close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Hadîd Sûresi 27. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Śumme kaffeynâ ‘alâ âśârihim birusulinâ ve kaffeynâ bi-’îsâ-bni meryeme ve âteynâhu-l-incîle ve ce’alnâ fî kulûbi-lleżîne-ttebe’ûhu ra/feten ve rahmeten ve rahbâniyyeten(i)btede’ûhâ mâ ketebnâhâ ‘aleyhim illâ-btiġâe ridvâni(A)llâhi femâ ra’avhâ hakka ri’âyetihâ(s) feâteynâ-lleżîne âmenû minhum ecrahum(s) ve keśîrun minhum fâsikûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Sonra izlerinden peygamberler gönderdik ve onların izince de Meryem oğlu İsa'yı yolladık ve ona İncil'i verdik ve ona uyanların gönüllerinde fazla bir yumuşaklık ve merhamet yarattık; ve rahipliği, onlara biz farzetmediysek de onlar ancak Allah rızasını kazanmak için icat ettiler, derken onun hakkına da gereği gibi riayet edemediler, derken onlardan inananlara, mükafatlarını verdik ve onların çoğuysa buyruktan çıkmış olanlardır.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Sonra onların peşinden ve izleri (eserleri) üzerinde elçilerimizi (yine) birbiri ardınca yollayıverdik. Meryem oğlu İsa’yı da arkalarından gönderdik; Ona İncil’i verdik ve Ona tâbi (ve talebe) olanların kalplerinde şefkat ve merhamet duyguları yerleştirdik. (Hristiyanların sonradan bir bid’at olarak) Türettikleri ruhbanlığı ise, Biz onlara yazmadık (emretmedik). Ancak (güya) Allah’ın rızasını aramak için (dünya nimetlerinden uzaklaşmayı kendileri uydurup türetmişlerdi), ama buna da gerektiği gibi riayet etmemişlerdi. Bununla birlikte onlardan iman edenlere (yine de) ecirlerini verdik, onlardan birçoğu da fasık olan (Hakk yoldan çıkan) kimselerdi.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve sonra onların ardından, öteki elçilerimizi gönderdik ve zaman içinde arkalarından kendisine İncil verdiğimiz, Meryem oğlu İsa'yı gönderdik, O'na sadık bir şekilde uyanların kalplerine, şefkat ve merhamet yerleştirdik. Uydurdukları ruhbanlığa gelince, onu biz onlara gerekli kılmamıştık. Yalnız Allah'ın rızasını kazanmak için, O'nu kendileri uydurdular. Fakat ona da gereği gibi uymadılar. Biz de onlardan iman edenlere mükafatlarını verdik. Fakat onların da bir çoğu yoldan çıkmışlardı.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sonra bunların izinden ardarda Rasullerimizi gönderdik. Meryem oğlu Îsâ'yı da arkalarından gönderdik. Ona İncil'i verdik. Ona, onun sünnetine tâbi olanların kafalarına, kalplerine şefkat ve merhamet yerleştirdik. Uydurdukları ruhbanlığı-zâhidliği biz onlara yazılı olarak farz kılmadık. Bunu, Allah rızasını kazanmak için yaptılar, ama buna gereği gibi, bihakkın, samimiyetle riayet etmediler. Biz de onlardan iman edenlere mükâfatlarını verdik. Onların çoğu doğru ve mantıklı düşünmenin, hak dinin dışına çıkan fâsıktı, âsi ve bozguncu idi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Sonra onların izleri üzere elçilerimizi ardarda gönderdik. Arkalarından da Meryem oğlu İsa'yı gönderdik. Ona İncil'i verdik ve ona uyanların kalplerine bir şefkat ve merhamet duygusu yerleştirdik. Kendilerinin çıkardıkları ruhbanlığı ise biz kendilerine farz kılmamıştık. Bunu sırf Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak için (çıkardılar) ama ona da gereği gibi uymadılar. Biz de onlardan iman edenlere ecirlerini verdik. Fakat onların çoğu yoldan çıkmış kimselerdir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Sonra onların izleri üzerinde elçilerimizi birbiri ardınca gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik; ona İncil'i verdik ve onu izleyenlerin kalplerinde bir şefkat ve merhamet kıldık. (Bir bid'at olarak) Türettikleri ruhbanlığı ise, Biz onlara yazmadık (emretmedik). Ancak Allah'ın rızasını aramak için (türettiler) ama buna da gerektiği gibi uymadılar. Bununla birlikte onlardan iman edenlere ecirlerini verdik, onlardan birçoğu fasık olanlardır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Sonra (Nûh ile İbrahîm'in) arkalarından peygamberlerimizi ard arda gönderdik. Bir de arkalarından Meryem'in oğlu İsa'yı yolladık; ve ona İncil'i verdik. Kendisine bağlı kalanların kalblerine ince bir duygu ve bir merhamet ihsan ettik. Bir de (insanların fitnesinden kaçıb sırf ibadete koyulmaktan ibaret olan) Ruhbaniyyet ki, bunu onlar icad ettiler; biz onu, üzerlerine farz kılmamıştık. Ancak Allah rızasını aramak için (bu icadı) yaptılar. Sonra da ona gereği üzre riayet etmediler, (Ruhbaniyyete teslisi, ittihadı ve küfrü ilâve etmek suretiyle hakkını gözetmediler, onu zayi ettiler). Biz de içlerinden iman etmiş olanlara mükâfatlarını verdik. Çokları ise yoldan çıkmış fâsıklardır, (kâfirlerdir).
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Sonra bunların izinde ard arda elçilerimizi gönderdik. Onların da ardından Meryemoğlu İsa’yı gönderdik, ona İncili verdik. Ona tabi olanların kalbine bir şefkat ve rahmet koyduk. Ve kendilerinin uydurduğu, onlara farz kılmadığımız, kendilerinin yalnızca Allah’ın rızası için uyguladıkları bir ruhbanlığı (yaşama imkânını) da onlara verdik. Fakat gereği gibi ona riayet etmediler. Biz, onlardan gerçekten inananlara mükâfatlarını verdik. Ve çokları da yoldan çıkmış fasıklardır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sonra onların ardından da peygamberlerimizi gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da onların ardından gönderdik ve ona İncil'i verdik. Ona uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duyguları koyduk. Ruhbanlığı ise kendileri uydurdular. Biz onu kendilerine yazmadık. Ancak onlar Allah'ın rızasını kazanmak arzusu ile bunu yaptılar; ama buna gereği gibi de uymadılar. Onlardan da inananlara ödüllerini verdik. Onların çoğu yoldan çıkmışlardır.[613]
[613] İncîl kelimesi ve ruhbanlık hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIX, 69-72.  
