(Daha önce ihanet eden Yahudileri Müslümanlara karşı kışkırtan ve sonra onları aldatan münafıkların) durumu da tıpkı şeytanın durumuna benzer ki; (vesvese yoluyla) insana “İnkâr et ‘’dediğinde (inkârı ve sapıklığı telkin ettiğinde), o da inkâr edince: (kıyamet günü ona) “Şüphesiz ben senden uzağım (dünyada senin yaptıklarından bugün sorumlu değilim, çünkü ben seni zorlamadım). Kuşkusuz (bugün) ben (de) âlemlerin Rabbi olan Allah’tan (onun azabından) korkarım deyiverir. *
(*) 16. âyette ikiyüzlülük ederek insanları kandıran münafıkların bu yöntemi şeytanın insanı doğru yoldan saptırırken uyguladığı taktiğe benzetilmiştir (ayrıca bk. İbrâhim 14/22). Ama -17. âyette belirtildiği üzere bu ilişkide kendisine uyulan gibi uyanın da sonu ateştir; çünkü kendisine verilen irade gücünü doğru istikamette kullanmamıştır. Şu halde – burada söz konusu edilen olayda- münafıklar yaptıkları tahriklerin karşılığını görmeye, aynı şekilde yahudiler de münafıklara uymanın sonuçlarına katlanmaya mahkûmdurlar; benzer durumlar da buna göre düşünülmelidir… Kaynak: Tefsir (Kur’an Yolu) İşte görüldüğü gibi ikiyüzlüler Müslümanları kandırmaya çalıştıkları gibi, aynı zamanda Müslümanlara ihanet eden yahudileri de kandırdılar, Resûlullah (s.a.s.)’e karşı savaşa teşvik ettiler, böyle yaparlarsa her türlü desteği vereceklerini söylediler. Ama iş ciddiye binince hiçbir sözlerini yerine getirmediler. Neticede yüce Allah, Peygamber (s.a.s.)’ ile yaptıkları anlaşmayı bozan ve ihanet eden Yahudilerin de münafıkların da planlarını boşa çıkardı. Nihayet münafıklar da yahudiler de perişan oldular. Hem dünyalarını hem de âhiretlerini berbat ettiler. İhanet, zulüm ve haksızlıkların cezası bundan başka ne olabilir ki? Vesvese ne demek? Vesvese “şüphe, tereddüt, kuruntu, gizli söz, kişinin içinden geçen düşünce” demektir; terim olarak, “zihinde irade dışı beliren ve kişiyi kötü ya da faydasız bir düşünce ve davranışa sürükleyen kaynağı belirsiz fikir, şüphe ve kuruntu” anlamına gelir. Bir kimseye böyle bir düşünceyi telkin etmeye de “vesvese vermek” denir. Vesvese genel olarak insanı kötü, din ve ahlâk dışı davranışlara yönelten bir iç itilme olarak hissedilir. Bu anlamdaki vesvesenin kaynağı şeytandır…Kötülük sembolü olan şeytan, gerçek bir varlığa sahip olmakla birlikte onun insan üzerindeki etkisini psikolojik yolla gerçekleştirdiği düşünülmektedir (geniş bilgi için bk. Hayati Hökelekli, “Vesvese”, İFAV Ans., IV, 458). Vesvesenin bir diğer kaynağı ise kişinin nefsidir; Kaf sûresinin 16. âyeti de bunu ifade etmektedir. Nas sûresinde geçen vesvâs kelimesi hem insanlara vesvese veren görünmez şeytanı hem de insanları yoldan çıkarmak ve onlara kötülük yaptırmak için gizlice tuzak kuran insan şeytanlarını, şeytan karakterli insanları ifade eder. Nas sûresinde “Sinsi” diye tercüme edilen hannâs kelimesi ise “gizli hareket eden ve geride kalmayı âdet haline getiren” anlamında bir sıfattır. Tefsir (Kur’an Yolu) Özetle; vesvese, metafizik (görünmeyen) bir yapıya sahip olan şeytan veya şeytan karakterli kişiler tarafından başkalarının akıl, duygu ve zihinlerinde kötü düşüncelerin oluşması için yapılan telkinlerdir. Ayrıca ayetin ilk cümlesi olan (إِذْ قَالَ لِلْإِنسَانِ اكْفُرْ فَلَمَّا كَفَرَ)’’ Şeytan (vesvese yoluyla) insana inkâr et, dediğinde, o da inkâr edince’’ şeklindeki ifade dünyada olup son cümlesi olan (قَالَ إِنِّي بَرِيءٌ مِّنكَ إِنِّي أَخَافُ اللَّهَ رَبَّ الْعَالَمِينَ) ‘’senin yaptıklarından ben sorumlu değilim, çünkü ben seni zorlamadım). Kuşkusuz (bugün) ben (de) âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım deyiverir.’’şeklindeki şeytanın sözü ise ahirette gerçekleşir. İşte bunun böyle olduğunu söyleyen tefsirlerin Arapça metinleri aşağıya alınmıştır. Ayrıca bu durum Kaf-27 ve İbrahim -22. ayetten de böyle anlaşılıyor. İşte doğrusu olan da budur, çünkü ayetler birbirlerini tefsir ediyor. Bu nedenle ayete bu şekilde meal vermeyi uygun buldu.
