close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Hâkka Sûresi 40. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İnnehu lekavlu rasûlin kerîm(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Şüphe yok ki bu, kerem sahibi bir elçinin sözü elbet.
Kerem sahibi büyük elçi, Cebrail'dir; Tanrıdan telâkki ettiği vahyi Hz. Peygambere tebliğ etmiştir. Yahut da kerem sahibi büyük elçi Hz. Muhammed (s.a.a)'dir, telakki ettiği vahyi, halka tebliğ buyurmuştur. 41 ve 42. ayetlerde Kur’an'ın, şair ve kahin sözü olmadığı, 43. ayette de alemlerin rabbinden indirildiği bildirildiğine göre ikinci mana, daha uygundur.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Hiç şüphesiz O (Kur’an), elbette şerefli bir Elçinin (Allah tarafından vahyedilen) sözleridir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
bu Kur'ân gerçekten şerefli bir elçinin vahiy yoluyla getirdiği sözüdür.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Kur'ân şerefli, asil bir Rasulün ağzından size ulaşan, ilâhî bir kelâmdır.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 81/19; Fethu’l-Kadir, 5/391; Tefsîru İbn Kesîr, 8/338.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Muhakkak ki o (Kur'an), şerefli bir elçinin sözüdür.
Ali Bulaç
swap_vert close
Hiç şüphesiz o (Kur'an), şerefli bir elçinin kesin sözüdür.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Şüphesiz o Kur'an, kerîm bir peygamberin (Allah'dan) getirdiği sözdür.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Bu Kur’an iyi ve üstün bir elçinin sözüdür.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Şüphesiz Kur'ân, çok şerefli bir elçinin sözüdür.
Besim Atalay
swap_vert close
Evet bu, kerim olan bir elçinin sözüdür
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Şüphesiz o (Kur'an), şerefli bir elçinin (Allah'tan) getirdiği sözdür (vahiydir).
Bkz. 53/4, 81/19-20  
Cemil Said
swap_vert close
38,39,40. Hep gördüğünüz ve görmediğiniz şeyler üzerine kasem iderim ki Kur’ân ’indAllâh mükerrem bir rasûlünün Kur’ân’ıdır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
38,39,40. Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
38,39,40. Görebildiklerinize ve göremediklerinize yemin ederim ki, o (Kur’an), hiç şüphesiz çok şerefli bir elçinin (Allah’tan alıp tebliğ ettiği) sözüdür.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Kur’an elbette değerli bir elçinin sözüdür.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Hiç şüphesiz o (Kur'an), çok şerefli bir elçinin sözüdür.  
 Sözün asıl sahibi, şüphesiz Cenab-ı Allah’tır. Elçi (peygamber veya Cebrail) aracılığı ile tebliğ edildiğinden, «söz» elçiye nisbet edilmiştir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Ki bu şerefli bir elçinin (getirdiği) sözdür.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Kuşkusuz Kur'ân, şerefli bir peygamberin (Allah'tan) getirdiği sözdür.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
O hiç şübhesiz kerîm bir Resulün getirdiği sözdür
Emrah Demiryent
swap_vert close
Hiç şüphesiz O (Kur’ân), çok değerli bir Resûl’ün (vasıtasıyla size ulaşan, Allah’ın) kelâmıdır.
Müfessirlerimizin çoğunluğunun beyanı veçhile; Bu âyet-i kerîmede yer alan “Resûl” ifadesiyle kastedilen, Hz. Muhammed [sallallahu aleyhi vesellem] efendimizdir. Tekvir suresi 19. âyet-i kerîmede yer alan “Resûl” ifadesiyle kastedilen ise Hz. Cebrâîl’dir [aleyhisselâm].  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Kuşkusuz o, şerefli bir Resul sözüdür.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Muhakkak o (Kur'an) Allah indinde çok şerefli peygamberin katî sözüdür.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Şübhesiz ki o (Kur'ân), çok şerefli bir elçinin (peygamberin, vahiyden ibâret)sözüdür.
