close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Hicr Sûresi 29. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Fe-iżâ sevveytuhu venefaḣtu fîhi min rûhî feka’û lehu sâcidîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onun yaratılışını tamamlayıp kemale getirerek ruhumdan ruh üfürünce derhal ona karşı secdeye kapanın.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
"Ben, onun yaratılışını tamamladığım ve ona Ruhumdan (hayat ve şuur sırrımdan) üflediğim zaman, siz hemen onun (halifelik makamına hürmet) için secdeye varın!"
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O'nun yaratılışını tamamlayıp, ruhumdan O'na üfürdüğüm zaman, derhal O'na karşı yere kapanın.
Ahmet Tekin
swap_vert close
“Onu yaratılış amacına uygun olarak şekillendirdiğim, rahmetimle, varettiğim düzenin bir bölümü olan ruhumdan nûrani dalgalar halinde onun bütün hücrelerine ruh yayarak hayat verdiğim, onu bilinçlendirdiğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanarak saygı gösterin” demişti.
bk. Resâilü İbn Sîna, s. 83.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Ben ona şeklini verdiğim ve içine ruhumdan üflediğim zaman hemen onun için secdeye varın."
Ali Bulaç
swap_vert close
'Ona bir biçim verdiğimde ve ona ruhumdan üflediğimde hemen ona secde ederek (yere) kapanın.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ben, onun yaratılışını tamamladığım ve ona ruh verdiğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanın.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onu (ilk çekirdeğini) düzeltip içinde ruhumdan üflediğimde, ona secdeye gidin. (Büyüyüp gelişmesini sağlayın.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
“Ona şekil verdiğim ve ona ruhumdan üflediğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanın!”
Besim Atalay
swap_vert close
İmdi onu düzeyleyip, ruhundan üfleyince, hemen secdeye varın!» demiş idi ya
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
28-29. Hani Rabbin, meleklere (şöyle demişti:) “Ben kuru çamurdan, şekillenmiş balçıktan bir insan yaratacağım. Ona belirli bir biçim verip de ruhumdan üflediğim zaman onun önünde secdeye kapanın!”
Bkz. 2/34 ve dipnotu, 7/11, 17/61, 18/50, 20/116, 38/76  
Cemil Said
swap_vert close
28, 29. Düşün ki Allâh meleklere: "Ben insânı çamurdan ve kalıblı kilden halk iyledim. Halk itdikden sonra üzerine rûhumı nefh iyledim. Âna secde idiniz." didi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
28,29. 'Rabbin meleklere: "Ben, balçıktan, işlenebilen kara topraktan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan üflediğimde ona secdeye kapanın" demişti.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
28,29. Hani Rabbin meleklere, “Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım. Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen saygı ile eğilin” demişti.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
“Onun şeklini tamamladığım ve ona ruhumdan üflediğim vakit siz de hemen onun için secdeye kapanın.”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
«Ona şekil verdiğim ve ona ruhumdan üflediğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanın!»
Edip Yüksel
swap_vert close
"Onu düzenleyip ona ruhumdan üflediğimde hemen onun için secdeye varın," demişti.
"Ruh" kelimesinin geleneksel anlamı Kuran'daki anlamıyla pek uyuşmaz. Kuran ayetlerini incelediğimizde "ruh"un vahiy, bilgi ve emir anlamlarına geldiğini görürüz. İnsan soyunun genetik yapısı, kompüter diliyle örneklersek, Tanrı'nın komutlarını (ruhunu) içeren bir hardware ve sistem programı gibidir. "Nefis" genetik yapının sistem programı gibi olup bilgi ve eylemlerle gelişebilen software programlarıyla donatılmıştır. Hardware ve sistem ile çelişen yanlış tercihler ve davranışlar onları viruslerin saldırısı karşısında savunmasız bırakır. Kötü düşünceler ve tavırlarla, kötü alışkanlıklar ve dostluklarla bozulan nefis (sistem programı) yozlaşarak özelliğini ve işlevini kaybeder. Güzel düşünceler ve tavırlarla, iyi alışkanlıklar ve dostluklarla beslenen nefis ise orijinal yaratılışı (ruh) doğrultusunda gelişerek ebedi mutluluğu hakkeder. Bak 17:85.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ben, onun yaratılışını tamamladığım ve ona ruhumdan üflediğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanın."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Binaenaleyh onu tesviye ettiğim ve içine ruhumdan nefheylediğim vakıt derhal onun için secdeye kapanın
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ben, onu (sûretini/bedenini) düzenlediğim ve (o bedene) yaratmış olduğum rûh ile can verdiğim zaman, (hürmet kastı ile) hemen ona secde edin!”
