close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Haşr Sûresi 6. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vemâ efâa(A)llâhu ‘alâ rasûlihi minhum femâ evceftum ‘aleyhi min ḣaylin velâ rikâbin velâkinna(A)llâhe yusellitu rusulehu ‘alâ men yeşâ(u)(c) va(A)llâhu ‘alâ kulli şey-in kadîr(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve Allah'ın, onların mallarından, Peygamberine verdiği şeyler için siz, gerçekten de ne deve sürdünüz, ne at oynattınız ve fakat Allah, peygamberlerini, dilediği kimselerin üstüne atıp üstün eder ve Allah'ın, her şeye gücü yeter.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Onların Allah’ın Elçisine verdikleri "FEY’e" (savaşsız kazanılan ganimet, servet ve devlete) gelince; ki buna karşı (bu zaferi kazanma kastıyla) siz at ve deve koşturmamış (silah kuşanmamış ve kullanmamış)tınız. Ancak Allah, elçilerini (zulüm ve kötülük ehlinden) dilediklerinin üstüne musallat (edip muzaffer) kılmaktadır. Çünkü Allah her şeye gücü yetendir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Allah'ın onlardan alıp, peygamberine devrettiği ganimetlere gelince, siz onu elde etmek için ne at, ne de deve koşturmadınız. Ama Allah, peygamberlerini dilediği kimseler üzerine gönderir ve onlara üstün getirir. Allah herşeyi yapmaya güç yetirendir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah'ın, zahmet çektirmeden onlardan alıp peygamberinin tasarrufuna verdiği ganimetler için, siz at ve deve koşturup yorulmuş değilsiniz. Fakat Allah rasullerini, görevlilerini sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak iradesinin tecellisine tabi kimseler üzerinde, savaşmadan da hakimiyet kurdurur. Allah'ın gücü kudreti her şeye yeter.
Ahmet Varol
swap_vert close
Allah'ın, onlardan Peygamber'ine verdiği ganimet(e gelince); [3] siz onlar için ne at koşturdunuz ne de deve. Ancak Allah elçilerini dilediklerinin üzerine musallat eder. Allah her şeye güç yetirendir.
3.Bu ayette ve devamındaki ayette fey` ibaresi geçmektedir. Fey` savaşsız elde edilen ganimetlere denir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Onlardan Allah'ın elçisine verdiği 'fey'e' gelince, ki siz buna karşı (bunu elde etmek için) ne at ne deve sürdünüz. Ancak Allah, elçilerini dilediklerinin üstüne musallat kılar. Allah her şeye güç yetirendir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Allah'ın, onların (Nadir Oğullarının) mallarından Peygamberine verdiği ganimete gelince: Siz ona ne at koşturdunuz, ne deve... Fakat Allah peygamberlerini, dilediği kimselere musallat eder. Allah her şeye kâdirdir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Allah’ın onlardan elçisine ganimet olarak bıraktırdığı mallar ise; siz onun üzerine ne at ne de deve sürmediniz. Fakat Allah, peygamberlerini istediğinin üzerine musallat eder. Şüphesiz Allah, her şeye gücü yetendir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Allah'ın onların mallarından Peygamberine verdiği ganimetlere gelince; siz bu malları elde etmek için ne at koşturdunuz, ne de deve. Fakat Allah peygamberlerini dilediği kimselere galip kılar. Allah'ın gücü her şeye yeter.[622]
[622] Ganimet ve fey’ hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIX, 147-153.  
Besim Atalay
swap_vert close
Onların mallarından, Allahın peygambere verdiğine gelince, bu iş için sizler ne bir at sürdünüz, ne de bir binilen deve; dilediği kimseye Allah peygamberlerini sataştırmıştır, her şeye yetişir Allahın gücü
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Nadiroğullarının) mallarından savaşılmaksızın resulüne kolayca kazandırdığı ganimetler için siz, at ya da deve koşturmuş değilsiniz. Fakat Allah, Resullerini (Hakka karşı direnen azgın ve isyankâr toplumlardan) dilediği kimselerin üzerine salıp onlara üstün kılar. Çünkü Allah'ın her şeye hakkıyla gücü yeter.
“Siz at ya da deve koşturmuş değilsiniz” yani, onun için savaşmak zorunda kalmadınız. Çünkü Nadiroğulları savaşa girmeden zaten teslim oldu. Dolaysıyla Nadiroğullarının bırakıp gittiği ganimetler için Müslümanların bizzat savaşarak kazanmış gibi bir hak talep etmesi doğru olmazdı.  
