanların toplumsal hayatında uzak durmaları gereken en önemli noktaları içermektedir.,Bu cümlenin, “Ey iman edenler! zannın çoğundan kaçının!” şeklinde tercüme edilmesi sorunludur.,Burada zannın günah (haram) olmayan kısmının bulunduğuna işaret edilir ki bu da başkalarıyla değil, kişinin kendisiyle ilgili bazı konulara dair düşünceleridir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Ey îman edenler, zandan¹ çok kaçının; zîrâ zannın bir kısmı günâhtır.² Birbirinizin gizli yönlerini araştırmayın.³ Kiminiz de kiminizin gıybetini⁴ yapmasın. Sizden biriniz hiç ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? (Bak, nasıl da) tiksindiniz. Allah’tan korkun. Hiç şüphesiz Allah tevbeleri kabul edendir, çok esirgeyendir.
1 Zan: Kelime olarak, sanmak ve tahmin etmek demektir. Terim olarak ise, bir kimse hakkında hiçbir bilgi ve delil bulunmayan bir şeyi doğruymuş gibi kötülükle töhmet altına alarak söylemektir. Bu ayette Rabbimiz: “Ey îman edenler, zandan çok kaçının; zîrâ zannın bir kısmı günâhtır…” buyurmaktadır. Âyetin bu bölümü, “Ey îman edenler, zannın pek çoğundan kaçının” diye tercüme edilebilirse de; bazı zanlardan sakınmamayı ifade ettiği için çok da doğru olmayabilir. Peygamber (s.a.v) de: “Zandan sakının. Şüphesiz zan sözün en yalan olanıdır.” buyurmuştur. Buraya kadarı kişilerle ilgili olan zandır. Bir de; Allah’ın dinini ucuza satma yolunda yapılan ve; “bana göre …” diye başlayan zanlar vardır ki bu zanlar daha da tehlikelidir. Zira Rabbimiz: “Onların birçoğu zandan başka bir şeye uymaz. Hâlbuki zan, Hak’tan hiçbir şeyin yerini tutmaz. Muhakkak ki, onların ne yaptıklarını Allah çok iyi bilir.” (Yunus: 36) buyurmaktadır. Bk. (Âlu İmran: 188)2 Bu bölüm, “Ey îman edenler, zannın pek çoğundan kaçının zîrâ zannın bir kısmı günâhtır.” diye de tercüme edilebilir. İsm: Sonunda üzerine ceza gereken günahtır. Çünkü zan, ihtimal üzere bir hüküm olduğundan bir kısmı hakka hiç isabet etmez. Etmeyince de başkasının hakkı olan hususta o şahsın aleyhine hüküm, bühtan, iftira ve vebal oluşur. Zannın bazısı günah olunca da böyle bir vebal ve zarara düşmemek için çekinmek ve hangi çeşit zandan olduğunu düşünmek üzere onun birçoğundan sakınmak lâzım gelir. Yasaklanan çirkinliklerden birçoğu da böyle zanlardan meydana gelir. Gerçi zannın hepsi günah değildir. Allah’a ve mü’minler’e “hüsn-i zann” gibi vâcib olan zann da vardır. Hüsn-i zann imandandır. Bazılarının ğaybî konulara taş atarak ortaya attıkları “nev zuhur” saçmalıklar buna girer. Burada ma’rife olarak (كَث۪يرَ الظَّنِّ) denilmeyip de nekra olarak (كَث۪يرًا مِنَ الظَّنِّ) buyurulmasının nüktesinde de Zemahşerî: “Bunun nekra gelmesi baziyyet manasını ifade etmek ve zanların içinde tayin olmaksızın genel olarak sakınılması vâcib olanlar bulunduğunu işaret eylemek içindir. Yani herkes hak ve bâtılı iyice araştırmadan zanna cüret etmesin, Allah’tan korksun. Eğer ma’rife getirilse idi zandan sakınma emri az bir zanna değil çok olan zanna sıfat imiş ve sakınılması