close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Hacc Sûresi 78. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vecâhidû fi(A)llâhi hakka cihâdih(i)(c) huve-ctebâkum vemâ ce’ale ‘aleykum fî-ddîni min harac(in)(c) millete ebîkum ibrâhîm(e)(c) huve semmâkumu-lmuslimîne minkablu vefî hâżâ liyekûne-rrasûlu şehîden ‘aleykum vetekûnû şuhedâe ‘alâ-nnâs(i)(c) feakîmû-ssalâte veâtû-zzekâte va’tasimû bi(A)llâhi huve mevlâkum(s) feni’me-lmevlâ veni’me-nnasîr(u)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve Allah için hakkıyla savaşın. O seçti sizi ve dinde bir güçlük vermedi size; babanız İbrahim'in dini. O mabuttur daha önce ve bu Kur'an'da size Müslüman adını takan, Peygamber, size tanık olsun, siz de insanlara tanıklık edin diye. Artık namaz kılın, zekat verin ve sarılın Allah'a, odur dostunuz; ne de güzel dosttur, ne de güzel yardımcı.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Allah için O’nun uğrunda (ve O’nun rızasına uygun tarzda, Adil Düzen kurup zulmü ve kötülüğü kaldırmak amacıyla) hakkıyla cihad edin! Ki, O sizi seçmiş ve dinde size hiçbir güçlük yüklememiştir, atanız İbrahim’in dini(nde olduğu gibi). O (Allah) bundan daha önce de, bunda (Kur’an’da) da sizi "Müslümanlar" olarak isimlendirdi ki; Resul (Hz. Muhammed Aleyhisselam) sizin üzerinize şahit (örnek ve rehber) olsun, siz de insanlar üzerine şahitler (örnek ve öncü mü’minler) olasınız diye. Artık dosdoğru namazı kılın, zekâtı verin ve Allah’a (Kur’an’a) sıkıca sarılın ki, O sizin Mevlâ’nızdır, (sahibiniz ve sığınağınızdır.) O ne güzel (ve mükemmel bir) Mevlâ(dır) ve ne güzel (ve mükemmel bir) Yardımcı(dır. Zafere ve başarılı neticeye ulaştırıcıdır… Ah bir bilseniz!..)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve Allah'ın davası için, O'nun yolunda gösterilmesi gereken, en zorlu ve en üstün çabalara girişin. Mesajına muhatap ve taşıyıcı olarak, sizi seçen ve bu din konusunda üzerinize bir zorluk ve güçlük yüklemeyen O'dur. Sizin dininizi de, babanız İbrahim'in dini gibi, geniş kapsamlı yapıp güçlük yüklemedi. O Allah, bundan önceki kitaplarda da, bu Kur'ân'da da size müslümanlar adını verdi ki, peygamber size şahit ve örnek olsun, siz de insanlara, şahit ve güzel örnek olasınız. Öyleyse namazınıza devamlı ve duyarlı olun, arınmanız için verilmesi gereken zekatı verin ve Allah'a sımsıkı bağlanın. Sizin gerçek efendiniz O'dur. Ne güzel efendi ve ne güzel yardımcıdır O.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah'ın dini uğrunda, cihadın bütün icaplarını, sorumluluklarını yerine getirerek, samimiyetle, hayatlarınızı ortaya koyarak, konuşarak, yazarak, hesapsız servet harcayarak cihad edin. O sizi seçti. Dinde, şeriatta, medenî kurallar arasında size ağır gelecek hükümler koymadı. Atanız İbrâhim'in dini, sünneti de böyleydi. Daha önce de, bu Kur'ân'da da, bütün peygamberlerin ümmetlerine ve size İslâm'ı yaşayan müslümanlar adını verdi. Allah'ın, ilâhî hükümleri icraya, ülkeyi imara, dünya düzenini kurmaya, sağlamaya memur tek yetkili Rasûlü Kur'ân'ı bilen, size tebliğ eden, çözüm getiren güvenilir örnek önder, doğruları konuşan şahit olsun, siz de Kur'ân'ı bilen bütün insanlara tebliğ eden, çözüm getiren güvenilir örnek önderler, doğruları konuşan şâhitler olasınız istedi. O halde, namazı âdâbına riayet ederek, aksatmadan kılın. Vicdanlarınızı, servetinizi, sosyal bünyenizi arındıran, berekete vesile olan zekâtı verin. Allah'ın kitabına, emirlerine sımsıkı sarılarak himayesine sığının. O sizin mevlânız, emrinde olduğunuz otorite ve koruyucunuzdur. O ne güzel mevlâ, ne güzel otorite ve koruyucu, ne güzel yardım edendir.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 2/128; 6/161.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Allah uğrunda gereği gibi cihad edin. O sizi seçti ve dinde sizin için bir güçlük kılmadı. Babanız İbrahim'in dininde (olduğu gibi). O, peygamberin sizin üzerinize şahit olması sizin de insanların üzerine şahit olmanız için sizi daha önce [5] de, bunda (Kur'an'da) da Müslümanlar olarak adlandırdı. Artık namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a dayanın. O sizin mevlanızdır (dostunuzdur). O ne güzel mevla ve ne güzel yardımcıdır.
5.Yani daha önceki kitaplarda.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Allah adına gerektiği gibi cihad edin. O, sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir, atanız İbrahim'in dini(nde olduğu gibi). O (Allah) bundan daha önce de, bunda (Kur'an'da) da sizi 'müslümanlar' olarak isimlendirdi; elçi sizin üzerinize şahid olsun, siz de insanlar üzerine şahidler olasınız diye. Artık dosdoğru namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a sarılın, sizin Mevlanız O'dur. İşte, ne güzel mevla ve ne güzel yardımcı.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Allah uğrunda gerektiği gibi cihad ediniz. Allah dinini muzaffer kılmak için (ey Peygamber ümmeti) sizi seçti. Din işinde üzerinize bir güçlük de yüklemedi; babanız İbrahîm'in dininde olduğu gibi. Bundan evvelki kitablarda ve bu Kur'an'da size müslüman ismini Allah taktı, ki Peygamber, size karşı (tebliğ vazifesini yaptığına) şahid olsun, siz de bütün insanlara karşı (Peygamberler için) şahidler olasınız. Artık gereği üzre namazı kılın, zekâtı verin ve Allah'ın dinine sarılın ki, mevlânız O'dur. O ne güzel mevlâdır (dosttur), ne güzel yardımcıdır!...
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve Allah yolunda hakkıyla cihad edin. O sizi (bu iş için) seçti. Din konusunda size bir zorluk yaratmadı. Babanız İbrahim’in dinine uyun. Allah daha önce (İbrahim zamanında) ve bu Kur’anda size Müslüman ismini verdi ki (İbrahim’in dinine uyma konusunda) Peygamber size örnek ve şahit olsun, siz de insanlara şahit olasınız. İşte bu şahitliğe göre; namaz kılın, zekât verin ve Allah’a sımsıkı sarılın. (O’na hiçbir şey eş koşmayın.) O, sizin sahibinizdir. Ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır O!
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Allah yolunda, hakkını vererek cihad ediniz! Sizi O seçti. Din hususunda üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi; ceddiniz İbrâhim'in dininde de böyleydi. Peygamberin size şahit olması, sizin de insanlara şahit olmanız için, Allah gerek daha önce gelmiş kitaplarda, gerekse Kur'ân'da, size Müslümanlar adını verdi. Öyleyse namazı kılınız, zekâtı veriniz ve Allah'a sımsıkı sarılınız! O, sizin dostunuzdur. Ne güzel dosttur; ne güzel yardımcıdır![349]
[349] Cihâd hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIII, 163-165; III, 68-75; VIII, 272-274; XIII, 133-134.Hacc sûresinden çıkarılacak genel ilkeler için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIII, 170-172.  