Erhan Aktaş
swap_vert close
“Onu biçimlendirip ve ona ruhumdan üflediğimde¹, hemen ona secde edin!²”
1- Karşılaştırma: 21: 91; 32:9; 38:72. 2- Tereddütsüz ona gerekli saygıyı gösterin. Ayette yer alan secde sözcüğü, secde ayeti olarak tanımlanmakta ve tıpkı namaz kılarken yapılan secde gibi algılanmaktadır. Oysaki bu sözcük saygı gösterme, kabul etme, boyun eğme, selama durma, selamlama gibi anlamlara gelmektedir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
«O halde ben onun yaratılışını bitirdiğim, ona ruhumdan üflediğim zaman siz derhal onun için secdeye kapanın».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
“Artık onu (insan olarak yaratıp) düzelttiğimde ve ona (yarattığım) rûhumdan(4)üflediğimde, hemen ona secde ediciler olarak yere kapanın!”
(4)Burada geçen “(yarattığım) rûhumdan” ta‘bîri, insanın şerefini yükseltmek makāmında söylenmiştir. Kâ‘be’ye “Beytullah” (Allah’ın evi) denilmesi gibi. (Celâleyn Şerhi, c. 4, 181)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve ben onu (canlı bir beşer olarak yaratıktan sonra ruhen) tesviye ettiğim ve ona ruhumdan (mânevî ruh ve hayat veren vahiy, akıl, bilgi, duygu, vicdan, sorumluluk ve irade gibi özelliklerden) üflediğim (onu diğer canlı türlerinden ayıran bu tür özelliklerle donatıp mevcut beşer türü arasından halife seçtiğim) zaman siz de hemen onun için (onu saygın ve değerli bir varlık olarak yarattığım için bana) secde edin.*
(*) Buradaki “ruh üflemeyi”, “ona başta irade olmak üzere, kendi özelliklerimden, sıfatlarımdan sınırlı düzeyde verdiğim zaman” şeklinde anlamak mümkündür. Bir canlıyı iradeli varlık düzeyine yükselten cevher, bu ilahi ruh olarak adlandırılmıştır. Yani bu ruh insanı diğer canlı türlerinden ayıran özelliklerdir. Ayrıca Bakara-30-34.ayetlerden de anlaşıldığı gibi “Âdem’e üflenen ilahi özellik (ruh) isimleri öğrenebilmek ve bununla eşyayı tanımlayabilmektir”. Biz buna entelektüel düşünce yeteneği diyoruz. Kısacası Âdem’e üflenen ilahi ruh entelektüel düşünebilme, akıl edebilme ve sorumluluk taşıyabilme yeteneğidir. Ona ilahi ruhun üflenmesiyle sorumlu ve iradeli bir varlık hâline gelmiştir. Ruhtan maksat vahiydir, güçtür, kudrettir, emirdir, iradedir, akıldır, sorumluluktur vb. (Doğrusunu Allah bilir.) Ayrıca üflenince beşeri insan eden cevher: Secde 9, Hıcr 29, Sâd 72, tevile yer olmaksızın Âdem’e üflenen ruh için kullanılır. Enbiya 91 ve Tahrim 12.ayette de Meryem için kullanılır. Üflenen ruh, yaratılış amacı olan insanlığa ulaştırmak için, beşerin akıl, irade ve vicdanla donatılmasıdır. İlahi ruhun diğer canlılara üflenmesinden hiç söz edilmezken, sadece insana üflenmesinden söz edilmesi, bu ruhun insanı canlı kılan şey değil, canlılar içinden seçilip onu akıllı ve iradeli bir varlık kılan öz olduğunu gösterir. Zaten dikkat edilirse 28. ayetle verilen mesajla canlı bir beşerin yaratılışı tamamlanıyor. 29. ayete gelince canlı bir şekilde yaratılmış olan o beşer için ‘’Ne zaman onu ruhen tesviye edip, ruhumdan (vahiyden) üflediğim, (mesajlarımı algılayacak konumuna getirdiğim) zaman, onun için (bana) secde edin’’ şeklinde anlaşılmaktadır. Ayrıca meleklerin insan için secde ile emredilmesinin sebebi ona üflenen ruhtur. Esasında secde ettikleri şey üflenen ruh ile insanın kazandığı mertebe içindir. Bu ilahi Ruh üflenmeden önce insan, Allah’a muhatap değildi. Zira aklı, iradesi, vicdanı ve sorumluluk duygusu yoktu. Bunlara