İhsan Aktaş
swap_vert close
38,39, 40. Artık hayır, (inanmayan ve inkâra şartlanmış olanların sandıkları gibi değil,) görebildiklerinize ve göremediklerinize (kâinatta ve tabiatta bulunan ve her biri harika yaratılış eseri olan atomaltı parçacıklardan kürreye kadar var olan mahlukatıma) yemin ederim ki, şüphesiz o (Kur’an) değerli bir elçinin (vahiy yoluyla getirdiği, Allah’ın) sözüdür.*
(*) Âyetin başında yer alan “felâ uksimu” ifadesi, “Yemin etmem.” anlamında değil, “Hayır, sizin zannnettiğiniz gibi değil” gibi olumsuz bir ifadeden sonra yemini pekiştirmek için kullanılan bir deyimdir. Veya bu ifade, “Yemin ederim ki söylenecek ve dinlenecek başka söz yok; ancak şu söyleyeceğim hakîkat vardır.” anlamına gelir. Burada Resul’den kastedilen Hz. Peygamberdir. Bu Resulün, Tekvir: 19’ daki gibi Cebrail olduğunu söyleyenler varsa da oradaki karinelerle buradaki karinelerin farkı vardır. O Resulün şâir, kâhin olmadığını söyleyen bu âyetlerin burada Hz. Peygamberin kerimliğini beyanı açıkça görülmektedir. (M. Türk Meal Açıklaması) Ayrıca burada‘’Resul’’, yani elçi ifadesi kullanıldığına göre, Kur’an, elçinin kendisini görevlendirdiği yüce Allah’tan vahiy yoluyla alıp insanlara okuduğu ilahi bir sözü ve mesajıdır, anlamı çıkıyor. Çünkü uluslararası ilişkilerde bile bir devletin elçisi, diğer bir devletin yetkililerine ancak kendi devletinin yetkili makamından aldığı emir ve mesajları iletir, onun dışında bir şey yapamaz ve kendi kafasına göre hareket edemez. İşte burada da ‘’Muhammed’ ’ismi değil de, elçi ismi kullanıldığına göre, elçinin okuduğu ve tebliğ yaptığı mesaj onun değil, onu bir elçi olarak görevlendiren yüce Allah’ın mesajıdır. Zira bilinmelidir ki hiçbir elçi kendi sözünü getirmez. Elçiler, temsil ettiği makamın veya zatın elçisidir, onun mesajını getirir. Yani Burada ayetin meali, ‘’Şüphesiz O, değerli bir elçinin sözüdür’’ şeklinde olsa bile yine hiçbir sorun teşkil etmez. Çünkü ilahi mesajlardan ibaret olan Kur’an’daki ayetler elçinin dili üzerinden okunduğu, ses ve sözcükler onun ağzından çıktığı için, ortaya çıkan söz konusu ses ve sözcükler elçiye ait oluyor, ama içerdiği mesaj, onu elçi olarak görevlendiren ve kendi mesajlarını onun vasıtasıyla insanlara iletmek isteyen yüce Allah’a aittir. Zaten 43. ayette de ((تَنزِيلٌ مِّن رَّبِّ الْعَالَمِينَ ﴿٤٣﴾ ‘’ O, (elçinin okuyup söylediği şeyler) âlemlerin Rabbinden indirilmedir.’’ deniliyor. Örneğin: Bir yazarın kitabını size okuduğum zaman ağzımdan çıkan ses ve sözcükler bana aittir, içerdiği mesaj ise kitabın yazarına aittir. İşte elçi de kendisine gönderilen Kur’an’ı Kerim’i insanlara okuyup tebliğ ederken ağzından çıkan sesler ve sözcükler ona aittir, içerdiği mesaj ise, tebliğini yapmak üzere kendisine Kur’an’ı gönderen yüce Allah’a aittir, işte bu yönüyle ona elçinin sözü denilebilir. {فَلاَ أُقْسِمُ}، "لا" رد لكلام المشركين, كأنه قال: ليس كما يقول المشركون أقسم (معالم التنزيل) وقيل: هو رَد لكلام سبق؛ أي ليس الأمر كما يقوله المشركون.