gereken zan çoklukla muttasıf olan zan olup az olan zanna ruhsat var imiş gibi anlaşılabilirdi. Binâenaleyh bilinmeyen bir adama hüsn-i zan, vâcib olmasa bile sû-i zan da câiz olmaz. Lâkin fasıklığı ile tanınan kimselere sü-i zan haram olmaz” demiştir.3 Tecessüs: Hastalığı sağlığı anlamak için nabız yoklamak, dikkat ve gayretle haber araştırmak anlamlarına gelir. Terim anlamı ise bir kimsenin ayıbını araştırmak, casusluk yapmak demektir. Yani mü’minlerin eksikliklerini bulacağız, açık delil ve işaretler elde ederek zan veya yakîn meydana getireceğiz diye casus gibi inceden inceye yoklayıp araştırmayın da görünene bakın, Allah’ın örttüğünü örtün. Bir hadîs-i şerifte: “Müslümanların ayıplarını araştırmayın. Zira her kim Müslümanların ayıplarını araştırırsa, Allah da onun ayıbını takip eder, nihâyet evinin içinde bile onu rezil-rüsva eyler” buyurulmuştur. Rivayet olunur ki: Hz. Ömer Medine’de geceleyin gezerdi. Bir gece bir evde şarkı söyleyen bir adamın sesini işitince, duvardan atlayarak içeri girdi. Baktı ki yanında bir kadın bir de şarap var. Adama: “Ey Allah’ın düşmanı! Sen günah işleyeceksin de Allah senin günahını örtecek mi sandın?” dedi. Adam: “Sen de acele etme, ey mü’min-lerin emiri! Ben bir günah yaptım ise, sen üç hususta günah işledin. Allah, tecessüs etmeyin buyurdu, sen tecessüs ettin. Allah, evlere kapılarından girin dedi, sen duvardan atladın. Allah, evlere izin alarak ve selam vererek girin dedi, sen benim evime izinsiz girdin” deyince Hz. Ömer: “Şimdi ben seni affedersem sen de beni affeder misin?” dedi. O da: “Evet” dedi. Bundan sonra Hz. Ömer o adamı o halde bırakarak evden çıktı gitti. 4 Gıybet: Bir kimsenin arkasından hoşlanmayacağı bir şey söylemektir. Peygamber (s.a.v) “gıybet kardeşini hoşlanmayacağı bir şey ile anmandır. Eğer söylediğin onda varsa gıybet etmiş olursun, yoksa ona iftira etmiş olursun” buyurdu. (Neseî, Tirmizî, Müslim, Ebû Dâvud) Ancak; kötülüğe engel olmak, sakındırmak ve tarif için o şahsı küçümseyici olmamak şartıyla fiskını ve zulmünü anarak arkasından konuşmak gıybet olmaz. Gıybet üç çeşittir. 1. Gıybet edip de, “ben gıybet etmiyorum onda olanı söylüyorum” demektir. Bu, kesinlikle haramı helâl saymak olduğu için küfürdür. 2. Gıybet edip gıybetin başkalarına ulaşmasıdır. Bu günahtır, helalleşmedikçe tövbe ile kurtulunamaz. Çünkü kul hakkı teallûk etmiştir. 3. Sahibine ulaşmayan gıybettir. Bu hem kendisine ve hem gıybet ettiği kimseye istiğfar ederek tövbe etmekle affolunabilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Siz ey imana ermiş olanlar! [Birbiriniz hakkında] yersiz zanda bulunmaktan kaçının; ¹⁴ çünkü [bu şekildeki] zannın bir kısmı [da] günahtır; birbirinizin gizli yönlerini araştırmayın, ve arkanızdan birbirinizi çekiştirmeye kalkışmayın. Aranızdan, hiç ölmüş kardeşinin etini yemek isteyen kimse çıkar mı? Hayır, siz ondan iğrenirsiniz! Ve Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun. Şüphesiz Allah, tevbeleri kabul edendir, rahmet kaynağıdır!
