“Hem Allah'dan sakının ve beni rezîl etmeyin!”(2)
(2)“Evet fâsık (günahkâr) olan kimsenin kuvve-i akliye ve fikriyesi (düşünme kābiliyetleri) i‘tidâli(dengeli hâli) kaybedip safsatalara (saçmalıklara) düşerse, i‘tikādâta âid râbıtaları (bağları) kesmekle hayât-ı ebediyesini yırtar, atar. Ve kezâ kuvve-i gadabiyesi (hiddetlenme hisleri) hadd-i vasatîyi (orta hâli) tecâvüz ederse (aşarsa) hayât-ı ictimâiyenin (cem‘iyet hayâtının) hem yüzünü, hem astarını yırtar, hayât-ı ictimâiyeyi altüst eder. Ve kezâ kuvve-i şeheviyesi (şehvet hisleri) haddi aşarsa hevâ-i nefse(nefsânî arzularına) tâbi‘ olur, kalbinden şefkat-i cinsiye (insanlara karşı şefkat hissi) zâil olur (kaybolur). Kendisini harâb edeceği gibi başkalarını da harâb eder.” (İşârâtü’l-İ‘câz, 218)