close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Hicr Sûresi 26. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velekad ḣaleknâ-l-insâne min salsâlin min hame-in mesnûn(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Andolsun ki biz Âdem'i, kuru, kokmuş, şekil ve suret verilmiş balçıktan yarattık.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Andolsun Biz insanı balçıktan, şekil verilmiş öz çamurdan yarattık. (Topraktan süzülen gıdalardan oluşan meniyi insan vücudunun tohumu kıldık.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Andolsun ki biz, insanın atası Adem'i kuru, kokmuş, şekil ve suret verilmiş bir çamurdan yarattık.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Andolsun biz, insanı ses veren, şekillendirilebilen kuru çamurdan, kokmuş değişken kara balçıktan yarattık.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 6/2; 55/14-15.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Andolsun biz insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık.
Ali Bulaç
swap_vert close
Andolsun, insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Andolsun ki, biz insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Andolsun! Biz insanı, kokuşmuş bir balçıktan, pişmemiş bir çamurdan (topraktan) yarattık.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Andolsun biz insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan yarattık.[255]
[255] İlk insanın ve cinlerin yaratılışı hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, X, 329-337.  
Besim Atalay
swap_vert close
İnsanı yarattık kuru balçıktan, biçime sokulmuş kara balçıktan
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Andolsun ki, biz (ilk) insanı kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş bir balçıktan yarattık.
Cemil Said
swap_vert close
İnsanları çamurdan, kalıba konmuş kilden halk iyledik.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
And olsun ki, insanı kuru balçıktan, işlenebilen kara topraktan yarattık.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Andolsun, biz insanı kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş bir balçıktan yarattık.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Andolsun biz insanı şekillenebilir özlü balçıktan, (şekil verilip) kurutulmuş çamurdan yarattık.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Andolsun biz insanı, (pişmiş) kuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan yarattık.
Edip Yüksel
swap_vert close
İnsanı, kurumuş, yıllanmış balçıktan yarattık.
Yaratıcı'nın mikroskobik canlılarda başlattığı biyolojik evrimin ilk belirtileri balçık katmanları arasında başladı. Balçık geosedik olarak sekizyüzlü ve dörtyüzlü dizilen bir atomlar şebekesinden oluşur. Sekizyüzlü ve dörtyüzlü birimler sıkıca paketlenmedikleri için birbirlerine göreli olarak kayma özelliğine sahiptirler. Moleküler yapısındaki bu esneklik, balçığın birçok kimyasal reaksiyona katalist olmasını sağlar. İnsanlar balçık katmanları arasında milyonlarca yıl önce başlayan organik hayatın en gelişmiş meyvesidir. Bak: 24:45; 29:19-20; 71:14-17.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Andolsun ki biz insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Filhakika biz insanı bir «salsâl» den, mesnun bir balçıktan yarattık
Emrah Demiryent
swap_vert close
Kasem olsun ki, biz (ilk) insanı, kupkuru bir çamurdan, şekillenmiş (kara) balçıktan yarattık.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ant olsun ki; Biz, insanı salsâlinden¹, dönüşüme uğramış bir balçıktan yarattık.