14 Yani, başka bir kişinin davranış motifleri hakkında temelsiz kuşkulara yol açabilecek bir zan: bkz. 24:19, not 22.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ey iman edenler! Zandan/insanlar hakkında mesnetsiz ve tahmini bilgiye dayalı hüküm vermekten kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. İnsanların gizli hallerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini de yapmayın. Sizden biri ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Bundan tiksindiniz değil mi? Öyleyse bu konularda duyarlı olun. Hiç kuşku yok ki Allah tövbeleri kabul eden sınırsız bir rahmet kaynağıdır. 10/36, 49/11
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Siz ey iman edenler! (Birbiriniz hakkında kötü) zandan şiddetle kaçının![⁴⁶⁴⁵] Unutmayın ki zannın bir kısmı ağır bir vebaldir![⁴⁶⁴⁶] Birbirinizin gizli saklısını da asla araştırmayın[⁴⁶⁴⁷] ve birbirinizin gıybetini etmeyin! İçinizde ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanan biri var mı? Bakın, tiksindiniz işte![⁴⁶⁴⁸] Sözün özü: Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincine varın! Kuşkusuz Allah tevbeleri kabul edendir, kullarına merhametlidir.
[4645] Minin beyaniyye anlamıyla. Zanndaki belirlilik çeviriye “kötü” karşılığıyla yansımıştır. Kötü zan (suizan) kalbin bedduasıdır. Suizanna ayarlı olanlar, başkalarında kendilerini görürler. Birine suizanla yaklaşmak, aslında “Ben onun yerinde olsam böyle yapardım” itirafıdır. Bilginin hakikate nisbeti dörttür: Vehm, şekk, zann, yakîn. 1) Vehm: Hakikatten hiçbir payı yoktur, serapa asılsızdır. Fakat olmayan şey varmış gibi vehmedildiği için, sahte bir nisbetten, yani kurgusal bir nisbetten söz edilebilir. Fakat bu en küçük bir gerçeğe tekabül etmez. 2) Şekk: Hakikate ve yalana nisbeti eşittir. Tam ortada durur. 3) Zan: Hakikate nisbeti yalana, nisbetinden daha yakındır. Fakat zan bilginin hakikate nisbetini ifade eden kavramlar arasında en muğlak ve en tehlikeli olandır. Zira yakine benzerliğinden dolayı pirincin içindeki beyaz taştır. Bu yüzden Kur’an, zannın “günah” olan bir türü olduğunu, ama hiçbir türünün hakkın yerini tutmayacağını (10:36) söyler. Doğruya isabet eden tahmin ile elde edilen bilgi, ‘ilme’ değil ‘irfana’ tekabül eder. Bu yüzden Allah’a “ârif” denmez, ama “âlim” denir. 4) Yakîn: Hakikate nisbeti yüzde yüzdür. Üç kısımdır: İlme’l-yakin, ayne’l-yakin, hakka’l-yakin. İlki bilgiyle, ikincisi gözlemle, sonuncusu yaşayarak elde edilir. [4646] “Geri bırakmak, hız kesmek” anlamına gelen ism, müeyyide gerektiren günah için kullanılır (25:68). Bir hadiste “saf iyiliğin” zıddı “kökten kötülük” olarak yer almıştır (İbn Hanbel). Suî zandan hesap sorulur. Zira suizan yamuk bakıştır. Yamuk bakan, baktığını doğru göremez. [4647] Ve: Açık aramayın! Başkalarının ayıplarını ortaya serenin, kendi ayıplarını da Allah ortaya serer. [4648] Zımnen: Gıybet ahlâkî yamyamlıktır. Bu yamyamlık türü, eti yenilenden daha çok başkalarının etini yiyen gıybet hastalarına zarar verir. İnsanın kendisiyle ve başkalarıyla ilişkisini çürütür.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ey iman edenler, zannın bir çoğundan kaçının, çünkü bazı zan günahtır. (Bir din kardeşi hakkında gerçek dışı bir zanda bulunmak doğru değildir.) Birbirinizin kusurunu araştırmayın, biriniz diğerinin arkasından çekiştirmesin. Hiç kimse ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? (bu örnekten) Tiksindiniz değil mi? O halde Allah'tan korkun, şüphe yok ki Allah, çok bağışlayandır ve çok merhametli olandır!