sahip olmayan bir canlı varlık, Allah’a muhatap olamazdı…(Tabiat ve Kur’an Ayetleri Işığında İlk İnsanın Yaratılışı). فهذه الآية تدلّ على أنّ الروح التي نفخت في آدم لم تكن تلك الروح التي نريد منها النفس، وإنّما هي نوع من النبوّة أو (الوحي) التي جعلت الملائكة يسجدون لآدم. (اي لاجله) وإلاّ فإنّ الإنسان ليس بأفضل من الملائكة إلاّ بالإيمان؛ والإيمان لا يتأتى إلاّ بالنبوّة. ولذلك فإنّ الروح التي هبطت على آدم وربط الله سبحانه وتعالى بينها وبين سجود الملائكة لم تكن إلاّ روح القدس التي هي النبوّة (معنى الروح في القرآن الكريم) .. الروح بمعنى (الوحي)، ومنه قوله تعالى: {وكذلك أوحينا إليك روحا من أمرنا} (الشورى:52)، قال ابن كثير: يعني لقرآن. ونحوه قوله سبحانه: {ينزل الملائكة بالروح من أمره} (النحل:2)، (قال القرطبي: الروح: الوحي الروح في التنزيل الحكيم هي واسطة تنزيل المعلومات والأوامر إلى لإنسان (الوحي) وهي المعرفة والتشريع اللذان لا وجود موضوعي لهما خارج الإنسان، والله تعالى اصطفى آدم من بين مجموعة من البشر لينفخ فيه من روحه، وآدم هنا هو مرحلة وسيطة بين الإنسان والبشر وليس شخصاً واحداً، وبنفخة الروح حدثت له طفرة إدراكية ترافقت مع تطور بيولوجي الخ -- كما توصل العلماء إلى أن عناصر جسم الإنسان عبارة عن 16 عنصراً، تبدأ بالأكسوجين بنسبة 67% وهي أعلى نسبة وتنتهي بالمنجنيز. وأن الطين يحتوي على نفس هذه العناصر الستة عشر، وهذا يثبت صدْق الحق سبحانه في خلْق الإنسان من الطين (خواطر محمد متولي الشعراوي) (ثُمَّ قُلْنا لِلْمَلائِكَةِ اسْجُدُوا لِآدَمَ) أي وبعد أن سويناه ونفخنا فيه من روحنا وصار مستعدا لأن يكون خليفة في الأرض، وعلمناه الأسماء كلها، قلنا لجماعة الملائكة اسجدوا لآدم.(تفسير المراغي – سورة الاعراف – 11)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
“Çamuru insan halinde şekillendirdiğim ve kendi diriliğimden (canlılığımdan/ ruhumdan) ona verdiğim zaman, can verilmiş beşer (insan) için (Rabbinize) secdeye kapanın” demiştik.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Öyleyse Ben onu düzenleyip de kendi ruhumdan ona üfleyince, onun için secde edeceksiniz."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onu yaptığım, ruhumdan ona üfürdüğüm zaman [⁶] ona secde ederek yere kapanın.
[6] O dirildiği zaman.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
“Onu şekillendirip [sevveytuhu] ruhumdan üfürdüğümde⁹ hemen ona secde ediniz!” demişti.
9 Ruhun üfürülmesi sembolik bir anlam taşır. Cansız varlığın canlı olması değildir. Ayete göre canlı bir varlığa ruh verilmektedir. Çünkü insan tekâmül ederek insan şeklini kazanmıştır. Bu da insanın diğer canlılardan ayrı bir özelliği olan akıl ve idrakın kendisine kazandırılmasıdır. Melekler iki defa insana secde etmişlerdir. Birincisi, ruh üfürüldükten yani ona akıl ve idrak verildikten sonra, ikincisi ise ilim yapma kapasitesi veya esmanın öğretilmesinden sonradır. Bu da Âdem kıssasında geçer. Fazla malumat için “Kur’an’ı Anlamak” isimli kitabımıza müracaat edilebilir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
“Ona bir biçim verdiğimde ve ona ruhumdan üfürdüğümde hemen ona secde ediciler olarak (yere) kapanın.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
“Ona muntazam bir insan kıvamında şekil verip ruhumdan can üflediğim zaman, derhal onun önünde secdeye kapanın! Saygıyla O’na boyun eğin!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
“Onu tesviye ettiğim ve ona rûhumdan üflediğim zaman onun için secdeye kapanın!”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Ona biçim verip de canımdan can üfleyince, onun karşısında saygıyla diz çökün " dedim.