Cemil Said
swap_vert close
Allâh’ın rasûlüne ihsân iylediği ganâimi ne develeriniz ile, ne atlarınız ile istihsâl iylediniz. Ancak Allâh rasûlünü kimin üzerine ister ise teslît ider, Allâh her şeye kâdirdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ey inananlar! Onların mallarından, Allah'ın Peygamberine verdiği şeyler için siz ne at ve ne de deve sürdünüz; fakat Allah peygamberlerine, dilediği kimselere karşı üstünlük verir. Allah herşeye Kadir'dir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onların mallarından Allah’ın, savaşılmaksızın peygamberine kazandırdığı mallar için siz, at ya da deve koşturmuş değilsiniz. Fakat Allah, peygamberlerini, dilediği kimselerin üzerine salıp onlara üstün kılar. Allah’ın her şeye hakkıyla gücü yeter.[533]
Savaşmaksızın elde edilen ganimetler müslümanlar arasında paylaştırılmayıp “fey’” adı altında “Beytülmal”e kalır. İşte âyet, Nadîroğulları’nın sürülmesi sırasında müslümanlar fiilen savaşmadıkları için onların ganimetten paylarının olmadığına işaret etmektedir. Nitekim bir sonraki âyette de bu tür ganimetlerin Allah ve Resûlüne yani “Beytülmal”e ait olduğu ifade edilerek bu hüküm açıkça ortaya konmaktadır.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Allah’ın onlardan alıp resulüne fey‘ olarak verdikleri için siz at veya deve koşturmuş değilsiniz. Ama Allah elçilerini dilediği kimselere üstün kılar. Allah her şeye kadirdir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Allah'ın, onlardan (mallarından) Peygamberine verdiği ganimetler için siz at ve deve koşturmuş değilsiniz. Fakat Allah, peygamberlerini dilediği kimselere karşı üstün kılar. Allah her şeye kadirdir.  
 Medine’ye iki mil uzaklıkta bulunan Nadîr oğullarına karşı yaya olarak sefere çıkılmış ve zorlukla karşılaşmadan arazi ele geçirilmiş, bu arazi Hz. Peygamber’e ait kabul edilmiş, o da bunu, kendisi, ailesinin geçimi ve bazı askerî harcamalar için elde tutmuş, bir kısmını da ashaptan bazılarına dağıtmıştır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
ALLAH'ın onlardan alıp elçisine verdikleri için, siz at ve deve sürmediniz (savaşmadınız); ama ALLAH elçisini dilediğinin üstüne gönderir. ALLAH her şeye kadirdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Allah'ın, onlardan peygamberine verdiği ganimetlere gelince siz onun üzerine ne at, ne de deve sürmediniz. Fakat Allah peygamberini, dilediği kimselerin üzerine salar. Allah her şeye kadirdir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Allahın Resulüne onlardan tahvil buyurduğu fey'e gelince siz ona ne at debrettiniz ne rikâb velâkin Allah Resullerini dilediği kimselere musallat kılar ve Allah her şey'e kadirdir
Emrah Demiryent
swap_vert close
Allah’ın, onların (Benî Nadîr yahûdîlerinin) mallarından peygamberine verdiği ganimete gelince... Siz bu malları elde etmek için ne at koşturdunuz ne de deve. Fakat Allah peygamberlerini dilediği kimselere galip kılar. Allah her şeye kâdirdir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Allah'ın Resûl'üne verdiği fey'e¹ gelince, siz onlar için ne at koşturdunuz ne de deve!² Fakat Allah; Resûl'üne, dilediği kimselere karşı üstünlük verir. Allah, Her Şeye Güç Yetiren'dir.
1- Savaşmadan elde edilen ganimet. 2- Savaşmadınız.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Allahın onlar (ın malların) dan peygamberine verdiği «feyi» (e gelince:) Siz bunun üzerine ne ata, ne deveye binib koşmadınız. Fakat Allah peygamberlerini dileyeceği kimselere musallat eder. Allah her şey'e hakkıyle kaadirdir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Allah'ın, onlar(ın malların)dan Resûlüne verdiği ganîmete gelince, (siz) onun üzerine ne at sürdünüz, ne de deve! (Onu kolayca elde ettiniz!) Fakat Allah, peygamberlerini dilediği kimselere musallat eder. Çünki Allah, herşeye hakkıyla gücü yetendir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Oysa onların (o sizinle anlaşma yaptıkları hâlde sözleşmelerini bozup müşriklerle birlikte size saldıranların) mallarından, Allah’ın elçisine (musâlaha yoluyla) geri çevirdiği şeyler (fey) için siz ne at ve ne de deve sürdünüz (onlarla çarpışmaya girmediniz); fakat Allah elçilerini, dilediği (saldırgan, hain, zalim ve suçlu) kimselere karşı üstün kılar. Ve Allah, her şeye güç yetirendir. *