Besim Atalay
swap_vert close
Allah yolunda gereğince uğraş edin, sizi odur seçen, dinde hiçbir güçlük yaratmadı sizinçin, atanız İbrahim'in dinince gidin, bundan önce de, o sizlere «İslâm» dedi, Peygamber sizlere, sizler de insanlara tanıklık etmek için namaz kılın, zekât verin, sarılın Allaha, O'dur sizin mevlânız; O ne güzel mevlâdır, O ne güzel de yardımcı!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Allah yolunda üstün çaba sarfederek gereği gibi mücadele edin! O, (mesajının muhatabı ve tebliğcisi olarak) sizi seçti ve din konusunda da üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. Atanız İbrahim'in dinine uyun! Allah sizi hem daha önce(ki kitaplarda) hem de bu (Kur'an')da Müslüman/kendini yürekten Allah'a teslim eden diye isimlendirdi. (Bunu) resul size model/örnek olsun, siz de diğer insanlara model/örnek olasınız diye (yaptı). Artık namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Allah'a sımsıkı bağlanın. O sizin koruyucunuzdur. (Allah) ne güzel koruyucu ve ne güzel yardımcıdır!
Ayette, bütün ilahi dinlerin temelde bir olup, ortak adlarının İslam olduğu ifade edilmektedir. İslam, teslim olmak demektir. “Müslim” hakka teslimiyeti ifade eder. Bu ismi ilk kullanan Hz. İbrahim’dir. Nitekim Kur’an’ın birçok yerinde Hz. İbrahim’den övgüyle bahsedilirken “Müslüman” ifadesi kullanılmaktadır. Daha sonra bu isim, Hz. Muhammed’in ümmetine “özel isim” olmuştur. Ancak Müslümanların bu ismi kimlik olarak kullanmak yerine Hz. İbrahim ve Hz. Muhammed gibi gerçek manada Müslüman olmaları ve onların yolundan samimiyetle gitmeleri gerekir.  
Cemil Said
swap_vert close
Hâlisâne Allâh yolunda mücâhede idiniz. Allâh sizi intihâb itmiş, size dîninizde hiç bir güç şey emr itmemişdir. Babanız İbrâhîm’in dîninde de böyledir. Sizi "müslimîn" tesmiye iylemişdir. Bu tesmiye sizden evvelkilerin kitâblarında oldığı gibi bu kitâbda da vardır tâ ki peygamberiniz size tebliğ itdiğine dâir şehâdet itsün ve siz de bu babda sâir insânlara karşu şehâdet idesiniz. Namâz kılınız, zekât viriniz, Allâh’a tevekkül idiniz o sizin sâhibinizdir, hem de ne iyi ne muktedir sâhib ve nâsırdır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Allah uğrunda gereği gibi cihat edin. O, sizi seçmiş, babanız İbrahim'in yolu olan dinde sizin için bir zorluk kılmamıştır. Daha önce ve Kuran'da, peygamberin size şahit olması, sizin de insanlara şahit olmanız için size müslüman adını veren O'dur. Artık, namaz kılın, zekat verin, Allah'a sarılın. O sizin sahibinizdir. Ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır!*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Allah uğrunda hakkıyla cihad edin. O, sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. Babanız İbrahim’in dinine uyun. Allah, sizi hem daha önce, hem de bu Kur’an’da müslüman diye isimlendirdi ki, Peygamber size şahit (ve örnek) olsun, siz de insanlara şahit (ve örnek) olasınız.[380] Artık namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Allah’a sarılın. O, sizin sahibinizdir. O, ne güzel sahip, ne güzel yardımcıdır!
Bu âyette, bütün ilâhî dinlerin temelde bir oldukları, ortak adlarının İslâm olduğu vurgulanmaktadır. Nitekim Kur’an’ın birçok yerinde Hz.İbrahim, müslüman diye nitelenmektedir.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Allah yolunda, gerektiği gibi cihad edin. Sizi O seçti ve size din konusunda hiçbir güçlük yüklemedi; ceddiniz İbrâhim’in dininde olduğu gibi. O size hem daha önce hem de bu Kur’an’da “müslümanlar” adını verdi ki peygamber size şahitlik etsin, siz de insanlara şahitlik edesiniz. Haydi namazı kılın, zekâtı verin ve Allah’a sımsıkı bağlanın. Sizin mevlânız O’dur. O ne güzel mevlâdır ve ne iyi yardımcıdır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Allah uğrunda, hakkını vererek cihad edin. O, sizi seçti; din hususunda üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi; babanız İbrahim'in dininde (de böyleydi). Peygamberin size şahit olması, sizin de insanlara şahit olmanız için, O, gerek daha önce (gelmiş kitaplarda), gerekse bunda (Kur'an'da) size «müslümanlar» adını verdi. Öyle ise namazı kılın; zekâtı verin ve Allah'a sımsıkı sarılın. O, sizin mevlânızdır. Ne güzel mevlâdır, ne güzel yardımcıdır!
 İslâm’da insanın tabiatına aykırı düşen, fıtratını zorlayan hiçbir güçlük yoktur. İbadet ve yükümlülüklerde bir azimet (yani normal şartlardaki genel hükmün) yanında, bir de ruhsat yani mazereti sebebiyle kolaylık vardır. Ayrıca, günahlar için tevbe, keffâret vb. kurtuluş ve arınma yolları açık tutulmuştur.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Ve ALLAH uğrunda gereken çaba ve gayreti gösteriniz. O'dur sizi seçen. O, babanız İbrahim'in yolu olan bu dini, sizin için güç ve ağır kılmadı. Elçinin size tanık olması, sizin de halka tanık olmanız için, sizi, daha önce de şimdi de "müslümanlar = teslim olanlar" olarak adlandıran O'dur. Namazı gözetin, zekatı verin ve ALLAH'a sarılın; Mevlanız (Sahibiniz) O'dur. Ne güzel sahip ve ne güzel Yardımcıdır!
Tüm elçiler, "Sadece Allah'a kulluk ediniz," ortak mesajını bildirmişler ve Allah’a teslim olduklarını yani “müslüman” olduklarını ilan etmişlerdir. Evrendeki herşey (bazı yaratıkların bilinçli veya bilinçsiz inkarları hariç) müslümandır, yani Allah’ın yasalarına uygun bir tavır içindedir (41:11). Örneğin Nuh, İbrahim, Musa, Süleyman, İsa ve onlarla birlikte olan inananlar bu nitelemeyle tanımlandılar (10:72; 2:128; 10:84; 27:31; 5:111; 72:14). İslam dininin ibadetleri ise İbrahim yoluyla bildirildi (16:123; 21:73). Ayrıca bak 3:19.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Allah uğrunda gerektiği gibi cihad edin. Sizi o seçmiş, babanız İbrahim'in yolu olan dinde sizin için bir zorluk kılmamıştır. Daha önce ve Kur'ân'da, Peygamberin size şahid olması, sizin de insanlara şahid olmanız için, size müslüman adını veren O'dur. Artık namaz kılın, zekat verin, Allah'a sarılın. O sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır!
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve Allah uğruna hak cihâdiyle mücahede eyleyin, sizi o seçti, üzerinize dinde bir harec de yükletmedi, haydin babanız İbrahimin milletine, bundan evvel ve bunda size müsliman ismini o - Allah - taktı, ki Peygamber size karşı şâhid olsun, siz de bütün insanlara karşı şâhidler olasınız, haydin namazı kılın zekâtı verin, ve Allaha sıkı tutunun ki mevlânız odur, artık ne güzel mevlâ, ne güzel nasîr
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ve Allah yolunda hakkıyla cihat edin. O, sizi seçti ve (peygamberinizin ceddi olması hasebiyle, manevi) babanız (hükmünde olan) İbrâhîm’in (ve bütün peygamberlerin ümmetlerine tebliğ etmiş oldukları İslâm) dini, hususunda üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi. Peygamberin size şahit olması, sizin de insanlara şahit olmanız için, daha önce (ki ümmetlerden, İslâm dinine îmân edenlere) ve Kur’ân’da size müslüman adını veren O’dur. Öyle ise namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Allah’ (ın göndermiş olduğu tek hak din olan İslâm’) a, (onun hükümlerine) sımsıkı tutunun! O (Allah) sizin mevlânızdır. İşte, O ne güzel mevlâ ve ne güzel yardımcıdır!
