close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Haşr Sûresi 10. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velleżîne câû min ba’dihim yekûlûne rabbenâ-ġfir lenâ veli-iḣvâninâ-lleżîne sebekûnâ bil-îmâni velâ tec’al fî kulûbinâ ġillen lilleżîne âmenû rabbenâ inneke raûfun rahîm(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve onlardan sonra gelenler de Rabbimiz derler, suçlarımızı ört bizim ve bizden önce inanan kardeşlerimize ve inananlara karşı gönlümüze bir kin, bir haset verme; Rabbimiz, şüphe yok ki sen esirgeyicisin, rahimsin.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ayrıca) Onlardan (Muhacir ve Ensar’dan) sonra gelen (mü’min)ler de şöyle derler: Rabbimiz, bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla ve kalplerimizde iman edenlere karşı bir kin bırakma. Rabbimiz, gerçekten Sen, çok şefkatlisin, çok esirgeyicisin.
[Not: Müslümanların, din kardeşleri ile aralarındaki ilişkide, karşı tarafı incitecek bir söz söylemek, öfkelenmek, saygıya uygun düşmeyen tavırlar sergilemek gibi, birlik ruhunu zedeleyecek her türlü tavırdan sakınmaları gerekir. Her mü’min bir diğerine karşı olabildiğince fedakâr ve sabırlı hareket etmelidir. Bu; gerçek ve samimi sevginin gereğidir, tüm mü’minlerin benimsemesi gereken üstün bir ahlâk örneğidir.]  
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Bunlardan sonra gelenler: “Ey Rabbimiz!” diye yalvarırlar. “Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla ve iman etmiş kardeşlerimizden hiç birine karşı, kalplerimizde yersiz ve uygunsuz düşüncelere yer bırakma. Şüphesiz sen, çok merhametli ve çok şefkatlisin.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bu ganimet malları, bunların ardından gelen: “Rabbimiz, bizi ve bizden önce iman ile öne geçmiş kardeşlerimizi koruma kalkanına al, bağışla. Kalplerimizde iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma. Rabbimiz, sen çok şefkatli, engin merhamet sahibisin.” diyen nesillerindir.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 9/100.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlardan sonra gelenler de derler ki: "Rabbimiz! Bizi ve imanda bizi geçen kardeşlerimizi bağışla. İman edenlere karşı kalplerimize bir kin koyma. Rabbimiz! Şüphesiz sen şefkatlisin, merhametlisin."
Ali Bulaç
swap_vert close
Bir de onlardan sonra gelenler, derler ki: 'Rabbimiz, bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla ve kalplerimizde iman edenlere karşı bir kin bırakma. Rabbimiz, gerçekten sen çok şefkatlisin, çok esirgeyicisin.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Onlardan (Muhacirlerle Ensar'dan) sonra gelenler şöyle derler: “- Ey Rabbimiz! Bizi ve iman ile bizden evvel geçmiş olan kardeşlerimizi bağışla; iman etmiş olanlar için kalblerimizde bir kin bırakma. Ey Rabbimiz! Muhakkak ki sen, Raûf'sun= çok şefkatlisin, Rahîm'sin= çok merhametlisin.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onlardan sonra gelenler derler ki: “Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce inanan kardeşlerimizi bağışla. Ey Rabbimiz! İnananlara karşı kalbimize bir kin koyma. Şüphesiz Sen, çok şefkat eden ve çok acıyansın.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onlardan sonra gelenler şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce inanan kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde, inananlara karşı hiçbir kin bırakma! Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen çok şefkatlisin; çok merhametlisin.
Besim Atalay
swap_vert close
Bunlardan sonra gelmiş olanlar derler ki: «Tanrımız! Bizleri bağışlayasın, bizden önce inanmış bulunan kardeşleri de, inanı olanlara gönlümüzde hınç bırakma; ey Tanrımız! Şensin esirgeyici, şensin yarlıgayıcı !»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onlardan (Muhacirlerle Ensar'dan) sonra gelenler şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla! Kalplerimizde, iman edenlere karşı kin ve kıskançlık gibi duygulara yer verme! Ey Rabbimiz! Şüphesiz ki sen çok şefkatli, çok merhametlisin!”
Bu ayetten anlıyoruz ki; ölen geçmişlerimiz için yapabileceğimiz en güzel şey onlar için, Allah’tan af dilemektir. Nuh suresinin 71/28. ayetinde Nuh peygamberin; “Rabbim! Beni, ana babamı, iman etmiş olarak evime girenleri, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla! …” ve İbrahim suresinin 14/41. ayetinde, Hz. İbrahim’in; “Ey Rabbimiz! Amellerin hesaplanacağı gün beni, anamı, babamı ve müminleri bağışla!”  şeklinde yaptığı dualar da bu konuda gerekli mesajı vermektedir.  
Cemil Said
swap_vert close
Ânlardan sonra gelenler "Ya rabbî islâmı kabûlde bize tekaddüm idenler hakkında kalblerimize gayz ve hased ilkâ itme. Yâ rabbî sen şefkatli ve rahîmsin" dirler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onlardan sonra gelenler: "Rabbimiz! Bizi ve bizden önce inanmış olan kardeşlerimizi bağışla; kalbimizde müminlere karşı kin bırakma; Rabbimiz! Şüphesiz Sen şefkatlisin, merhametlisin" derler.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onlardan sonra gelenler ise şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin tutturma! Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen çok esirgeyicisin, çok merhametlisin.”[534]
Muhacirlerin ve ensarın arkasından gelenler, kıyamete kadar gelip geçmekte olan mü’minlerdir. Âyette, Ashab-ı kiramı hayırla yâd etmenin, onlara dil uzatmamanın ve kin beslememenin gerektiğine işaret edilmektedir.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Bunların ardından gelenler de “Ey rabbimiz” derler, “Bizi ve bizden önceki iman etmiş kardeşlerimizi bağışla; kalplerimizde iman edenlere karşı kötü bir düşünce ve duyguya yer bırakma. Rabbimiz! Kuşkusuz sen çok şefkatlisin, çok merhametlisin.”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Bunların arkasından gelenler şöyle derler: Rabbimiz! Bizi ve bizden önce gelip geçmiş imanlı kardeşlerimizi bağışla; kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma! Rabbimiz! Şüphesiz ki sen çok şefkatli, çok merhametlisin!  
 Muhacir ve ensarın arkasından gelenler, kıyamete kadar gelmiş ve gelecek olan müminlerdir. Ashâb-ı kiramı hayırla yâdetme, onlara dil uzatmama ve kin beslememe gereği âyetin işaret ettiği hususlardır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Onlardan sonra gelenler, "Rabbimiz, bizi ve bizden önce inanmış olan kardeşlerimizi bağışla; kalbimizi inananlara karşı kin beslemekten koru. Rabbimiz, sen şefkatlisin, Rahimsin," derler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onlardan sonra gelenler derler ki: "Rabbimiz, bizi ve bizden önce inanan kardeşlerimizi bağışla, kalplerimizde inananlara karşı bir kin bırakma! Rabbimiz! Sen çok şefkatli, çok merhametlisin!"
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve şunlar ki arkalarından gelmişlerdir, Şöyle derler: ya Rabbena bizlere ve önden iyman ile bizi geçmiş olan kardeşlerimize mağfiret buyur ve gönüllerimizde iyman etmiş olanlara karşı kin tutturma ya Rabbena şübhe yokki sen raufsun rahîmsin
Emrah Demiryent
swap_vert close
Onlardan (muhâcir ve ensârdan) sonra gelen (mü’min) ler de şöyle derler: “Ey Rabbimiz, bizi ve bizden önce îmân etmiş olan kardeşlerimizi bağışla ve kalbimizde îmân edenlere karşı nefret ve kıskançlık duygusuna yer verme. Ey Rabbimiz şüphesiz ki sen çok şefkatlisin çok merhamet edensin.”