Besim Atalay
swap_vert close
Sonra, artlarınca peygamberler gönderdik, Meryem oğlu İsa'yı da gönderdik, ona İncil verdik, İsa'ya uyanların gönüllerine esirgeme verdik de, acınmak dahi verdik; keşişliği kendileri çıkardı, biz onlarçin Tanrının hoşnutluğundan başka bir şey farzetmemiştik, onu iyi bir güdümle gütmediler, içlerinden inanmış bulunanlara, sevaplarını verdik, birçokları onların, buyrumdan dıştır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Sonra bunların ardından peş peşe resullerimizi gönderdik. Onların arkasından da Meryem oğlu İsa'yı gönderdik. Ona İncil'i verdik ve kendisine uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk. (Kendiliklerinden) icat ettikleri ruhbanca riyazete (aşırı sofuluğa) gelince, biz onlara bunu emretmedik. Allah'ın rızasını kazanmak arzusuyla onu kendileri uydurdu. Ama sonra ona da gerektiği gibi uymadılar (teslis inancına ve riyakârlığa saptılar). Biz de içlerinden iman edenlere karşılığını verdik, fakat onların çoğu yoldan çıkmışlardı.
“Ruhbanlık”, semavi dinlerde yeri olmayan, Hıristiyan din adamlarının icat ettiği bir anlayış ve yaşayış tarzıdır. Ruhbanlıkta, insanlar riyazete çekilerek dünyevi zevkleri terk eder ve ruhu yüceltmek maksadıyla kendilerini sadece ibadete verirler. Böylece Allah’ın dini yerine kendilerinden istenmeyen adeta Allah’a yaranma dini uydururlar. Günümüzde maalesef daha çok tasavvuf ekolleri insanlara bu hayatı tavsiye edip özendirmektedirler. Oysa İslâm’da insanın dünyadan el etek çekmesi ve dünyadaki ilahi nimetlerden uzak durması diye bir şey yoktur. Dünyada yaşayan insan, dünyanın şartlarına uymalı, hayatın gereklerini yerine getirmeli, çalışmalı, çalışmayı ibadete dönüştürmeli, mücadele vermeli, mücadeleyi hayat olarak görmeli, zorluklarla boğuşarak sabretmesini öğrenmeli ve kemale ermeli, Allah’ın helal kıldığı nimetlerden istifade ederek kulluğunu ortaya koymalıdır.  
Cemil Said
swap_vert close
Ânlardan sonra Meryem’in oğlı ’Îsâ gibi diğer rasûller gönderdik ve ’Îsâ’ya İncil’i i’tâ iyledik. Ve ânlara tâbi’ olanların kalblerine ra’fet ve merhamet ilkâ iyledik. Ruhbân hayâtını ânlar kendileri îcâd itdiler. Biz ânlara yalnız Allâh’ın rızasının tahsîlini emr iyledik lâkin ânlar îcâbı vechile ri’âyet itmediler. Ânların meyânında îmân idenlere mükâfât virdik ve fakat ekserîsi fâsıkdırlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onların izleri üzerinden peygamberlerimizi ard arda gönderdik; Meryem oğlu İsa'yı da ardlarından gönderdik ve ona İncil'i verdik; ona uyanların gönüllerine şefkat ve merhamet duyguları koyduk; üzerlerine bizim gerekli kılmadığımız fakat kendilerinin güya Allah'ın rızasını kazanmak için ortaya attıkları ruhbaniyete bile gereği gibi riayet etmediler; içlerinde inanmış olan kimselere ecirlerini verdik; ama çoğu yoldan çıkmışlardır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Sonra bunların peşinden ard arda peygamberlerimizi gönderdik. Onların arkasından da Meryem oğlu İsa’yı gönderdik, ona İncil’i verdik ve kendisine uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk. (Kendiliklerinden) icat ettikleri ruhbanlığa[528] gelince; biz onu onlara farz kılmamıştık. Allah’ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi. Fakat ona da gereği gibi uymadılar. Biz de içlerinden iman edenlere mükâfatlarını verdik. Fakat onlardan birçoğu da fasık kimselerdir.
Ruhbanlık, insanlardan uzaklaşıp riyazata çekilerek dünya zevklerini terk etmek ve kendini aşırı bir şekilde ibadete vermek demektir. Baştan beri hak dinler böylesi bir aşırılığı onaylamamaktadır. Ruhbanlığı Hıristiyanlar icad etmişlerdir. Hz. İsa’dan sonra, gördükleri baskı ve zulüm sebebiyle bir kısım hıristiyanlar toplumsal hayattan soyutlanarak, edindikleri özel mekânlara çekilmişler ve kendilerini ibadete adamışlardı. Zamanla, bir yaşayış biçimi olarak, Hıristiyanlığın bünyesinde yerleşen bu uygulamaya “ruhbanlık”, uygulayanlara da “ruhban” adı verilir.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Sonra onların izinden peygamberlerimizi peş peşe gönderdik. Arkalarından Meryem oğlu Îsâ’yı da gönderdik, ona İncil’i verdik, ona uyanların kalplerine şefkat ve merhamet yerleştirdik. Kendilerinin icat ettikleri ruhbanlığa gelince, biz onlara bunu emretmemiştik; sırf Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için yapmışlardı, ama buna hakkıyla riayet etmediler. Biz de içlerinden iman edenlere mükâfatlarını verdik, ama çokları yoldan çıkmışlardır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Sonra bunların izinden ardarda peygamberlerimizi gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik, ona İncil'i verdik; ona uyanların kalplerine şefkat ve merhamet vermiştik. Uydurdukları ruhbanlığa gelince, onu biz yazmadık. Fakat kendileri Allah rızasını kazanmak için yaptılar. Ama buna da gereği gibi uymadılar. Biz de onlardan iman edenlere mükâfatlarını verdik. İçlerinden çoğu da yoldan çıkmışlardır.  