( الجامع لاحكام القرآن) إنه لقول رسول كريم أي : إن القرآن لتلاوة رسول كريم ، على أن المراد بالرسول محمد صلى الله عليه وسلم ، أو أنه لقول يبلغه رسول كريم (تفسير فتح القدير) ( إنه ) يعني القرآن ( لقول رسول كريم ) أي تلاوة رسول كريم (تفسير البغوي) إن هذا القرآن لقول رسول كريم أي: يقوله ويتكلم به على وجه الرسالة من عند الله (تفسير الكشاف )فكان قوله‏:{‏ ‏ إِنَّهُ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرِيمٍ ‏‏}‏‏‏‏ بمنزلة قوله‏:‏ لتبليغ رسول، أو مبلغ من رسول كريم، أو جاء به رسول كريم، أو مسموع عن رسول كريم؛ {إِنَّهُ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرِيمٍ } أي: إن القرآن لتلاوة رسول كريم، على أن المراد بالرسول محمد صلى الله عليه وسلم، ({إِنَّهُ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرِيمٍ } أي: إن القرآن لتلاوة رسول كريم، على أن المراد بالرسول محمد ،(فتح القدير)؛  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
O (Kur’an) çok değerli bir elçinin sözüdür.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
gerçekten bu Kur’an yüce bir elçinin kesin sözüdür,
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
O Kur/an, (Tanrı yanında pek kıymetli) bir elçinin [³] sözüdür.
[3] Hazret-i Muhammed'in veya Cibril'in aleyhisselâm.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Muhakkak ki bu Kur’an, şerefli bir elçinin (getirdiği) sözdür.¹⁷
17 Krş. Necm, 53/4; Tekvîr, 81/19-20. Ayette geçen “Şerefli bir elçinin sözüdür” ifadesi bazılarınca yanlış anlaşılmaktadır. Bilinmelidir ki hiçbir elçi kendi sözünü getirmez. Değilse elçi olmazdı. Elçiler, temsil ettiği makamın veya zatın elçisidir, onun sözünü getirir. Biz de tercümeye parantez içinde (getirdiği) sözcüğüne vurgu yaptık.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Ki hiç şüphesiz o (Kur'an), yüce bir elçinin kesin sözüdür.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Bu Kur’an, şerefli bir Elçi olan Cebrail’in getirdiği, Allah’ınsözüdür. Cebrail, onu doğrudan Allah’tan alıp Muhammed’in kalbine indirmiştir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
O, elbette kerîm bir elçinin sözüdür.
Mehmet Çakır
swap_vert close
40,41. Bu Kuran, değerli bir elçinin sözleridir. // Şair sözü değildir: Siz, imanı ağzınızda geveleyip duruyorsunuz.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Hiç şüphesiz Kur’an çok şerefli bir elçinin okuduğu vahiylerimizdir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Şüphesiz ki o (Kur’an), değerli bir elçinin (Cebrail’in ulaştırdığı) sözüdür.
