Bütün bunlar, onların Allah'a ve Resulü'ne karşı gelmeleri sebebiyledir. Kim Allah'a karşı gelirse bilsin ki, Allah'ın azabı şiddetlidir.
Savaş sonunda Yahudilerin fesat yuvası yerle bir edilerek Hayber tamamıyla Müslümanların elince geçti. Hayber’lilerin hayatlarının korunması, çocuklarının serbest bırakılması şartıyla Hayber’den çekilip gitmeyi ve topraklarını, üzerlerindeki ziynet eşyaları hariç, silahlarıyla beraber bütün varlıklarını teslim etmeleri şartıyla Hz. Muhammed’le barış antlaşması yaptılar. Fakat Yahudiler ellerinden alınan topraklarından gitmek istemeyince Hz. Muhammed fitne çıkarmamak ve Müslümanlar aleyhine faaliyet göstermemek kaydıyla, kendi topraklarında yarıcı olarak çalışmalarına ve bu şekilde orada kalmalarına izin verdi. Ancak yapılan antlaşmaya göre Yahudiler fitne günlerine geri döndüğü takdirde Hz. Muhammed sorgusuz sualsiz onları oradan çıkaracaktı. Bu antlaşmadan sonra Hz. Muhammed’in hoşgörüsüyle bulundukları yerde kalmaya devam eden Yahudiler gördükleri bunca insanî muameleye rağmen haince davranışlarından vazgeçmeyerek Hz. Muhammed’i zehirlemeye kalktılar. Bazı arkadaşlarıyla birlikte davet edildiği yemekte kendilerine zehirli koyun eti sundular. Etin zehirli olduğu anlaşılınca Hz. Muhammed ve arkadaşları yemekten sarf-ı nazar ettiler. “…Allah, insanların saldırılarından, suikastlarından seni koruyor, korumaya alıyor…” (Maide, 5/67) Buna rağmen Hz. Muhammed hiçbir şey olmamış gibi Yahudileri cezalandırmadan haklarını vermeye devam etti.