close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Hacc Sûresi 67. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Likulli ummetin ce’alnâ menseken hum nâsikûh(u)(s) felâ yunâzi’unneke fî-l-emr(i)(c) ved’u ilâ rabbik(e)(s) inneke le’alâ huden mustekîm(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve her ümmete bir din verdik, o dine göre ibadette bulunurlar, artık seninle her hususta çekişmeye kalkışmasınlar ve Rabbinin yoluna çağır, şüphe yok ki sen, doğru yolu bulmuşsun.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Biz her ümmete (takip ve tatbik ettikleri) bir ibadet şekli (hayat disiplini ve şeriat düzeni) tayin ve takdir ettik ki; onlar buna göre ibadet (ve hareket) ederlerdi. Bu sebeple (artık din) işlerinde asla Seninle çekişmesinler. Sen (insanları) Rabbinin (dinine ve prensiplerine) çağır, şüphesiz Sen en haklı ve hayırlı dosdoğru bir yol üzerindesin.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Biz her ümmete bir ibadet tarzı kıldık, onlar bu tarz üzere ibadet etmektedirler. Öyleyse onlar, bu ibadet tarzı meselesinde, seninle tartışmasınlar. Sen yalnızca onları, Rabbinin yoluna çağır. Çünkü sen, gerçekten dosdoğru bir yol üzerindesin.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Biz, her millete kulluklarını ifa edecek ibadet tarzları belirlemiştik. Geçmişten kalan kırık dökük bilgilere sahip insanların, tebliğ ettiğin din, uyguladığın plan ve yönetim konusunda, seni faydasız münakaşalar içine çekip meşgul etmelerine izin verme. Sen bütün insanları Rabbine kulluğa ve ibadete, Rabbinin yoluna davete, teşvike, sevke devam et. Sen doğru bilgilere sahipsin, doğru, Allah'ın kitap ve peygamberle gösterdiği doğru, muhkem, güvenli, mutedil hak yolda sorumluluklarına sahip çıkarak faaliyet göstermeye, görevini yapmaya, İslâm'ı yaşamaya, öğretmeye memursun.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 2/148; 5/48; 28/87.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Biz her ümmet için bir ibadet tarzı koyduk, onlar buna göre ibadet ederler. Artık (din) iş(in)de seninle çekişmeye girmesinler. Sen Rabbine çağır. Şüphesiz sen dosdoğru bir hidayet üzeresin.
Ali Bulaç
swap_vert close
Biz her ümmete bir ibadet tarzı (mensek) kıldık, onlar bu tarz üzere ibadet etmektedirler. Öyleyse, (din) iş(in)de seninle çekişmesinler. Sen Rabbine çağır. Şüphesiz sen dosdoğru bir hidayet üzerindesin.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Biz her ümmet için bir şeriat tayin ettik ki, onlar bununla amel ederler. Bunun için (ey Rasûlüm) din işinde sana asla muhalefet etmesinler. Sen, insanları, Rabbine ibadet etmeye davet et. Çünkü sen, gerçekten hidayete götüren doğru bir yol üzerindesin.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Her toplum için, uydukları bir yol tayin etmişiz. Artık onlar, idare konusunda seninle çekişmesinler. Ve sen Rabbine çağır. Muhakkak sen çok doğru bir yol ve mesaj üzeresin.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Biz her ümmete, uygulayacakları bir ibadet şekli öğrettik. Öyle ise, onların bu konuda seninle çekişmelerine müsaade etme! Sen, Rabbine davet et! Zira sen gerçekten doğru bir yoldasın.
Besim Atalay
swap_vert close
Her ümmete bir yol verdik, tutsunlar da o yolu, bu işte seninle çekişmesinler, çağırasın Tanrına, sen doğru yol üzeresin
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Biz her ümmete, kulluklarını göstermeleri için (farklı) bir ibadet tarzı (şeriat) belirledik. O halde onlar din işinde asla seninle tartışmasınlar. Sen insanları Rabbine çağır! Hiç kuşkusuz sen doğru bir yol üzerindesin.
