Ve ben onu (canlı bir beşer olarak yaratıktan sonra ruhen) tesviye ettiğim ve ona ruhumdan (mânevî ruh ve hayat veren vahiy, akıl, bilgi, duygu, vicdan, sorumluluk ve irade gibi özelliklerden) üflediğim (onu diğer canlı türlerinden ayıran bu tür özelliklerle donatıp mevcut beşer türü arasından halife seçtiğim) zaman siz de hemen onun için (onu saygın ve değerli bir varlık olarak yarattığım için bana) secde edin.*
(*) Buradaki “ruh üflemeyi”, “ona başta irade olmak üzere, kendi özelliklerimden, sıfatlarımdan sınırlı düzeyde verdiğim zaman” şeklinde anlamak mümkündür. Bir canlıyı iradeli varlık düzeyine yükselten cevher, bu ilahi ruh olarak adlandırılmıştır. Yani bu ruh insanı diğer canlı türlerinden ayıran özelliklerdir. Ayrıca Bakara-30-34.ayetlerden de anlaşıldığı gibi “Âdem’e üflenen ilahi özellik (ruh) isimleri öğrenebilmek ve bununla eşyayı tanımlayabilmektir”. Biz buna entelektüel düşünce yeteneği diyoruz. Kısacası Âdem’e üflenen ilahi ruh entelektüel düşünebilme, akıl edebilme ve sorumluluk taşıyabilme yeteneğidir. Ona ilahi ruhun üflenmesiyle sorumlu ve iradeli bir varlık hâline gelmiştir. Ruhtan maksat vahiydir, güçtür, kudrettir, emirdir, iradedir, akıldır, sorumluluktur vb. (Doğrusunu Allah bilir.) Ayrıca üflenince beşeri insan eden cevher: Secde 9, Hıcr 29, Sâd 72, tevile yer olmaksızın Âdem’e üflenen ruh için kullanılır. Enbiya 91 ve Tahrim 12.ayette de Meryem için kullanılır. Üflenen ruh, yaratılış amacı olan insanlığa ulaştırmak için, beşerin akıl, irade ve vicdanla donatılmasıdır. İlahi ruhun diğer canlılara üflenmesinden hiç söz edilmezken, sadece insana üflenmesinden söz edilmesi, bu ruhun insanı canlı kılan şey değil, canlılar içinden seçilip onu akıllı ve iradeli bir varlık kılan öz olduğunu gösterir. Zaten dikkat edilirse 28. ayetle verilen mesajla canlı bir beşerin yaratılışı tamamlanıyor. 29. ayete gelince canlı bir şekilde yaratılmış olan o beşer için ‘’Ne zaman onu ruhen tesviye edip, ruhumdan (vahiyden) üflediğim, (mesajlarımı algılayacak konumuna getirdiğim) zaman, onun için (bana) secde edin’’ şeklinde anlaşılmaktadır. Ayrıca meleklerin insan için secde ile emredilmesinin sebebi ona üflenen ruhtur. Esasında secde ettikleri şey üflenen ruh ile insanın kazandığı mertebe içindir. Bu ilahi Ruh üflenmeden önce insan, Allah’a muhatap değildi. Zira aklı, iradesi, vicdanı ve sorumluluk duygusu yoktu. Bunlara sahip olmayan bir canlı varlık, Allah’a muhatap olamazdı…(Tabiat ve Kur’an Ayetleri Işığında İlk İnsanın Yaratılışı). فهذه الآية تدلّ على أنّ الروح التي نفخت في آدم لم تكن تلك الروح التي نريد منها النفس، وإنّما هي نوع من النبوّة أو (الوحي) التي جعلت الملائكة يسجدون لآدم. (اي لاجله) وإلاّ فإنّ الإنسان ليس بأفضل من الملائكة إلاّ بالإيمان؛ والإيمان لا يتأتى إلاّ بالنبوّة. ولذلك فإنّ الروح التي هبطت على آدم وربط الله سبحانه وتعالى بينها وبين سجود الملائكة لم تكن إلاّ روح القدس التي هي النبوّة (معنى
الروح في القرآن الكريم) .. الروح بمعنى (الوحي)، ومنه قوله تعالى: {وكذلك أوحينا إليك روحا من أمرنا} (الشورى:52)، قال ابن كثير: يعني لقرآن. ونحوه قوله سبحانه: {ينزل الملائكة بالروح من أمره} (النحل:2)، (قال القرطبي: الروح: الوحي الروح في التنزيل الحكيم هي واسطة تنزيل المعلومات والأوامر إلى لإنسان (الوحي) وهي المعرفة والتشريع اللذان لا وجود موضوعي لهما خارج الإنسان، والله تعالى اصطفى آدم من بين مجموعة من البشر لينفخ فيه من روحه، وآدم هنا هو مرحلة وسيطة بين الإنسان والبشر وليس شخصاً واحداً، وبنفخة الروح حدثت له طفرة إدراكية ترافقت مع تطور بيولوجي الخ -- كما توصل العلماء إلى أن عناصر جسم الإنسان عبارة عن 16 عنصراً، تبدأ بالأكسوجين بنسبة 67% وهي أعلى نسبة وتنتهي بالمنجنيز. وأن الطين يحتوي على نفس هذه العناصر الستة عشر، وهذا يثبت صدْق الحق سبحانه في خلْق الإنسان من الطين (خواطر محمد متولي الشعراوي) (ثُمَّ قُلْنا لِلْمَلائِكَةِ اسْجُدُوا لِآدَمَ) أي وبعد أن سويناه ونفخنا فيه من روحنا وصار مستعدا لأن يكون خليفة في الأرض، وعلمناه الأسماء كلها، قلنا لجماعة الملائكة اسجدوا لآدم.(تفسير المراغي – سورة الاعراف – 11)