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlardan sonra gelenler: “Rabb'imiz! Bizi ve bizden önce iman ile göç etmiş kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde iman edenlere karşı kin bırakma. Rabb'imiz! Kuşkusuz Sen Çok Şefkatli, Rahmeti Kesintisizsin.” derler.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Bunların arkasından gelenler (şöyle) derler: «Ey Rabbimiz, bizi ve îman ile daha önden bizi geçmiş olan (dîn) kardeşlerimizi yarlığa îman etmiş olanlar için kalblerimizde bir kîn bırakma. Ey Rabbimiz, şübhesiz ki sen çok esirgeyicisin, çok merhametlisin».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Onlardan (Muhâcirlerle Ensâr'dan) sonra gelenler ise derler ki: “Rabbimiz! Bize ve îmân (ciheti) ile bizi geçmiş olan kardeşlerimize mağfiret eyle! Kalblerimizde îmân edenlere karşı bir kin bırakma!(1) Rabbimiz! Şübhesiz ki sen, Raûf (çok şefkat eden)sin, Rahîm (çok merhamet eden)sin!”
(1)“Ma‘lûmdur ki, adâvet (düşmanlık) ve muhabbet, nûr ve zulmet (karanlık) gibi zıddırlar. İkisi, ma‘nâ-yı hakīkīsinde olarak (hakīkī ma‘nâlarıyla) berâber cem‘ olamazlar (bir araya gelemezler). Eğer muhabbet, kendi esbâbının rüchâniyetine (sebeblerinin üstünlüğüne) göre bir kalbde hakīkī bulunsa, o vakit adâvet mecâzî olur (hakīkī ma‘nâsında olmaz), acımak sûretine inkılâb eder (dönüşür). Evet mü’min, kardeşini sever ve sevmeli! Fakat fenâlığı için yalnız acır. Tahakkümle (baskıyla) değil, belki lütufla (iyilikle) ıslâhına çalışır. Onun için nass-ı hadîs (hadîsin kat‘î beyânı) ile: ‘Üç günden fazla mü’min mü’mine küsüp kat‘-ı mükâleme etmeyecek (konuşmayı kesmeyecek)!’ (...) Evet tevhîd-i îmânî (îmandaki birlik), elbette tevhîd-i kulûbü (kalblerin birliğini) ister. Ve vahdet-i i‘tikad (inançtaki birlik) dahi vahdet-i ictimâiyeyi (cem‘iyet hayâtının birliğini) iktizâ eder (gerektirir).” (Mektûbât, 22. Mektûb, 91)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve onlardan (Muhacir ve Ensar’dan) sonra gelenler: “Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla! Gönüllerimizde, iman etmiş olanlara karşı hiçbir kin bırakma! Ey Rabbimiz! Şüphesiz ki sen (çok) şefkatli olan, merhamet edensin’’ derler.
 
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
(Medine’ye) Sonradan gelen (Mekkeli) muhacirler de “Ey Rabbimiz! Bizi ve imanları ile bizi geçmiş kardeşlerimizi (ensar’ı) bağışla, iman edenlere karşı kalplerimizde bir kin bırakma. Rabbimiz sen kullarına çok şefkatli ve merhametlisindir” diye dua ederler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bunların ardından gelenler de şöyle derler: «Ey çalabımız! Sen bizi de, bizden önce inanmış olan din kardeşlerimizi de yarlıga. İnananlara karşı yüreklerimizde hınç bırakma. Ey çalabımız! Çünkü Sen yumuşak davranıcısın, esirgeyicisin.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Bunlardan sonra gelenler de [¹] «— Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden evvel iman eden din kardeşlerimizi yarlığa, kalblerimizde mü/minler hakkında kin bırakma. Ey Rabbimiz! Sen şefkatli ve merhametlisin» derler.
[1] Muhacirin ve Ensardan sonra gelen Tabiin, bilûmum müminler.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlardan sonra gelenler ise şöyle derler: “Rabbimiz! Bizi ve bizden önce inanmış olan kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde inananlara karşı hiçbir kin [ğıllen] tutturma! Rabbimiz! Muhakkak ki Sen Ra’ûf’sun, Rahîm’sin.”