“Mensek” sözcüğü mimli mastar olduğu için “ibadet, yol ve yöntem, ibadetin yeri ve zamanı” gibi anlamlara gelir. Yukarıdaki ayetlerin anlam akışını dikkate alırsak “yol ve yöntem” manası vererek “her ümmete, kulluklarını göstermeleri için (farklı) bir şeriat belirledik” şeklinde anlamak daha doğru olur. Zira “…Her biriniz için bir şeriat, bir yol tayin ettik…” (Maide 5/48) buyrulmaktadır. Yani senden önceki peygamberler kendi zamanlarında nasıl bir hayat tarzı getirdiyse, sen de öyle bir hayat tarzı getiriyorsun. O gün insanlar o peygamberlerin getirdiklerine uyuyordu, bugün de senin getirdiklerine uyacaklar. Çünkü kulluk esasına dayalı o günkü hayat tarzını da bugünkü hayat tarzını da belirleyen Allah’tır. Hayat tarzlarınız farklı olsa da hepiniz aynı inanç ve ahlaki değerler etrafında birleşen tek bir milletsiniz. Fakat furuatta -dinin esasında olmayan içtihada açık meselelerde- her ümmetin kendi zamanına, şartlarına, yapısına, ihtiyaçlarına uygun bölgesel ve geçici hükümler koymuşuz. Şimdi de Kur’an’ı göndererek kıyamete kadar geçerli olacak olan inanç ve ahlak sistemini ortaya koyuyoruz. Bu konuda anlamsız tartışmalara girerek inancınızı kaybetmeyin ve ahlakınızı bozmayın!  
Cemil Said
swap_vert close
Biz her ümmet içün bir dîn ve şerî’at ta’yîn itdik ânı ta’kîb itsün. Seninle bu husûsda mubâhaseden ferâgat itsünler. Sen ânları rabbine da’vet it. Çünki sen doğrı yoldasın.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
67,68,69. Her ümmete, yerine getirmeleri gerekli ibadetler koyduk. Öyleyse, bu konuda seninle çekişmelerine fırsat verme; Rabbine davet et, sen şüphesiz doğru yol üzerindesin. Seninle tartışırlarsa: "Allah yaptığınızı çok iyi bilir; ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında, kıyamet günü aranızda Allah hükmedecektir" de.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Biz her ümmet için uygulayacağı bir ibadet yolu verdik. O hâlde, din işinde seninle asla çekişmesinler. Sen Rabbine davet et. Çünkü sen hiç şüphesiz hakka götüren dosdoğru bir yol üzerindesin.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Biz her ümmet için uyacakları dinî kurallar koymuşuzdur. Boşuna bu konuda seninle tartışmasınlar ve sen rabbinin yoluna çağrıda bulunmaya devam et! Sen hakka götüren doğru bir yol üzerindesin.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Biz, her ümmete, uygulamakta oldukları bir ibadet tarzı gösterdik. Öyle ise onlar (ehl-i kitap) bu işte seninle çekişmesinler. Sen, Rabbine davet et. Zira sen, hakikaten dosdoğru bir yoldasın.
Edip Yüksel
swap_vert close
Her bir topluluğu, uygulayacakları bir dizi kural ile yükümlü kıldık. Onun için bu konuda seninle çekişmesinler. Sen Rabbine çağır. Kuşkusuz sen doğru bir yol üzerindesin.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Biz her ümmet için bir şeriat tayin ettik ki, onlar onunla amel ederler. Bunun için (ey Muhammed!) bu konuda seninle hiçbir zaman çekişmesinler. (İnsanları) Rabbine (ibadet etmeye) çağır. Şüphesiz sen gerçekten hidayete götüren doğru bir yol üzerindesin.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Biz her ümmet için bir ıbadet yolu yapmışızdır ki onlar onun âbidleridir, binaenaleyh emirde sana aslâ münazea etmesinler, ve rabbına da'vet et, çünkü sen cidden hakka götüren doğru bir yol üzerindesin
Emrah Demiryent
swap_vert close
Biz, her ümmete tatbik edecekleri (Allah’a ibadet görevini yerine getirecekleri) bir ibadet usulü belirledik. O hâlde (Resûlüm, müşrikler) bu hususta seninle asla çekişmesinler. (Çünkü hak, cedelleşmeye yer vermeyecek şekilde açıktır. Onlara aldırış etme!) Sen (insanları, bizim, sana bildirmiş olduğumuz usuller ile) Rabbine (ibadet etmeye) davet et. Şüphesiz sen, dosdoğru bir yol üzerindesin.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Her ümmet¹ için ibadet tarzı² belirledik. Herkes kendi tarzını sürdürür. O halde bu işte seninle çekişmesinler. Sen, Rabb'ine çağır. Kuşkusuz ki sen dosdoğru bir yol üzerindesin.