Osman Fırat
swap_vert close
Ey iman edenler! Zannın birçoğundan şakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten şakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ey imân edenler! Çokça zannetmekten kaçınınız. Şüphe yok ki, zannın bâzısı günahtır ve araştırmakta bulunmayınız ve bazınız bazınızı gıybet etmeyiniz. Sizden biriniz ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? (Bilakis) Onu kerih görmüş olursunuz. Artık Allah'tan korkunuz, şüphe yok ki, Allah Teâlâ tevbeleri kabul edicidir, çok esirgeyicidir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ey iman edenler! Zandan çok sakının. Çünkü zanların bir kısmı günahtır. Birbirinizin gizli hallerini araştırmayın. Kiminiz kiminizi gıybet etmesin. Hiç sizden biriniz ölmüş kardeşinin cesedini dişlemekten hoşlanır mı? İşte bundan hemen tiksindiniz! Öyleyse Allah'ın azabından korkun da bu çirkin işten kendinizi koruyun. Allah tevvabdır, rahîmdir (tövbeleri kabul eder, merhamet ve ihsanı boldur).
Zannın çeşitleri vardır. Hüsnüzan kısmı makbul olup müminin Allah, Resulü, müminler ve aksine sebep olmadıkça bütün insanlar hakkında bu zannı beslemesi gerekir. Bazen başka çare kalmayınca zanna dayanarak hüküm verme ihtiyacı olur. Günah olan kısım ise, insanlar hakkında haksız yere suizan besleyip onlar hakkında iyi tarafa değil de kötü tarafa yorumlar yapmaktır. Tecessüs, insanların gizli hallerini araştırmak, keza onların gıybetini yapmak da bu âyetle şiddetle yasaklanmıştır. Gizli halleri araştırmak fertlere olduğu gibi devlet yetkililerine de haramdır. “İdareci, halkın mahrem ve gizli hallerini araştırırsa onların ahlâkını ve düzenlerini bozar.” (hadis-i şerif).  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ey inananlar, zandan çok sakının. Zira zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin gizli şeylerini araştırmayın; biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemeği sever mi? İşte bundan iğrendiniz. O halde Allah'tan korkun, şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul eden, çok esirgeyendir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ey mü'minler! Zâlimlerin bir çoğundan ictinâb idin. Zîrâ ba'zı zan günâhdır. Ahvâl-i halkı arayub taramayın (câsûsluk itmeyin) Ba'zınız ba'zınıza gıybet itmeyin (arkasından fenâ sözler söylemeyin) Sizden biriniz ölmüş kardaşının etini yimeği ister mi? Belki o size teklîf olunsa ondan ikrâh idersiniz. (Gıybet ölü eti yimek gibidir.) Allâh'dan ittikâ idin. Tahkîk Allâh tevbe idenlerin tevbesini kabûl ider rahîmdir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ey inanıp güvenenler! Varsayımların (zanların[1]) çoğundan kaçının. Bazı varsayımlar kişiyi doğrulardan uzaklaştırır[2]. Kimsede kusur aramayın; birbirinizi arkadan çekiştirmeyin[3]. Hanginiz ölü kardeşinizin etini yemek ister ki! Bundan tiksinirsiniz. Allah’tan çekinin; Allah dönüşleri (tevbeleri) kabul eder, ikramı boldur.
[1] "Arapçada zann = ظنّ hem "kesin bilgi" hem de "varsayım" anlamına gelir. Varsayımların oranı kesin bilgiden çok fazla olacağı için, "zannın çoğu" ifadesi bilgiye dayalı olmayan zannı, yani varsayımları ifade eder." [2] Ayetteki إِثْمَ =ism, kişiyi sevaptan yani iyiliklerden ve doğal yapısından uzaklaştıran davranış anlamındadır. (Müfredât). [3] Arkadan çekiştirmeyen olarak çevirdiğimiz kısım "وَلَا يَغْتَب (ve lâ yagteb)"tir. "Gıybet etmeyiniz", "Yokluğunda çekiştirmeyiniz" manasına gelir. Ayetin başında varsayım(zan,sanı) ayrıca yasaklandığından, bu kısımda yasaklanan şeyin, varsayım olmamasına(gerçek olmasına) rağmen kişinin yokluğunda, kötü hal ve davranışları hakkında konuşmak, olduğu anlaşılmaktadır. Yani ister gerçek ister varsayım olsun kişinin arkasından konuşmak yasaklanmıştır.  