ولم يقل له قولا باللسان مسموعا بالآذان بل زين ووسوس فالقول استعارة تمثيلية أو مفردة ... وقيل ان قوله (اخاف الله) هو فى الآخرة وهو الأَوفق بقول الجمهور: إِن الإِنسان والشيطان الجنس (تيسير التفسير - اطفيش)، فالمعنى: إذ قال للإِنسان في الدنيا: اكفر، فلما كفر ووافى
القيامة على الكفر قال الشيطان يوم القيامة: إني بريء منك}، أي قال كل شيطانلقرينه من الإِنس: {إنّي بريء منك} طمعاً في أن يكون ذلك منجيه من العذاب.ففي الآية إيجاز حذف حُذف فيها معطوفات مقدرة بعد شرط (لَمَّا) هي داخلة في الشرط إذ التقدير: فلما كفر واستمر على الكفر وجاء يوم الحشر واعتذر بأن الشيطان أضله قال الشيطان: {إني بريء منك} الخ. وهذه المقدرات مأخوذة من آيات أخرى مثل آية سورة إبراهيم وآية سورة [ق: 27]. { قال قرينه ربّنا ما أطغيته } الآية. وظاهر أن هذه المحاجة لا تقع إلا في يوم الجزاء وبعد موت الكافر على
الكفر دون من أسلموا.(التحرير والتنوير) أى: مثل المنافقين فى تزيينهم الشر) والفساد ليهود بنى النضير.. كمثل الشيطان إذ قال للإِنسان فى الدنيا اكفر بالله - تعالى - فلما كفر ذلك الإِنسان ومات على الكفر، وبعث يوم القيامة، ووجد مصيره السيىء.. ندم وألقى التبعة على الشيطان الذى قال له: إنى برىء منك ومن كفرك، إنى أخاف الله رب العالمين (تفسيرالوسيط) فَلَمَّا كَفَرَ قَالَ إِنّى بَرِىء مّنكَ } أي: فلما كفر الإنسان مطاوعة للشيطان، وقبولاً لتزيينه قال الشيطان: إني برئ منك، وهذا يكون منه يوم القيامة، (فتح القدير) إنْ أريدَ بالإنسانِ الجنسُ فهذَا التبرؤُ منَ الشيطانِ يكونُ يومَ القيامةِ كما ينبىءُ عنْهُ قولُهُ تعالى {إِنّى أَخَافُ ٱللَّهَ رَبَّ ٱلْعَـٰلَمِينَ} (إرشاد العقل السليم إلى مزايا الكتاب الكريم ) فلمَّا كَفَرَ الآدميُّ تَبَرَّأ الشيطانُ منه ومن دينهِ في الآخرة.( التفسير الكبير – الطبراني ) إِنِّي بَرِيۤءٌ مِّنكَ} يجوز أن يكون في الآخرة؛ حيث يقول: مَّآ أَنَاْ بِمُصْرِخِكُمْ وَمَآ أَنتُمْ بِمُصْرِخِيَّ إِنِّي كَفَرْتُ بِمَآ أَشْرَكْتُمُونِ مِن قَبْلُ } [إبراهيم: 22].( تأويلات أهل (السنة) عن مجاهد وإنما يقول الشيطان {إني أخاف الله رب العالمين} يوم القيامة. مجمع البيان في تفسير القرآن)ه