1- Şıngırdayan, çın çın eden, tıkırdayan.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Andolsun, biz insanı kuru bir çamurdan, suuretlenmiş bir balçıkdan yaratdık.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Şübhesiz insanı, kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Muhakkak ki biz, insanı (insan türünü su ile) ıslanmış bir topraktan (toprakta bulunan elementlerden), yıllanıp kokuşmuş (içinde türlü organik maddeler bulunan) kara balçıktan yarattık. *
(*) Kur’an’da, insanın “balçıktan (tîn)” yahut “topraktan (turâb)” yaratıldığına dair pek çok referans bulunmaktadır; her iki terim de, hem insanın biyolojik menşeindeki basitliği, hem de insan bedeninin ya da organizmasının -başka terkipler ya da başka elementer biçimlenmeler içinde olsa da- toprakta ya da toprağın üstünde var olan organik ve inorganik muhtelif unsurlardan kompoze edilmiş olduğu gerçeğini işaret etmektedir…(M. Esed Meali 26. Ayet Açıklaması) …İşte insanoğlu, ontolojik olarak hayvanlar ve bitkiler âlemiyle birlikte canlılar âleminin yani organik dünyanın bir üyesidir. Organik dünya ise, cansızlar/ inorganik âlemiyle beraber arzın bir parçasıdır. Dolayısıyla insan, hayvan ve bitkinin ilk basit orijini toprağa ve onun aşamalarına dayanır. İnsan oluşumunun ilk etabı, diğer canlıların ilk etabı kadar eskidir ve aynı orijinden yani topraktan gelirler. Canlılar evrim sürecindeki aşamalar doğrultusunda türlerine göre ilahi bir plan dâhilinde varlık sahnesine gelmişlerdir…(İ. Yakıt Meali 26. Ayet Açıklaması) Yaratıcı’nın mikroskobik canlılarda başlattığı biyolojik evrimin ilk belirtileri balçık katmanları arasında başladı. Balçık geosedik olarak sekizyüzlü ve dörtyüzlü dizilen bir atomlar şebekesinden oluşur. Sekizyüzlü ve dörtyüzlü birimler sıkıca paketlenmedikleri için birbirlerine göreli olarak kayma özelliğine sahiptirler. Moleküler yapısındaki bu esneklik, balçığın birçok kimyasal reaksiyona katalist olmasını sağlar. İnsanlar balçık katmanları arasında milyonlarca yıl önce başlayan organik hayatın en gelişmiş meyvesidir. Bak: 24:45; 29:19-20; 71:14-17 (E. Yüksel Meali 26. Ayet Açıklaması)…Salsale sözcüğünün anlamlarından birinin de “suyun geride bıraktığı unsur”olmasından dolayıdır (Râğıb). Bunu, içinde hayat emareleri bulunan mikro organizmaların yer aldığı özlü tortu olarak algılayabiliriz. Salsalin de, hemen ardından gelen ‘’hamein mesnun’’ gibi, çözülmeye, bozulup kendi tabiatından başka bir tabiata geçmeye elverişli bir özelliğe sahip olduğu, “kokuşma”anlamına gelmesinden anlaşılmaktadır (Râğıb)…(M. İslamoğlu Meali 26. Ayet Açıklaması) Ayrıca 27. ayette cin türüne vurgu yapıldığı için 26. ayette de vurgusu yapılanın insan türü olduğu anlaşılıyor. Bu nedenle salsal ile ilk canlının bataklık vârî bir ortamda fokurdayan biyolojik bir karışımdan yaratıldığına âtıf olabilir. ( (الله اعلم Ayrıca bu ayeti ‘’Muhakkak biz İnsanı (pişmiş) kuru bir çamurdan /veya ses çıkaran kuru bir balçıktan yarattık…’’şeklinde tercümesi bizce uygun değildir. Zaten tam kuru bir çamur, hayata tamamen zıttır. Tabiata kalsa bunda insan veya hayvan şöyle dursun bir ot bitme imkânı bile yoktur. Bu nedenle birçok klasik tefsirlerde (صلصال) yanlış yorumlandığından, bunlara bağlı meallerde de aynen o yanlışa devam edilmiştir. Oysa bu kelime hakkında birkaç yorum vardır, bunlardan