Erhan Aktaş
swap_vert close
Allah yolunda gerektiği gibi cihad¹ edin. O sizi seçti. Dinde size bir zorluk yüklemedi. Bu atanız İbrahim'in milleti². O, daha önce de şimdi de sizi Müslümanlar olarak isimlendirdi. Resûl, size tanık olsun, siz de diğer insanlara. Öyleyse salâtı ikame³ edin, zekâtı verin ve Allah'a sımsıkı bağlanın. O, sizin mevlanızdır⁴. Ne güzel Mevla ne güzel yardımcıdır.
1- Gayret gösterin, çaba harcayın; bütün gücünüzle çalışın. 2- Yolu, sünneti, inanç sistemi, yaşam biçimi. 3- “Salatı ikame etmek, Zekâtı vermek” terkibi, ibadete layık yegâne ilah olarak Allah'a inanmak; kulluğu, Allah'a yönelmeyi, dua ve ibadeti şirkten arındırılmış bir bilinçle ve arınmış, temizlenmiş arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; yardımlaşmayı, destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir. Zekât sözcüğü birçok ayette daha temiz, daha iyi, arınmak, temizlenmek, aklanmak, yüceltmek anlamında kullanılmıştır. (Örneğin 2:151; 3:77; 4:49; 9:103; 19:13; 20:76; 24:21; 35:18; 53:32; ; 62:2; 80:3; 91:9 ) 4- Yakın olan, yardım eden, koruyan, yol gösteren. Mevla yalnızca Allah'tır. Allah'tan başkasına Mevla, Mevlâna demek şirktir. Veli sözcüğünün eş anlamlısıdır.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Allah uğrunda (nasıl savaşmak lazımsa öylece) hakkıyle cihâd edin. Sizi O seçdi. Dîn (işlerin) de üzerinize hiçbir güçlük de yüklemedi, (tıbkı) babanız İbrâhîmin (tevhıyd) dîn (inde olduğu) gibi. Size daha evvel (gönderdiği kitablarda) da, bu (Kur'anda) da müslüman adını — peygamber sizin üzerinize şâhid olsun, siz de (bütün) insanların üzerine şâhidler olasınız diye — (Allah) vermişdir. Artık dosdoğru namazı kılın, zekâtı verin, Allaha sarılın. O, sizin mevlânızdır. İşte ne güzel mevlâ O, ne güzel yardımcı O!
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Allah uğrunda nasıl cihâd etmek gerekiyorsa, öyle cihâd edin! O sizi seçmiş ve dinde üzerinize hiçbir zorluk kılmamıştır. Babanız İbrâhîm'in dîninde de (böyleydi).O (Allah), gerek daha önce(ki kitablarda), gerekse bunda (Kur'ân'da) sizi “Müslümanlar” diye isimlendirdi ki, peygamber(iniz) size şâhid olsun ve (siz de) bütün insanlara şâhidler olasınız! Öyle ise namazı dosdoğru kılın,(3) zekâtı verin(4) ve Allah'(ın dînin)e sımsıkı tutunun! O sizin Mevlâ'nızdır. İşte O ne güzel Mevlâ ve ne güzel yardımcıdır!
(3)“Acabâ yirmi üç saatini şu kısacık hayât-ı dünyeviyeye sarf eden ve o uzun hayât-ı ebediyeye bir tek saatini sarf etmeyen, ne kadar zarar eder, ne kadar nefsine zulmeder, ne kadar hilâf-ı akıl(akılsızca) hareket eder. Zîrâ bin adamın iştirâk ettiği bir piyango kumarına yarı malını vermek, akıl kabûl ederse; hâlbuki kazanç ihtimâli binden birdir. Sonra yirmi dörtten bir malını, yüzde doksan dokuz ihtimâl ile kazancı musaddak (tasdîk edilmiş) bir hazîne-i ebediyeye vermemek, ne kadar hilâf-ı akıl ve hikmet hareket ettiğini, ne kadar akıldan uzak düştüğünü, kendini âkıl (akıllı) zanneden adam anlamaz mı?” (Sözler, 4. Söz, 10)(4)Bakınız; (Bakara, sahîfe 1, hâşiye 4)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve Allah uğrunda gerektiği şekilde üstün çaba (gayret) gösterin: O (mesajını hayata taşımak için) sizi seçti ve o, din konusunda sizi zora sokmadı. (Sizden tek istediği) atanız İbrahim’in inanç sistemine (tabi olmanız). O sizleri bundan önce de bundan (bu vahyin gelişinden) sonra da müslümanlar olarak adlandırdı ki, elçi sizin için (iyi bir model ve) tanık olsun, siz de insanlık için (iyi bir model ve) tanıklar olasınız. Şu hâlde, artık namazı kılın ve zekâtı (yoksul, işsiz ve toplumun muhtaç kesimine) verin; bir de Allah’a (onun emirlerine) sımsıkı bağlanın: O, sizin mevlânızdır. Ne güzel Mevlâ’dır O, ne güzel Yardımcıdır. *
(*) Ayrıca şu kesindir ki bugün Müslümanların paramparça olmalarının yegâne sebebi; Müslümanların yüce Allah’ın gönderdiği İslam dinini ve Müslümanlığı sadece Allah’ın mesajlarını içeren Kur’an’ı Kerim’den alıp öğrenmeleri ve yalnız Kur’an’ı Kerim’i tek rehber ve tek hidayet kaynağı olarak kabul edip etrafında kenetlenmeleri gerekirken, maalesef, bugün Müslüman kimliğini taşıyanların (kahir ekseriyeti) hadis adı altında uydurulmuş rivayetleri, değişik ad altında üretilmiş fıkhı mezhepleri, tarikat ve meşrepleri ve bunların içtihat ve görüşleri adeta Kur’an yerine koymuş olmalarıdır. Bunun bariz bir örneği de şudur: Yüce Allah Hac -78. Ayette (هُوَ سَمَّاكُمُ الْمُسْلِمِينَ مِنْ قَبْلُ) ‘’O (Allah), sizleri bundan önce de bundan (bu vahyin, Kur’an’ın gelişinden) sonra da Müslümanlar olarak adlandırdı ki…’’ şeklinde buyurmasına rağmen, bugünkü Müslümanlar kendilerine Müslüman demekten ziyade kimisi Sünniyim, kimisi Şiiyim, kimisi Âleviyim, kimisi Hanefiyim, kimisi Şafiiyim, kimisi Malikiyim, kimisi Hanbeliyim, kimisi Caferiyim, kimisi Zeydiyim… Kimisi Kadiriyim, kimisi Nakşibendiyim vs. diyerek daha nice adlar altında herkes mensup bulunduğu mezhebiyle, meşrebiyle ve tarikatıyla övünmekte olup diğerlerini ise, adeta sapık saymaktadır. İşte bütün bunlar Müslümanların paramparça olmalarının yegâne sebepleridir. Ne zaman ki Müslümanlar kendilerine sadece Müslüman adını verip, tek hidayet rehberi ve kayanğı olan Kur’an’ı Kerimi bilip, hiçbir şeyin/söz konusu oluşumların etkisi altında kalmadan Kur’an’ı, yine Kur’an’dan öğrenmeye ve hayatını sadece Kur’an’a göre düzenlemeye çalışırlarsa, işte o zaman bütün Müslümanların bir araya gelip, huzur, barış, uhuvvet ve ümmet şuuru ile birlik ve beraberlik içinde yaşama imkânı bulacaklardır… Yüce Rabbimden niyaz ve temennim bütün Müslümanlara bu inanç ve şuru lütfetmesidir.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Gerçekte Allah için ne kadar çalışabilirseniz, o kadar çalışın. O sizi kulluk etmeniz için seçti ve sizin uymanız gereken, koyduğu kurallarda (dinde) ve Atanız İbrahim’in doğru örnek mücadelesinde de size zorluk koymadı. Daha önceden size müslümanlar ismini koyan da Allah’dır. Müslüman olmanız konusunda elçi size şahit olsun ve sizde müslümanlar olarak, diğer insanlara şahitler olun. Namazı kılın, zekâtı verin ve Allah’a sım sıkı sarılın. Zira sizin sığınacağınız tek sığınak O dur. Allah, ne güzel sığınılacak makam ve ne güzel yardım edendir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Allah uğrunda gerektiği gibi savaşın. Sizi seçkin kılan Odur. Din işinde size hiçbir güçlük göstermemiştir. Atanız İbrahim’in tuttuğu yolu tutun. Allah size "Müslüman" adını verdi, bundan önce de bu Kur’an’da da. Elçisi size tanık olsun, siz de başkalarına tanık olasınız dite. Öyleyse namaz kılın, zekat verin, Allah’a sımsıkı sarılın. O sizin koruyucunuzdur. Ne güzel koruyucudur, ne güzel yardımcıdır O.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Allah hakkında gereği gibi duruşun [⁶] O, sizi dini için ayırdı. Dinde size güçlük vermedi. Babanız İbrahim dinine uyun [⁷]. Size daha evvel gönderdiği Kitapta ve bu Kur/an/da Müslüman adını vermişti ki peygamber size şahit olsun, siz de nâs/a şahit olunuz [⁸]. Artık namazı dosdoğru kılın, zekâtı da verin. Allah/a sarılın [⁹]. O sizin mevlânızdır, ne güzel mevlâdır! Ne güzel medetkârdır!