(*) Hz. Peygamberi hiç görmemiş, vefatından bir asır sonra dünyaya gelen ve sözde Hz. Peygamberin siyerini yazan İbn-i İshak’ın bazı yalan ve uydurmaları aşağıdadır. Bu sûrenin 7. ayetinde yüce Allah’ın, buradaki fey’în (Nadiroğullarından) savaşız ve musâlaha/anlaşma yoluyla elde edildiğini net bir şekilde açıklamasına rağmen (وَمَا أَفَاءَ اللَّهُ عَلَى رَسُولِهِ مِنْهُمْ فَمَا أَوْجَفْتُمْ عَلَيْهِ مِنْ خَيْلٍ وَلا رِكَابٍ ) İbn İshak hem fey’în anlamını hem de Hz. peygamberin siyerini çarpıtarak savaştan ve savaş sonucunda ele geçirilen sebiy, yani ele geçirilen düşmanın çocuk ve kadınlarının paylaşılmasından söz ediyor. Böylece Müslüman görüntüsünü vererk sinsice hem Kur’an’a hem de bütün insanlığa bir rahmet elçisi olarak gönderilen Hz. peygambere büyük bir iftira yapmış oluyor. Ayrıca Cuveyriye’nin de burada esir/sebiy, yani savaş ganimeti olarak dolaylı olarak Hz. peygamberin eline geçtiğini ve onunla evlendiğini anlatması ve farklı bir şekilde bu rivayeti Hz. Aişe’ye dayandırması da ayrı bir yalanıdır. Çünkü bu ayete göre burada ne savaş yapılmış ne de savaş sonucu ele geçirilen ganimetler söz konusu olmuştur. Burada sadece musâlaha, yani anlaşma yoluyla elde edilen fey’den, yani sadece bazı maddi kazanım ve gelirlerden söz edilmiştir. Bunun ne savaşla ne de esir ve sebiy ile yani savaş sonucu ganimet olarak ele geçirilen çocuk ve kadınlarla hiçbir ilgisi yoktur. İbn-i İshak kimdir? 704 yılında doğduğu kabul edilir. Irak´ta yapılan bir savaşta esir düşen genç İbni İshak Medine´ye getirilir. Müslümanlığı kabul edip özgürlüğüne kavuştuktan sora Medine´de yaşamaya başlar. Delilsiz konuşmalarından dolayı Malik b. Enes ile sık sık tartışır. Ondan işittiği çok ağır sözler üzerine şehri terk edip Mısır´a gider. Bir ara kırbaç cezasına çarptırılır. Daha sonra Abbasi Halifesi Mansur´un himayesine girerek Bağdat´a yerleşir. Halifenin isteği üzerine ünlü siyerini yazar. Hâlbuki İbn İshak Hz. peygamberin vefatından yaklaşık bir asır sonra dünyaya gelmiştir… İbn-i İshak, çağdaşları ve daha sonraki ilim erbabı tarafından çokça eleştirilmiştir. Medine´de iken Haşim b. Urbe tarafından yalancılıkla suçlanmış; Malik b. Enes, Hayber, Kureyza ve Nadir savaşları ile anlattıklarını, sadece sonradan Müslüman olan Yahudilere dayandırmasına karşı çıkmış, iftiracı ve yalancı olduğunu söylemiştir. Daha sonraki hadis âlimlerinin çoğu da kitabındaki rivayetlere pek itibar etmemiş, güvenilir bulmamışlardır. İbn Hacer de onun bu tür hikâyelerini yalanlar ve garip hikâyeler olduklarını söyler. İbn İshak’ın çağdaşı olan hukukçu Malik, İbn İshak’ı yalanlar ve sırf böyle hikâyeler naklettiği için onu bir yalancı ve münafık olmakla suçlar. Kaynak: (`Uyun al-athar, ibid, Siyer, 691-2/II, 242, 244; `Uyun al-athar, II, 74, 75) Ama bütün bunlara rağmen Müslümanlar hâlâ Hz. Peygamberin siyerini böyle bir yalancının yazdığı eserinden okuyup anlamaya çalışıyorlar. İşte bundan dolayı mevcut siyer kaynakları sağlıklı, güvenilir ve sahih değildir. اكاذب ابن اسحاق // ابن إسحاق أول من إختلق ( غزوة بنى المصطلق ) وزعم فيها نسبة حديث الإفك لعائشة ، والتى نقلها الرواة عنه ومنهم البخارى . وقد فنّدنا هذا الزعم فى كتابنا ( القرآن وكفى ..) . ونستشهد بأكاذيبه ( الجذّابة ) فى هذه الغزوة ــ المُختلقة ــ عن السبى ـ يكتب ابن إسحاق من دماغه : :( قَالَ ابْنُ إسْحَاقَ: فَأَقَامَ رَسُولُ اللّهِ صَلّى اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلّمَ بِالْمَدِينَةِ بَعْضَ جُمَادَى الْآخِرَةِ وَرَجَبًا، ثُمّ غَزَا بَنِي الْمُصْطَلِقِ مِنْ خُزَاعَةَ، فِي شَعْبَانَ سَنَةَ سِتّ ) ويقول عن الهجوم المزعوم للنبى عليهم ( خَرَجَ إلَيْهِمْ حَتّى لَقِيَهُمْ عَلَى مَاءٍ لَهُمْ يُقَالُ لَهُ الْمُرَيْسِيعُ، مِنْ نَاحِيَةِ قَدِيدٍ إلَى السّاحِل ِ فَتَزَاحَفَ النّاسُ وَاقْتَتَلُوا، فَهَزَمَ اللّهُ بَنِي الْمُصْطَلِقِ وَقُتِلَ مَنْ قُتِلَ مِنْهُمْ وَنَفّلَ رَسُولُ اللّهِ صَلّى اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلّمَ أَبْنَاءَهُمْ وَنِسَاءَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ فَأْفَاءَهُمْ عَلَيْهِ الخطأ هنا أن ابن إسحاق يجعل الغنائم والسبى فيئا . و( الفىء ) فى التشريع القرآنى هو المال الذى ( يفىء ) الى بيت المال سلميا بلا حرب ، يقول جل وعلا عن معناه : (وَمَا أَفَاءَ اللَّهُ عَلَى رَسُولِهِ مِنْهُمْ فَمَا أَوْجَفْتُمْ عَلَيْهِ مِنْ خَيْلٍ وَلا رِكَابٍ ) (6) الحشر). ـ ويزعم ابن إسحاق أن من السبى جويرية بنت الحارث (وَكَانَ رَسُولُ اللّهِ صَلّى اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلّمَ قَدْ أَصَابَ مِنْهُمْ سَبْيًا كَثِيرًا، فَشَا قَسْمُهُ فِي الْمُسْلِمِينَ وَكَانَ فِيمَنْ أُصِيبَ يَوْمَئِذٍ مِنْ السّبَايَا جُوَيْرِيَةُ بِنْتُ الْحَارِثِ بْنِ أَبِي ضِرَارٍ، زَوْجُ رَسُولِ اللّهِ صَلّى اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلّمَ) . ويحكى رواية يسندها لعائشة يزعم فيها أن جويرية وقعت من نصيب ثابت بن قيس، وكاتبته أن تشترى حريتها منه ، وجاءت النبى تطلب منه أن يساعدها بالمال، وكانت جميلة فعرض عليها النبى أن يدفع ثمن حريتها لثابت بن قيس مقابل أن يتزوجها . فرضيت ، فتزوجها النبى - ثم رواية أخرى يفترى فيها ابن اسحاق أن النبى أمر بتعذيب زوج صفية السابق ليعترف بكنز أخفاه ، ثم أمر بضرب عنقه . يقول الملعون ابن إسحاق عن خاتم النبيين الذى بعثه الله جل وعلا رحمة للعالمين وليس لتعذيب العالمين : ( وَأُتِيَ رَسُولُ اللّهِ- صَلّى اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلّمَ- بِكِنَانَةَ بْنِ الرّبِيعِ وَكَانَ عِنْدَهُ كَنْزُ بَنِي النّضِيرِ فَسَأَلَهُ عَنْهُ.الخ (ملك اليمين : السبى فى أكاذيب سيرة ابن اسحاق) أخبرنا إبن أزرق قال: أنبأنا عثمان بن احمد قال نبأنا حنبل بن أسحق، قال سمعت أبا عبد الله يقول: إبن إسحق ليس بحجة.... نبأنا أيوب بن اسحاق بن سافري قال: سألت أحمد بن حنبل.فقلت: يا أبا عبد الله أبن اسحق إذا تفرد بحديثه تقبله؟ قال: لا والله، إني رأيته يحدث عن جماعة با لحديث الواحد، ولا يفصل كلام ذا من ذا... قال الميموني: حدَّثنا أبو عبد الله بحديث أستحسنه عن إبن إسحق، فقلت: يا أبا عبد الله! ما أحسن هذه القصص التي يجئ بها ابن اسحق! فتبسَّم إليَّ متعجبا...]، وكان أشدهم قسوة على ابن اسحق هو مالك بن أنس، وهو فقيه مشهور، كان يسميه (دجال الدجاجلة)! كذلك كان موقف المحدث المشهور هشام بن عروة بن الزبير، فقد أدعى ابن اسحق كان يروي عن زوجته، فاسشاط عروة، و راح يكيل السباب والشتائم لإبن اسحق / راجع الذهبي والخطيب، مواقع مختلفة /، وقد أتهمه بالكذب، ولأهل المدينة موقف صارم من محمد بن أ سحق، فهم لا يرتضون حديثه، ولا يسمعون له، وكانوا يردعون من يروي عنه قائلين (نحن أعرف به...) / تاريخ بغداد ص 226، وقد حدث ذلك مع المحدث الكبير (يزيد بن هارون) سنة ثلاث وتسعين ومائة بالمدينة، حيث حاول أن يشيع احاديث إبن اسحق ولكن أهل المدينة رفضوا ذلك رفضا باتا / المصدر ص 226، وكان مالك يقول (نحن نفيناه من المدينة) / المصدر ص 223 / وقد كذبه مرة يحي بن معين، وهو من الرجاليين المعروفين! ونقرا تقييما لإبن النديم، ففيه يقول (صاحب السيرة أبو عبد الله محمد بن أسحق بن بشار، مطعون عليه، غير مرضي الطريقة... يقال كان يُعمل له الأشعار، ويؤتى بها ويُسئل أن يدخلها في كتابه في السيرة فيفعل، فضمن كتابه من الأشعار ما صار به فضيحة عند رواة الشعر... وكان يحمل عن اليهود والنصارى ويسميهم أهل العلم ا لأول. وأصحاب الحديث يضعّفونه ويتهمونه...) / فهرست إبن النديم ص 105. وفي هذا السياق يورد المخالفون له والطاعنون فيه أنه متهم بعقيدته (معركة بدر.... ولكن ماذا عن إبن اسحق نفسه؟)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onlardan Allah’ın elçisine verdiği savaş ganimetleri için, siz ne atlar üzerinde koşturdunuz, nede hayvanlar üzerinde uzun yol kat ettiniz. Ancak, Allah elçisini dilediği kimseler üzerine musallat eder. Allah her şeyi bir plan üzere yapandır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Allah’ın tanımazların bıraktığı mallardan elçisine verdiklerine gelince, bunları ele geçirmek için ata, deveye binip onların üzerlerine yürüyenler sizler değilsiniz. Ancak, Allah elçilerini dilediği kimseler üzerine saldırtır. Allahın gücü her işe yeticidir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Allah/ın, onların emvalinden peygamberine verdiği malları ele geçirmek için, siz üzerlerine at ve deve ile yürümediniz [¹]. Fakat Allah peygamberlerini dilediği kimselerin üzerlerine musallat ve galip kılar. Allah her şeye hakkıyle kaadirdir.
