Muhakkak ki biz, insanı (insan türünü su ile) ıslanmış bir topraktan (toprakta bulunan elementlerden), yıllanıp kokuşmuş (içinde türlü organik maddeler bulunan) kara balçıktan yarattık. *
(*) Kur’an’da, insanın “balçıktan (tîn)” yahut “topraktan (turâb)” yaratıldığına dair pek çok referans bulunmaktadır; her iki terim de, hem insanın biyolojik menşeindeki basitliği, hem de insan bedeninin ya da organizmasının -başka terkipler ya da başka elementer biçimlenmeler içinde olsa da- toprakta ya da toprağın üstünde var olan organik ve inorganik muhtelif unsurlardan kompoze edilmiş olduğu gerçeğini işaret etmektedir…(M. Esed Meali 26. Ayet Açıklaması) …İşte insanoğlu, ontolojik olarak hayvanlar ve bitkiler âlemiyle birlikte canlılar âleminin yani organik dünyanın bir üyesidir. Organik dünya ise, cansızlar/ inorganik âlemiyle beraber arzın bir parçasıdır. Dolayısıyla insan, hayvan ve bitkinin ilk basit orijini toprağa ve onun aşamalarına dayanır. İnsan oluşumunun ilk etabı, diğer canlıların ilk etabı kadar eskidir ve aynı orijinden yani topraktan gelirler. Canlılar evrim sürecindeki aşamalar doğrultusunda türlerine göre ilahi bir plan dâhilinde varlık sahnesine gelmişlerdir…(İ. Yakıt Meali 26. Ayet Açıklaması) Yaratıcı’nın mikroskobik canlılarda başlattığı biyolojik evrimin ilk belirtileri balçık katmanları arasında başladı. Balçık geosedik olarak sekizyüzlü ve dörtyüzlü dizilen bir atomlar şebekesinden oluşur. Sekizyüzlü ve dörtyüzlü birimler sıkıca paketlenmedikleri için birbirlerine göreli olarak kayma özelliğine sahiptirler. Moleküler yapısındaki bu esneklik, balçığın birçok kimyasal reaksiyona katalist olmasını sağlar. İnsanlar balçık katmanları arasında milyonlarca yıl önce başlayan organik hayatın en gelişmiş meyvesidir. Bak: 24:45; 29:19-20; 71:14-17 (E. Yüksel Meali 26. Ayet Açıklaması)…Salsale sözcüğünün anlamlarından birinin de “suyun geride bıraktığı unsur”olmasından dolayıdır (Râğıb). Bunu, içinde hayat emareleri bulunan mikro organizmaların yer aldığı özlü tortu olarak algılayabiliriz. Salsalin de, hemen ardından gelen ‘’hamein mesnun’’ gibi, çözülmeye, bozulup kendi tabiatından başka bir tabiata geçmeye elverişli bir özelliğe sahip olduğu, “kokuşma”anlamına gelmesinden anlaşılmaktadır (Râğıb)…(M. İslamoğlu Meali 26. Ayet Açıklaması) Ayrıca 27. ayette cin türüne vurgu yapıldığı için 26. ayette de vurgusu yapılanın insan türü olduğu anlaşılıyor. Bu nedenle salsal ile ilk canlının bataklık vârî bir ortamda fokurdayan biyolojik bir karışımdan yaratıldığına âtıf olabilir. ( (الله اعلم Ayrıca bu ayeti ‘’Muhakkak biz İnsanı (pişmiş) kuru bir çamurdan /veya ses çıkaran kuru bir balçıktan yarattık…’’şeklinde tercümesi bizce uygun değildir. Zaten tam kuru bir çamur, hayata tamamen zıttır. Tabiata kalsa bunda insan veya hayvan şöyle dursun bir ot bitme imkânı bile yoktur. Bu nedenle birçok klasik tefsirlerde (صلصال) yanlış yorumlandığından, bunlara bağlı meallerde de aynen o yanlışa devam edilmiştir. Oysa bu kelime hakkında birkaç yorum vardır, bunlardan birkaç tanesi şöyledir: Salsal; suyun geride bıraktığı unsur, yapışkan balçık, kumla karışık balçık (من حمأ مسنون) ise üzerinde yıllar geçtiği için kokusu bozulmuş çamur demektir. Yani salsalı kurumuş, pişmiş veya ses çıkaran çamur şeklinde tercüme etmek uygun değildir. Çünkü kuru veya pişmiş çamurda canlılık olmaz. Bu nedenle ‘’Allah insanı kupkuru çamurdan veya çömlek gibi pişmiş kuru balçıktan yarattığını…’’ söylemek doğru değildir. Çünkü Enbiya- 30 ayette şöyle buyurulur: (وجعلنا من الماء كل شئ حي افلا يؤمنون) ‘’… Ve yaşayan her şeyi (her canlı türü) su (H2O) sayesinde canlı kıldığımızı araştırıp anlamadılar mı?’’