1- Toplum. 2- Hacda kurban kesme usulü. Ayette yer alan “menseken” sözcüğü, “kurban kesme yeri” anlamı ile birlikte, “hacc ibadeti” anlamına da gelmektedir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Biz her ümmete bir ibâdet yolu (şerîat) gösterdik ki onlar bunun aamilleridir. O halde emirde seninle asla münazaa etmesinler. Sen (insanları sâdece) Rabbine da'vet et. Çünkü sen, şübhesiz dosdoğru bir hidâyetin tâ üzerindesin.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Her ümmet için bir şeriat koyduk ki onlar onunla amel eden kimselerdir. Öyle ise bu hususta seninle aslâ mücâdele etmesinler; ve Rabbine da'vet et! Doğrusu sen, elbette dosdoğru bir hidâyet (bir din) üzerindesin.
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Ey Resulüm! Senden önce de) her bir topluluğu, uygulayacakları bir dizi kural ile yükümlü kılmışızdır. Öyleyse, (yerine getirmeleri gereken) iş hususunda seninle tartışmasınlar. Ve sen yalnızca onları, (insanları) Rabbinin yoluna çağır. Kuşkusuz sen, gerçekten dosdoğru bir yol üzerindesin.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Her ümmet için onların yapa geldiği birtakım ibadetler var ettik. Bu ibadetler konusunda Allah’ın koyduklarını, seninle asla tartışmamaları gerekir. Sen Rabbine davet et. Zira sen en doğru yol üzerindesin.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Biz her din topluluğu için bir tapma yolu gösterdik ki onlar o yolu tutmuşlardır. Böyle olunca onlar din işinde seninle çekişmeye kalkışmasınlar. Yalnız sen onları çalabına çağır. Çünkü sen besbelli ki doğru yolu tutmuşsundur.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Her bir ümmet için O/na sâlik olsunlar diye bir din ve şeri/at yaptık, bu bapta sair din erbabı seninle sakın münazaada bulunmasınlar. Nâs/ı Rabbinin dinine dâvette bulun. Çünkü sen doğru yoldasın.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Biz her ümmet için uygulayacağı bir ibadet tarzı [menseken] tayin ettik. (Ey peygamber!) Artık bu iş konusunda seninle tartışmasınlar. Sen Rabbine/O’nun yoluna davet et. Muhakkak ki sen dosdoğru bir yol üzerindesin.
Kadri Çelik
swap_vert close
Biz her ümmete bir ibadet tarzı kıldık, onlar bu tarz üzere ibadet etmektedirler. Öyleyse, bu işte (din hususunda) seninle çekişmesinler. Sen, Rabbine çağır. Şüphesiz sen dosdoğru bir hidayet üzeresin.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Biz her ümmete, bir tek Allah’a kulluk esasına dayalı inanç sistemini tebliğ eden elçiler göndererek, hepsini aynı inanç ilkeleri etrafında birleşen bir tek millet kıldık. Fakat ayrıntılı konularda, her ümmetin kendi özel şartlarına uygun yerel ve geçici hükümler gönderdik. Böylece her ümmete, kendilerine özgü ihtiyaç ve imkânlara uygun olarak, kulluk ve ibâdet görevini yerine getirecekleri farklı bir ibâdet biçimi ve farklı bir hukuk sistemi belirledik. İşte şimdi de, bütün kitapların özü, esası ve zirvesi olan Kur’an’ı göndererek, kıyamete kadar geçerli olacak inanç sistemini bütün açıklığıyla ortaya koyduk. Dolayısıyla, geçmiş şeriatlar bugün artık geçerliliğini kaybetmiş olup, önceki Peygamberlere iman ettiklerini söyleyenler de, herkes gibi son kitaba uymakla yükümlüdürler. O hâlde, ey Peygamber ve O’nun yolunda giden Müslüman! Hakîkati bile bile reddeden o inkârcıların, artık bu konuda seni kısır ve yararsız tartışmalara sürüklemelerine izin verme, onlar ne derlerse desinler; sen Rabb’inin yoluna çağırmaya devam et ve asla yılgınlığa kapılma, çünkü sen, gerçekten dosdoğru bir yoldasın.