[1] Süvari olarak gitmediniz, mesafe kat'etmediniz, burası sulhen fethoîundu, zahmetsiz ele geçti, siz oraya piyade gittiniz.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey inananlar!) Onların mallarından Allah’ın, savaşmaksızın elçisine kazandırdığı mallar/ganimetler [efâ’e]⁴ için, siz at veya deve koşturmuş değilsiniz. Fakat Allah, elçilerini dilediği kimseler üzerine musallat edip üstün kılar. Zira Allah, her şeye kâdirdir.
4 Savaşmadan elde edilen ganimetlere “fey” çoğulu “efâ’e” denir. Askerler arasında paylaştırılmaz, doğrudan Beytülmâl’e kalırdı. Nadiroğulları sürülürken, Müslümanlar fiilen savaşmamışlardı. İşte ayet bu konu ile alakalı olup, bu malların nerelere tasarruf edileceğine dairdir. Ayete göre, muhacirlerin ekonomik durumu çok zayıf olduğu için onlara öncelik tanınması öğütlenmektedir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Onların mallarından, Allah'ın peygamberine geri çevirdiği şeyler (fey) için siz ne at ve ne de deve sürdünüz; ancak Allah, kendi elçilerini dilediklerinin üstüne egemen kılar. Allah, her şeye güç yetirendir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Allah’ın, ciddî bir çarpışmanın yaşanmadığı bu kuşatma sonucunda onlardan alıp Elçisine verdiği mal, mülk, silah, arazi, bahçe ve benzeri fey’lere gelince; onlar, ganîmetler gibi askerler arasında paylaşılmayacak, aşağıdaki ayette belirtilen gruplar arasında dağıtılacaktır. Çünkü siz ey mücahitler, bunları ele geçirmek için ne at, ne de deve sürüp düşmanla çarpışmaya girmediniz fakat Allah, İslâm nizamının temsilcisi olan Peygamberini kâfirlere gâlip kılarak, İslâm toplumunun güçlenmesinde kullanması için bu nîmetleri onun tasarrufuna devretti. Çünkü Allah, elçilerini dilediğinin üzerine gönderir de, zâlimlerin kalplerine korku salarak onları yenilgiye uğratır. İşte bu kuşatma da aynen böyle olmuştur. Unutmayın ki, Allah’ın her şeye gücü yeter.Ganîmet; savaş yoluyla düşman ordusundan ele geçirilen silah, teçhizat, hayvan, altın ve benzeri menkul mallardır. Bunun hükmü 8-Enfal:1 ve 41’de açıklanmıştı. Bir ülke savaşılarak fethedilmiş bile olsa, o ülkenin toprağı, evleri, menkul ve gayrimenkul malları ganîmet değil, fey’dir. Aynı şekilde, savaşılmadan ele geçirilen “ganîmetler” de fey’dir ve şu şekilde paylaştırılmalıdır:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Allah’ın kendi rasûlüne onlardan fey’ olarak verdiği şeylere gelince; üzerine ne at, ne deve koşturdunuz; ama Allah, rasûllerini dileyeceği kimselere müsallat eder / sültan yapar / gönderir. Allah her şeye güç yetirendir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah'ın, sürgüncülerden resulüne ayırdığı ganimete göz dikmeyin, Çünkü siz, onu hak etmek için ne at bindiniz ne de deve. Allah, elçilerini istediğine egemen kılabilir. Çünkü Allah, her şeye kadirdir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Rabbiniz sözleşmelerine ihanet ettikleri için onlarla savaş yapmadan mallarına, atlarına, develerine sahip oldunuz. Bu size Rabbinizin bir lütfudur. Keşke sözleşmelerine uysalardı. Allah dilediği kimselerin üzerine Resulünü salıp galip getirir. Allah’ın gücü her şeye yeter.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Allah’ın, onlardan (mallardan sorumluluğunu Elçisine) verdiği şeyler için siz at ve deve koşturmamıştınız. Fakat Allah elçilerini dilediği kişilere üstün kılar. Allah her şeye gücü yetendir.
