close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Hacc Sûresi 65. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Elem tera enna(A)llâhe seḣḣara lekum mâ fî-l-ardi velfulke tecrî fî-lbahri bi-emrihi veyumsiku-ssemâe en teka’a ‘alâ-l-ardi illâ bi-iżnih(i)(k) inna(A)llâhe bi-nnâsi leraûfun rahîm(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Görmez misin, şüphe yok ki Allah, ram etmiştir size yeryüzünde ne varsa ve emriyle denizde akıp giden gemiyi ve izni olmadıkça gökyüzünü yeryüzüne yıkmaz da tutar; şüphe yok ki Allah, insanları pek esirger ve rahimdir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Görmez misin (ve ibret alıp şükre yönelmez misin ey insan ki;) Allah yerdekileri (dünyadaki her şeyi) ve O’nun emriyle denizde akıp giden gemileri sizin hizmetinize ve istifadenize musahhar (münasip ve müsait) hale getirmiştir. Ve O izin verinceye (kıyamet vakti gelinceye kadar) göğü (yıldızları ve gezegenleri) yerin üstüne düşmekten tutup engellemekte (ve evrendeki harika dengeleri muhafaza etmekte)dir. Şüphesiz Allah, insanlara karşı Şefkatlidir, çok Merhametlidir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Yeryüzünde var olan herşeyi ve koyduğu yasalarla denizde seyreden gemileri ve gök cisimlerini, kendi izni olmadıkça yeryüzüne düşmemeleri için, yerlerinde ve yörüngelerinde tutanın Allah olduğunu görmüyor musun? Gerçekten de Allah, insanlara karşı çok şefkatli ve merhametlidir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah'ın, kurduğu düzen gereğince yeryüzündeki varlıkların ve imkânların tamamını, denizlerde seyreden gemileri, filoları sizin menfaatiniz için kanunlarına boyun eğdirdiğini görmüyor musun? Göğü de kesinkes yasalarıyla, iradesiyle yere düşmekten, denge ve çekim kanununu işleterek O koruyor. Koruyacak kanunları o koyarak işlerlik kazandırıyor Allah insanlara karşı çok şefkatli, engin merhamet sahibidir.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 13/6; 31/30; 45/13.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Allah'ın yerde olanları ve denizde O'nun emriyle akıp giden gemileri hizmetinize verdiğini görmedin mi? O, izni olmadan yerin üzerine düşmesin diye göğü tutmaktadır. Şüphesiz Allah insanlara çok acıyan ve çok rahmet edendir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Görmedin mi, Allah, yerdekileri ve denizde onun emriyle akıp giden gemileri sizin yararınıza verdi. Ve izni olmadıkça, göğü yerin üstüne düşmekten alıkoyar. Şüphesiz Allah insanlara karşı şefkatlidir, çok merhametlidir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Görmedin mi ki, Allah, bütün yerdekileri ve emriyle denizde akıb giden gemileri hep sizin hizmetinize bağlı kıldı. Semayi, yeryüzüne düşmekten koruyan O'dur; ancak kıyamette izniyle düşecektir. Doğrusu Allah insanlara çok şefkatlidir, çok merhametlidir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Görmedin mi? Allah, sizin için her şeyi ve O’nun emriyle denizde akıp giden gemileri musahhar kılmıştır. Göğü de, O’nun izni olmadıkça, yerin üzerinde düşmekten korur.(*) Muhakkak Allah, insanlara çok şefkat eden ve çok acıyandır.
(*) Göğün, Allah’ın izniyle yerin üzerine düşmesinin iki anlamı olabilir: 1- Gökteki yağmur, Allah’ın izniyle yerin üzerine düşer. 2- Gök taşları, Allah’ın izniyle atmosfere takılıp yerin üzerine düşmekten alıkonuluyorlar ki, Allah izin verdiği zaman, zemin üzerine nüzul ediyorlar.  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Allah'ın yerde olan her şeyi, emriyle denizlerde seyreden gemileri, sizin emrinize verdiğini görmüyor musun? İzni olmadan yere düşmesinler diye, gök cisimlerini tutar. Çünkü Allah, insanlara karşı son derece şefkatli ve merhametlidir.
Besim Atalay
swap_vert close
Görmez misin? Allah yeryüzünde ne varsa, denizde yüzen gemileri de sizinçin basırmıştır, onun emriyle gemi denizde yürür, göğün yere düşmesini o tutar, ancak izniyle düşer, Allah insanlara esirgeyici, yarlıgayıcı
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Görmüyor musun ki, Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı çok şefkatli ve çok merhametlidir.
Burada “gökten” kasıt, Allah’ın koyduğu kozmik yasalara bağlı kalarak yörüngelerinde dönüp duran bütün gök cisimleridir. Yani düşmesin diye tutulan yıldızlar, gezegenler vb.dir. Bu arada insanların yaptığı uçak, helikopter, planör, zeplin, balon gibi hava taşıtlarını da havada tutan Allah’ın koyduğu kozmik yasalardır.  