Mehmet Türk
swap_vert close
Kesinlikle o (Kur’an,) şerefli bir elçinin¹ (Allah’tan getirdiği) sözdür.²
1 Muhakkak ki Kur’an-ı Kerîm; hürmete şayan, kerem ve keramet sahibi yüksek bir Rasulün, büyük bir Hak Elçisi’nin getirdiği sözdür. O, yalanlanılması değil, saygı ile inanç ile dinlenilmesi lâzım gelen bir sözdür. Çünkü elçinin sözü onu gönderenin sözüdür. Burada Rasul’den kastedilen Hz. Peygamberdir. Bu Rasulün, Tekvir: 19’daki gibi Cebrail olduğunu söyleyenler varsa da oradaki karinelerle buradaki karinelerin farkı vardır. O Rasulün şâir, kâhin olmadığını söyleyen bu âyetlerin burada Hz. Peygamberin kerimliğini beyanı açıkça görülmektedir.2 Bu ayetteki bu yeminde “pozitivizmin” en önemli hatasına dikkat çekilmektedir. Zira inkâr etmenin başlıca iki kaynağı vardır. Birisi: Sofistaîlik, (safsatacılıktır) ki, bunlar gördüklerini de yalanlarlar. Kendine de inanmaz, inatçıdırlar. Bunlar, tabiat filozoflarından farklı olarak insanın doğa ve evren hakkındaki her şeyi bilmesinin, mümkün olmadığını savunan şüpheci bir felsefe gütmüşler sonuç olarak mutlak doğru-yanlış ya da normların olmadığına karar vermişlerdir. Birisi de pozitivistlik, yani fazla müspetçilik bağnazlığıdır ki bunlar da; “gördüklerine inanır, görmediklerini yalanlarlar.” Gerçi hataya düşmemek için müspet yürümek iyidir. Görünür görünmez tehlikelerden korunmak için gerekli olan son yol da budur. Fakat hayattan maksat gördüklerine saplanıp da durmak değil, yürümek, hatalardan, tehlikelerden korunarak hak murada, esenliğe ermektir. Bu gaye ise görünen tarafta değil, görünmeyen taraftadır. Asıl tehlikeler görünen yönden değil, görünmeyen yönden gelecek olanlardır. Onun için hep ispatlanmış ve ispatlanacak başka gerçek yokmuş gibi hep görünene saplanıp da ondan ilerisini büsbütün inkâr etmek müspetçilik değil, aynı safsatacıların yaptığı gibi olumsuz bir inatçılıktan ibaret büyük bir hatadır. Mülk Sûresi’nde de geçtiği üzere bakıp görmek ve denemek insan için, ilim için en yakın yoldur. Fakat deney bize gösteriyor ki gerçek, bizim gördüklerimizden ve kavrayabildiklerimizden ibaret değildir. Gördüklerimizi, ispat ederken, görmediklerimizi, kavrayamadıklarımızı (ahiret, cennet, cehennem… gibi) kabul etmeyip inkâra kalkışmak deneycilik değil, aklın da tecrübenin de onayından geçmeyen bir olumsuzluktur. Mekke’de ortaya çıkıp da her şeyi göze alarak, “Ey Mekkeliler! Sizler ve bütün insanlık pek büyük bir tehlike içindesiniz. Eğer Allah’a inanır benim verdiğim haberleri dinler, bana uyarsanız daha büyük tehlikeden, korkunç musibetten kurtulacak, Kayser ve Kisra’yı tepeleyip yalnız Hakk’a kul olarak insanlığa hakkı tanıtacak önderler olacak, Allah yanında hak murada ereceksiniz. Bu dünyanın sonu nasıl olsa ölüm değil mi, gelin onunla inleye inleye ateşe gitmektense güle güle can verip Hakk’ın cemaline kavuşalım” diye çağrıda bulunan Hz. Peygamber (s.a.v)’e, o zaman bir taraftan gördüklerine saplanarak, bir taraftan gördüklerini bile tamamen yok sayarak “deli” diyenlerin “bize şiir söylüyorsun” veya “kâhinler gibi kehanet taslıyorsun” diyenlerin ilk bakışta akla uygun gibi görünen sözleriyle sonundaki gerçek karşılaştırılacak olursa ve gerçekten yirmi küsur sene sonra o müşriklerin, Kayserlerin, Kisraların tepelenip İslâm nurunun her tarafa yayıldığı tecrübe sahasında, imtihan meydanlarında sözle değil, yapılmak suretiyle gerçekleşerek kendini gösterdiği düşünülürse, akıllı kim, deli kim, kim haklı ve aldananın kim olduğu tecrübe ile ortaya çıkmış, anlaşılmış olmaz mı? (Özetle - Elmalılı)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Bakın, bu [Kur’an] gerçekten şerefli bir Elçi’nin [vahyedilmiş] sözüdür,