[6] Ancak Allah için duruşun, bunu yalnız ibadet olmak üzere yapın. Yoksa şöhret, ganimet için yapmayın.[7] Veya o din İbrahim dinidir. Veya İbrahim dini gibi dininize genişlik vermiştir.[8] Kıyamette peygamber tebliğ ettiğini tasdik ettiğinize şehadet edecek, siz de peygamberlerin nâs'a tebliğ ettiklerine şehadet edeceksiniz.[9] Yardımı ondan isteyin, her hususta ona tevekkül ve itimat edin.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Allah uğrunda gereği gibi cihat ediniz. O, sizi seçmiş, babanız İbrahim’in dini [millet] olarak (bu din) size herhangi bir güçlük /zorluk yüklememiştir. Elçinin size şahit olması, sizin de insanlara şahit olmanız için, sizi hem önce hem de bunda/Kur’an’da size “Müslümanlar” olarak adlandıran da O’dur. O hâlde namazı dosdoğru kılınız, zekâtı veriniz ve Allah’a sarılınız. O sizin Mevlâ’nızdır. O, ne güzel Mevlâ, ne güzel yardımcıdır!
Kadri Çelik
swap_vert close
Allah adına gerektiği gibi cihad edin. O sizi seçmiş, babanız İbrahim'in de dini olan bu dinde sizin için bir zorluk kılmamıştır. Daha önce ve Kur'an'da, peygamberin size şahit olması, sizin de insanlara şahit olmanız için size Müslüman adını veren O'dur. Artık namaz kılın, zekât verin ve Allah'a sarılın. O sizin mevlanızdır. Öyle ya, O pek de güzel bir mevla ve pek de güzel bir yardımcıdır!
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ve tam hakkını vererek, Allah yolundacihâd edin! O’nun size bahşettiği bilgi, beceri ve yetenekleri sonuna kadar kullanarak, Kur’an’ın belirlediği hayat programını egemen kılmak amacıyla, hem insanı yoldan çıkaran azgın ihtiraslara, hem de yeryüzünde fesat çıkaran zalimlere karşı mücadele edin! Unutmayın ki, O sizi insanlar arasından seçip bu yüce makâma yükseltti ve din konusunda size taşıyamayacağınız bir zorluk yüklemedi. Aksine, bütün Peygamberler gibi,atanız İbrahim’in de izlemiş olduğu o mükemmel inanç sistemini size bahşetti. Önceki kutsal metinlerde de, bu Kur’anda da size, yalnızca Allah’a boyun eğen, tüm varlığıyla O’nun hükümlerine teslim olan kimseler anlamına gelen “Müslümanlar” adını verdi ki, Son Elçi, siz müminlere karşı güzel bir örnek ve şâhit olsun ve sizler de tüm insanlığa karşı hakîkate şâhitlik eden örnek bir toplum ve âdil şâhitler olasınız. Öyleyse, bireysel planda ve bedeni kulluğunuzun göstergesi olarak namazı kılın; ekonomik ve sosyal alanda Allah’ın tek rab ve ilah oluş gerçeğine teslimiyetin göstergesi olarak da zekâtı verin vetüm benliğinizle Allah’a bağlanın! Çünkü sizin biricik dostunuz ve Efendiniz O’dur; O ne güzel dost, ne güzel yardımcıdır!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Allah (yolun)’da O’nun cihadının hakkını vererek cihad edin! O sizi eleyerek seçti Size Din’de hiçbir sıkıntı yapmadı; Babanız İbrahim’in milleti olmak üzere! Rasûl size şahid olsun, siz de İnsanlar’a şahidler olasınız diye hem önceden ve hem de bu Kur’ân’da sizi “Müslümanlar” olarak O adlandırdı. Namaz’ı kılın, Zekât’ı verin! Allah’a tutunun! O sizin mevlânızdır O ne güzel Mevlâ’dır! Ne güzel Yardım Edici’dir!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah için, yürekten özveriyle mücadele edin. Allah, sizi tercih etmiş ve din konusunda size herhangi bir külfet getirmemiştir. Din, atanız İbrahim'in dinidir. Allah, Kuran’da olduğu gibi sizi daha önce de Müslüman olarak isimlendirmişti. Bundan böyle Resul sizin tanığınız olsun. Siz de tüm insanlara tanık olun. Namazınızı kılın, zekatınızı verin. Allah'a sarılın, çünkü sizin yegane dostunuz odur. Ne güzel dost, ne güzel yâr!
Mehmet Çoban
swap_vert close
Allah yolunda bilgiyle bilinçle hakkını vererek mücadelenizi yapın! Allah sizi seçti! Yasalarını hayatınızda uygularken üzerinize fazladan hiçbir güçlük yüklemedi. Babanız İbrahim’in uyduğu barış, esenlik, huzur yolu olan İslam yolumuza uyun! Allah sizi hem daha önce, hem de bu Kur’an’da Müslüman diye isimlendirdi ki; Allah’ın elçisi size şahit olsun siz de insanlara şahit olun! Artık salat-ı ve zekât-ı dosdoğru ikame ederek Allah’ın yolunda bilgiyle bilinçle hareket eden, hatalarına karşılık tövbeyle kendini düzelten, dünyevi veya manevi kirlerden arınarak temizlenen, Allah’ın verdiği varlıklardan ihtiyaç sahiplerinin hakkını ayıran, gönlünce gizli veya açık olarak yoksullara, yetimlere, fakirlere, yolda kalmışlara veren, Allah’a güvenen Müslümanlardan olun. Allah sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip, güzel yardımcıdır!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Allah uğrunda, hakkıyla [cihad] edin (fedakarlık yapın)! [*] O, sizi seçti; dinde üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi; [*] babanız İbrahim’in milletinde (dininde de bu böyleydi). [*] Elçinin size şahit olması, sizin de insanlara şahit olmanız için O, gerek daha önce (gelmiş kitaplarda), gerekse bunda (Kur’an’da) size “Müslümanlar.” adını vermiştir. [*] Öyle ise namazı kılın; zekâtı verin ve Allah’a (O’nun vahyine) sımsıkı sarılın! [*] O, sizin [mevla]nızdır (efendinizdir). O ne güzel [mevla]dır (efendidir) ve O ne güzel yardımcıdır!