Şaban Piriş
swap_vert close
-Ey iman edenler! Aşırı şüpheden kaçının, çünkü bir kısım şüphe günahtır. Birbirinizin gizlisini araştırmayın. Birbirinizi çekiştirmeyin. Biriniz, ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? Bundan tiksindiniz değil mi? Allah'tan korkun, kuşkusuz Allah, tevbeleri kabul eden ve merhamet edendir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Ey iman edenler! Zannın birçoğundan(1) sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın.(2) Sizden biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. Allah'tan korkun. Muhakkak ki Allah tevbeleri kabul edici ve merhamet edicidir.
(1) İnsanlar hakkında kötü zan beslemek.(2) “Gıybet, din kardeşini hoşlanmadığın birşeyle anmandır. Eğer o söylenen şey kardeşinde varsa gıybet etmiş, yoksa iftira etmiş olursun.” (Müslim, Birr: 70.)  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ey iman edenler! Zandan çok sakının! Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Sinsi casuslar gibi ayıp aramayın! Gıybet ederek biriniz ötekini arkasından çekiştirmesin! Sizden biri, ölmüş kardeşinin etini yemek ister mi? Bakın bundan iğrendiniz. Allah'tan sakının! Hiç kuşkusuz, Allah tövbeleri çok kabul eden, rahmeti sonsuz olandır.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
iy anlar kim įmān getürdiler! ıraķ olun çoķdan gümānden bayıķ bir nice gümān yazuķdur. daħı istemeñ ķardaşuñuz 'aybın. daħı ġaybat eylemesün bir niceñüz bir niceye. iy sever mi birüñüz kim yiye ķarındaşı etini ölüle? daħı kerih gördüñüz anı. daħı ķorķuñ Tañrı’dan bayıķ Tañrı tevbe viricidür raḥmet ķılıcı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
İy mü’minler, ıraḳ oluñuz çoḳ ẓan eylemekden. Taḥḳīḳ ẓannuñ ba‘żısı günāhdur. Daḫı biri birüñüz ġaybını aramañuz ve biri birüñüz ardınca söyle‐meñüz. Hīç sever mi sizüñ birüñüz ki yiye ḳarındaşı etini ölmiş‐iken. Sizanı sevmezsiz. Tañrı Ta‘ālādan ḳorḳuñuz. Tañrı Ta‘ālā tevbe viricidür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Ey iman gətirənlər! Çox zənnə-gümana qapılmaqdan çəkinin. Şübhəsiz ki, zənnin bə’zisi (heç bir əsası olmayan zənn) günahdır. (Bir-birinizin eyibini, sirrini) arayıb axtarmayın, bir-birinizin qeybətini qırmayın! Sizdən biriniz ölmüş qardaşının ətini yeməyə razı olarmı?! Bu sizdə ikrah hissi oyadar (qeybət də belədir). Allahdan qorxun. Həqiqətən, Allah tövbələri qəbul edəndir, rəhmlidir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
O ye who believe! Shun much suspicion; for lo! some suspicion is a crime. And spy not, neither backbite one another. Would one of you love to eat the flesh of his dead brother? Ye abhor that (so abhor the other)! And keep your duty (to Allah). Lo! Allah is Relenting, Merciful.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
O ye who believe! Avoid suspicion as much(4931) (as possible): for suspicion in some cases is a sin: And spy not on each other behind their backs. Would any of you like to eat the flesh of his dead(4932) brother? Nay, ye would abhor it...But fear Allah. For Allah is Oft-Returning, Most Merciful.
