close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Hicr Sûresi 34. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kâle faḣruc minhâ fe-inneke racîm(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Çık buradan dedi, şüphe yok ki taşlanmış, kovulmuşsun sen.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Allah) Dedi ki: "Öyleyse (bu kibir ve itaatsizliğin nedeniyle) ondan (cennetten) çık, çünkü sen kovulmuş birisin."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Allah da, “Çık git buradan, sen kovulmuş ve taşlanmışsın” buyurdu.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah: “Öyle ise, ordan çık, artık sen kovuldun” buyurdu.
Ahmet Varol
swap_vert close
(Allah) dedi ki: "Öyleyse çık oradan, sen artık kovulmuş birisin.
Ali Bulaç
swap_vert close
Dedi ki: 'Öyleyse ondan (cennetten) çık, çünkü sen kovulmuş-bulunmaktasın.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Allah buyurdu ki: “- O halde, o cennetten çık, çünkü sen koğulmuşsun.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Allah: “Öyle ise, (meleklerin) içinden çık! Çünkü sen, rahmetimden uzaksın.”
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Allah şöyle buyurdu: “Öyle ise oradan çık! Artık kovuldun!”
Besim Atalay
swap_vert close
Allah buyurdu ki: «Yıkıl oradan ! Artık kovuldun!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Allah) şöyle buyurdu: “Öyle ise oradan çık, git! Artık kovuldun!
Cemil Said
swap_vert close
34, 35. Allâh âna didi ki: "Çık buradan sen taşa tutulmuş (matrûdsın) dîn günine kadar sen la’net altında kalacaksın."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
34,35. "Öyleyse defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Doğrusu hesap gününe kadar lanet sanadır" dedi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
34,35. Allah, “Öyleyse çık oradan, çünkü sen kovuldun. Şüphesiz hesap gününe kadar lânet senin üzerinedir” dedi.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Allah, “O halde çık oradan, dedi; artık kovuldun!”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Allah şöyle buyurdu: Öyle ise oradan çık! Artık kovuldun!
Edip Yüksel
swap_vert close
(Tanrı:) "Öyleyse çık oradan; sen kovuldun!"
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Allah şöyle buyurdu: "Öyle ise oradan çık! Sen, artık kovulmuş birisin."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
O halde, dedi: çık oradan çünkü sen racîmsin
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Allah şöyle) buyurdu: “*Öyle ise oradan çık! Çünkü sen (rahmetimden) kovuldun.”
* “Öyle ise oradan çık!...”; Müfessirler bu âyet-i kerîme ile ilgili olarak farklı manalar beyan etmişlerdir, 1. Cennetten, 2. Melekler arasında kendisine bahşedilen makamdan.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Allah: “Çık oradan! Sen kesinlikle kovulmuş birisin.” dedi.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Cenâb-ı Hak) şöyle buyurdu: «O halde çık buradan. Çünkü sen artık koğulmuşsundur».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Allah) buyurdu ki: “Öyle ise oradan (Cennetten) çık! Artık hiç şübhesiz sen,(benim rahmetimden) kovulmuş birisin!”
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Zatım olan Allah) ‘’Öyleyse çık oradan (o bulunduğun yerden, meleklerin arasından)! Sen kesinlikle, (huzurumdan ve rahmetimden) kovulmuş birisin.’’ dedi. *
(*) Ayette geçen (منها)’’minhâ’’ zamiri bulunduğu mekâna ve meleklerin zümresine işaret ediyor, yani melekler arasından kovuluyor… Cennetten değil, çünkü o zaman henüz Âdem söz konusu cennete/bahçeye yerleşmemişti. Yani 34. ayette İblis’e yapılan hitap, Âdem’e yapılan secdeden hemen sonra ve Adem’in söz konusu cennete/bahçeye henüz yerleşmeden öncedir. Zaten bundan önce cennet ismi de geçmemiştir ki, bu zamir ona gitsin… O hâlde Âdem bile henüz kendisine has o dünya cennetine (bahçeye) girmemişken, iblis niçin girsin? Hâlbuki Âdem söz konusu cennete girdikten sonra iblis de oraya girip ona vesvese yapıyor. قال فاخرج منها أي : من زمرة الملائكة المعززين (محاسن التاويل) فاخرج منها أي: من زمرة الملائكة المعززين ، فإن وسوسته لآدم عليه الصلاة والسلام في الجنة، إنما كانت بعد هذا الطرد، وقوله تعالى: "فاهبط منها" ليس نصا في ذلك، فإن الخروج من بين الملإ الأعلى هبوط وأي هبوط (تفسير أبو السعود) يقول آمرا لإبليس أمرا كونيا لا يخالف ولا يمانع بالخروج من المنزلة التي كان فيها من الملأ الأعلى (تفسير ابن كثير) اللباب في علوم الكتاب » تفسير البيضاوي»تفسير القرطبي) الهبوط انتقال من موضع الي اخر  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah “Çık oradan. Sen kovuldun.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Allah buyurdu. "Öyleyse, buradan çık. Çünkü artık sen sürgünsün.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Allah buyurdu: öyle ise buradan çık git. Çünkü sen sürgünsün.