birkaç tanesi şöyledir: Salsal; suyun geride bıraktığı unsur, yapışkan balçık, kumla karışık balçık (من حمأ مسنون) ise üzerinde yıllar geçtiği için kokusu bozulmuş çamur demektir. Yani salsalı kurumuş, pişmiş veya ses çıkaran çamur şeklinde tercüme etmek uygun değildir. Çünkü kuru veya pişmiş çamurda canlılık olmaz. Bu nedenle ‘’Allah insanı kupkuru çamurdan veya çömlek gibi pişmiş kuru balçıktan yarattığını…’’ söylemek doğru değildir. Çünkü Enbiya- 30 ayette şöyle buyurulur: (وجعلنا من الماء كل شئ حي افلا يؤمنون) ‘’… Ve yaşayan her şeyi (her canlı türü) su (H2O) sayesinde canlı kıldığımızı araştırıp anlamadılar mı?’’şeklindeki ayette göre canlılık için mutlaka su gerekir. Suyun olmadığı yerde sunnetullaha/ Allah’ın yaratılış kanununa/ göre hiçbir canlılık yaratılmaz, böyle bir ortamda (pişmiş kuru çamurda) canlılık oluşmaz. Ama maalesef bu vb. birçok ayetlere rağmen klasik tefsir ve meallerin, canlı bir tür olan insan türü ‘’ses çıkaran kupkuru veya çömlek gibi pişmiş kuru bir balçıktan yaratıldığı şeklindeki açıklamaları yüzünden ilgili bütün ayetlerin hem yanlış hem de birbirleriyle tutarsız ve çelişkili bir hâl almasına sebep olmuştur. Özetle, yüce Allah ‘’Biz, her canlıyı su sayesinde yaratıyoruz’’ diyecek, ama klasik tefsir ve mealler ‘’insanın kupkuru veya çömlek gibi pişmiş kuru bir balçıktan yaratılmıştır.’’diyecekler. Bu şekildeki tefsir, yorum ve mealler hem Enbiya-30. ayetle hem Allah’ın yaratılış kanunu ile hem de biyoloji bilimi ile tamamen ters düşmektedir. Ayrıca salsal ile ilgili bir grubun görüşü de şöyledir. (والصلصال": الطين الذي إذا جف صلصل)‘’salsal’’ sadece çamurdur, ama öyle bir çamur ki kuruduğu zaman ses çıkarır…Yani salsal kupkuru veya pişmiş çamur anlamında değildir. Bkz: (المحرر الوجيز لابن عطية) Buna göre insan ses çıkaran kuru veya pişmiş çamurdan değil, ama öyle bir çamurdan yaratılmıştır ki, o çamur kuruduğu zaman ses çıkarır. Ayrıca ayette ‘’el- insan’’sözcüğü, cins isim olup bununla Âdem’e değil, insan türüne vurgu yapılıyor. Yani bütün insan türünü oluşturan ilk canlı hücrenin, ’’min salsalın min hamein mesnunın’’ ifadesiyle bataklık vârî bir ortamda fokurdayan biyolojik bir karışımdan yaratıldığına âtıf olabilir. Bu ilk canlı hücreye Kur’an’da’’nefsi vahide’’ denir. Ayrıca 26. ayette Âdem dâhil bütün insan türüne, 28. ayette de aynı insan türünden olan Âdem’e vurgu yapılıyor. Yani bütün insanlar aynı kökten gelmiştir. İşte ayette insan bedeninin, Allah’ın yaratma sıfatının bir eseri ve tecellisi olarak topraktan başlayıp devam eden fiziksel-biyolojik değişim ve gelişim sürecine işaret edilmektedir. Aşağıdaki tefsirlere göre de ‘’el-insan’’, bütün insanlardır. والمراد بالإنسان جنس الإنسان ... (التحرير والتنوير) وقال آخرون : بل عنى بذلك الناس جميعا ، وإنما وحد في اللفظ لأدائه عن جنسه ، كما قيل ( إن الإنسان لفي خسر ) وقال الآخرون :" الإنسان " اسم جنس ، وأراد به جميع الناس (تفسير البغوي ) روي عن ابن عباس أنه قال: الصلصال هو التراب الرطب (تفسير القرآن العظيم) عن أبـي عبيدة ونقل عنه أبو حيان أنه قال: هو الطين المخلوط بالرمل ، ويقال الصلصال المنتن أخذ من صل اللحم وأصل إذا أنتن,( مجمع البيان في تفسير القرآن).