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Her ümmete, uyacakları bir mensek (ibadet yeri, zamanı, şekilleri) belirledik. Emr / İş konusunda seninle çekişmesinler! Rabbine davet et! Sen, elbette doğru yol / hidayet üzerindesin!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Biz, kendi usullerince hareket edebilmeleri için her milletin kesimliğini belirledik. Bu konuda seni rahatsız edip durmasınlar. Resulüm! İlahî çağrına devam et. Çünkü sen, doğru bir kılavuz eşliğinde yol alıyorsun.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Biz her ümmet için uygulayacağı bir yaşam düzeni belirledik. Toplumlara gönderdiğimiz yasalarda benzerlikler, ayrılıklar vardır. Ancak benzerlikler daha çoktur. O halde eskiden kitap gönderdiklerimiz yasalarımız hakkında seninle çekişmesinler. Sen onları Rabbine davet et. Çünkü sen hakka götüren doğru yol üzerindesin!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Biz her ümmete, uygulamakta oldukları bir ibadet tarzı gösterdik. Öyle ise onlar (kitap ehli) bu işte seninle çekişmesinler! Sen Rabbine davet et! [*] Şüphesiz ki sen doğru bir hidayet üzeresin.
Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:193; Yûnus 10:25; Yûsuf 12:108; Ra‘d 13:36; İbrâhîm 14:1; Nahl 16:125; Kasas 28:87; Ahzâb 33:46; Fussilet 41:33; Cinn 72:20.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Biz her ümmete (farklı) ibâdet şekli (ve yeri) kıldık.¹ Onlar da o tarzda ibâdet ettiler. Öyleyse, (Ey Muhammed! Kâfirler senin) iş(in)i sana öğretmeye kalkmasınlar.² Sen, (sadece) Rabbine davet et. Şüphesiz sen, dosdoğru bir yol üzerindesin.
1 Bu âyetteki (مَنْسَكٌ) kelimesini, zaman ve yer ismi ve mimli mastar olduğu için üç ayrı anlam verilerek tercüme etmek mümkündür. Yukarıda, âyetlerin akışına uygun olarak iki anlam birden verilmeye çalışılmıştır. Ayrıca âyetin bu bölümü: “...her ümmet için (farklı) bir ibâdet zamanı belirledik...” şeklinde de tercüme edilebilir. Bk. (Hacc: 34) 2 Âyetin bu bölümü: “...Bu işte seninle asla çekişmesinler...” diye de tercüme edilebilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
BİZ her ümmete, kulluklarını göstermeleri için [ayrı] bir ibadet tarzı ⁸² tayin ettik. Bunun içindir ki, [ey inanan kişi, seninkinden başka yollar tutan] kimseler bu konuda seni tartışmaya sürüklemesinler; ⁸³ sen yalnızca [onların hepsini] Rabbine çağır: çünkü, sen gerçekten dosdoğru bir yol üzerindesin.
82 Lafzen, “bir ibadet yolu” (mensek, bazan bir “ibadet türü ya da biçimi” anlamına da geliyor). Bu pasajın anlamıyla ilgili daha etraflı bir açıklama için bkz. 5:48’in son paragrafı: “Her biriniz için [farklı] bir sistem, [farklı] bir hayat tarzı tayin ettik”; ve ilgili 66-68. notlar.83 Yani, “seni tartışmaya sürüklemelerine izin verme” (Zemahşerî, Beğavî).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Biz her toplum için uygulayacakları ibadet tarzı belirledik. Öyleyse, kimse seni bu konuda tartışmaya çekmesin sen sadece Rabbine davet et! Hiç kuşkusuz sen, dosdoğru yol üzerindesin. 2/148, 5/48, 22/68, 29/46, 42/15
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
BİZ her bir ümmet için Allah’a kalben yaklaşsınlar diye bir ibadet yol ve yöntemi belirledik; şu halde (ey Rasul), kimse seni bu konuda tartışmaya çekmesin;[²⁸⁷⁸] ve sen sadece Rabbine çağır: şu bir gerçek ki sen kesinlikle dosdoğru bir yol üzeresin.