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Allah) buyurdu ki: “Derhâl çık oradan! Sen artık kovulmuş birisin!”
Kadri Çelik
swap_vert close
Dedi ki: “Öyleyse ondan (cennetten) çık, çünkü sen kovulmuş bulunmaktasın.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Bunun üzerine Allah, “Haydi derhal çık öyleyse, içerisinde yaşadığın bu cennet makâmından!Çünkü melekler arasında yaşamaya hakkın yok senin! Artık sen, emrime itaat etmediğin için ilâhî rahmetten yoksun kalarak lânetlenmeye mahkûmsun!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
-“O halde çık oradan! Sen, taşlanmışsın / kovulmuşsun / düzenbazsın!” dedi.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah: " Çık cennetten, artık kovuldun.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İblise; "Öyleyse çık oradan! Artık sen kovulanlardansın!”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Allah) şöyle demişti: “Çık oradan! Şüphesiz ki sen kovuldun. [*]
Buradaki [racîm] kelimesi şeytanın ilahi huzurdan “kovulması” anlamındadır; taşlanma gibi maddi bir cezalandırmadan kesinlikle söz edilmemektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Allah iblise): “Öyleyse derhal o (cennet)ten çık, çünkü sen kovuldun...” ¹
1 Aynı âyet için Bk. (Sâd: 77)  
Muhammed Esed
swap_vert close
“Çık git öyleyse bu [melekî makam]dan!” diye buyurdu O; “Çünkü, sen artık kovulmuş birisin!
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Allah, “Çık git buradan, artık sen rahmetten kovuldun!” dedi. 7/13, 38/77
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(Allah) “Öyleyse çık git bu makamdan!” dedi, “Çünkü sen kendi kendini aşağıladın![²⁰⁵²]
[2052] Lafzen: “Taşladın ve taşlandın”. “Kendi kendini aşağıladın” şeklindeki çevirimiz, racîmin hem fail hem mef’ul olan çift kutuplu yapısına dayanmaktadır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Rabbi) O halde çık buradan, sen artık kovuldun.
Osman Fırat
swap_vert close
34-35. Allah, "Öyleyse çık oradan, çünkü sen taşlanmış biri olarak kovuldun. Şüphesiz hesap gününe kadar lânet senin üzerinedir" dedi
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
(Hak Teâlâ da) Buyurdu ki: «Artık çık oradan, muhakkak ki, sen kovulmuşundur.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
34, 35. Allah şöyle buyurdu: “O halde, defol buradan! Çünkü sen kovuldun, ve bu lânet, hesap gününe kadar senin üzerinde devam edecektir. ”
Süleyman Ateş
swap_vert close
(Allah): "Öyleyse çık oradan (meleklerin içinden çık), dedi, çünkü sen kovuldun!"
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Cenâb-ı Hak: "Cennetden veyâhud melâike arasından çık, çünki sen rahmetden matrûdsun"
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah dedi ki “Çık oradan! Sen taşlanacaksın.
Şaban Piriş
swap_vert close
- Defol oradan, sen kovuldun! dedi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Allah “Öyleyse çık oradan,” buyurdu. “Sen artık kovulmuş birisin.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Buyurdu: "Öyleyse çık oradan, çünkü kovuldun."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
34-35. eyitti “pes çıķ andan bayıķ sen sürilmişsin. daħı bayıķ üzerünedür la'net yanud günine degin.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Tañrı eyitdi: Pes çıḳ uçmaḳdan, sen ḥażretden sürülmişsin.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Allah) buyurdu: “Oradan (Cənnətdən və ya səmalardan) çıx. Sən məl’unsan! (Dərgahımdan qovulmuş və rəhmətimdən kənar edilmişsən!)
M. Pickthall (English)
swap_vert close
He said: Then go thou forth from hence, for verily thou art outcast.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
((Allah)) said: "Then get thee out from here; for thou art rejected, accursed.
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قَالَ
buyur-du
فَاخْرُجْ
öyle ise çık
مِنْهَا
oradan
فَاِنَّكَ
çünkü sen
رَج۪يمٌ
kovulmuş (birisin)
(34-35) (Allah) "Öyleyse çık oradan; çünkü sen kovuldun ve şüphesiz (herkesin hesaba çekileceği) din gününe kadar lanet senin üzerinedir" buyurdu.
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
خَرَجَ
Fiil-I
خ ر ج
Çıktı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
رَجِيم
İsim
ر ج م
Kovulmuş, taşlanmış