(الصلصال) أما الصلصال ففيه ثلاثة أقاويل الثاني : أنه طين خلط برمل، قاله عكرمة الثالث: أنه الطين المنتن، قاله مجاهد ،والكسائ مأخوذ من قولهم: صَلَّ اللحمُ وأصَلَّ إذا أنتن (انكت والعيون) الثاني الصلصال: انه الطين الرطب الذي إذا عصرته بيدك خرج الماء من بين أصابعك، وهذا مروي عن عكرمة (النكت والعيون – الماوردي) ونقل في كتب الشيعة عن محمد بن علي الباقر عليه السلام أنه قال : قد انقضى قبل آدم الذي هو أبونا ألف ألف آدم أو أكثر ...(التفسير الكبير) والمسنون : الذي طالت مدة مكثه ، وهواسم مفعول من فعل سنّهُ إذا تركه مدة طويلة تشبه السّنة (التحرير والتنوير) {مِّنْ حَمَإٍ} طين تغير واسود من طول مجاورة الماء متعلق بمحذوف نعت لصلصال أو بدل من قوله من صلصال بدل كل (هميان الزاد إلى دار المعاد) وفيه إشارة إلى أن ماهية الحياة تتقوم من الترابية والرطوبة والتعفن، وهو يعطي حرارة ضعيفة. ولذلك تنشأ في الأجرام المتعفّنة حيوانات مثل الدود، ولذلك أيضاً تنشأ في الأمزجة المتعفّنة الحمى (التحرير والتنوير) وهذا القول يُوضِّح لنا أن آدم ليس هو أول من استعمر الأرض؛ بل كان هناك خَلْق من قَبْل آدم، فإذا حدَّثنا علماء الجيولوجيا والحفريات عن أن هناك ما يدل على وجود بعض من الكائنات المطمورة تثبت أنه كانت هناك حياة منذ خمسين ألف قرن من الزمان : فنحن نقول له: إن قولك صحيح ... (خواطر محمد متولي الشعراوي).  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Biz insanı toprağın çamurundan, yıllanmış kara balçıktan yarattık.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ant olsun ki Biz insanı balçıktan, işlenmiş kara topraktan yarattık.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
* Biz insanı kuru, eskimekle bozulmuş kara balçıktan yaratmışız.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Andolsun ki Biz, insanı kuru bir balçıktan [salsâl], kokuşmuş kara bir çamurdan [hame’in mesnûn] yarattık.⁷
7 İnsanoğlu, ontolojik olarak hayvanlar ve bitkiler âlemiyle birlikte canlılar âleminin yani organik dünyanın bir üyesidir. Organik dünya ise, cansızlar/ inorganik âlemiyle beraber arzın bir parçasıdır. Dolayısıyla insan, hayvan ve bitkinin ilk basit orijini toprağa ve onun aşamalarına dayanır. İnsan oluşumunun ilk etabı, diğer canlıların ilk etabı kadar eskidir ve aynı orijinden yani topraktan gelirler. Canlılar evrim sürecindeki aşamalar doğrultusunda türlerine göre ilahi bir plan dâhilinde varlık sahnesine gelmişlerdir. İnsanın menşeini, vurduğun zaman ses getiren kuru bir toprak parçası olarak göstermesi ve onun da suyla karışmış ve çeşitli organizmaların oluşması için mayalanması ve kokuşması olayı, yeryüzünde hayatın ilk defa başlaması ve toprakta bulunan bütün unsurların ve minerallerin her canlı varlıkta cinsine göre bulunduğunu anlıyoruz. Şu hâlde insan arzda yaratılmıştır. Başka bir yerden veya gezegenden gelmemiştir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Şüphesiz biz insanı şekillenmiş (kötü kokan kara bir) balçıktan (alınmış) kuru bir çamurdan yarattık.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Gerçekten Biz ilk insanı, vurulduğu zaman tın tın öten kuru bir çamurdan, belirli bir ölçü ve terkibe göre şekil verilmiş birbalçıktan yarattık.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
And olsun İnsan’ı salsâl’den, mesnûn balçıktan yarattık!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Biz insanı, kupkuru topraktan yarattık. Hem de kara toprağın sıvaşık çamurundan.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Andolsun! İnsanı pişmemiş cıvık bir balçıktan yarattık.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Yemin olsun ki biz insanı (pişmiş) kuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan yarattık.