Allah uğrunda gerçek cihad (fedakârlık) Kur’an’ı anlatarak yapılandır Benzer mesajlar: En‘âm 6:51, 70; İbrâhîm 14:52; Enbiyâ 21:45; Furkân 25:52; Sebe’ 34:50; Kâf 50:45.,Dinde zorlama yoktur; ancak zorunluluklar elbette vardır. Bu görevler insan zorlamasıyla değil, Allah rızası için yapılmalıdır. Benzer mesajlar: Bakara 2:185, 256; Mâide 5:6.,Benzer mesajlar: Bakara 2:135; Âl-i İmrân 3:95; Nisâ 4:125; En‘âm 6:79, 161; Nahl 16:123; Hacc 22:78 Bu ayet Âl-i İmrân 3:19, 85 ve Fussilet 41:33. ayetlerle birlikte okunmalıdır.,Vahye uymayla ilgili ayetler için bkz. Âl-i İmrân 3:103, dipnot 1.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Allah için Onun istediği gibi¹ cihad edin.² O, (Peygamber göndermek için) sizi seçti ve atanız İbrahim’in dini(nde olduğu gibi) dinde size güçlük de yüklemedi. O (Allah) Peygamberin sizin üzerinize şahit olması, sizin de insanlar üzerine şahitler olmanız için³ daha önce(ki kitaplarda) da bu (Kur’anda) da sizi “Müslüman’lar”⁴ olarak isimlendirdi. Artık namazı dosdoğru ve devamlı kılın, zekâtı verin ve Allah’a sarılın. Sizin Mevla’nız Odur. O ise ne güzel dost ve ne güzel yardımcıdır.
1 Yani kendi meşrebinize göre uydurup adına da cihad dediğiniz uyduruk yöntemlerle değil!2 Cihâd: Kelime anlamı; çalışmak, uğraşmak, gayret etmek demektir. Terim olarak ise; İslâm’ın yükselmesi, korunması ve yayılması için ilmî, fikrî ve fiilî çalışmada bulunmak, gayret etmek ve bu yolda gerekirse Allah tarafından verilmiş olan bedenî, malî ve zihnî kuvvetleri Allah yolunda kullanmak suretiyle sıcak ve soğuk savaşa girmek demektir. “Cihad, hoşunuza giden bir iş olmasa da savaş, size farz kılındı.” (Bakara: 216) emriyle farz kılınmıştır. Bu cihad, fiilî cihaddır. Buna “kıtâl” de denilir. Bu cihadın boyutu, fitne tamamen ortadan kalkıp, Allah’ın dini (yeryüzüne) hakim oluncaya kadar, (kâfirlerle) savaşmak şeklindedir. (Bakara: 193). Bu savaş, kendilerine kitap verilenlerden, Allah’a ve âhiret gününe inanmayan, Allah’ın ve Peygamberinin haram kıldığını haram kabul etmeyen ve hak din olan (İslâm’ı) din edinmeyen kimselerle; zelil olup, himâye altına girmelerinin karşılığı olarak cizye verecek hale gelinceye kadar (Tevbe: 29) sürecektir. Onların Müslümanlarla topyekûn savaştıkları gibi Müslümanlar da onlarla topyekûn savaş içerisinde olacaktır. (Tevbe: 36) Peygamber (a.s) da: Ben, bütün insanlar, ‘Allah’tan başka ilâh yoktur’ deyinceye kadar onlarla savaşmakla görevlendirildim... buyurmuştur. (Müslim, Buhârî) En faziletli ibadet olan cihad ibadeti, Müslümanlar içerisinden bir grup, Müslümanların din, yurt, mal, namus ve haysiyetlerini kâfirlere karşı koruyabiliyorsa o gruba, yok fert fert gücü yeten her Müslüman’ın kâfirlere karşı koyma gereği varsa o zaman da tüm Müslümanlara farz olur. Cihâdın gayesi, intikam, öldürme, yağma ve zulüm değil, yeryüzünden fitneyi kaldırmak ve hakkı yüceltmektir. Vâdedilen toprak hükmü İsrail oğulları için kaldırılmış ve Müslümanlar için genişletilmiştir. Ve bu topraklara Müslümanlar vâris kılınmıştır. Bu topraklar ise, yeryüzünün tamamıdır. (Enfâl: 39) Yeryüzü de Müslümanlar için mescid kılındığından, kâfirlerin orada ancak korkarak dolaşmaları gerekir. (Bakara: 114) Bu da ancak sürekli cihadla mümkündür. Müslümanlar, kâfirleri; önce İslâm’a davet ederler. Kabul ederlerse savaşmazlar. Şayet İslâm’ı kabul etmezlerse İslâm devletine cizye vermelerini isterler. Bunu da kabul etmezlerse o zaman savaşırlar. Sivil halka, o belde savaş beldesi olarak ilan edilip duyurulmadan savaş açılmaz. Barış ise ancak İslam devleti için uygun olduğu zaman yapılır. Müslümanların kâfirlere karşı yumuşak davranmaları, eziyetlerine katlanmaları, sadece öğüt vererek İslâm’a davet yolunu takip etmeleri ile emrolundukları ayetler, İslâm’ın ilk devrelerine aittir. Çünkü o zaman Müslümanların kâfirlere karşı koyacak güçleri yoktu. Bu dönemde sadece davet cihadına müsaade edilmişti. Müslümanların adedi ve kuvveti kâfirleri yenecek seviyeye gelince de kıtal cihadı (savaş) emredildi. (Hacc: 39, Bakara: 190). Her ne kadar Peygamberimizin, Hakiki mücahid nefsine karşı cihad açan kimsedir (Tirmizî) buyurduğu nefs’e karşı yapılan cihad, en güç cihad ise de sofilerin yaptığı gibi fiilî cihadı neredeyse terk edip, hayatın tamamını buna adamak ve kaynağı kendilerinden menkul şekillerle Müslümanları oyalamak, kitap ve sünnetten dayanağı olmayan bir yöntemdir. İlim ile yapılacak cihadda en büyük silah, Allah’ın kitabıdır. Rabbimiz, peygamberimize Medine döneminde henüz elinde, Kur’an’dan başka silâh yokken, büyük cihadı, “O halde, (sakın) kâfirlere boyun eğme ve bu (Kur’an) ile onlara karşı olanca gücünle büyük bir savaş ver!” (Furkan: 52) şeklinde emretmiştir. Mal ile cihad ise, Allah’ın insana ihsan etmiş bulunduğu mal ve servetin yine Allah yolunda harcanması demektir. Yani Müslümanların, İslâm’ın yücelmesi, hakkın galip gelmesi için her türlü mal, servet ve paralarını bu yolda fedâ etmeleri mal ile cihaddır. Bu hususta Rabbimiz: “Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmamak ve hep iyilik yapmak için (mallarınızı,) Allah yolunda harcayın. Şüphesiz Allah, iyilik yapanları sever” (Bakara: 195) buyurmuştur. Çağımızda birileri her ne kadar savaşsız bir dünya özlemindeyseler de bu, hiç bir zaman, savaş gerçeğini değiştirmemiştir. Hatta bu, sadece Müslümanları avutma ve kanlarını dökme aracı olarak kullanılmıştır. Müslümanların, kanlarının daha az dökülmesini sağlamak için cihada sıkı sarılmaları, kâfirlerin kendilerine saldırmalarını engelleyecek savaş gücüne sahip olmaları ve bunu her an hazır durumda bulundurmaları en önemli görevleridir. Bugün için asıl önemli görevleri ise, bu emirlere iman edecek ve bunları tereddütsüz uygulayacak imana sahip nesiller yetiştirmeleridir. İhlâs ve samimiyetle yapıldığı zaman, sonunda cennetin garanti olduğu tek ibadet; cihad edip Allah’ın emaneti olan mal, beden ve rûhu, Onun yolunda harcamak yani şehadettir. “Ey îman edenler! Size, sizi acı bir azaptan kurtaracak bir ticaretin yolunu, göstereyim mi? (İşte o,) Allah’a ve Onun Elçisi’ne îman ederek, mallarınızla ve canlarınızla, Allah yolunda cihad etmenizdir. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır. (Böyle yapın ki Allah da) sizin günâhlarınızı bağışlasın ve sizi, zemîninden ırmaklar akan cennetlere ve Adn cennetlerindeki güzel konaklara yerleştirsin. İşte en büyük kurtuluş, budur.” (Saff: 10-12) Selâm olsun o mübârek kullara… 3 Yani gerçek cihadın, dinin ve Müslümanlığın nasıl olacağını Peygamber size öğretsin, siz de ona uyarak bütün insanlara örnek olun diye. 4 Kur’an’a göre, önceki hak dinlerin tamamının adı “İslâm,” bu dinlere tabi olanların tamamının adı da “Müslüman”dır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve Allah’ın dâvâsı için, O’nun yolunda gösterilmesi gereken en zorlu, en üstün çabalara girişin; [mesajına muhatap ve taşıyıcı olarak] sizi seçen ve din konusunda üzerinize bir zorluk, bir güçlük yüklemeyen O’dur: ⁹² [ve size] atanız İbrahim’in inancını [izlemeyi öneren de O]. ⁹³ Elçi’nin sizin önünüzde ve sizin de tüm insanlığın önünde gerçeğe tanık olmanız için geçmiş çağlarda da, bu ilahî mesajda da, sizi “kendilerini yürekten Allaha teslim edenler” ⁹⁴ diye isimlendiren O’dur. Öyleyse, salâtta devamlı ve duyarlı olun, arınmak için verilmesi gerekeni verin ve sımsıkı Allah’a bağlanın. Sizin gerçek Efendiniz O’dur; ne üstün, ne yüce Efendi; ne üstün, ne yüce Yardımcı!
