(Ey İnsanlar! Sonunda) göklerin ve yerin mirası, Allah’ın olduğu halde, sizi Allah yolunda harcamaktan alıkoyan nedir? Elbette içinizden fetihten¹ önce (Allah yolunda) harcayan ve savaşanlar, (ötekilerle) bir olmaz. Onların derecesi, -Allah hepsine de en güzel sonuç (olan cenneti) vâdetmiş olduğu halde-, sonradan (Allah yolunda) harcayan ve savaşanlardan daha büyüktür. Ve Allah yaptıklarınızdan (tümüyle) haberdardır.²
1 Bu Fethin, Mekke’nin fethi olmasından Hudeybiye fethi olması daha kuvvetlidir. Zîrâ Rivâyetler sûrenin Uhud savaşından sonra Hudeybiye antlaşması öncesi hicretin 4-5. yıllarında nâzil olduğu yolundadır.2 Bu âyet, Hz. Ebû Bekir (r.a) hakkında nâzil olmuştur. (Vahidî) Ayrıca bu ayet, sebebin özel olması, hükmün genel olasına mani olmayacağından Mekke’nin fethinden veya Hudeybiye’den önce infak ve savaşla cihat yapan Mühacir ve Ensar’ın ilklerinin hepsine şamildir. Onun için ayetin “Onların derecesi, sonradan (Allah yolunda) harcayan ve savaşanlardan daha büyüktür” bölümü çoğul olarak gelmiştir. Halid b. Velîd, Abdurrahman b. Avf’a: “Siz bizden önce iman ettiğinizi başa kakarak bize üstünlük taslamak istiyorsunuz” demişti. Hz. Peygamber bunu duyunca: “Ashabımı benim için bırakın, nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki siz dağlar kadar altın infak etseniz onların amellerine yetişemezsiniz” buyurdular. (Ahmed b. Hanbel) Bu hâdis (اُوۨلٰٓئِكَ) ile işaret olunanların Hudeybiye’den evvel infak edenler olduğunu teyit eder. Zira Halid b. Velîd Hudeybiye’den sonra ve Mekke’nin Fethinden önce Müslüman oldu. Bu durumda fetihten kastedilenin de Hudeybiye olduğu anlaşılmaktadır.