Şu bir gerçek ki, has kullarım üzerinde senin hiçbir yaptırım gücün olmayacaktır; ne var ki bâtıl inançlı cahil ve bilinçsizlerden sana uyanlar müstesna!”[²⁰⁵⁵]
[2055] el-Ğâvîn, “Bilgisizlikten ya da bilinçsizlikten dolayı bâtıl inanç sahibi olmak” ya da “inancında boşluk bulunmak” anlamına gelen el-ğayyu kökünden türetilmiştir (Râğıb). Şeytan ve görünmeyen kötü güçlerin insan üzerinde gücü olduğu vehmini kökten reddeden bu âyette ğâvîn, 40. âyette dile getirilen muhlasînin tam karşı kutbunda yer alır. Aynı kelime Şu’ara sûresinin 90-91. âyetinde muttakînin zıddı olarak kullanılır. Bu bağlamda “sorumsuz” anlamı kazanır. Aslında kendiliğinden insan üzerinde hiçbir güç ve etkinliği olmayan şeytana, kendi aleyhine kullanması için güç aktaran bir kimlik dile getirilmektedir. Bu bağlamda ğavîn, muhlâsînin tam zıddına, kendi iradesinden cin şeytanları gibi görünmez varlıklara ya da kendi hayalinde ürettiği mevhum varlıklara irade transfer eden ve bu şekilde kendi elleriyle zayıflattığı iradesindeki boşluğu cin şeytanlarının ya da hayalinin ürettiği mevhum varlıkların doldurmasına fırsat verenleri tanımlamaktadır. Onlar transfer ettikleri güçle, kendi kendilerini vuran aymazlardır. Sonunda, sapmalarının faturasını şeytana ya da mevhum varlıklara çıkarmak isteyecekler, fakat bu mazeretleri bizzat suçladıkları şeytan tarafından reddedilecektir (14:22).