Mehmet Çoban
swap_vert close
“İnsana şeklini verip canlanması için emrettiğim zaman O’na saygı duyun! O’nu yüceltin!”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
“Ona düzgün şekil verip kendisine [rûh]umdan üflediğim zaman onun için (bana) secde edin!”
Mehmet Türk
swap_vert close
“...Ona biçim verdiğimde ve ona rûhumdan¹ üfürdüğümde hemen ona secde edin.” deyince;
1 Ayetteki (مِنْ رُوح۪ى)’nin başındaki (مِنْ) harfi cerri hem ba’ziyye hem de beyaniyye olarak düşünülürse ayetin anlamı: “...Ona biçim verdiğimde ve ona ruhum(un bir kısım özelliklerini taşıyan bir tür ruh)tan üfürdüğümde…” şeklinde olabilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
“Ona belirli bir biçim verip de ruhumdan üflediğim zaman onun önünde yere kapanın!” ²⁶
26 Karş. 2:30-34 ve ilgili notlar; ayrıca, 7:11-18. İnsanın yaratılışı ve Allah’ın meleklere o’nun önünde secde etmelerini (yere kapanmalarını) buyurmasıyla ilgili tüm ifadelerin taşıdığı temsîlî karakter, Allah’ın “Ben ölümlü bir varlık (beşer) yaratacağım ... ve ona belirli bir biçim verdiğim ... zaman ... ilh.” tarzındaki sözlerinde kendini açıkça ortaya koymaktadır; çünkü, açıktır ki, Allah’ın yaratma eylemini tamamlaması için bir zaman aralığına ihtiyacı yoktur -öyle ki, “O bir şeyin olmasını istediği zaman, yalnızca ona ‘Ol!’ der, -ve (o şey) oluverir!” (karş. 2:117, 3:47 ve 59, 6:73, 16:40, 19:35, 36:82 ve 40:68). Allah’ın insana “ruhundan üflemesi” ifadesi, kuşkusuz, ona hayat, bilinç ve duyarlık yani, bir can bahşettiğini dile getiren mecazî bir ifadedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
“Ben ona güzel bir şekil verip ona ruhumdan üflediğim de/ona vahiyden bir pay verdiğim de, siz hemen ona secde edecek/onun hizmetine gireceksiniz.” 38/72
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İzleyin; ne zaman ki onu şekillendirir de kendisine ruhumdan üflersem,[²⁰⁴⁸] derhal yere kapanıp onun (hizmetine) âmâde olun!”[²⁰⁴⁹]
[2048] Rûh bir çok âyette, “vahiy” (msl: 16:2; 40:15; 42:52) ya da “vahiy meleği” (msl: 19:17; 70:4 vd.) anlamındaki kullanımdan ayrı olarak mutlak niteliklerin insandaki mukayyet yansımaları manasındadır. Buradaki “ruh üflemeyi”, “ona başta irade olmak üzere, kendi özelliklerimden, sıfatlarımdan sınırlı düzeyde verdim” şeklinde anlamak mümkündür. Bir canlıyı iradeli varlık düzeyine yükselten cevher, ruh olarak adlandırılmıştır. Ruh, bedenin herhangi bir yerine izafe edildiği zaman özel bir hüküm ve isim alır. Göze izafe edildiği zaman basar, kalbe izafe edildiği zaman akıl, bedenin tamamına izafe edildiği zaman rûh adını alır. Her merkezde asıl fonksiyonu gören ruhtur. Görme, akletme, işitme ve konuşma yetenekleri, gören, akleden, işiten ve konuşan birer ruhtur. Gerçekte ruh ceset ve canın üzerine ilave edilen, ceset ve can sahibi beşeri akleden, idrak eden, seven, bilen ve yapan, insanoğlunun “ben” (ene) ile tabir ettiği şeyin ta kendisidir. Ruh insanın yaratılışındaki sırlı halkadır. Ruh Âlemlerin Rabbinin emrine âmâdedir. Ruh ile beşer, insan olma seviyesine çıkmış, akıl, irade ve vicdan sahibi olmuştur. Ve onun hakkında bize bilgi verilmiştir, fakat bu kesinlikle “az bir bilgi”dir (17:85). Gaybi hakikatler konusunda kıymete kanaat edenler, “gaybı taşlamak” anlamına gelen spekülasyon yapmak yerine, “Allahu a’lem” demeyi tercih ederler. [2049] Ka‘a, insanın dizlerini karnına çekip ellerini yere dayayarak ve sırtını bir yere yaslamışçasına oturmasıdır. Kurtubî bunu “selam ve saygı” olarak açıklar (Krş 38:72).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Onun yaratılışını tamamladığım ve ona ruhumdan üflediğim zaman (ki Adem ve Ademoğulları bu sayede şerefli mahluk sayılmaktadır), siz hemen ona secde kapanın" diye emretti.