 Ruhbanlık, hıristiyanların ortaya çıkardığı bir anlayış ve yaşayış tarzıdır. Rivayetlere göre Hz. İsa’dan sonra, müminler inkârcı zorbalarca yok edilmeye çalışılmış, girişilen üç savaşta müminler ağır kayıplar vermişler, sağ kalan iman ehli, kendilerinin de ölümü halinde dine davet edecek kimsenin kalmayacağı gerekçesiyle savaş yapmama kararı almış, sadece ibadetle meşgul olmaya başlamışlardı. İşte bu suretle fitneden kaçarak, dinlerinde ihlâs ve samimiyet gösteren bu insanlar dünyanın bütün zevklerinden, fazla yeyip içmekten ve evlenmekten vazgeçmişler, dağlar, mağaralar, oyuklar ve hücrelerde ibadetle meşgul olmuşlardır. Ama bir çoğu buna riayet etmeyerek, Hz. İsa’nın dinini inkâr ettiler; hükümdarlarının dinine girdiler; teslis akîdesini ortaya attılar, Hz. Muhammed’i inkâr ettiler ve benzeri sapıklıklara düştüler.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Sonra onların peşinden, ard arda elçilerimizi gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da gönderdik ve ona İncil'i verdik. Onu izleyenlerin gönüllerine şefkat ve merhamet koyduk. Fakat, bizim kendileri için onaylamadığımız bir ruhbanlık uydurdular. Halbuki onlardan sadece ALLAH'ı hoşnut edecek hususlara uymalarını istemiştik. Üstelik ruhbanlığa hakkıyla da uymadılar. Aralarından inananlara ödüllerini verdik; ancak çokları yoldan çıkmışlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Sonra bunların izinden ard arda peygamberlerimizi gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik, ona İncil'i verdik ve ona uyanların yüreklerine bir şefkat ve merhamet koyduk. Uydurdukları ruhbanlığa gelince onu, biz yazmadık. Fakat kendileri Allah rızasını kazanmak için yaptılar. Ama buna da gereği gibi uymadılar. Biz de onlardan iman edenlere mükafatlarını verdik. İçlerinden çoğu da yoldan çıkmışlardır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Sonra onların izleri üzerinde Resullerimizle ta'kıyb ettik, bir de Meryemin oğlu Isa ile ta'kıyb ettik ve ona İncili verdik ve ona tabi' olanların kalblerinde bir rıkkat bir merhamet yarattık, bir de rehbaniyyet ki onu onlar ibda' ettiler, biz onu üzerlerine yazmamıştık, ancak Allah rızasını aramak için yaptılar, sonra da ona hakkıyle riayet etmediler, biz de içlerinden iyman etmiş olanlara ecirlerini verdik, çokları ise yoldan çıkmış fâsıklardır
Emrah Demiryent
swap_vert close
Sonra bunların peşinden art arda peygamberlerimizi gönderdik. Onların arkasından da Meryem oğlu Îsâ’yı gönderdik, ona İncîl’i verdik ve kendisine uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk. (Îsâ’nın ümmetinden bazılarının) Allah’ın rızasına kavuşmak üzere uydurdukları ruhbanlığa gelince; biz onlara böyle bir şey emretmedik. Velâkin ona da hakkıyla riâyet etmediler. Biz (İslâm dinine) îmân etmiş olanlara mükâfatlarını verdik. Ancak onlardan birçoğu fâsık (kâfir) kimselerdi.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Sonra onların izleri üzerinde artarda resûllerimizi gönderdik. Ve Meryem oğlu Îsâ'yı gönderdik ve ona İncil'i verdik. Ona uyan kimselerin kalplerine şefkat ve merhamet koyduk. Allah'ın rızasını kazanmak için uydurdukları ve fakat gereği gibi de uymadıkları ruhbanlık¹ Bizim buyruğumuzdan kaynaklanmış değildir. Onlardan iman edenlere ödüllerini verdik. Ne var ki onların çoğu doğru yoldan çıkmış kimselerdi.
1- Sözcüğün kök anlamı, korkmak demektir. Bu korku, sakınma, önlem alma, ihtiyatlı olma, tedirgin olma anlamında bir korkmadır. İsm-i fail olan “rahip” sözcüğü; sakınan, çekinen, ihtiyatlı olan, önlem alan kimse demek olup, “ruhban” rahip sözcüğünün çoğuludur. Ruhbanlık, çekingen bir hayat sürmek, dünyadan el etek çekip, yalnızca ibadetle ilgilenerek ruhu yüceltmek demektir. Ne var ki Ruhbanlık Allah'ın dini yerine kendi yanından uydurduğu dini din edinmeye dönüştürülmüştür.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Sonra bunların izleri üzerinde, ardı ardınca peygamberlerimizi yolladık. Arkalarından da Meryem oğlu îsâyı gönderdik. Ona incîli verdik. Kendisine tâbi olanların yüreklerine bir şefkat ve merhamet koyduk. Onların (yeni bir âdet olmak üzere) ihdas etdikleri ruhbanlığa (gelince:) Onu üzerlerine biz farzetmedik. Ancak (onlar bunu sırf) Allahın rızaasını aramak için yapdılar. Fakat buna hakkıyle riaayet de etmediler. Biz de içlerinden (gerçek) îman edenlere mükâfatlarını verdik. Onlardan bir çoğu ise (doğru yoldan) çıkanlardı.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Sonra onların izleri üzerinde ard arda peygamberlerimizi gönderdik; (o peygamberlerin) ardından da Meryemoğlu Îsâ'yı gönderdik; ona İncîl'i verdik ve ona tâbi' olanların kalblerinde bir şefkat ve bir merhamet kıldık.Bir de (kendilerinin) ortaya çıkardıkları ruhbâniyet(2) ki, onu üzerlerine (biz) farz kılmamıştık, sâdece Allah'ın rızâsını kazanmak için (kendileri yaptılar); fakat ona (da) hakkıyla tâbi' olarak riâyet etmediler. Artık onlardan îmân edenlere mükâfâtlarını verdik. Fakat onlardan çoğu (yoldan çıkmış) fâsık kimselerdir.
(2)Burada zikredilen “ruhbâniyet”ten murad, ibâdet için dünya lezzetlerini terk edip insanlardan uzaklaşmak, nefsin isteklerinden elini çekmekte aşırılık göstermektir. (Beyzâvî, c. 2, 471)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Sonra onların izleri üzerinden elçilerimizi ard arda gönderdik; Meryem oğlu İsa’yı da ardlarından gönderdik ve ona İncil’i verdik; ona uyanların gönüllerine şefkat ve merhamet duyguları koyduk; üzerlerine bizim gerekli kılmadığımız fakat kendilerinin güya Allah’ın rızasını kazanmak için ortaya attıkları ruhbaniyete bile gereği gibi riayet etmediler; onlardan inanmış olan kimselere karşılığını verdik; ama onlardan çoğu yoldan çıkmışlardı. *
(*) Rahbâniyye terimi, çoğunlukla bu dünya hayatında hiçbir değerin bulunmadığını iddia etmeye kadar varan ruhbanca bir hayat anlayışı ile mübalağalı bir zühdü (asceticism)-Hristiyanlığın ilk döneminin belirgin özelliği olan ama İslam’ın tasvip etmediği bir tavır- birleştirir… (M. Esed Meali 27. Ayet Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onların izlerini takip eden elçilerimizi göndermiştik. Sonra Meryem’in oğlu İsa’yı elçi olarak gönderdik ve ona İncil’i verdik. İncil’e tabi olanların kalplerine bir yumuşaklık, merhamet verdik ve biz kendilerine emretmediğimiz halde, Allah’ın rızasını kazanmak için ilk defa ruhbanlığı kendileri icat ettiler. Ancak kendilerinin meydana getirdikleri bu göreve (ruhbanlığa) kendileri uymadılar. Onlardan iman edenlere mükâfatlarını verdik. Ancak onlardan pek çoğu da, Allah’ın yolundan uzaklaştılar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
(*)
(*) Basılı nüshada 22 ilâ 29. ayetlerin meali bulunmuyor.  
