13,14, 15. Artık Sûr’a bir tek üfürülüşle üfürüldüğü, yerküre (üzerindeki) dağlarla birlikte (yörüngesinden çıkıp başka bir gök cisminin yörüngesine) taşındığı ve ardından (korkunç bir hızla) tek bir çarpma ile (diğer bir gök cismiyle) çarpılarak (yerküre ve üzerindeki dağlar) darmadağın olduğu zaman, İşte o gün vakıa (bir gerçek olan kıyamet) artık gerçekleşmiş (olacak)tır.*
(*) Sûr “üflenerek çalınan ve ses çıkaran boru” anlamında bilinmekteydi. Kur’an bunu alıp son saati anlatan bir metafor (mecaz bir anlatım) olarak kullanmaktadır. Kozmik sondaki büyük yıkımın oluşturduğu o korkunç ses sûra üfleyiş şeklinde ifade edilmiştir. (Bkz. Abese 33-37) Ayrıca aşağıdaki tefsirde de yerkürenin uzaydaki yörüngesinden çıkıp, herhangi bir gök cismi ile çarpışacağından söz edilmektedir. ومعنى ( حملت ) : أنها أزيلت من أماكنها بأن أبعدت الأرض بجبالها عن مدارها المعتاد فاصطدمت بأجرام أخرى في الفضاء فدكتا ، فشبهت هذه الحالة بحمل الحامل شيئا ليلقيه على الأرض ، مثل حمل الكرة بين اللاعبين (التحرير والتنوير)