Mehmet Türk
swap_vert close
Yemin olsun, Biz (ilk) insanı kuru çamurdan¹ şekil verilmiş bir balçıktan² yarattık.
1 Salsâl: Vurulduğu zaman ses veren, kuru pişmemiş çiğ çamur demektir. Eğer pişerse buna tuğla, kiremit ve testi denir. İlk insan yani Âdem (a.s.) kuru çamurdan, şekil verilmiş bir balçıktan yaratılmıştır. Esasen tam takır bir kuru çamur, hayata tamamen zıttır. Tabiata kalsa bunda insan veya hayvan şöyle dursun bir ot bitme imkânı bile yoktur. Fakat bu içerisinde bakterilerin bile bulunmadığı kuru topraktan insan yaratılmıştır. Yani ilk insan hiçbir hücrenin, bakterinin ve canlının devamı veya evrimleşmiş hali değildir. Allah “ol” demiş o da “oluvermiştir.” Bu yaratılış doğrudan doğruya Allah’ın kudretine, ilmine ve hikmetine bir delildir.2 Hame: Uzun müddet su ile yumuşayıp değişmiş cıvık, kokar çamur yani balçık demektir. Mesnun, ise değişen, sürtülmüş, kazınmış, dökülmüş veya bilenmiş demektir. Sibeveyh’e göre, “bir suret ve misal üzere tasvir edilmiş” demektir. Buna göre ilk insan yani Âdem (a.s.) özel bir surette tasvir edilmiş, kalıba dökülmüş bir balçıktan meydana gelen bir salsâlden (içerisinde canlılık alameti bulunmayan) kupkuru, pişmiş gibi topraktan yaratılmıştır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
GERÇEK ŞU Kİ, Biz insanı ses veren balçıktan, biçim verilebilir, özlü, kara bir balçıktan ²⁴ yarattık.
24 Kur’an’da, insanın “balçıktan (tîn)” yahut “topraktan (turâb)” yaratıldığına dair pek çok referans bulunmaktadır; her iki terim de, hem insanın biyolojik menşeindeki basitliği, hem de insan bedeninin ya da organizmasının -başka terkipler ya da başka elementer biçimlenmeler içinde olsa da- toprakta ya da toprağın üstünde var olan organik ve inorganik muhtelif unsurlardan kompoze edilmiş olduğu gerçeğini işaret etmektedir. Üç kere bu surede, bir kere de 55:14’de geçen salsâl tabiri, toprak ya da balçık kavramına bir boyut daha eklemektedir. Pek çok filoloji otoritesine göre, bu tabir, vurulduğu zaman “ses çıkaran kuru balçık” anlamına gelmekte ve Kur’an’da münhasıran insanın yaratılışıyla ilgili olarak kullanıldığı gözönünde bulundurulursa, hem insanı öteki hayvan türlerinden ayıran konuşma ya da dil üretme yeteneğine, hem de insan varlığının kolay kırılabilir ve zayıf yaratılışına işaret etmektedir (karş. 55:14’de geçen “çömlek gibi” yahut “pişirilmiş balçık gibi” ifadesi). Cümlenin kuruluş tarzının da gösterdiği gibi, salsâl’in hame’den inkişaf ettiği ifade edilmektedir (Râzî). Hame’, bazı otoritelere göre, “kokuşmuş kara çamur” ya da “kara balçık” anlamına gelen hame’eh’nin çoğuludur. Hame’ ismini nitelendiren mesnûn sıfatı ise, Râzî’nin belirttiği gibi, hem terkip (bileşim) olarak “değiştirilmiş, tahvîl edilmiş”, hem de “biçim verilmiş” yahut “biçimlendirilmiş” anlamına geliyor: Bizim, çeviride kullandığımız “biçim verilebilir özlü ...” ifadesi de mesnûn sıfatının bu iki boyutlu anlamına işaret etmek çabasını yansıtmaktadır. Kanaatimizce burada, insanın, “ses veren balçık” sözüyle tanımlanan fiziksel varlığının biçim ve öz (kalıp ve terkip) olarak, içinde Allah’ın yaratılış planına göre inkişaf edip ya da evrimleşip geliştiği ilkel biyolojik çevre ve koşulların bir tasviriyle karşı karşıyayız.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Andolsun ki biz insanı, kurumuş bir çamurdan, olgunlaşmış bir balçıktan yarattık. 3/59, 6/2, 7/12, 32/7