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Sonra onların arkalarından peygamberimizi gönderdik. Meryem oğlu İsa/yı da ardı sıra gönderdik, ona İncil verdik, İsa/ya tâbi olanların kalblerine birbirlerine karşı şefkat ve merhamet duyguları koyduk. Ruhbaniyyeti [⁴] de kendileri ortaya koymuşlardı. Biz onu onlara farz etmedik. Şu kadar ki onlar Allah/ın hoşnutluğunu elde etmek uğrunda yapmışlardı. Böyleyken yine O/nun ahkâmına gereği gibi riayet etmediler [⁵]. İçlerinden hakikaten iman getirenlere mükâfatlarını verdik. Çokları ise dinden çıktılar.
[4] Bir bucakta eğleşip herkesten çekilerek ibadet etmeyi veya ibadette mübalâğayı.[5] Pek ileri gittiler de teslise kail oldular, peygamberimizi tanımadılar.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Sonra da bunların peşinden art arda elçilerimizi gönderdik. Onların peşinden de Meryem oğlu İsa’yı gönderdik ve ona İncil’i verdik. Ona tabi olanların kalplerinde şefkat ve merhamet duygusu var ettik. Uydurdukları ruhbanlığı¹⁸ Biz onlara yazmadık/farz kılmadık. Onlar onu Allah’ın rızasını kazanmak için icat etmişlerdi. Fakat ona da gereği gibi uymadılar/riayet etmediler. Biz de içlerinden inananlara mükâfatını verdik. Fakat onlardan pek çoğu da yoldan çıkan kimselerdir.
18 Ruhbanlık, aşırı çilecilik veya aşırı züht yani “ascéticisme” demektir. Aşırı ibadeti de buraya dâhil edebiliriz. Ölçülü ve dengeli yaşamanın bir nevi zıddıdır.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Sonra onların izleri üzerinde peygamberlerimizi birbiri ardınca gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik; ona İncil'i verdik ve onu izleyenlerin kalplerinde bir şefkat ve merhamet kıldık. Türettikleri ruhbanlığı ise, biz onlara yazmadık. Ancak Allah'ın rızasını aramak için (türettiler), ama buna da gerektiği gibi uymadılar. Bununla birlikte onlardan iman edenlere ecirlerini verdik, onlardan birçoğu da fasık olanlardır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ve onların ardından, peş peşe elçilerimizi yolladık. Onlardan sonra da Meryem oğlu İsa’yı mûcizelerimizle gönderdik ve ona İncil’i verdik. Onu samîmiyetle izleyenlerin kalplerine derin bir şefkat ve merhamet duygusu yerleştirdik. Sonraki Hıristiyanların icatları olan bu dünyayı tamamen terk ederek hiç evlenmeden, çilehânelerde inzivâya çekilme esâsına dayanan ruhbanlığa gelince, Biz onlara böyle bir şey emretmedik ama onlar, güya Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla bunuuydurdular; ne var ki, insan fıtratına ters düşen bu sözde ibâdete gereği gibi de uymadılar. Biz de içlerinden, gönderdiğimiz mesaja gerçek anlamda iman eden ve ona göre hayat programlarını çizen kimselere mükâfâtlarını verdik fakat onların çoğu, Hz. İsa’nın getirdiği tevhid dinini özünden saptırarak yoldan çıkmışlardı. İşte şimdi, bütün Peygamberlerin insanlığa getirdikleri, fakat daha sonra özünden saptırılıp tanınmaz hâle getirilen o saf tevhid inancını yeniden canlandırıp bütün berraklığıyla insanlığa sunan Son Elçimizi gönderdik. O hâlde:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Sonra onların izi üzerinde bizim rasûllerimizi ardı sıra gönderdik. Meryem’in oğlu İsa’yı da ardı sıra gönderdik. Ona İncil’i verdik. Ona tâbi’ olmuş / uymuş kimselerin kalblerinde re’fet (şefkat / rikkat) ve merhamet yerleştirdik. Bir de rehbaniyet / ruhbanlık ki, onu onlara yazmadık. Onu sadece Allah’ın rızasını aramak için türettiler; ama ona hakkıyla riayet etmediler. Onlardan inanmış olanlara ücretlerini / ödüllerini verdik. Onlardan birçoğu fâsıklardır / yoldan çıkıp sapmışlardır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Ardından onların izinden gidecek yeni resuller gönderdik. Ardından Meryemoğlu İsa'yı, İncil ile yollara düşürdük. Ona inananların kalplerine sevgi ve şefkat yükledik. Ruhbanlık diye bir şey uydurdular. Ama biz, kendilerine Allah rızasını talep dışında böyle bir görev vermemiştik. [2] Zaten, ruhbanlık ilkelerine önce kendileri uymadılar. Yine de biz, ruhbanların çoğu bozuk olduğu halde, Allah'a yürekten inananlara hak ettikleri değeri verdik…
Mehmet Çoban
swap_vert close
Sonra bunların peşinden art arda Resullerimizi gönderdik. Onların arkasından Meryem oğlu İsa’yı gönderdik. İsa’ya İncil’i verdik. İsa’ya uyanların kalplerine şefkat merhamet duygusu koyduk. Uydurdukları ruhbanlığa gelince, onu biz yazmadık. Ruhbanlığı Allah’ın rızasını kazanmak için kendileri uydurdular. Uydurdukları ruhbanlığı da gereği gibi uymadılar. Biz de onlardan iman edenlere mükâfatlarını verdik. İçlerinden çoğu yoldan çıkmışlardır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Sonra bunların izinden art arda elçilerimizi göndermiştik. Meryem oğlu İsa’yı da arkalarından göndermiş, ona İncil’i vermiştik. Ona uyanların kalplerine şefkat ve merhamet yerleştirmiştik. Uydurdukları ruhbanlığa [*] gelince, onu onlara biz yazmamıştık. Fakat kendileri, Allah rızasını kazanmak için yapmış, (ancak) buna da gerektiği gibi uymamışlardı. [*] Biz de onlardan iman edenlere ödüllerini vermiştik. İçlerinden çoğu yoldan çıkmıştı.