Osman Fırat
swap_vert close
Ve Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen secdeye kapanın...
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
«Artık Ben onu tesviye ettiğim ve ona ruhumdan üflediğim zaman siz hemen onun için secde ediciler olarak yere kapanın.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
“Bu itibarla, Ben onu düzenlediğim insan şekline koyduğum ve içine ruhumdan üflediğim zaman, derhal onun önünde secdeye kapanınız. ” [2, 34; 7, 11; 38, 72]
Allah’ın isimlerinin insanda böyle tecelli etmesidir ki insanı dünyada halife kılmış ve bütün mahlûkat üzerine çıkarmıştır.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onu düzenle(yip insan şekline koydu)ğum ve ona ruhumdan üflediğim zaman hemen ona secdeye kapanın!
Süleyman Tevfik
swap_vert close
"Onı tesviye idüb rûhumdan ona üflediğim zamân ona secde idiniz" didi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onu tamamlayıp içine ruhumdan üflediğimde onun için secdeye kapanın.”
Şaban Piriş
swap_vert close
29,30,31. -Onu düzenleyip, canlandırdığım zaman, derhal onun için secdeye kapanınız. Meleklerin hepsi topluca secde etti. İblis hariç, O, büyüklendi ve secde edenlerle beraber olmadı.
Ümit Şimşek
swap_vert close
“Onu güzelce düzenleyip insan şekline koyduğum ve ona ruhumdan üflediğim(5) zaman, karşısında secdeye kapanın.”
(5) Ruhun Allah’a nispet edilmesi, Ona ait oluşu yönüyledir: Allah’ın kulu, Allah’ın işi, Allah’ın eseri gibi. Yoksa Ondan bir parça anlamına gelmez. Nitekim başka bir âyette “Ruh Rabbimin emrindendir” buyurulmuştur (17:85’e bakınız).  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
"Onu, amaçlanan düzgünlüğe ulaştırıp öz ruhumdan içine üflediğim zaman, önünde hemen secdeye kapanın."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
“pes ķaçan düzem anı daħı ürem aña canımdan ya'nį ol candan kim benüm hükmümdedür [134b] pes düşüñ anuñ-içün secde eyleyiciler.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes ḳaçan ki ḫilḳatini berāber eylesem, daḫı aña cān virdügüm vaḳt, pesaña düşüp barçañuz secde eyleñüz, didi.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Mən ona surət verib ruhumdan üfürdüyüm zaman siz ona (ibadət yox, tə’zim məqsədilə) səcdə edin!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
So, when I have made him and have breathed into him of My spirit, do ye fall down, prostrating yourselves unto him.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
"When I have fashioned him (in due proportion) and breathed into him of My spirit, fall ye down in obeisance unto him."(1968)
1968 Among other passages where the creation of Adam is referred to cf. the following: 2:30-39; 7:11-25. Note that here the emphasis is on three points: (1) the breathing of Allah's Spirit into man, i.e., the faculty of God-like knowledge and will, which, if rightly used, would give man superiority over other creatures; (2) the origin of evil in arrogance and jealousy on the part of Satan, who saw only the lower side of man (his clay) and failed to see the higher side, the faculty brought in by the Spirit of Allah; (3) that this evil only touches those who yield to it, and has no power over Allah's sincere servants, purified by His grace (15:40, 42). Adam is not here mentioned by name, but only Man, whose symbol is Adam (see also 87:1-6).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَاِذَا
artık ne zaman ki
سَوَّيْتُهُ
onu düzen-ledim
وَنَفَخْتُ
ve nefhettim
ف۪يهِ
ona
مِنْ رُوح۪ي
rûhumdan
فَقَعُوا
hemen ye- re kapanın
لَهُ
onun için
سَاجِد۪ينَ
secde eden-ler olarak
"Onu düzenleyip (ona bir şekil verdikten sonra) ona rûhumdan nefhettiğim (üflediğim) zaman hemen onun için secdeye kapanın!"
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
سَوّٰى
Fiil-II
س و ي
Düzenledi, düzene koydu, dümdüz etti
نَفَخَ
Fiil-I
ن ف خ
Üfledi, nefhetti
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
رُوح
İsim
ر و ح
Rûh
وَقَعَ
Fiil-I
و ق ع
Düştü, ortaya çıktı, vuku buldu, vaki oldu, gerçekleşti
لَهُ
Zamir
لَهُ
Onun, ona
سَاجِد
Etken fiil
س ج د
Secde eden