close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Hicr Sûresi 83. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Feeḣażet-humu-ssayhatu musbihîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Sabah çağına erdikleri gibi bir bağırış yüzünden helak olup gittiler.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Derken (intikam gününün) sabah vaktine girdiklerinde, onları o dayanılmaz çığlık (korkunç gök gürültüsü ve şimşek çakması) yakalayıvermişti.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ama sonunda, bir sabah erkenden onları da, hakettikleri azabın gürültüsü apansız yakalayıverdi.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sabah olmak üzereyken, şiddetli bir gürleme halinde âni bir darbe onların işini bitirdi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Derken onları da sabaha vardıkları sırada o çığlık alıverdi.
Ali Bulaç
swap_vert close
Derken, sabah vaktine girdiklerinde, onları o dayanılmaz-çığlık yakalayıverdi.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bunları da o (korkunç) sayha (ses ve gürültü) sabahleyin yakalayıverdi. (gürültü ve zelzele neticesi helâk oldular.)
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Birden sabahleyin bir ses ve patlama, onları yakalayıverdi.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onları da sabaha çıkarlarken o korkunç ses yakaladı.
Besim Atalay
swap_vert close
Onlara tan vakti, bir gürültü gelip çattı
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onları da sabaha girerlerken, (yaptıkları yüzünden) korkunç bir gürültü yakalayıverdi.
Cemil Said
swap_vert close
Sabah oldığı vakit bir furtınaya tutuldılar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Sabaha karşı çığlık onları yakalayıverdi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onları da sabaha çıkarlarken o korkunç uğultulu ses yakalayıverdi.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ama sonunda sabaha girerlerken korkunç ses onları da yakaladı!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onları da sabaha çıkarlarken o korkunç ses yakaladı.
Edip Yüksel
swap_vert close
Sabahleyin onları da o korkunç gürültü yakaladı.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onları da sabahleyin korkunç bir çığlık yakaladı.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bunları da sabahleyin sayha tutuverdi
Emrah Demiryent
swap_vert close
Onları da sabaha girerlerken, (küfürde ısrar etmelerinden ötürü müstahak oldukları üzere) korkunç bir sayhâ yakaladı.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Derken, sabaha karşı korkunç bir ses onları yakaladı.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Derken onları dahi sabaha girdikleri sırada o (korkunç) ses yakalayıverdi.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Onları da sabaha çıkmakta olan kimseler iken, o (korkunç) ses yakaladı.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Derken o korkunç gürültü (volkanik patlama) onları da (o zalim ve azgın halkı da) sabah vaktine girerlerken yakalayıverdi
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sabah olunca onları şiddetli bir ses yakaladı.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Derken, onları gün doğarken bir haykırmadır çarptı.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Sabaha karşı onlar korkunç bir sese giriftar oldular.
İsmail Yakıt
swap_vert close
O korkunç ses [sayha] sabah vakti onları da yakaladı.²³
23 Krş. A’râf, 7/78; Hûd, 11/67  
Kadri Çelik
swap_vert close
Derken, onları sabah vaktine girdiklerinde, o dayanılmaz çığlık yakalayıverdi.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ama bir sabah vakti, kulakları sağır eden korkunçbir gürültü yakalayıverdi onları.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Sabahladıklarında onları Sayha / Yüksek Ses yakaladı.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sabaha karşı kopan, müthiş patlama onları da vurdu.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Kendilerini güvenlik içinde zannederlerken korkunç bir ses yakaladı. Başlarına gelen felaketle yokluğa karıştılar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onları sabaha çıkarlarken o korkunç ses yakalamıştı.
Mehmet Türk
swap_vert close
Derken, onları sabahleyin dayanılmaz bir çığlık yakalayıverdi.
Muhammed Esed
swap_vert close
ama sonunda, (bir) sabah erkenden onları da [hak ettikleri azabın] gürültüsü apansız yakalayıverdi;
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Fakat sabahın ilk ışıklarıyla birlikte korkunç bir çığlık onları yakalayıverdi. 11/67
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
fakat sabahın ilk ışıklarıyla (dehşetli) sayha onları kıskıvrak yakalayıverdi;
Orhan Kuntman
swap_vert close
Derken onları da, sabaha girdikleri sırada o korkunç ses yakalayıverdi.
Osman Fırat
swap_vert close
Onlar sabaha çıkarlarken, o korkunç ses, onları yakalayıverdi.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Sonra onları, sabahladıkları an o sayha yakalamış oldu.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Bir sabah o korkunç ses bastırıverdi onları!
Süleyman Ateş
swap_vert close
Sabaha girerlerken onları da (o) korkunç ses yakaladı.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Sabaha karşı onları sayha aldı ve helâk itdi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onlar da sabaha girerken dehşet bir sesle sarsılmışlardı.
Şaban Piriş
swap_vert close
Sabahladıklarında onları da bir çığlık yakalayıverdi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onları da bir sabah vakti o korkunç ses yakaladı.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Korkunç titreşimli ses onları da sabaha girecekleri sırada yakaladı.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes duttı anları ün irte vaķtına giricilerken.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes anları helāk itdi Cebrā’īl āvāzı ṣabāḥ vaḳtında.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Səhər çağı dəhşətli (tükürpədici) səs onları bürüdü.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
But the (Awful) Cry overtook them at the morning hour,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
But the (mighty) Blast(2004) seized them of a morning,
2004 The mighty rumbling noise and wind accompanying an earthquake. See 7:78, 1047.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَاَخَذَتْهُمُ
ve onları yakaladı
الصَّيْحَةُ
o sayha
مُصْبِح۪ينَۙ
sabaha çıkan kimseler iken
(Gel gör ki) Onları da sabaha çıkarlarken (helâk edici) o sayha yakalayıverdi.
اَخَذَ
Fiil-I
ا خ ذ
Aldı, yakaladı, tuttu, alıkoydu
صَيْحَة
İsim
ص ي ح
Sayha
مُصْبِحِين
Etken fiil-IV
ص ب ح
Sabaha ulaşan, sabaha çıkan