şeklindeki ayette göre canlılık için mutlaka su gerekir. Suyun olmadığı yerde sunnetullaha/ Allah’ın yaratılış kanununa/ göre hiçbir canlılık yaratılmaz, böyle bir ortamda (pişmiş kuru çamurda) canlılık oluşmaz. Ama maalesef bu vb. birçok ayetlere rağmen klasik tefsir ve meallerin, canlı bir tür olan insan türü ‘’ses çıkaran kupkuru veya çömlek gibi pişmiş kuru bir balçıktan yaratıldığı şeklindeki açıklamaları yüzünden ilgili bütün ayetlerin hem yanlış hem de birbirleriyle tutarsız ve çelişkili bir hâl almasına sebep olmuştur. Özetle, yüce Allah ‘’Biz, her canlıyı su sayesinde yaratıyoruz’’ diyecek, ama klasik tefsir ve mealler ‘’insanın kupkuru veya çömlek gibi pişmiş kuru bir balçıktan yaratılmıştır.’’diyecekler. Bu şekildeki tefsir, yorum ve mealler hem Enbiya-30. ayetle hem Allah’ın yaratılış kanunu ile hem de biyoloji bilimi ile tamamen ters düşmektedir. Ayrıca salsal ile ilgili bir grubun görüşü de şöyledir. (والصلصال": الطين الذي إذا جف صلصل)‘’salsal’’ sadece çamurdur, ama öyle bir çamur ki kuruduğu zaman ses çıkarır…Yani salsal kupkuru veya pişmiş çamur anlamında değildir. Bkz: (المحرر الوجيز لابن عطية) Buna göre insan ses çıkaran kuru veya pişmiş çamurdan değil, ama öyle bir çamurdan yaratılmıştır ki, o çamur kuruduğu zaman ses çıkarır. Ayrıca ayette ‘’el- insan’’sözcüğü, cins isim olup bununla Âdem’e değil, insan türüne vurgu yapılıyor. Yani bütün insan türünü oluşturan ilk canlı hücrenin, ’’min salsalın min hamein mesnunın’’ ifadesiyle bataklık vârî bir ortamda fokurdayan biyolojik bir karışımdan yaratıldığına âtıf olabilir. Bu ilk canlı hücreye Kur’an’da’’nefsi vahide’’ denir. Ayrıca 26. ayette Âdem dâhil bütün insan türüne, 28. ayette de aynı insan türünden olan Âdem’e vurgu yapılıyor. Yani bütün insanlar aynı kökten gelmiştir. İşte ayette insan bedeninin, Allah’ın yaratma sıfatının bir eseri ve tecellisi olarak topraktan başlayıp devam eden fiziksel-biyolojik değişim ve gelişim sürecine işaret edilmektedir. Aşağıdaki tefsirlere göre de ‘’el-insan’’, bütün insanlardır.
والمراد بالإنسان جنس الإنسان ... (التحرير والتنوير) وقال آخرون : بل عنى بذلك الناس جميعا ، وإنما وحد في اللفظ لأدائه عن جنسه ، كما قيل ( إن الإنسان لفي خسر ) وقال الآخرون :" الإنسان " اسم جنس ، وأراد به جميع الناس (تفسير البغوي ) روي عن ابن عباس أنه قال: الصلصال هو التراب الرطب (تفسير القرآن العظيم) عن أبـي عبيدة ونقل عنه أبو حيان أنه قال: هو الطين المخلوط بالرمل ، ويقال الصلصال المنتن أخذ من صل اللحم وأصل إذا أنتن,( مجمع البيان في تفسير القرآن).(الصلصال) أما الصلصال ففيه ثلاثة أقاويل الثاني : أنه طين خلط برمل، قاله عكرمة الثالث: أنه الطين المنتن، قاله مجاهد ،والكسائ مأخوذ من قولهم: صَلَّ اللحمُ وأصَلَّ إذا أنتن (انكت والعيون) الثاني الصلصال: انه الطين الرطب الذي إذا عصرته بيدك خرج الماء من بين أصابعك، وهذا مروي عن عكرمة (النكت والعيون – الماوردي) ونقل في كتب الشيعة عن محمد بن علي الباقر عليه السلام أنه قال : قد انقضى قبل آدم الذي هو أبونا ألف ألف آدم أو أكثر ...(التفسير الكبير) والمسنون : الذي طالت مدة مكثه ، وهواسم مفعول من فعل سنّهُ إذا تركه مدة طويلة تشبه السّنة (التحرير والتنوير) {مِّنْ حَمَإٍ} طين تغير واسود من طول مجاورة الماء متعلق بمحذوف نعت لصلصال أو بدل من قوله من صلصال بدل كل (هميان الزاد إلى دار المعاد) وفيه إشارة إلى أن ماهية الحياة تتقوم من الترابية والرطوبة والتعفن، وهو يعطي حرارة ضعيفة. ولذلك تنشأ في الأجرام المتعفّنة حيوانات مثل الدود، ولذلك أيضاً تنشأ في الأمزجة المتعفّنة الحمى (التحرير والتنوير) وهذا القول يُوضِّح لنا أن آدم ليس هو أول من استعمر الأرض؛ بل كان هناك خَلْق من قَبْل آدم، فإذا حدَّثنا علماء الجيولوجيا والحفريات عن أن هناك ما يدل على وجود بعض من الكائنات المطمورة تثبت أنه كانت هناك حياة منذ خمسين ألف قرن من الزمان : فنحن نقول له: إن قولك صحيح ... (خواطر محمد متولي الشعراوي).