[2878] Mensek için 34. âyetin notuna bkz. Mensek en geniş anlamıyla “ibadet, ibadet yol ve yöntemi, yer ve zamanı” demektir. Dilde her ne kadar kurbanla ilişkilendirilmişse de, bununla sınırlandırılamaz. Çünkü hacda yapılan ibadetlerin tümüne birden Kur’an’da (2:200) ve sünnette menasik adı verilir. Kurban ise haccı oluşturan ibadetlerden sadece biridir. Dil otoriteleri de kelimenin ilk anlamını “ibadet, itaat ve Allah’a yaklaşma” olarak vermiştir (Mekâyîs; Lisân; Tâc). Âyette işaret edilen “tartışma”nın nüzul ortamındaki karşılığı şudur: Müşrikler hayvan etleri konusunda “Canını kendinizin aldıklarını yiyorsunuz, fakat canını Allah’ın aldıklarını yemiyorsunuz; oysa onlar yenilmeye daha layıktır” polemiği yapmışlardı. Bu âyet onlarla polemiğe girmeden sevgili Rasûlümüze ilkesel duruşu hatırlatmaktadır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Biz her ümmete, yerine getirmeleri gerekli bir ibadet tarzı gösterdik. Öyle ise onlar seninle çekişmesinler. (Ey Muhammed) Sen sadece Rabbine davet et. Kuşkusuz sen dosdoğru bir din üzerindesin.
(Bu konuda Maide 48. de gereken açıklamalarda bulunulmuştur)  
Osman Fırat
swap_vert close
Biz her topluma uyacakları bir mensek (ibâdet yöntemi) yaptık. Bu işte seninle asla çekişmesinler. Sen Rabbine çağır, kuşkusuz sen doğru bir yol üzerindesin.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Her bir ümmet için bir şeriat kıldık ki, onlar onunla amel ederlerdi. Artık emr-i dinde seninle münazarada bulunmasınlar. Ve Rabbine dâvet et. Şüphe yok ki, sen elbette dosdoğru vâzıh bir din üzerindesin.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Biz her ümmete kendi dönemlerinde uyguladıkları özel bir ibadet yolu belirledik. Öyle ise onlar din işinde asla sana muhalefet etmesinler. Sen insanları Rabbinin yoluna dâvet et! Çünkü sen gerçekten hakka götüren dosdoğru bir yolun üzerindesin. [2, 148; 5, 48; 28, 87]
Onların muhalefeti mesela kurban konusunda olmuştur. Çünkü onlar “Allah’ın öldürdüğü hayvanın (yani leşin) etini yemek sizin boğazladıklarınızdan daha hayırlıdır.” diyorlardı. Âyet şunu ifade eder: “Önceki peygamberler nasıl bir hayat tarzı getirdilerse, sen de öyle bir hayat tarzı getirdin. Dolayısıyla insanların, senin getirdiğin şeriata karşı çıkmaya hakları yoktur.”  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Biz her ümmete, uydukları bir mensek (ibadet yöntemi) yaptık. Bu işte seninle asla çekişmesinler. Sen Rabbine çağır, kuşkusuz sen doğru, bir yol üzerindesin.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Her ümmet içün bir dîn kıldık ki ona sâlik olurlar. Emr-i dînde seninle münâza'a ve mücâdele itmesünler. Ve nâsı rabbine da'vet it. Tahkîk sen doğrı ve hidâyet yolı üzerindesin.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Her toplum(ümmet) için kurban ibadeti (mensek) koyduk, onlar onu yerine getirirler. Bu konuda seninle asla çekişmemeleri gerekir. Sen onları Rabbine çağır. Çünkü sen dosdoğru bir yoldasın.