Kadri Çelik
swap_vert close
Bir de onlardan sonra gelenler derler ki: “Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla ve kalplerimizde iman etmiş olanlara karşı bir kin bırakma. Rabbimiz! Gerçekten sen çok şefkatlisin, çok esirgeyicisin.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Onlar, ta başından beri iman dâvâsına gönül veren öncü Müslümanlardır. Onlardan sonra gelen ve kıyâmete kadar gelecek olan müminler ise, “Ey Rabb’imiz!” diye yalvarırlar, “Bizi ve bizden önce inanmış olan kardeşlerimizi bağışla; inananlara karşı kalbimizde en ufak bir kırgınlık ve nefret duygusuna yer verme! Duâmızı kabul eyle ey Rabb’imiz, şüphesiz Sen çok şefkatli, çok merhametlisin!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlardan sonra gelmiş olanlar diyor ki: “Rabbimiz! Bizi ve İman ile bizi geçmiş olan kardeşlerimizi bağışla! İnanmış kimseler için kalblerimizde bir kin bırakma! Rabbimiz! Sen, rahîm raûfsün”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Daha sonra gelen kuşaklar, Ensâr’ı hayırla anıp şöyle dua edeceklerdir: " Ya Rab! N'olur bizi de, imanda bize öncülük eden kardeşlerimizi de bağışla. N'olur önceki müminler için içimizde ufacık bir kin bırakma bizim! Ya Rab! artık duyarlı olan ve seven sensin... "
Mehmet Çoban
swap_vert close
Medine’ye sonradan göç edenler şöyle der: "Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla! Kalplerimizde, iman edenlere karşı kin tutturma! Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen çok esirgeyici, çok merhametlisin."
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Bunların arkasından gelenler şöyle dua ederler: “Rabbimiz! Bizi ve imanda bizi geçmiş (bizden önce iman etmiş) kardeşlerimizi bağışla! İman edenlere kalplerimizde hiçbir kin bırakma! Rabbimiz! Şüphesiz ki sen çok şefkatlisin; çok merhametlisin! [*]
Bu dua, müminler için yapılması gereken en güzel dualardan birisidir. Çünkü mümin mümine öfke duymamalı, onun da kendisinin de bağışlanması için dilekte bulunmalıdır.   
Mehmet Türk
swap_vert close
Onlardan sonra gelenler¹ de (onlar için): “Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce îman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla ve îman edenlere karşı gönüllerimizde çekememezlik bırakma. Ey Rabbimiz! Gerçekten Sen çok acıyan ve çok merhamet edensin.” diye duâ ederler.²
1 Bunlar; müfessirlerin çoğunluğuna göre Muhâcir ve Ensar’dan sonra dünyaya gelen tüm Müslümanlardır. Ancak bunların; Peygamber (s.a.v)’in son döneminde Müslüman olan kimseler veya geç hicret eden Müslümanlar olması da mümkündür.2 Bu âyete göre; mü’minler kardeştir ve birbirlerini sevmek, kendilerinden önce yaşayan kardeşlerine hürmet etmek, kusurları varsa bile Allah’ın onları affetmesi için duâ etmek ve hiç bir mü’mine kin beslememek zorundadırlar.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Onlardan sonra gelenler, ¹⁵ “Ey Rabbimiz!” diye yalvarırlar, “Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla ve imana ermiş olan[lardan hiçbiri]ne karşı kalplerimizde yersiz ve uygunsuz düşünce veya duygulara yer bırakma. Ey Rabbimiz! Sen şefkat Sahibisin, rahmet kaynağısın!”
15 Yani, Kur’an’a ve onu getiren Peygamber’e iman etmiş herkes (Râzî).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onlardan sonra hicret eden müminler şöyle derler: – Rabbimiz bizi ve bizden önce iman eden kardeşlerimizi bağışla, kalbimizde iman edenlere karşı kin ve kıskançlık bırakma! Rabbimiz hiç şüphesiz sen müminlere karşı çok şefkatli ve çok merhametlisin! 8/74-75, 14/41
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Onlardan sonra gelenler şöyle yakarırlar: “Rabbimiz! Bizi ve bizden önce imanla göçüp gitmiş olanları bağışla! İman edenlere ilişkin gönlümüzde en küçük bir kin[⁵⁰¹⁸] bırakma! Rabbimiz! Şüphe yok ki Sen çok şefkatli, çok merhametlisin!”
[5018] Ğıll için bkz: 7:43, not 36.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Bunlardan sonra gelenler (göç edenlerin ve onlara yardım edenlerin arkasından, kıyâmete dek gelecek müminler) ise "Ey Rabbimiz bizi ve bizden önce iman etmiş olan -din- kardeşlerimizi bağışla, kalplerimizde onlara karşı hiçbir kin bırakma. (Hepsine karşı bir muhabbet ve bir hürmet hissi duyalım.) Şüphe yok ki Sen, çok şefkatli ve çok merhametlisin" diye niyaz ederler.