“Korkmak” anlamındaki [rehebe] kökünden türetilen [rahbâniyyeh] kelimesi, çok korkanların korkusu anlamında bir mübalağa anlamı içermektedir ki Bakara 2:143’te belirtildiği üzere “vasat ümmet” kılınışı nedeniyle bu ümmetin böyle bir aşırılığa müsait bir tarafı olmamalı, “tefrit”i reddettiği gibi “ifrat”ı da reddetmeli, itidali esas almalıdır.,Hz. İsa’ya uyanların Yüce Allah’ın emretmediği, ancak kendilerinin meydana getirdiği [rahb] denen “korkuya dayalı aşırı dindarlığın” gereğini de hakkıyla yerine getirmedikleri ifade edilmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Sonra onların ardından Peygamberlerimizi birbiri ardınca gönderdik. (Daha sonra da) kendisine İncil’i¹ verdiğimiz Meryem’in oğlu İsa’yı (Rasul olarak) gönderdik. Ona uyanların kalplerine de şefkat ve merhamet yerleştirdik. Bizim, kendilerine emretmediğimiz halde uydurdukları ruhbanlığa² gelince; onlar onu, güya Allah’ın rızasını kazanmak için uydurdular ama buna da gerektiği gibi uymadılar. Biz de onlardan îman edenlere mükâfatlarını verdik. Fakat onlardan birçoğu hak yoldan saptılar.
1 Bugün Hıristiyanların ellerinde bulunan Matta, Markos, Luka ve Yuhanna isimli kitaplar, isimlerinden de anlaşıldığı üzere “incilciler tarafından” sonradan Hz. İsa (a.s)’ın hayat hikâyesi olarak yazılmış uyduruk kitaplardır.2 Ruhbanlık; büyük bir korku hissiyle çekilip, Dünya zevklerini terk ederek, züht ve riyazat ile ibâdette aşırılığa kaçmak, demektir. Yani kendilerini ibadete adayan Hıristiyan veya diğer dinlere mensup rahiplerin, Allah adına uydurdukları yaşayış biçimidir. Arapça “râhib” kelimesinin çoğulu olan “ruhbân”, yoğun bir dinî kaygı ve korku ile kendini ibadete veren kimse anlamındadır. Râhib de; “Allah’tan korkan ve uzlet halinde ibadet eden kişiyi” ifade eder. Ruhban ve ruhbâniyyet kelimeleri Kur’an’da Hristiyan geleneğine atıfla dört yerde geçer. (Mâide: 82, Tevbe: 31, 34, Hadîd: 27) Tefsirlerdeki açıklamalara göre ruhbanlık, bir grup Hristiyan’ın dinde ortaya çıkan fitneden uzaklaşıp dağlara çekilerek ibadet etme ve nefis tezkiyesinde bulunmanın yanı sıra, kuytu köşelerde yalnız yaşama gibi meşakkatli bir hayat tarzına katlanmasını ifade etmektedir. Rivayete göre Hz. Îsâ ile Hz. Muhammed’in peygamberlikleri arasındaki fetret döneminde Hristiyanlara zalim krallar hükmetmiş, bunlar Tevrat’ı ve İncil’i değiştirmiştir. Bunun üzerine bazı Hristiyanlar zalim yöneticilere karşı mücadele etmiş, dinlerinde fitne ortaya çıkmasından korkunca da dağlara çekilip uzlet hayatı yaşamaya başlamıştır. (Zemahşerî, Râzî) Hristiyanlıkta iki ayrı ruhban sınıfı mevcuttur. 1. Manastırlarda uzlet hayatı yaşayan ve “keşiş” diye isimlendirilen ruhbanlar. 2. Kiliselerde görev yapan rahipler veya papazlar. Hristiyanlıkta seçilme yoluyla elde edilen rahiplikte bekârlık esas olsa da (Katolik kilisesi) bekârlığın zorunlu olmadığı uygulamalar da mevcuttur. (Doğu Hristiyan kiliseleri) Hz. Peygamber (s.a.v) bazı Müslümanların ruhban hayatı yaşamaya başlaması üzerine: “Hem oruç tutun hem yiyin, hem ibadet edin hem uyuyun. Ben hem oruç tutuyorum hem iftar ediyorum, hem ibadet ediyorum hem uyuyorum; ben et de yiyorum kadınlarla da evleniyorum; benim sünnetimden uzaklaşan benden değildir” buyurmuştur. (Buhârî, Müslim) Buradan, Allah’ın emretmediği ve birilerinin Allah adına uydurduğu her türlü aşırılığa kaçan ibâdet türlerinin, Müslümanlık adına bile olsa ruhbanlığa girdiği anlaşılmaktadır. Bilhassa H. 1. Asırdan itibaren zalim sultanların saltanatlarını güvence altına almak, Hristiyan, Mecûsi ve Hindû papazların Müslüman gibi görünerek toplum mühendisliği yaparak, İslam’ı bozmak için uydurduğu çeşitli mezhep, tarikat ve meşrepler, hala bu ruhbanlıklarını din diye pazarlamaktadırlar. Bilhassa evlenmeme, çile, rabıta, kırk bekleme, kilise koroları türünden güya din içerikli müzikli ayinler, sema, semah ve benzerleri ruhbanlığın İslam’a sokulan batıl uygulamalarından başka bir şey değildir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve sonra onların ardından öteki elçilerimizi gönderdik; ve [zaman içinde] arkalarından kendisine İncil verdiğimiz ⁴⁶ Meryem oğlu İsa’yı gönderdik; o’na [sadık bir şekilde] uyanların kalplerine şefkat ve merhamet yerleştirdik. Ruhbanca riyazete gelince, ⁴⁷ Biz onlara bunu emretmedik: Allah’ın rızasını kazanmak arzusuyla onu kendileri uydurdu. ⁴⁸ Ama sonra ona, [her zaman,] gerektiği gibi ⁴⁹ uymadılar: böylece Biz, [gerçekten] iman etmiş olanlara karşılığını verdik, ama onların çoğu yoldan çıkmışlardı. ⁵⁰