Mehmet Türk
swap_vert close
Allah’ın onların mallarından Peygamberine verdiği “fey’e”¹ gelince; siz onu elde etmek için at da sürmediniz, deve de. Ama Allah, Peygamberlerini dilediği kimselere karşı (böyle) üstün kılar. Çünkü Allah’ın gücü, her şeye yeter.
1 Fey’: Sözlükte geri dönmek, vazgeçmek, gölge yayılmak fiilinden mastardır. Bir isim olarak fey’; güneşin doğudan batıya dönmeye başlayan gölgesi; güneşin gurubuna kadar olan gölgesi; anlamlarına gelir. “Zahmet çekilmeden, savaşılmadan elde edilen savaş ganimeti” demektir. Fey’ ganîmet gibi, beşte biri İslâm Devletine alınıp kalanı gaziler arasında paylaşılmaz. Fey’ Allah’ın hakkıdır ve Allah da bunu Peygamberine vermiştir. Fedek arazisi de bu şekildedir. Hz. Ömer (r.a): “Beni Nadîr’in malları, Allah’ın Rasûlüne tahsis ettiği fey’ idi ve Peygamberimizin özel malı idi. Peygamberimiz ondan ailesinin bir senelik nafakasına harcar, kalanını da silâh ve hayvan alarak Allah yolunda savaş için hazırlardı.” buyurmuştur. (Buharî, Müslim, Ebû Davud, Tirmizî) Fetihle ele geçirilen araziler üç kısma ayrılır. 1. Savaşla ele geçirilen araziler. İslâm devlet başkanı, bu toprakları a. Savaşa katılanlar arasında paylaştırabilir. (Hz. Peygamber’in Hayber topraklarını taksim etmesi gibi.) b. sahiplerine cizye ve haraç vergisi bağlayarak eski sahiplerinin ellerinde bırakabilir. Bu araziler “harac arazisi”, gayr-i müslim olan halk da “zimmî” olur. Hanefi ve Hanbelilere göre, İslâm devlet başkanının fethedilen araziler üzerinde, gâzilere taksim etme veya vakıf hâline getirme yetkisi vardır. Yukarıdaki ayetler, umumî olarak ganimetin taksiminden söz eden Enfâl: 41. ayeti tahsis etmiştir. Yani ganimet ayeti, menkul ve gayr-i menkul tüm malları kapsamına alır. Haşr Suresindeki bu ayetler, savaşla veya savaşsız alınan topraklar üzerinde devlet başkanına maslahata göre tasarruf yetkisi verir. 2. Gayrimüslim halkın savaş korkusuyla başka yere göç etmesi sonucu boş kalan araziler. Bunlar da fey’ adını alır. Müslümanların bu beldeye girmesiyle arazilerin mülkiyeti beytülmale intikal eder. 3. Sulh yolu ile (savaşsız) İslâm ülkesine katılan topraklar. Diğer sahipsiz topraklar gibi bunlar da devlet mülkiyetine geçer. Bu topraklar devlet namına işletilip geliri toplum yararına harcanabileceği gibi, devletçe gerekli görülen özel şahıslara da, dağıtılabilir. Sonuç olarak, savaşla veya savaşsız alınan toprakların kuru mülkiyeti devlete tahsis edilerek, eski sahipleri kiracı kabilinden bu topraklardan yararlanırlar. Tespit edilen haracı da beytülmale ödemeye devam ederler. Kiracı durumundaki bu kimselerin araziyi satma, hibe, rehin verme gibi tasarrufları ve mirasla intikal hükümleri kanunla düzenlenir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Yine [hatırlayın:] düşmandan ⁶ [ganimet olarak] ne alındıysa Allah hepsini Elçisi’ne devretti, onu (elde etmek) için at veya deve sevk etmek zorunda kalmadınız: ⁷ ama Allah elçilerini kimi dilediyse onlara üstün kılar; Allah dilediğini yapmaya kâdirdir.
6 Lafzen, “onlardan”, yani Benî Nadîr’den.7 Yani, “onun için savaşmak zorunda kalmadınız, çünkü düşman savaşa girmeden teslim olmuştu”. Fey’ terimi (fâe fiilinden türetilen bir isim, “[bir şeyi] iade etti” veya “[onu] geri çevirdi”) Kur’an’da ve Hadisler’de, özellikle fiilî çatışma başlamadan silahlarını bırakmış olan düşmandan barış şartı olarak elde edilen savaş kazançları -toprak veya tazminat veya (nakdî) fidye olabilir- için kullanılmaktadır (Tâcu’l-‘Arûs).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Allah’ın onların mallarından elçisine verdiği savaşsız ganimet mallarını elde etmek için siz ne at ne de deve koşturdunuz. Fakat Allah, elçilerini hak edenin üzerine salar. Zira Allah her şeye gücü yetendir.