92 İslam dininde “zorluğun, güçlüğün” olmamasını birkaç yönde değerlendirmek gerekiyor: (1) İslam, Kur’ânî öğretinin anlaşılmasını zorlaştıracak yahut sağduyuyla çelişebilecek dogmatik ve mistik unsurlardan uzaktır; (2) günlük hayatı gereksiz sınırlamalarla güçleştiren karmaşık törensel ve biçimsel yükümlülükler yahut tabusal sistemler içermemektedir; (3) insan tabiatına kaçınılmaz biçimde ters düşen kendine-eziyetçi, çileci tüm yaklaşımlara kapalıdır (karş. bu konuda 2:143’ün ilk cümlesi hk. 118. not); (4) “insanın zayıf yaratılışlı bir varlık” olduğunu (4:28) her konuda hesaba katmaktadır.93 Hz. İbrahim, burada sadece -izleyicilerine bu pasajda hitab edilen- Peygamber Muhammed (s)’in soyca atası olduğu için değil, fakat aynı zamanda “kendini bilinçli olarak Allah’a teslim eden” herkes için bir öncü, bir prototip olduğu (ve dolayısıyla muvahhidlerin manevî “atası” olduğu) için de “atanız” olarak nitelendirilmektedir (bkz. bir sonraki not).94 Müslim terimi “kendini Allah’a teslim eden” anlamına gelmektedir; buna göre, islâm da “Allah’a teslim olmak/Allah’a boyun eğmek” demektir. Her iki terim de Kur’an’da Tek Tanrı’ya inanan ve bu inancı, O’nun vahyettiği mesajları şeksiz şüphesiz kabul ederek doğrulayan, teyid eden herkes için kullanılmaktadır. Kur’an bu ilahî mesajların sonuncusu ve en evrensel olanı olduğu için tüm inananlar onu tebliğ eden Son Peygamber’in gösterdiği yolu izlemeye ve böylece bütün insanlığa örnek olmaya çağrılmaktadırlar (karş. 2:143 ve ilgili 119. not).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Allah yolunda, ona layık olacak şekilde gayret gösterin. O, sizi seçkin kıldı, Dinde üzerinize bir zorluk yüklemedi. Öyleyse atanız İbrahim’in inanç sistemine uyun. Çünkü O, elçi size şahit, örnek ve model olsun siz de insanlığa şahit, örnek ve modeller olasınız diye önceki dönemlerde ve bu Kuran’da sizi sadece “Müslüman” diye isimlendirdi. Öyleyse namazı kılın, zekâtı verin ve Allah’a sımsıkı bağlanın. Zira sizin mevlanız Allah’tır. O, ne güzel Mevlâ ve O ne güzel yardımcıdır. 20/42, 2/143, 2/256, 16/123, 37/83...110, 43/26...30, 60/4...6, 33/21, 2/133, 11/14, 27/81, 28/53, 2/177, 4/103, 6/72, 2/254, 9/60, 57/7, 13/30, 14/12, 39/38, 64/13, 2/286, 8/40, 29/22
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ve Allah uğrunda üstün çaba sarf ederek gereği gibi mücadele edin: O (mesajını hayata taşımak için) sizi seçti; ve O din konusunda sizi zora koşmadı. (Sizden tek istediği) atanız İbrahimin inancına (tâbi olmanız). O sizleri bundan önce de bu vahyin (gelişinden) sonra da müslüman olarak isimlendirdi[²⁸⁸⁴] ki, elçi sizin için iyi bir rol model olsun, siz de insanlık için iyi bir rol model olunuz.[²⁸⁸⁵] Şu halde, artık namazı hakkını vererek kılın ve zekâtı içten gelerek verin; bir de Allah’a sımsıkı bağlanın: O’dur sizin tek efendiniz;[²⁸⁸⁶] O ne güzel koruyup kurtarıcı ve O ne güzel yardımcıdır!
[2884] Bu âyet açıkça müslüman ve islâm adlandırmasının son vahiy ve son peygamberle sınırlı olmadığını ifade eder. Tüm vahiyler islâm vahyi, o vahiylerin aslına uyan tüm mü’minler müslümandır. İslâm, ezelî ve biricik hakikatin tüm zamanlardaki tezahürünün, bir başka ifadesiyle, insanlığın değişmez değerlerinin öbür adıdır. Her zaman ve zeminde yaşayan islâm cemaati için Allah’ın seçip beğendiği isim “müslüman” ismidir. [2885] Şehîd, hem “şahit olan” (şâhid) hem de “şahit olunan” (meşhûd) anlamlarını birlikte taşır. Bu bağlamda örneklik ve rol modelliğe delâlet eder. Zaten “örnek kişi”, örnek aldığı kişinin şâhidi, kendisini örnek alanların ise meşhûdudur. Mü’minin görevi hayatı imana şahit kılmaktır. Zira insan bu cihana, sahip olmak için değil şahit olmak için gelmiştir. Mü’minin bu şahitliği, hem tanıklığı hem de modelliği kapsar. [2886] Öyle bir efendi ki, insanı köle değil kul edinir. Dahası, kulunun özgürlüğünü kıskanmayan tek efendi O’dur.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Allah uğrunda (nasıl savaşmak gerekirse öylece) hakkıyle cihad edin! (İslamiyet'i yayma hususunda örnek bir topluluk olun, bütün insanları hak yoluna davet edin. İslamiyet'i savunma ve koruma için gerektiğinde savaş meydanlarına atılın. Bu görev için) O, sizi seçti ve babanız İbrahim'in tevhid dininde olduğu gibi, din işlerinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. Peygamber sizin üzerinize, siz de bütün insanlara şahit (örnek) olasınız diye, gerek önceki kitaplarda, gerekse Kur'an'da "Müslümanlar" adını size veren O'dur. O halde, namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve Allah'a sanlın. (Ondan yardım dileyin, Ona güvenin ve Onunla güç bulun) O'dur sizin Mevlanız (dostunuz, yardımcınız) O, ne güzel bir Mevla, ne güzel yardımcıdır!..
Osman Fırat
swap_vert close
Allâh uğrunda, O’na yaraşır biçimde cihâd edin. O, sizi seçti ve dinde size bir güçlük yüklemedi; babanız İbrahim’in dini(ne uyun). O (Allâh) bu (Kur’ân)dan önce(ki Kitaplarda) da, bu (Kur’ân)da da size "müslümanlar" adını verdi ki, Elçi size şâhid olsun, siz de insanlara şâhid olasınız. Haydi namazı kılın, zekâtı verin ve Allah’a sarılın; sâhibiniz O’dur. Ne güzel sâhip ve ne güzel yardımcıdır (O)!