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
DOĞRUSU Biz insanı süzme, kurumuş, ses veren bir balçık türünden;[²⁰⁴³] özgün bir biçim almaya elverişli, tabiatı değiştirilmiş, koyu ve yoğun çamur nevi bir şeyden yarattık.[²⁰⁴⁴]
[2043] İnsanın (İnsan için bkz: 76:1) biyolojik ve elementer yaratılış süreciyle ilgili olan bu âyette geçen salsâl, “kuru ve ses çıkarmaya elverişli bir şeye vurularak elde edilen ses” anlamına gelir (Râğıb). Akustik kabiliyetinden yola çıkarak çanak, çömlek, küp gibi kurutulmuş çamurdan yapılan nesnelere de ateşte pişirilmeden önceki haliyle salsâl adı verilir. Ateşte pişirilme süreci, ke’l-fahhâr gibi ilave bir ibareyle ifade edilmiştir (Msl: 55:14). “Ses veren çamur”, zımnen “düşünen ve konuşan, yani akıl sahibi olan bir varlık yarattık” anlamına gelir. Üçü bu sûrede (26, 28, 33), biri Rahmân 14’te olmak üzere Kur’an’da dört yerde geçen kelimenin yer aldığı tüm âyetler, karmaşık ve muhteşem bir inşânın eseri olan insanın biyolojik kökeninin basit ve sıradanlığına dikkat çekmektedir. Allah’ın müdâhalesiyle, bu değersiz ve yetersiz elementlerden insan gibi bir şaheser yaratılmıştır. Kur’an’ın, insanın yaratılışını toprak ve toprak cinsinden olan değişik maddelerle irtibatlandırmasının bir başka nedeni ise, insanın yeryüzündeki yaşamını ve gelişimini sağlayacak şekilde toprak ve onun üzerindeki organik ve inorganik elementlere bağımlı olarak sürdürmek zorunda oluşunu beyan içindir. Çeviriye “süzme” olarak yansıttığımız karşılık salsale sözcüğünün anlamlarından birinin de “suyun geride bıraktığı unsur” olmasından dolayıdır (Râğıb). Bunu, içinde hayat emareleri bulunan mikro organizmaların yer aldığı özlü tortu olarak algılayabiliriz. Salsalin de, hemen ardından gelen hamein mesnun gibi, çözülmeye, bozulup kendi tabiatından başka bir tabiata geçmeye elverişli bir özelliğe sahip olduğu, “kokuşma” anlamına gelmesinden anlaşılmaktadır (Râğıb). Bu kokuşmayı, mevcut bağlamda “olgunlaşma” ve “kıvamına erme” anlamında almak yerinde olacaktır. Çünkü İbn Abbas salsâli “toprağın en değerli ve en özlü (el-ceyyid) birimi” şeklinde anlamıştır (Taberî). [2044] Kur’an’da (üçü aynı formla bu sûrede, biri farklı formla 18.86’da) sadece dört yerde kullanılan hame’, “kokuşup başkalaşarak hüviyetini değiştiren konsantre kara balçık” anlamına gelmektedir. Beydavi bu başkalaşmayı, “toprak-su karışımının üzerinden uzun süre geçmesi” ile açıklar. Mesnûn, Sibeveyh gibi kimi dil otoritelerine göre “orijinal bir şekil alma sürecine tâbi olan” anlamına gelir ki, sünnetin anlamlarından biri de budur. Min hamein mesnun ibaresi bu bağlamda, insanın Allah tarafından belirlenen ideal sûreti alması için, hem ilk yaratılıştaki biyolojik tekâmül sürecine, hem de anne karnındaki embriyolojik sürece bir atıf olarak anlaşılabilir (Krş: 71:14). Zira 23:12-14’te, hem elementer süreç hem de embriyolojik süreç art arda birlikte ele alınır. Buna bakarak, Kur’an’ın iki süreci birbiriyle eşleştirdiğini söyleyebiliriz. “..nevi bir şey” şeklindeki çevirimiz, belirsizlik formunun, “bir tür, bir çeşit” anlamı katan özelliğine dayanır (İtkân II, 291).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Andolsun ki, biz insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık,