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Yine Allah’ın, o kimselerden alıp Elçisi’nin tasarrufuna verdiği kansız ve zahmetsiz savaş gelirleri;[⁵⁰⁰⁹] üstelik (onu ele geçirmek için) ne atlı ne de develi[⁵⁰¹⁰] akınlar düzenlemiş de değildiniz;[⁵⁰¹¹] ama Allah, elçilerini hak edenin/istediğinin başına sarar: ve Allah’ın gücü her şeye güç yeter.
[5009] Fey’, “geri dönmek, iade etmek, aslına rücu” mânasına gelir. Bu kök, kanlı kansız meşru savaş ganimetinin mantığını da ele veriyor: Allah’ın kullara ikram ettiği serveti, ona nankörlük edenlerin elinden alıp itaat edenlere iade etmek. Fey’, “gölge” anlamına da gelir. Yani, “dünya malı gölgedir, asıl değildir” iması taşır. [5010] Veya rikâbın kök anlamından yola çıkarak: “ne de üzengi vurup mahmuzladınız”. [5011] Bu ibâre, ganimet ile fey’ arasındaki farkı ortaya serer: biri “alınan” diğeri “bırakılan/iade edilen” olmasıdır. İlki zahmet karşılığı bir bedel, ikincisi ilâhî yardımla gelen ödüldür. Her ikisinde de elde edilen her şey, kamu malı addedilerek meşru otoriteye teslim edilir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Allah'ın peygamberine verdiği ganimetlere gelince, siz onun üzerine ne at ne de, deve koşturmuş değilsiniz. (Savaşmanıza gerek kalmadı, onlar savaş ganimeti değildir) Fakat Allah peygamberlerini dilediği kimselere karşı üstün kılar! (da düşmana korku vererek, kalelerini savaşmadan teslim alır) Allah her şeye kâdirdir.
Osman Fırat
swap_vert close
Onların mallarından Allah’ın, savaşılmaksızın resulüne kazandırdığı mallar için siz onların üzerine, binek koşturmuş değilsiniz. Fakat Allah, resullerini, dilediği kimselerin üzerine salar. Allah’ın her şeye hakkıyla gücü yeter.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve Allah'ın Peygamberine onlardan bilâharp bir ganîmet malı olarak ne verdiğine gelince, siz onun üzerine ne attan ve ne de deveden bir şey koşturmadınız. Fakat Allah, Peygamberlerini dilediği kimselere musallat kılar ve Allah her şey üzerine bihakkın kâdirdir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Allah'ın, daha önce onlara ait olup Peygamberine ganimet olarak nasib ettiği mallara gelince, siz onun için ne at, ne de deve koşturmadınız. Fakat Allah, resullerini dilediği kimselere, savaş külfeti ve zahmeti olmaksızın galip getirir. Allah her şeye kadirdir.
Savaş olmayınca, ganimet mücahitlere dağıtılmaz, kamuya ait olur.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Allah'ın, onlardan Elçisine verdiği ganimetlere gelince, siz (onu elde etmek için) onun üzerine ne at ne de deve sürdünüz. Fakat Allah, elçilerini, dilediği kimselerin üzerine salar (onlara üstün getirir). Allah her şeyi yapabilir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onlardan Allâh Te'âlâ'nın Rasûlüne virdiği ganîmetin tahsîlinde siz atlar ve develerle gidüb meşâkkat çekmediniz ve lâkin Allâh rasûllerine dilediği kimseler üzerine galebe ihsân ider. Allâh her şeye kâdirdir. [²]
[2] Rasûl-ü Ekrem efendimizin Medîne'yi teşrîflerinde o civârda sâkin yahûdî kabâilinden "Benî Nadîr" müslümânlarla harb itmemek ve düşmanlarına yardım iylememek şartıyla mu'âhede 'akd itdiler. Bedir'de mü'minlerin galebesi üzerine "Tevrât'da mezkûr rasûl budur" didiler, sonra Uhud mağlûbiyeti üzerine de mu'âhedeyi bozub müşriklerle ittifâk iylediler. Rasûlullah üzerlerine gidüb muhâsara itdi. Yahûdîler harbe kâdir olamadıklarından terk-i diyâr itmek şartıyla sulh oldılar. Ekserîsi Şam'a ve bir kısmı da "Hayber"e gitdiler.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ey inanıp güvenenler! Allah'ın elçisine fey[*] olarak verdiği şeyler için siz, ne at ne de deve koşturdunuz . Ama Allah, elçilerini, tercih ettiği kimselere üstün kılar. Allah, her şeye ölçü koyar.