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve Allah yolunda bihakkın cihad ile mücâhedede bulununuz. O sizi intihab etti ve sizin üzerinize dinde hiçbir güçlük kılmadı. Babanız İbrahim'in milleti gibi. O bundan evvel size müslümanlar ismini vermişti ve bunda da. Tâ ki Resûl sizin üzerinize şahit olsun ve siz de nâs üzerine şahitler olasınız. Artık namazı ikame ediniz ve zekâtı veriniz ve Allah'a sığının. O sizin mevlânızdır. İşte ne güzel mevlâ, ve ne güzel yardımcı.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Allah yolunda gereği gibi cihad edin. Sizi insanlar içinde bu emanete ehil bulup seçen O'dur. Din konusunda, size hiçbir zorluk da yüklemedi. Haydin öyleyse babanız İbrâhim'in milletine ve yoluna! Bundan önce de, bu Kur'ân'da da, size Müslüman adını veren O'dur. Ta ki Resul size şahid olsun, siz de diğer insanlar nezdinde Hakkın şahitleri olasınız. Haydin namazı hakkıyla ifa edin, zekâtı verin ve Allah'a sımsıkı bağlanın. O sizin biricik mevlanız, efendinizdir. O, ne güzel mevla ve ne güzel yardımcıdır. [6, 161; 2, 128]
Cihad, düşmana karşı bütün gücünü harcamak demek olup üç kısımdır. Birincisi; açıkça kendisini belli etmiş düşman ile yapılan cihad. İkincisi; şeytan ile yapılan cihad. Üçüncüsü; Nefisle yapılan cihad. Buradaki emir bu üç kısmı da kapsamaktadır. Zira âyette mücahede tabiri kullanılmış olup mukatele (savaşmak) kavramından daha geneldir. Allah’ın elçisi yeryüzünde Hakkın şahididir. Rabbine olan muazzam iman ve güveni, adalet, takvâ, mükemmel ahlâk örneği olması, yaşayan bir Kur’ân olması ile Allah’ın rızasının tecessüm etmiş şeklidir. Onu gören Hakkı görmüş gibi olur. Kendisinden sonra da müminler bu hususta onu örnek almalıdırlar. Müminlerin hallerine davranışlarına bakanlar, bunda Allah’ın varlığının delillerini, müminlerin de O’nun varlığına ve birliğine şahitliklerini okumalıdırlar. Hülasa hakkıyla cihad yapmanın, dine uymanın ve Müslümanlığı yaşamanın nasıl olacağını Peygamber size bizzat gösterip öğretsin. Hakkın şahidi, peşinden gidilecek bir örnek olsun. Siz de ona uymak sûretiyle, bütün insanlar için, Hakkın örnek tutulacak birer şahitleri olasınız.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Allah uğrunda, O'na yaraşır biçimde cihad edin. O, sizi seçti ve dinde size bir güçlük yüklemedi; babanız İbrahim'in dini(ne uyun). O (Allah) bu (Kur'a)ndan önce(ki Kitaplarda) da, bu(Kur'a)nda da size "müslümanlar" adını verdi ki, Elçi size şahid olsun, siz de insanlara şahid olasınız. Haydi namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a sarılın; sahibiniz O'dur. Ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır (O)!
Yahut: Sizin dîninizi, babanız İbrâhîm'in dîni gibi kapsamlı yaptı, daraltmadı.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ve Allâh'ın yolunda cihâd idin. O sizi beyne'n nâs ihtiyâr itdi ve emr-i dînde üzerinize müşkil kılmadı. O dîn, babanız İbrâhîm'in dînidir. Bundan evvel bu dînde sizi müslümân diye tesmiye iden O'dur. Rasûl üzerinize ve siz de nâs üzerine şâhid olmanız içün namâzı kılın ve zekâtı virin ve Allâh'a yapışın. O sizin mevlânız ve sâhibinizdir. Ne güzel mevlâ ve ne güzel yardımcıdır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah yolunda hakkıyla mücadele (cihad)[1] edin. Size fırsat veren O’dur. Bu dinde size bir güçlük yüklememiştir. Babanız İbrahim’in şeriatına uyun. Allah size daha önce ‘Müslüman (tam teslim olan)’ adını verdi. Bu kitapta da o adı verdi ki elçimiz size örnek[2] olsun. Siz de insanlara örnek olasınız. Namazı tam kılın, zekâtı verin ve Allah’a sıkı sarılın. O sizin en yakınınızdır; ne iyi dost ve ne iyi yardımcıdır.
[1] Bakınız Bakara 2/218 ve ilgili dipnot [2] Ahzab 33/21  
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah yolunda, ona layık olacak şekilde gayret gösterin. O, sizi seçkin kıldı, Dinde üzerinize bir zorluk yüklemedi. Atanız İbrahim'in yoludur. Allah, bundan önce ve bunda (Kur'an'da) size "müslüman" ismini vermiştir. Peygamber size şahit olsun, sizde insanlığa şahit olun diye. Öyleyse namazı kılın. Zekatı verin, Allah'a sımsıkı bağlanın. Sizin mevlânız O'dur. O, ne güzel mevlâ ve ne güzel yardımcıdır !..
Ümit Şimşek
swap_vert close
Allah uğrunda, Ona lâyık bir cihadla cihad edin. Sizi O seçti ve dinde size bir güçlük de yüklemedi. Atanız İbrahim'in dini üzere olun. Bundan önce de, bu kitapta da sizi Müslümanlar olarak adlandıran Odur—tâ ki Peygamber size şahit olsun, siz de insanlara şahit olun. Öyleyse namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Allah'a sarılın. Sizin dostunuz Odur. Ve O ne güzel dost, ne güzel yardım edicidir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Allah uğrunda O'na yaraşır bir gayretle didinin. O sizi seçmiş ve dinde size hiçbir güçlük çıkarmamıştır. Babanız İbrahim'in milletini esas alın. Allah sizi, önceden de şu Kitap'ta da "Müslümanlar/Allah'a teslim olanlar" diye adlandırdı ki, resul sizin üzerinize bir tanık olsun, siz de insanlar üzerine tanıklar olasınız. O halde namazı/duayı yerine getirin, zekâtı verin ve Allah'a sarılın. O'dur sizin Mevlâ'nız. Ne güzel Mevlâ'dır O, ne güzel yardımcıdır O!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ŧa'at eyleñ Tañrı içün ŧa'atmañ ḥaķķınca. ol üyürdi sizi daħı eylemedi sizüñ üzere din içinde ŧarlıķ. uyuñ atañuz milletine ibrāhįm’e. ol 'ad virdi size müsülmānlar diyü ilerüden daħı bunuñ içinde tā ola yalavaç ŧanuķ sizüñ üzere daħı olasız ŧanuķlar ādemįler üzere. pes ŧururuñ namāzı daħı virüñ zekātı. daħı yapışuñ Tañrı’ya oldur işüñüz başarıcı yarı virici. eyü iş başarıcıdur daħı eyü yardım viricidür!