(Bu ayet Ashâb-ı Kirâma karşı hürmet ve muhabbette bulunmanın gereğine işarettir. Onun için müminlerin Hucurât suresinin 10. ayetinde yer alan "Muhakkak müminler kardeştirler" beyânı gereği birbirlerini sevmeleri, büyüklerine saygılı davranmaları ve insanlık icabı meydana gelen kusurlarına bakmayıp, kendileri gibi bağışlanmalarına dua etmeleri ve hiçbir mümine kin beslememeye özen göstermeleri ve Haşr suresinin 7. Ayetinde yer alan "Peygamber size ne verdiyse alın" beyânı uyarınca da, Resulullah s.a.s.'ın izinden giderek bu ahlâka uymayı bir hareket tarzı kabul etmeleri gerekir)  
Osman Fırat
swap_vert close
Onlardan sonra gelenler derler ki: ’’Rabbimiz, bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla, kalblerimizde iman edenlere karşı bir kin bırakma! Rabbimiz, Sen çok şefkatli çok merhametlisin!"
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve o kimseler ki bunlardan sonra gelmişlerdir. Derler ki: «Ey Rabbimiz! Bizim için ve imân ile bizi geçmiş olan kardeşlerimiz için mağfiret buyur ve bizim kalblerimizde imân etmiş olanlar için bir kin bulundurma. Ey Rabbimiz! Şüphe yok ki Sen çok esirgeyicisin, çok rahmet sahibisin.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onlardan sonra gelenler (başta muhacirler olarak, kıyamete kadar gelecek müminler): “Ey kerim Rabbimiz, derler, bizi ve bizden önceki mümin kardeşlerimizi affeyle! İçimizde müminlere karşı hiçbir kin bırakma! Duamızı kabul buyur ya Rabbenâ, çünkü Sen raufsun, rahîmsin! ” (şefkat ve ihsanın son derece fazladır). [9, 100]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onlardan sonra gelenler derler ki: "Rabbimiz, bizi ve bizden önce inanmış olan kardeşlerimizi bağışla, kalblerimizde inananlara karşı bir kin bırakma! Rabbimiz, Sen çok şefkatli çok merhametlisin!"
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ve şunlar ki onlardan (muhâcirîn ve ensârdan) sonra geldiler (kıyâmete kadar gelecek müslümânlar): "Yâ Rabbî! Bize ve biri îmânda sebk iden ihvânımıza mağfiret buyur ve kalblerimizde îmân idenlere karşı gill ü gış kılma. Yâ Rabbî! Tahkîk sen kullarına müşfik ve rahîmsin" dirler. (Bunlar da felâha irenlerdendirler.)
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sonradan gelecek olanlar şöyle derler: "Sahibimiz (Rabbimiz)! Bizi ve bizden önce inanıp güvenmiş olan kardeşlerimizi bağışla; kalbimizde müminlere karşı bir kin oluşturma; Rabbimiz! Şüphesiz Sen çok şefkatlisin ve ikramın boldur".