4931 Most kinds of suspicion are baseless and to be avoided, and some are crimes in themselves: for they do cruel injustice to innocent men and women. Spying, or enquiring too curiously into other people's affairs, means either idle curiosity, and is therefore futile, or suspicion carried a stage further, which almost amounts to sin. Back-biting also is a brood of the same genus. It may be either futile but all the same mischievous, or it may be poisoned with malice, in which case it is a sin added to sin. 4932 No one would like even to think of such an abomination as eating the flesh of his brother. But when the brother is dead, and the flesh is carrion, abomination is added to abomination. In the same way we are asked to refrain from hurting people's feelings when they are present; how much worse is it when we say things, true or false, when they are absent!  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
يَٓا اَيُّهَا
ey
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
اٰمَنُوا
iman ettiler
اجْتَنِبُوا
kaçının
كَث۪يراً
çok
مِنَ الظَّنِّۘ
zandan
اِنَّ
şüp- hesiz
بَعْضَ
bazısı
الظَّنِّ
zannın
اِثْمٌ
günahtır
وَلَا تَجَسَّسُوا
ve araştırmayın
وَلَا يَغْتَبْ
ve gıybet etmesin
بَعْضُكُمْ
bazınız
بَعْضاًۜ
bazısını
اَيُحِبُّ
hoşlanır mı
اَحَدُكُمْ
sizden bir kimse
اَنْ يَاْكُلَ
yemesinden
لَحْمَ
etini
اَخ۪يهِ
kardeşinin
مَيْتاً
ölmüş
فَكَرِهْتُمُوهُۜ
işte ondan tiksindiniz
وَاتَّقُوا
ve takvâlı olun
اللّٰهَۜ
Allah'a karşı
اِنَّ
muhak- kak
اللّٰهَ
Allah
تَـوَّابٌ
Tevvâb'tır
رَح۪يمٌ
Rahîm'dir
Ey iman (ettiğini iddia) edenler! Zannın çoğundan kaçının; çünkü zannın bazısı (yani kötü zan) günahtır. (Birbirinizin kusurlarını ve günahlarını) Araştır(ıp casusluk yap)mayın! Birbirinizin gıybetini de yapmayın! Sizden biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Bundan tiksindiniz (değil mi)! O hâlde Allah'a karşı takvâ sahibi olun (kulluk sorumluluğunuzu bilip yerine getirmeye çalışın)! Muhakkak ki Allah Tevvâb'tır, Rahîm'dir (tövbeleri, kendisine dönenlerin dönüşünü kabul eden, isimlerinde ve fiillerinde her zaman rahmeti tecelli edendir).
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
اَيُّهَا
Edat
اَيُّهَا
Ey! (Bir hitap biçimidir)
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
اِجْتَنَبَ
Fiil-VIII
ج ن ب
Kaçındı, sakındı
كَثِير
İsim
ك ث ر
Çok, pek çok, çokça
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
ظَنٌّ
İsim
ظ ن ن
Zannetme
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
بَعْض
İsim
ب ع ض
Bazı, bir kısmı
ظَنٌّ
İsim
ظ ن ن
Zannetme
اِثْم
İsim
ا ث م
Günah, suç, kusur
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
تَجَسَّسَ
Fiil-V
ج س س
Araştırdı
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اِغْتَابَ
Fiil-VIII
غ ي ب
Gıybet etti
بَعْض
İsim
ب ع ض
Bazı, bir kısmı
اَحَبَّ
Fiil-IV
ح ب ب
Sevdi, hoşlandı
اَحَد
İsim
ا ح د
Bir tek, bir
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
اَكَلَ
Fiil-I
ا ك ل
(Yemek) Yedi
لَحْم
İsim
ل ح م
Et
اَخ
İsim
ا خ و
Erkek kardeş, kardeş
مَيْت
İsim
م و ت
Ölü
كَرِهَ
Fiil-I
ك ر ه
Hoşlanmadı, kerih gördü, tiksindi
اِتَّقٰى
Fiil-VIII
و ق ي
Takvâ sahibi oldu, sakındı, korundu, korktu
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
تَوَّاب
Etken fiil
ت و ب
Tevvâb (Allah'ın esması, ismidir. Tövbeleri, kendisine dönenlerin dönüşünü kabul eden demektir), tövbe eden
رَحِيم
İsim
ر ح م
Rahîm (Allah'ın esması, ismidir. İsimlerinde ve fiillerinde her zaman rahmeti tecelli eden demektir), merhametli