46 Bkz. sure 3, not 4.47 Rahbâniyye terimi, çoğunlukla bu dünya hayatında hiçbir değerin bulunmadığını iddia etmeye kadar varan ruhbanca bir hayat anlayışı ile mübalağalı bir zühdü (asceticism) -Hristiyanlığın ilk döneminin belirgin özelliği olan ama İslam’ın tasvip etmediği bir tavır- birleştirir (karş. 2:143 -“Sizin ölçülü ve dengeli bir toplum olmanızı istedik”- ve ilgili not 118).48 Yahut: “Onu kendileri uydurdu, [çünkü] Biz onu kendilerine emretmedik: [Biz onlara] sadece Allahın rızasını arama[yı emrettik]”. Bu her iki çeviri de aynı ölçüde uygundur ve birçok klasik müfessir tarafından da böyle değerlendirilmiştir. Benim kabul ettiğim çeviri, Sa‘îd b. Cubeyr ile Katâde’nin (her ikisi de Taberî ve İbni Kesîr tarafından kullanılmıştır) yorumlarına paralel düşmektedir.49 Yani, onların tümü onu doğru şekilde anlamış/müşahede etmiş değildir (Taberî, Zemahşerî, İbni Kesîr), çünkü zaman içinde onların çoğu -yahut, daha doğrusu, ilk zâhidlerden (ascetics) sonra gelenlerin büyük kısmı (Taberî)- Teslis ve Allah’ın Hz. İsa’da tecessümü doktrinlerini kabul etmek ve boş bir şekilciliğe saplanmak suretiyle bağlılıklarını bozdular (Râzî).50 Zımnen “ve rahmetimizden yoksun bırakılmışlardı”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sonra onların peşinden elçilerimizi peş peşe gönderdik. Onların ardından Meryem oğlu İsa’yı gönderdik ve ona İncil’i verdik, ona tabi olanların kalplerine şefkat ve merhamet yerleştirdik ama ruhbanlığı biz emretmediğimiz halde Allah’ın rızasını kazanmak için onu kendileri uydurdular. Fakat bunun da icaplarını yerine getirmediler. Biz onlardan iman edenlere mükâfatlarını verdik ama onların çoğu yoldan çıkıp fasık oldu. 19/58, 42/13
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Sonra onların peşinden (başka) elçilerimizi de getirdik; peşlerinden de Meryem oğlu İsa’yı getirdik ve ona İncil’i verdik; ve ona uyanların kalplerine şefkat ve merhamet yerleştirdik. Ama ruhbanlık başka…[⁴⁹⁷¹] Onu kendilerine emretmediğimiz halde onlar uydurdu, gerekçesi de Allah’ın rızasını kazanmaktı; fakat onun gereklerine de hakkıyla riayet etmediler ya...[⁴⁹⁷²] Neticede Biz onlardan iman eden kimselere karşılıklarını verdik; fakat yine onlardan birçoğu yoldan saptılar.
[4971] Rahbâniyyeten, ce‘ale fiilinin üçüncü mef’ulü olarak da okunmuştur. Bu durumda mâna “kalplerine şefkat, merhamet ve ruhbanlık yerleştirdik” olur. Fakat bu hemen arkadan gelen “onu biz emretmediğimiz halde onlar uydurdu” cümlesiyle çelişir. Metin her iki okumaya da açıktır ve tercihimiz vahyin genel karakteriyle tam bir uyum arzeder (Krş: Keşşâf). [4972] Hıristiyan ruhbanlığı konusunda bkz: Mevdudi, Tefhimu’l-Kur’an.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Sonra onların izleri üzerinde, peygamberlerimizi ardarda gönderdik. Meryemoğlu İsa'yı da, arkalarından gönderdik. Ona İncil’i verdik ve ona uyanların kalblerine bir şefkat ve merhamet koyduk. Onların uydurdukları ruhbanlığa gelince, onu biz yazmadık. (Biz farz kılmadık) Ancak kendileri, Allah’ın rızasını kazanmak için yaptılar, fakat buna da, (hepsi) gereği gibi uymadılar.
(Nitekim Tevbe suresinin 34. ayetinde: "Hahamların ve râhiblerin birçoğu insanların mallarını haksız yollardan yerler ve insanları Allah yolundan engellerler" buyurulmuştur. Râhiblik bahanesiyle hazine toplamaya, Teslis'e saplanmaya kalkıştılar. İşte hal bu merkezde iken Allah Teâlâ; Hz. İbrahim'in zürriyetinden Muhammed s.a.s.’i yeni bir kitap ve şeriatla, cihada memur ederek gönderdi)  
Osman Fırat
swap_vert close
Sonra bunların peşinden ard arda elçilerimizi gönderdik. Meryem oğlu Îsâ’yı da onların ardına kattık; ona Incil’i verdik ve ona uyanların kalblerine şefkat ve merhamet koyduk. Kendilerinin İcat ettikleri ruhbanlığı, biz onlara yazmamıştık Onlar Allâh’ın rızâsını kazanmak için kendiliklerinden uyguladılar ama ona gereği gibi de uymadılar. Biz de onlardan imân edenlere mükâfâtlannı verdik. Fakat onlardan birçoğu da yoldan çıkmıştır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Sonra onların izleri üzerine peygamberlerimizi yolladık ve Meryem'in oğlu İsâ'yı da gönderdik ve O'na İncil'i verdik ve O'na tâbi olanların kalblerinde bir şefkat ve merhamet vücuda getirdik ve bir ruhbaniyet ihdas ettiler ki, onu onların üzerlerine yazmamıştık, ancak Allah'ın rızasını aramak için onu iltizam ettiler). Sonra ona bihakkın riâyette bulunmadılar, artık onlardan imân edenlere mükâfaatlarını verdik ve onlardan birçokları ise fâsık kimselerdir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Sonra bunların ardından peş peşe peygamberlerimizi gönderdik. Özellikle Meryem'in oğlu Îsâ'yı arkalarından gönderdik, kendisine İncîl'i verdik ve ona uyanların kalplerine şefkat, ve merhamet yerleştirdik. Uydurdukları ruhbanlığı ise Biz kendilerine farz kılmadık, lâkin Allah'ın rızasına nail olmak için kendileri icad ettiler. Kaldı ki ona gereği gibi de riâyet etmediler. Biz de onlardan iman edenlere mükâfatlarını verdik, onların çoğu ise büsbütün yoldan çıkmışlardır.