Cemil Said
swap_vert close
Görmüyor mısın ki arzda ne var ise sizin emrinize tâbi’ kıldı. Gemi ânın emriyle denizde gişt ü güzâr ider. Semânın arz üzerine düşmesini men’ iden odur, ancak izniyle düşebilür. Allâh insânlar içün müşfik ve rahîmdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Allah'ın yerde olanları ve emriyle denizlerde yürüyen gemileri buyruğunuz altına vermiş olduğunu; buyruğu olmaksızın yere düşmemesi için göğü O'nun tuttuğunu görmez misin? Doğrusu Allah insanlara karşı şefkatli ve merhametli olandır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Görmüyor musun ki, Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Görmüyor musun ki, Allah yeryüzündekileri ve O’nun emriyle denizde akıp giden gemileri sizin hizmetinize verdi! Kendi izni olmadıkça yerkürenin üzerine düşmemesi için göğü tutan da O’dur. Şüphesiz Allah insanlara çok şefkatli, çok merhametlidir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Görmedin mi, Allah, yerdeki eşyayı ve emri uyarınca denizde yüzen gemileri sizin hizmetinize verdi. Göğü de, kendi izni olmadıkça yer üzerine düşmekten korur. Çünkü Allah, insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.  
 Gündüz ve gece gökyüzünü süsleyen güneş, ay ve sayısız yıldızı denge ve düzen içinde tutan Allah’tır, O’nun kâinatta hüküm süren kanunlarıdır. Bu denge ve düzen bozulsa bir yıldız parçası dünyayı toz haline getirebilir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
ALLAH'ın yerdeki şeyleri ve emriyle denizde akıp giden gemileri hizmetinize sunduğunu ve göğü, izni olmadan yerin üzerine düşmekten alıkoyduğunu görmez misin? ALLAH insanlara karşı Şefkatlidir, Rahimdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Görmedin mi ki, Allah bütün yerdekileri ve emriyle denizlerde akıp giden gemileri hep sizin buyruğunuz altına verdi. Göğü de izni olmaksızın yere düşmekten o (koruyup havada) tutuyor. Şüphesiz Allah insanlara çok şefkatlidir, çok merhametlidir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Görmedin mi Allah, hakikaten bütün yerdekileri sizin için musahhar kıldı, semâyı da izni olmaksızın yere düşmekten tutuyor. (*) Hakikaten Allah, insanlara çok re'fetli bir rahîmdir
(*) [Gemiler onun emriyle denizde yüzüyor/akıyor] mealindeki kısmın sehven meal metnine alınmadığı anlaşılıyor. [ÖFK]  
Emrah Demiryent
swap_vert close
Görmedin mi? Allah, yerdeki her şeyi ve O’nun emriyle denizde akıp giden gemileri sizin istifadenize verdi. Göğü de kendi izni olmadıkça, yerin üzerine düşmekten korumaktadır. Şüphesiz Allah, insanlara karşı çok şefkatlidir, çok merhametlidir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Allah'ın, yeryüzünde olanları emrinize amade kıldığını görmedin mi? Ve gemiler denizde O'nun emri ile akıp gider. Yeryüzüne düşmesin diye göğü iradesiyle¹ O tutuyor. Kuşkusuz Allah, insanlara Çok Şefkatli'dir. Rahmeti Kesintisiz'dir.