Osman Fırat
swap_vert close
Ve şüphesiz biz, insanı (Adem’i) kuru bir balçıktan şekil vererek yarattık
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Muhakkak ki, Biz insanı kuru bir çamurdan, tegayyür etmiş bir balçıktan yarattık.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Biz insanı kara çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık. [55, 14-15; 6, 2]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Andolsun biz insanı pişmemiş çamurdan, değişmiş cıvık balçıktan yarattık.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Biz insânı çürümüş siyah balçıkdan yaratdık.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Biz o insanı[*] kurumuş, yıllanıp kokuşmuş kara balçıktan yarattık.
[*] Adem'i.  
Şaban Piriş
swap_vert close
İnsanı, kuru bir çamurdan, olgunlaşmış bir balçıktan yarattık.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Biz insanı biçimlenip kupkuru hal almış bir balçıktan yarattık.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yemin olsun, biz insanı; kuru çamurdan, değişken-cıvık bir balçıktan yarattık.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı bayıķ yarat(t)uķ ādemį ķuru balçıķdan kim ķara balçıķdandur sūretlanmış yā dökilmiş.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ biz yaratduḳ ādemi ḳuru balçıḳdan ki ḳara balçıḳdan ki ḳoḳmış‐ıdı.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Biz insanı quru (toxunduqda saxsı kimi səs çıxaran) və qoxumuş (və ya torpaqdan tədriclə dəyişib başqa şəklə düşmüş) qara palçıqdan yaratdıq!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Verily We created man of potter's clay of black mud altered,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
We created man from sounding clay,(1966) from mud moulded into shape;
1966 Salsal: dry clay which produces a sound, like pottery, Cf. 55:14. Taking verses 26 and 29 together, I understand the meaning to be: that man's body was formed from wet clay moulded into shape and then dried until it could emit sound (perhaps referring to speech); that it was then further fashioned and completed; that into the animal form thus fashioned was breathed the Spirit of Allah, which gave it a superiority over other Creation: and that the order for obeisance was then given.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَقَدْ
andol-sun ki
خَلَقْنَا
yarattık
الْاِنْسَانَ
insanı
مِنْ صَلْصَالٍ
kuru bir çamurdan
مِنْ حَمَاٍ
kara bir balçıktan
مَسْنُونٍۚ
şekillenmiş
Andolsun ki Biz insanı, (pişmiş ve ses çıkaran) kuru bir çamurdan, şekillenmiş kara bir balçıktan yarattık.
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
خَلَقَ
Fiil-I
خ ل ق
Yarattı
اِنْسَان
İsim
ا ن س
İnsanlar, insanlardan olan, kabile
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
صَلْصَال
İsim
ص ل ص ل
(Kuruluğundan dolayı kendisine vurulduğunda ses çıkaran) Kuru bir çamur
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
حَمَاٌ
İsim
ح م ا
Kara bir balçık
مَسْنُون
Edilgen fiil
س ن ن
Şekillenmiş