Hz. Peygamber (a.s.m) “İslâm’da ruhbanlık yoktur.” der. “Ruhbanlık” meşrû dünya zevklerini de terkedip, aile kurmaksızın bütün ömrünü manastırda geçirmektir. Bu âyet, aslında Hz. Îsâ’nın dininde de bunun şart olmadığını bildirmektedir. Fakat bunu haram saymamakla birlikte İslâm’ın evrensel idealinin, Allah’ın insanın fıtratına yerleştirdiği maddî ve manevî bütün kabiliyetlerinin geliştirilmesi olduğunu vurgular.Hıristiyanlık zuhur ettiğinde dünya hırsı, şehvet ve kötü ahlâk yaygın olduğundan Hıristiyanlık aşırı bir tepki göstererek, özellikle 3. asra girerken bekâr kalmayı, yoksulluğu ve zühdü ideal haline getirdi. Dini yayarken, bu dönem Hıristiyanları, bazı şirk motiflerinin sızmasına sebep oldular. Ölçüler kaybolunca, helaller haram hale getirilince, fıtrat onlardan intikam aldı, maddeye, şehvet ve ihtirasa en fazla gömülenler, onların soylarından gelenler oldular.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Sonra bunların peşinden ardarda elçilerimizi gönderdik. Meryem oğlu Îsa'yı da onların ardına kattık; ona İncil'i verdik ve ona uyanların kalblerine şefkat ve merhamet koyduk. İcadettikleri ruhbanlığı, biz onlara yazmamıştık, yalnız Allah'ın rızasını kazanmak için kendiliklerinden uyguladılar ama ona gereği gibi uymadılar. Biz de onlardan iman edenlere mükafatlarını verdik. Fakat onlardan birçoğu da yoldan çıkmıştır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Sonra onların eseri üzerine rasûllerimizi peyrav itdik. Ve 'Îsâ ibni Meryem'i de bunlardan sonra gönderüb ona İncîl virdik. Ve ona tâbi' olanların kalblerine ra'fet ve rahmet ve kendi ihtirâ' iyledikleri ruhbâniyeti koyduk. O ruhbâniyeti biz onlara farz itmemişdik, lâkin onlar Allâh'ın rızâsı içün onı kendilerine farz itdiler ve sonra ona hakkıyla ri'âyet itmediler. Onlardan îmân idenlere ecir ve mükâfâtlarını virdik. Bir çokları da fâsıklardır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sonra onların izlerini takip eden elçilerimizi peş peşe gönderdik; Meryem oğlu İsa'yı da onların ardından gönderdik ve ona İncil'i verdik. Ona uyanların gönüllerine şefkat ve iyilik duyguları yerleştirdik. Ama kendilerine yazmadığımız bir ruhbanlık uydurdular. Niyetleri sadece Allah’ın rızasını kazanmaktı fakat onu gereği gibi yapmadılar. İçlerinde inanıp güvenmiş olanlara ödülünü veririz ama çoğu yoldan çıkmıştır.
Şaban Piriş
swap_vert close
Sonra onların izi sıra peygamberlerimizi ardarda gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik. Ona İncil'i verip, ona tabi olanların kalplerine şefkat ve merhamet yerleştirdik. Onların uydurdukları ruhbanlığı ise biz farz kılmadık. Yalnızca Allah'ın rızasını kazanmak için yaptılar. Fakat ona da hakkıyla riayet etmediler. Biz de onlardan iman edenlere mükafatlarını verdik. Onlardan çoğu yoldan çıkmıştır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Sonra onların izinden peş peşe peygamberlerimizi gönderdik. Kendisine İncil'i vererek Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik. Onun izinden gidenlerin kalplerine şefkat ve merhamet yerleştirdik. Onlar ise, Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak için, kendiliklerinden bir de ruhbanlık(19) icad ettiler ki, Biz onlara bunu farz kılmamıştık. Sonra onun da hakkını vermediler. Onlardan iman edenleri ödüllendirdik; birçoğu ise yoldan çıkmış kimselerdi.
(19) Dünyadan tamamen el etek çekerek manastırlara kapanmayı öngören yaşama tarzı.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Sonra onların eserleri üzere, resullerimizi art arda gönderdik. Meryem'in oğlu İsa'yı da onların ardınca gönderdik. Ona İncil'i verdik; ona uyanların gönüllerine şefkat ve merhamet koyduk. Bir bid'at olarak ortaya çıkardıkları ruhbaniyeti, onlar üzerine biz yazmamıştık. Allah'ın rızasını kazanmak için ortaya çıkardılar. Ama ona gerektiği şekilde saygılı olmadılar. Onların, iman edenlerine ödüllerini verdik. Onlardan çoğu yoldan çıkmış olanlardır.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
andan viribidük ardınca izleri üzere yalavaçlarumuzı daħı viribidük ardınca 'įsā’yı meryem oġlın daħı virdük aña incįl’i. daħı ķılduķ göñüllerinde anlaruñ kim uydılar aña ya'nį ħuriler mihribanlıķ daħı raḥmet. daħı ķorķucılıķ yiñi getürdiler anı ya'nį 'įsā! ķavmı yazmaduk ya'nį farįża eylemedük anı anlaruñ üzere illā istemek içün Tañrı ħoşnūdlıġını. pes śaķlamadılar anı śaķlamaġı ḥaķķınca. pes virdük anlara kim įmān getürdiler anlardan müzdlerin daħı çoķ anlardan fāsıķlardur.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Andan anlaruñ ardınca viribidük peyġamber [...] oġlı ‘Īsāyı ve aña İncīlivirdük [...] [...] Tañrı Ta‘ālā rıżāsın istemeg‐içün. Pes anı ri‘āyetitmediler, ri‘āyeti ḥaḳḳınca. Pes virdük ol kişilere ki īmān getürdiler anlar‐dan, müzdlerini ve anlaruñ çoġı fāsıḳlardur.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Sonra onların ardınca (Musa, İlyas, Davud, Süleyman, Yunis və başqa) peyğəmbərlərimizi yolladıq. (Onlardan sonra) Məryəm oğlu İsanı göndərib ona İncil verdik. Onun ardınca gedənlərin qəlblərində bir-birinə şəfqət, mərhəmət oyatdıq. Onlar özlərindən rahiblik (tərki-dünyalıq) icad etdilər. Biz onu (rahibliyi) onlara vacib buyurmamışdıq. Onlar bunu Allah rizasını qazanmaq üçün etdilər, lakin ona layiqincə əməl (riayət) etmədilər (İncili təhrif edib İsanı Allah bildilər, Muhəmməd əleyhissəlamın peyğəmbərliyini dandılar). Biz onlardan iman gətirənlərin mükafatlarını verdik. Onların çoxu isə (Allaha asi olan) fasiqlərdir.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Then We caused Our messengers to follow in their footsteps; and We caused Jesus, son of Mary, to follow, and gave him the Gospel, and placed compassion and mercy in the hearts of those who followed him. But monasticism they invented. We ordained it not for them. Only seeking Allah's pleasure, and they observed it not with right observance. So We give those of them who believe their reward, but many of them are evil livers.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Then, in their wake, We followed them up with (others of) Our messengers: We sent after them Jesus the son of Mary, and bestowed on him the Gospel; and We ordained in the hearts of those who followed him Compassion and Mercy.(5320) But the Monasticism which they invented for themselves, We did not prescribe for them:(5321) (We commanded) only the seeking for the Good Pleasure of Allah. but that they did not foster(5322) as they should have done. Yet We bestowed, on those among them who believed,(5323) their (due) reward, but many of them are rebellious transgressors.(5324)