[*] Fey, düşmanın, savaşmadan çekildiği yerlerden ele geçen ganimetlerdir. Savaşmadan elde edilen feylerin paylaştırılma yöntemi ile savaşarak ele edilen ganimetlerin paylaştırılma yöntemi farklıdır. Feyler, 7. ayette belirtildiği gibi kamuya mal edilmek üzere belirtilen kişilere dağıtılırken, ganimetlerin şartları ve paylaştırılması farklıdır. Bkz Enfal 8/41.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah'ın onların mallarından peygambere verdiği şeyler için siz ne at ne de deve koşturdunuz. Fakat Allah, Peygamberine dilediğine karşı üstünlük verir. Allah'ın her şeye gücü yeter.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlardan Allah'ın Peygamberine verdiği mallara gelince, siz bunları elde etmek için at veya deve koşturmadınız. Fakat Allah peygamberlerini dilediği kimselerin üzerine gönderir. Çünkü Allah herşeye hakkıyla kadirdir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Allah'ın onlardan resulüne aktardığı ganimetlere gelince, siz onun için ne at bindiniz ne deve sürdünüz; ama Allah, resullerini dilediği kimselerin üzerine salar. Allah her şeyi yapmakta sonsuz kudret sahibidir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ol kim döndürdi Tañrı ya'nį bulın eyleyü virdi yalavacına anlardan ya'nį kāfirlerden yügürdürmedüñüz anuñ üzere atlar ne daħı develer velįkin Tañrı musallaŧ eyler yalavaçlarını anuñ üzere kim diler. daħı Tañrı her nesene üzere güci yiter.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ol ġanīmetler ki virdi Tañrı Ta‘ālā resūline anlardan, sür‘at‐ile var‐maduñuz anlara atlar‐ıla, ne daḫı develer‐ile. Lākin Tañrı Ta‘ālā musallaṭider resūllerini kime dilese. Daḫı Tañrı Ta‘ālā her nesneye ḳādirdür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ey mö’minlər!) Allahın onların (Bəni Nəzər qəbiləsinin) mallarından Öz Peyğəmbərinə verdiyi qənimət üçün siz onların üstünə nə at, nə də dəvə sürdünüz. Lakin Allah Öz peyğəmbərini istədiyi kimsələr üzərində hakim edər. Allah hər şeyə qadirdir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And that which Allah gave as spoil unto His messenger from them, ye urged not any horse or riding camel for the sake thereof, but Allah giveth His messenger lordship over whom He will. Allah is Able to do all things.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
What Allah has bestowed on His Messenger (and taken away) from them - for this ye made no expedition with either cavalry or camelry:(5377) but Allah gives power to His messengers over any He pleases: and Allah(5378) has power over all things.
5377 Neither cavalry nor troops mounted on camels were employed in the siege. In fact the enemy surrendered at the first onset. See 59:2, and n. 5369 above. 5378 Allah accomplishes His Purpose in various ways, according to His Wise and Holy Will and Plan. In some cases a fight is necessary. In some cases the godly attain their objective and overawe the forces of evil without actual fighting.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَمَٓا
ve o şey ki
اَفَٓاءَ
ganimet verdi
اللّٰهُ
Allah
عَلٰى رَسُولِه۪
resulüne
مِنْهُمْ
onlardan
فَمَٓا اَوْجَفْتُمْ
ve sürmediniz
عَلَيْهِ
onun üzerine
مِنْ خَيْلٍ
attan
وَلَا رِكَابٍ
ve ne deveden
وَلٰكِنَّ
fakat
اللّٰهَ
Allah
يُسَلِّطُ
musallat eder
رُسُلَهُ
resullerini
عَلٰى مَنْ
o kimselere ki
يَشَٓاءُۜ
diler
وَاللّٰهُ
ve Allah
عَلٰى
üzerine
كُلِّ شَيْءٍ
her şey
قَد۪يرٌ
Kadîr'dir
Allah'ın, onlar(ın malların)dan resulüne (savaşmaksızın) verdiği ganimete gelince, siz onun üzerine ne at sürdünüz ne de deve! Fakat Allah, resullerini dilediği kimselere musallat eder. Allah, her şeye Kadîr'dir (kudretiyle her şeyi hükmü altında tutandır).
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَفَٓاءَ
Fiil-IV
ف ي ا
Ganimet verdi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَوْجَف
Fiil-IV
و ج ف
Sürdü
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
خَيْل
İsim
خ ي ل
Atlar, süvariler
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
رِكَاب
İsim
ر ك ب
Deve
لٰكِنّ
Harf-i istidrak
لٰكِنّ
Ancak, fakat, lakin, başka, hariç
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
سَلَّطَ
Fiil-II
س ل ط
Musallat etti
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
شَىْء
İsim
ش ي ا
Şey, eşya
قَدِير
İsim
ق د ر
Kadîr (Allah'ın ismi, esmasıdır. Kudretiyle her şeyi hükmü altında tutan demektir)