Kim Allah’a güzel bir borç¹ verirse, Allah onun karşılığını kat kat verir² ve ona (ayrıca) bolca verilecek bir mükâfat da vardır.
1 Karz-ı Hasen: Güzel ödünç, dinin emirlerine uygun ödünç verme yani malın en iyisini seçip, sadece Allah rızası için ihlâsla Allah’ın istediği yerlere vermektir. İnsanlar arası ilişkilerde “karz-ı hasen”, bir kimsenin bir şahsa borç vermesidir. Hiçbir maddi çıkar düşüncesi gözetmeksizin sırf Allah’ın rızasını kazanmak ve din kardeşinin sıkıntısını gidermek amacıyla nakit para, ölçülebilir, tartılabilir ve sayılabilir bir malı, mislini almak üzere karşılıksız borç vermeye karz-ı hasen denir. Nakit para, altın, gümüş, arpa, buğday, yağ, bal, yumurta ve ceviz gîbi tartılabilir, ölçülebilir ve piyasada benzeri bulunabilir şeyler arasında karz muamelesi yapılabilir. Borç veren istediği an, süresi dolmadan borç olarak verdiği şeyi geri isteyebilir. Borçlunun da hemen bunu iadesi gerekir. Ödünç alınan bir malın ödenmesi misliyle olur. Karzın rüknü “icâb ve kabul” ile bu esnada malın tesliminden ibarettir. Karz akdinin sıhhatli olabilmesi için, tarafların akıllı ve mümeyyiz olması; piyasada misli olan malın bulunması, karz muamelesi esnasında herhangi bir menfaatin şart koşulmaması gereklidir. Bakara: 245 ve benzeri ayetlerdeki; (Bakara: 245, Mâide: 12, Hadîd: 11, 18, Teğâbun: 17) “Allah’a karz-ı hasen” tabiri mecâzdır. Ancak Kur’an-ı Kerim’de karz-ı hasen ifadesini müfessirler Allah yolunda mal infakı şeklinde açıklamışlardır. Bk: (Bakara: 245) 2 Burada; “Allah’a karz-ı hasen” tabiri mecâzdır. Bir Müslüman’ın malının en iyisini seçip Allah yolunda ihlâsla vermesi ve Allah’ın da karşılığını taahhüt buyurması karz-ı hasene teşbih olunarak fiilde bir istiâre-i tebe’iyye veya genel anlamında bir istiâre-i temsiliyye vardır. (Elmalılı)