5320 The chief characteristic of the teaching in the Gospels is humility and otherworldliness. The first blessings in the Sermon on the Mount are on "the poor in spirit", "they that mourn", and they that are "meek" (Matt. 5:3-5). Christ's disciples were enjoined to "take no thought for the morrow", and told: "Sufficient unto the day is the evil thereof (Matt. 6:34). They were also commanded "that ye resist not evil; but whosoever shall smite thee on thy right cheek, turn to him the other also" (Matt. 5:39). These are fragmentary presentments of an imperfect philosophy as seen through monastic eyes. Insofar as they represent pity, sympathy with suffering, and deeds of mercy, they represent the spirit of Christ. 5321 But Allah's Kingdom requires also courage, resistance to evil, the firmness, law, and discipline which will enforce justice among men. It requires to mingle with men, so that they can uphold the standard of Truth, against odds if necessary. These were lost sight of in Monasticism, which was not prescribed by Allah. 5322 Allah certainly requires that men shall renounce the idle pleasures of this world, and turn to the Path which leads to Allah's Good Pleasure. But that does not mean gloomy lives, ("they that mourn"), nor perpetual and formal prayers in isolation. Allah's service is done through pure lives in the turmoil of this world. This spirit was lost, or at least not fostered by monastic institutions. On the contrary, a great part of the "struggle and striving" for noble lives was suppressed. 5323 Many of them lost true Faith, or had their Faith corrupted by superstitions. But those who continued firm in Faith saw the natural development of Religion in Islam. Their previous belief was not a disadvantage to them, but helped them, because they kept it free from false and selfish prejudices. These are the ones who are further addressed at the beginning of verse 28 below. 5324 The corruptions in the Christian Church, the hair-splitting disputes, and mutual strife and hatred of sects had become a scandal by the time that the light oflslam came into the world. The pages of Gibbon's great History bear witness. Not only had the religion become void of grace, but the lives of the people, priests and laity, had fallen into great depths of degradation. See remarks in my Appendix V, and the general picture in Kingsley's Hypatia.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
ثُمَّ
sonra
قَفَّيْنَا
takip ettirdik
عَلٰٓى اٰثَارِهِمْ
izleri üzerinde
بِرُسُلِنَا
resullerimizi
وَقَفَّيْنَا
ve takip ettirdik
بِع۪يسَى
Îsâ'yı
ابْنِ مَرْيَمَ
Meryem oğlu
وَاٰتَيْنَاهُ
ve ona verdik
الْاِنْج۪يلَ
İncîl'i
وَجَعَلْنَا
ve kıldık
ف۪ي قُلُوبِ
kalplerinde
الَّذ۪ينَ
o kimse- lerin ki
اتَّبَعُوهُ
ona tabi oldular
رَاْفَةً
bir şefkat
وَرَحْمَةًۜ
ve bir merhamet
وَرَهْبَانِيَّةًنِ
ve ruhbânlık ki
ابْتَدَعُوهَا
onu ortaya çıkardılar
مَا كَتَبْنَاهَا
onu Biz yazmadık
عَلَيْهِمْ
üzerlerine
اِلَّا
ancak
ابْتِغَٓاءَ
aramak için
رِضْوَانِ
rızasını
اللّٰهِ
Allah'ın
فَمَا رَعَوْهَا
ama ona riayet etmediler
حَقَّ
hakkıyla
رِعَايَـتِهَاۚ
riayetinin
فَاٰتَيْنَا
artık verdik
الَّذ۪ينَ
o kimse- lere ki
اٰمَنُوا
iman ettiler
مِنْهُمْ
onlardan
اَجْرَهُمْۚ
mükâfatlarını
وَكَث۪يرٌ
fakat çoğu
مِنْهُمْ
onlardan
فَاسِقُونَ
fâsık kimselerdir
Sonra onların izinden ard arda resullerimizi gönderdik. (Onların) Ardından da Meryem oğlu Îsâ'yı gönderdik, ona İncîl'i verdik ve ona tabi olanların kalplerine şefkat ve merhamet bahşettik. Uydurdukları ruhbânlığa gelince, onu Biz onların üzerine (farz olarak) yazmadık. Fakat kendileri Allah'ın rızasını kazanmak için (böyle) yaptılar; ama buna da hakkıyla uymadılar. Biz onlardan iman edenlere mükâfatlarını verdik; fakat onlardan çoğu da (yoldan çıkmış) fâsık kimselerdir.
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
قَفَّي
Fiil-II
ق ف و
Ard arda gönderdi, takip ettirdi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اَثَر
İsim
ا ث ر
İz, eser
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
قَفَّي
Fiil-II
ق ف و
Ard arda gönderdi, takip ettirdi
ع۪يسَى
Özel isim
ع۪يسَى
Hz. Îsa (a.s.)
اِبْن
İsim
ب ن ي
Oğlu, (Çoğulu اَبْنَٓاءَ: oğulları, çocukları)
مَرْيَم
Özel isim
مَرْيَم
Hz. Meryem (r.a.)
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
اِنْجِيل
Özel isim
اِنجِيل
İncil (Hz. İsa (a.s.)'a indirilen kitap)
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
قَلْب
İsim
ق ل ب
Kalp, yürek
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اِتَّبَعَ
Fiil-VIII
ت ب ع
Tabi oldu, uydu, peşine düştü, takip etti
رَاْفَة
İsim
ر ا ف
Acıma, şefkat
رَحْمَة
İsim
ر ح م
Rahmet, merhamet
رَهْبَانِيَّة
İsim
ر ه ب
Ruhbânlık
اِبْتَدَعَ
Fiil-VIII
ب د ع
Ortaya çıkardı
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَتَبَ
Fiil-I
ك ت ب
Yazdı
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
اِبْتِغَٓاء
Fiilimsi-VIII
ب غ ي
Aramak, arzulamak, arzu etmek
رِضْوَانٌ
İsim
ر ض و
Razı olma, rıza
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
رَعَى
Fiil-I
ر ع ي
Otlattı, riayet etti
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
رِعَايَت
İsim fiil
ر ع ي
Riayet
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اَجْر
İsim
ا ج ر
Ecir, mükâfat, ücret, (yaptıklarına) karşılık
كَثِير
İsim
ك ث ر
Çok, pek çok, çokça
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
فَاسِق
Etken fiil
ف س ق
Fâsık