Şaban Piriş
swap_vert close
Her ümmete bir ibadet tarzı belirledik. Öyleyse, yerine getirmeleri gereken iş hususunda seninle tartışmasınlar. Rabbine çağır/yalvar. Hiç kuşkusuz sen, dosdoğru bir yol üzerindesin.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Biz her ümmet için bir şeriat belirledik ki, onu izlerlerdi. Onun için din konusunda seninle çekişmesinler. Sen de insanları Rabbine çağır. Hiç şüphesiz sen dosdoğru hidayet üzeresin.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Her ümmet için biz, bir ibadet şekli/bir ibadet yeri belirledik; onlar, onu izlerler. Artık bu iş konusunda seninle çekişmesinler. Sen de Rabbine davet et/dua et. Sen, elbette ki şaşırtmadan yol aldıran bir kılavuzun ardındasın.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
her bir ümmete eyledük bir şerį'at anlar şerį'at dutıcılardur anı pes dartışıķ eylemesünler senüñ ile [180a] ķurban işinde. daħı oķıġıl çalabuñdın yaña bayıķ sen ŧoġru yol üzeresin ŧoġru.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Her dīn ehline bir şerī‘at eyledük. Anlar aña uyarlar. Pes senüñle çekişmesün‐ler dīn emrinde. Daḫı ḫalḳı ḳıġır seni yaradan Allāh ‘ibādetine. Taḥḳīḳ sendoġru yol üstinesin.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Biz (keçmişdən bəri) hər ümmət üçün bir şəriət müəyyən etdik ki, ona əməl edərlər. Elə isə (müşriklər) bu işdə (din, şəriət işində, yaxud qurbanlıqlar barəsində) səninlə mübahisə etməsinlər. (Ya Rəsulum!) Sən onları öz Rəbbinə (ibadət etməyə, Onun hökmlərini yerinə yetirməyə) də’vət et. Şübhəsiz ki, sən doğru yoldasan (dindəsən).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Unto each nation have We given sacred riles which they are to perform; so let them not dispute with thee of the matter, but summon thou unto thy Lord. Lo! thou indeed followest right guidance.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
To every People have We appointed rites and ceremonies(2848) which they must follow: let them not then dispute with thee on the matter, but do thou invite (them) to thy Lord: for thou art assuredly on the Right Way.
2848 Rites and ceremonies may appear to be an unimportant matter compared with "weightier matters of the Law" and with the higher needs of man's spiritual nature. But they are necessary for social and religious organisation, and their effect on the individual himself is not to be despised. In any case, as they are visible external symbols, they give rise to the most heated controversies. Such controversies are to be deprecated. That does not mean that our rites and ceremonies are to be made light of. Those in Islam rest on the highest social and religious needs of man, and if we are convinced that we are on the Right Way , we should invite all to join us, without entering into controversies about such matters.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
لِكُلِّ
her biri için
اُمَّةٍ
üm-metin
جَعَلْنَا
kıldık
مَنْسَكاً
bir ibadet şekli
هُمْ
onlar
نَاسِكُوهُ
onunla ibadet edenlerdir
فَلَا يُنَازِعُنَّكَ
öyle ise seninle asla çekişmesinler
فِي الْاَمْرِ
bu işte
وَادْعُ
ve davet et
اِلٰى رَبِّكَۜ
Rabbine
اِنَّكَ
çünkü sen
لَعَلٰى
elbette üzerindesin
هُدًى
bir hidâyet
مُسْتَق۪يمٍ
dosdoğru
Biz, her ümmete (nasıl kulluk yapacaklarını gösteren) bir ibadet şekli belirledik, onlar onunla ibadet ederler. Öyle ise bu hususta (ehl-i kitaptan olanlar) seninle asla çekişmesinler. Sen Rabbine davet et; çünkü sen, hakikaten dosdoğru bir hidâyet üzerindesin.
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
اُمَّة
İsim
ا م م
Ümmet, topluluk
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
مَنْسَك
İsim
ن س ك
İbadet usulleri, ibadetler, kurban ibadeti
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
نَاسِك
Etken fiil
ن س ك
İbadet eden
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
نَازَعَ
Fiil-III
ن ز ع
Çekişti
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اَمْر
İsim
ا م ر
Emir, iş, tedbir, izni ile
دَعَا
Fiil-I
د ع و
Çağırdı, dua etti, davet etti, yalvardı, isnad etti
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
هُدَى
İsim
ه د ي
Hidâyet, yol gösterici, hidâyete erme, hidâyet rehberi, hidâyetçi
مُسْتَقِيم
Etken fiil-X
ق و م
Dosdoğru, kusursuz