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı çalışuñ Tañrı Ta‘ālā yolında çalışmaġınuñ ḥaḳḳınca. Ol Allāh sizi iḫtiyāreyledi, daḫı sizüñ üstüñüze dīn‐i İslām içinde zaḥmet ve ṭarlıḳ ḳılmadı. Si‐züñ atañuz İbrāhīm dīnidür. Ol size ad ḳoşdı Müselmānlar diyü, buḲur’āndan burun evvel kitāblarda. Bunda beyān vardur, ḥattā ki peyġambersizüñ üstüñüze, siz daḫı ḫalḳ üstine ṭanuḳlar olasız. Pes durġuruñuznamāzı, daḫı virüñüz zekātı, daḫı Allāha ṣıġınuñuz her işlerde. Sizüñḫocañuz oldur. Ne yaḫşı ḫocadur ol, daḫı ne yaḫşı yardım idicidür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ey mö’minlər!) Allah yolunda layiqincə cihad edin. O (Öz dini üçün) sizi seçdi və dində sizin üçün heç bir çətinlik yeri qoymadı – atanız İbrahimin dini (dinində olduğu) kimi. (Ey Muhəmməd ümməti!) Allah bundan (Qur’an nazil olmamışdan) əvvəl də, bunda (Qur’anda) da sizə müsəlman adını verdi ki, (qiyamət günü) Peyğəmbər (dinin təbliği, sizin ona iman gətirməyiniz, itaət etməyiniz barədə) sizə, siz də (əvvəlki peyğəmbərlərin Allahın hökmlərini öz ümmətlərinə çatdırdıqları halda) insanlara şahid olasınız. Elə isə (vaxtlı-vaxtında) namaz qılın, zəkat verin və Allaha sığının. (Allah) sizin ixtiyar sahibinizdir. O nə yaxşı ixtiyar sahibi, necə də gözəl imdada yetəndir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And strive for Allah with the endeavour which is His right. He hath chosen you and hath not laid upon you in religion any hardship; the faith of your father Abraham (is yours). He hath named you Muslims of old time and in this (Scripture), that the messenger may be a witness against you, and that ye may be witnesses against mankind. So establish worship, pay the poor due, and hold fast to Allah. He is your Protecting Friend. A blessed Patron and a blessed Helper!
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And strive in His cause as ye ought to strive, (with sincerity and under discipline).(2861) He has chosen you, and has imposed no difficulties on you(2862) in religion; it is the cult of your father Abraham. It is He Who has named you Muslims, both before(2863) and in this (Revelation); that the Messenger may be a witness for you, and ye be witnesses for mankind!(2864) So establish regular Prayer, give regular Charity, and hold fast to Allah. He is your Protector - the Best to protect and the Best to help!
2861 As far as the striving is concerned with Jihad in the narrow sense, see the limitations in n. 204 to 2:190 and n. 205 to 2:191. But the words are perfectly general and apply to all true and unselfish striving for spiritual good. 2862 The Jews were hampered by many restrictions, and their religion was racial. Christianity, as originally preached, was a hermit religion: "sell whatsoever thou hast" (Mark 10:21): "take no thought for the morrow" (Matt. 6:34). Islam, as originally preached, gives freedom and full play to man's faculties of every kind. It is universal, and claims to date from Adam: father Abraham is mentioned as the great Ancestor of those among whom Islam was first preached (Jews, Christians, and Arab Quraysh). 2863 Before: see Abraham's prayer in 2:128. In this revelation: in this very verse, as well as in other places. 2864 See 2:143, and notes 143 and 144. As the Prophet is a guide and witnesses among us, so Muslims ought to be witneses amongst mankind. The best witness to Allah's Truth are those who show its light in their lives.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَجَاهِدُوا
ve cihad edin
فِي
uğ- runda
اللّٰهِ
Allah
حَقَّ
hak- kıyla
جِهَادِه۪ۜ
cihadının
هُوَ
O
اجْتَبٰيكُمْ
sizi seçti
وَمَا جَعَلَ
ve kılmadı
عَلَيْكُمْ
üzerinize
فِي الدّ۪ينِ
din hususunda
مِنْ حَرَجٍۜ
hiçbir güçlük
مِلَّةَ
dini
اَب۪يكُمْ
babanız
اِبْرٰه۪يمَۜ
İbrâhîm'in
هُوَ
O
سَمّٰيكُمُ
sizi isimlendirdi
الْمُسْلِم۪ينَ
Müslümanlar (diye)
مِنْ قَبْلُ
bundan önce
وَف۪ي هٰذَا
ve bunda
لِيَكُونَ
olması için
الرَّسُولُ
resul
شَه۪يداً
şahid
عَلَيْكُمْ
size
وَتَكُونُوا
ve olmanız için
شُهَدَٓاءَ
şahidler
عَلَى النَّاسِۚ
insanlara
فَاَق۪يمُوا
öyle ise ikâme edin
الصَّلٰوةَ
namazı
وَاٰتُوا
ve verin
الزَّكٰوةَ
zekâtı
وَاعْتَصِمُوا
ve sımsıkı sarılın
بِاللّٰهِۜ
Allah'a
هُوَ
O
مَوْلٰيكُمْۚ
Mevlâ'nızdır
فَنِعْمَ
ve ne güzel
الْمَوْلٰى
Mevlâ'dır
وَنِعْمَ
ve ne güzel
النَّص۪يرُ
Nasîr'dir
Allah uğrunda (âyetlere ve resulüne göre) nasıl cihad etmek gerekiyorsa öyle cihad edin! O, sizi seçti, din hususunda üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi, babanız İbrâhîm'in dininde de (böyleydi). O, gerek daha önce(ki kitaplarda) gerekse bu (Kur'ân)da sizi "Müslümanlar" diye isimlendirdi ki resul(ünüz) size şahid olsun ve (siz de) bütün insanlara şahidler olasınız! Öyle ise namazı ikâme ed(erek her anda Allah'ın huzurunda durmaya çalış)ın, zekâtı ver(erek nefsinizin cimriliğini temizley)in ve Allah'a (O'nun muhabbetine) sımsıkı sarılın! O, sizin Mevlâ'nız (sahibiniz ve dostunuz)dur. O, ne güzel Mevlâ ve ne güzel Nasîr (yardımcı)dır!
جَاهَدَ
Fiil-III
ج ه د
Cihad etti, mücadele etti, zorladı
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
جِهَاد
İsim
ج ه د
Cihad
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
اِجْتَبٰى
Fiil-VIII
ج ب ي
Seçti
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
دِين
İsim
د ي ن
Din, kanun, ceza
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
حَرَج
İsim
ح ر ج
Sıkıntı, güçlük, zorluk
مِلَّة
İsim
م ل ل
Din
اَبٌ
İsim
ا ب و
Baba
اِبْرٰه۪يم
Özel isim
اِبْرٰه۪يم
Hz. İbrâhîm (a.s.)
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
سَمّٰى
Fiil-II
س م و
Ad verdi, adlandırdı, isimlendirdi
مُسْلِم
Etken fiil-IV
س ل م
Teslim olan, Müslüman, teslimiyet gösteren
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَبْل
İsim
ق ب ل
Önce, öteden beri
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
شَهِيد
İsim
ش ه د
Şehîd ( Allah'ın ismi, esmasıdır. Herkese ve her şeye şahid olan demektir), şahid
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
شَهِيد
İsim
ش ه د
Şehîd ( Allah'ın ismi, esmasıdır. Herkese ve her şeye şahid olan demektir), şahid
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
نَاس
İsim
ن و س
İnsanlar
اَقَامَ
Fiil-IV
ق و م
İkâme etti, korudu, ayağa kaldırdı, doğrulttu, dosdoğru yaptı
صَلٰوة
İsim
ص ل و
Namaz, salât, dua
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
زَكٰوةَ
İsim
ز ك و
Zekât, temiz olmak, temizlik
اِعْتَصَمَ
Fiil-VIII
ع ص م
Sımsıkı sarıldı
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
مَوْلٰى
İsim
و ل ي
Mevlâ (Allah'ın ismi, esmasıdır. İman edenlerin sahibi, dostu ve yardımcısı demektir), efendi, yardımcı, mevlâ, dost
نِعْمَ
Fiil-I
ن ع م
Ne güzel!
مَوْلٰى
İsim
و ل ي
Mevlâ (Allah'ın ismi, esmasıdır. İman edenlerin sahibi, dostu ve yardımcısı demektir), efendi, yardımcı, mevlâ, dost
نِعْمَ
Fiil-I
ن ع م
Ne güzel!
نَصِير
İsim
ن ص ر
Nasîr (Allah'ın ismi, esmasıdır. Kulundan yana olup hayırda kuluna her daim yardım eden demektir), yardımcı, ensâr