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Kesinlikle bu Kuran şerefli ve değerli bir elçinin sözüdür. 81/19.29
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Hiç şüpheniz olmasın ki o (mesaj) şerefli bir elçinin sözüdür;[⁵²⁹¹]
[5291] “Elçi”, Tekvir 19 ışığında Vahiy Meleği’dir. “Elçinin sözü” elçiye ait değil elçiye emanettir. Elçinin “türünün en iyisi” olduğunu ifade eden kerîm sıfatı, onun emanete ihanet etmeyeceğine işarettir (Krş: 44-47. âyetler). Hz. Ömer şöyle anlatır: “Müslüman olmadan önceydi. Bir gün Kâbe’de Nebi’yi tek başına Hâkka sûresini okurken buldum. İçimden “Vallahi bu şairdir” dedim. Nebi “o bir şair sözü değildir” âyetini okudu. Bu kez yine içimden “Öyleyse kâhindir” dedim. Bu kez de “o bir kâhin sözü de değildir” âyetini okudu.” Ve İslâm gönül tahtıma kuruldu (İbn Kesir). Bu rivayete güvenmek için, şu soru ikna edici bir cevap bulmalıdır: ‘O zaman Ömer niçin Nebi’yi katletmeye gidiyordu?’  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Kuşkusuz Kur’an, şerefli bir elçinin (Cebrail a.s.'in, Rabbinden aldığı vahyi Muhammed s.a.s.'in kalbine) indirdiği sözüdür. (Hak kelâmıdır)
Osman Fırat
swap_vert close
Ki, o (Kur’ân) elbette ikram sahibi bir elçinin sözüdür.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Şüphe yok ki, o (Kur'an) kerîm olan bir peygamberin (tebliğ ettiği) bir kelâmdır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Bu Kur'ân, pek kerim bir Resulün sözüdür.
“Resul” den maksat, Cebrail (a.s.) olup, Kur’an’ın nakletmesi sebebiyle Söz kendisine izafe edilmiştir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ki, o (Kur'an) elbette değerli bir elçinin sözüdür.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
O Kur'ân, kerîm olan rasûlün kavlidir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Asıl önemlisi, Kur’an’ın değerli bir elçinin (Cebrail’in) sözü olmasıdır[*].
Şaban Piriş
swap_vert close
Şüphesiz o, şerefli bir elçinin sözüdür.
Ümit Şimşek
swap_vert close
O çok şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ki o, çok soylu bir elçinin sözüdür.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bayıķ ol yalavaç sözidür 'izzetlü.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Bu Ḳur’ān ḳavlidür kerāmetlü resūlüñ.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Bu (Qur’an) çox möhtərəm bir elçinin (Cəbrailin, yaxud Muhəmməd əleyhissəlamın Allahın ona nazil etdiyi) sözüdür!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
That it is indeed the speech of an illustrious messenger.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
That this is verily the word of an honoured messenger;(5666)
5666 Honoured messenger: one that is worthy of honour on account of the purity of his life, and may be relied upon not to invent things but to give the true inner experiences of his soul in Revelation.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِنَّهُ
muhak- kak bu
لَقَوْلُ
elbette sözüdür
رَسُولٍ
bir resulün
كَر۪يمٍۚ
kerim
Muhakkak ki bu (Kur'ân, Allah'ın katında ikrama nail olmuş) kerim bir resul(e vahyedilen Allah)ın sözüdür.
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
قَوْل
İsim fiil
ق و ل
Söz, laf, hitâp
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
كَرِيم
İsim
ك ر م
Kerîm (Allah'ın ismi, esmasıdır. İkram eden demektir), kerim, verimli, bereketli, değerli, üstün, ikrama nail, vakarlı