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlardan sonra gelenler de:-Rabbimiz, bizi ve bizden önce iman eden kardeşlerimizi bağışla, kalbimizde iman edenlere karşı bir kin bırakma! Rabbimiz, sen çok şefkatli, çok merhametlisin! dediler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlardan sonra gelenler de “Ey Rabbimiz,” derler. “Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde iman edenlere karşı kin bırakma. Rabbimiz, muhakkak ki Sen çok şefkatli, çok merhametlisin.”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Onlardan sonra gelenler de şöyle derler: "Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş kardeşlerimizi affet; kalplerimizde, inananlara karşı bir düşmanlık bırakma! Rabbimiz, sen çok şefkatli, çok merhametlisin!"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı anlar kim geldiler anlardan śoñra eydürler “iy çalabumuz! yarlıġa bizi daħı ķarındaşlarumuzı anlar kim öñürtdiler bizden daħı ķılma göñüllerümüz içinde kįne anlara kim įmān getür diler. iy çalabumuz! bayıķ sen mihrubansın raḥmet ķılıcı.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ve ol kişiler ki geldiler anlardan ṣoñra, eydürler: Yā Rabbenā bizümgünāhumuz baġışla, daḫı ol ḳardaşlarumuzuñ günāhlarını ki bizden öñdinīmāna geldiler. Daḫı yüreklerümüzde ḥıḳıd ḳılma mü’minlere. Yā Rabbenā,sen şefḳatlüsin, raḥmet idicisin.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onlardan (mühacirlərdən və ənsarlardan) sonra gələnlər belə deyirlər: “Ey Rəbbimiz! Bizi və bizdən əvvəlki iman gətirmiş (din) qardaşlarımızı bağışla. Bizim qəlblərimizdə iman gətirənlərə qarşı kinə (həsədə) yer vermə. Ey Rəbbimiz! Sən, həqiqətən, şəfqətlisən, mərhəmətlisən!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And those who came (into the faith) after them say: Our Lord Forgive us and our brethren who were before us in the faith, and place not in our hearts any rancor toward those who believe. Our Lord! Thou art Full of Pity, Merciful.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And those who came(5384) after them say: "Our Lord! Forgive us, and our brethren who came before us into the Faith, and leave not, in our hearts, rancour (or sense of injury)(5385) against those who have believed. Our Lord! Thou art indeed Full of Kindness, Most Merciful."
5384 Those that came after them: the immediate meaning would refer to later arrivals in Madinah or later accessions to Islam, compared with the early Muhajirs. But the general meaning would include all future comers into the House of Islam. They pray, not only for themselves, but for all their brethren, and above all, they pray that their hearts may be purified of any desire or tendency to disparage the work or virtues of other Muslims or to feel any jealousy on account of their successes or good fortune.5385 Cf. 7:43, and n. 1021.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَالَّذ۪ينَ
ve o kim- seler ki
جَٓاؤُ۫
geldiler
مِنْ بَعْدِهِمْ
onlardan sonra
يَقُولُونَ
derler
رَبَّـنَا
Rabbimiz
اغْفِرْ لَنَا
bizi mağfiret eyle
وَلِاِخْوَانِنَا
ve kardeşlerimizi
الَّذ۪ينَ
o kimse- leri ki
سَبَقُونَا
bizden önce gelip geçtiler
بِالْا۪يمَانِ
iman ile
وَلَا تَجْعَلْ
ve kılma
ف۪ي قُلُوبِنَا
kalplerimizde
غِلاًّ
bir kin
لِلَّذ۪ينَ
o kimse- ler için ki
اٰمَنُوا
iman ettiler
رَبَّـنَٓا
Rabbimiz
اِنَّكَ
muhak- kak Sen
رَؤُ۫فٌ
Raûf'sun
رَح۪يمٌ۟
Rahîm'sin
Bunların ardından gelen (mü'min)ler ise (şöyle) derler: "Rabbimiz! Bizi ve bizden önce gelip geçmiş olan iman eden kardeşlerimizi mağfiret eyle ve kalplerimizde iman edenlere karşı (hiçbir) kin bırakma! Rabbimiz! Muhakkak ki Sen Raûf'sun, Rahîm'sin (kullarına karşı şefkatle muamele eden, isimlerinde ve fiillerinde her zaman rahmeti tecelli edensin)!"
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
بَعْد
İsim
ب ع د
Sonra, ard, öte
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
غَفَرَ
Fiil-I
غ ف ر
Mağfiret etti, bağışladı
لَنَا
Zamir
لَنَا
Bizim için, bize, bizim
اَخ
İsim
ا خ و
Erkek kardeş, kardeş
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
سَبَقَ
Fiil-I
س ب ق
Öne geçti, kaçtı, gelip geçti
اِيمَان
Fiilimsi-IV
ا م ن
İman
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
قَلْب
İsim
ق ل ب
Kalp, yürek
غِلّ
İsim
غ ل ل
Kin, zincirler, halkalar
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
رَءُوف
İsim
ر ا ف
Raûf (Allah'ın esması, ismidir. Çok şefkatli olan demektir), çok şefkatli
رَحِيم
İsim
ر ح م
Rahîm (Allah'ın esması, ismidir. İsimlerinde ve fiillerinde her zaman rahmeti tecelli eden demektir), merhametli