1- Koyduğu yasalarla.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Görmedin mi, Allah yerde ne varsa onları ve emriyle denizde akıb gitmekde olan gemileri size râm etmişdir. Semâyi, izni olmadıkça, yerin üzerine düşmekden O tutuyor. Şübhe yok ki Allah insanları pek çok esirgeyicidir, çok merhametlidir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Görmedin mi ki şübhesiz Allah, yerde bulunanları ve emriyle denizde akıp giden gemileri sizin emrinize verdi. Göğü de, izni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye (O)tutuyor. Şübhesiz ki Allah, insanlara karşı elbette Raûf (çok şefkatli olan)dır, Rahîm (çok merhametli olan)dır.(1)
(1)“Evet kâinâtın envâını (nev‘lerini) hikmet dâiresinde insanın etrâfında toplayıp bütün hâcâtına(ihtiyaçlarına) kemâl-i intizam ve inâyet (yardım) ile koşturmak, bil-bedâhe (açıkça) iki hâletten birisidir: Ya kâinâtın herbir nev‘i kendi kendine insanı tanıyor, ona göre itâat ediyor, muâvenetine (yardımlaşmaya)koşuyor. Bu ise yüz derece akıldan uzak olduğu gibi, çok muhâlâtı intâc ediyor (imkânsızlıkları netîce veriyor). İnsan gibi bir âciz-i mutlakta (son derece âciz olan insanda), en kuvvetli bir Sultân-ı Mutlak’ın(sonsuz kudret sâhibi olan Allah’ın) kudreti bulunmak lâzım geliyor. Veyâhut bu kâinâtın perdesi arkasında bir Kadîr-i Mutlak’ın ilmiyle bu muâvenet oluyor. Demek kâinâtın envâ‘ı, insanı tanımıyor; belki insanı bilen ve tanıyan ve merhamet eden bir Zât’ın tanımasının ve bilmesinin delilleridir. Ey insan! Aklını başına al. Hiç mümkün müdür ki: Bütün envâ‘-ı mahlûkātı (mahluk nev‘lerini) sana müteveccihen(döndürerek) muâvenet ellerini uzattıran ve senin hâcetlerine ‘Lebbeyk!’ (Emrindeyiz!) dediren Zât-ı zü’l-Celâl (celâl sâhibi olan Allah) seni bilmesin, tanımasın, görmesin? Mâdem seni biliyor, rahmetiyle bildiğini bildiriyor. Sen de onu bil, hürmetle bildiğini bildir ve kat‘iyen anla ki: Senin gibi zaîf-i mutlak, âciz-i mutlak, fakîr-i mutlak, fânî, küçük bir mahlûka koca kâinâtı musahhar etmek (emrine vermek) ve onun imdâdına göndermek, elbette hikmet ve inâyet ve ilim ve kudreti tazammun eden (içine alan) hakīkat-ı rahmettir (Allah’ın merhamet ediciliğidir). Elbette böyle bir rahmet, senden küllî ve hâlis (çok büyük ve samîmî) bir şükür ve ciddî ve sâfî bir hürmet ister.” (Tılsımlar, 14. Lem‘a, 6-7)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Ey insan!) Yerkürede var olan her şeyi ve koyduğu yasalarla denizde seyreden gemileri ve semanın (gök cisimlerinin) kendi iradesi olmadıkça yerküreye çarpmaması için (koymuş olduğu denge ve çekim kanunuyla yerlerinde ve yörüngelerinde) tutanın Allah olduğunu bilmiyor musun? Gerçekten de Allah, insanlara (çok) şefkat eden, merhamet edendir.*
(*) Burada “gökten” kasıt, Allah’ın koyduğu kozmik yasalara bağlı kalarak yörüngelerinde dönüp duran bütün gök cisimleridir. Yani birbirleriyle çarpışmasın diye tutulan yıldızlar, gezegenler vb. dir. İşte bu ayette yüce Allah’ın koyduğu denge ve kütle çekim kanunu sayesinde hem gök cisimlerinin birbirleriyle çarpışmadığına hem de atmosfer sayesinde dünyanın gök taşlarından korunduğuna vurgu yapılmıştır. Zira Hac-65. ayette (أن تسقط)‘’en teskute’’ şeklinde değil de, (أن تقع)‘’en teka’a’’ şeklindedir. Bunun birkaç anlamı vardır: Bunlar, bir şeyin üzerine düşmek, çökmek, ona doğru gelmek, birleşmek, bulmak, bir araya gelmek, çarpışmak vs. gibi. Böylece gök cisimlerinin birbirleriyle çarpışmadığına, birbirlerinin üzerine düşmediklerine ve arzın gök taşlarından korunduğuna vurgu yapılmıştır. Ama kıyametin kopmasıyla ilgili Allah’ın izni/iradesi gerçekleşince hem kütle çekim kanununda hem de atmosferde bir bozulma meydana gelecektir. Bunun sonuncunda ise yer gezegenimiz ve diğer gök cisimleri birbirleriyle çarpışarak kıyamet vuku bulacaktır. İşte yüce Allah ((السماء (es-semâ) ifadesini kullanarak bütün gök cisimlerini kastetmekte, yıldızların ve gezegenlerin kendi yörüngelerinden çıkmaması ve birbirleriyle çarpmaması noktasında ilahi sisteminin (kütle çekim kanununun) devrede olduğunu, onun iradesi olmadan bu gök cisimlerinden hiçbiri kendi yörüngesinden çıkmayacayacağını ve diğerleriyle çarpışmayacağını, çünkü gök cisimlerini kudretiyle mevcut sistemlerinde tutup muhafaza ettiğini haber vermektedir. Bir gezegenin veya yıldız parçası bile dünyayı toz haline getirebilir. (ويمسك السّماء أن تقع على الأرض إلاّ بإذنه) فالكواكب والنجوم تسير في مدارات محدّدة بأمر الله سبحانه وتعالى، كلّ ذلك لتسير في فاصلة محدّدة لها عن الكواكب الاُخرى، وتمنع إصطدام بعضها ببعض.وخلق الله طبقات جويّة حول الأرض لتحول دون وصول الأحجار السائبة في الفضاء إلى الأرض وإلحاق الضرر بالبشر.وذلك من رحمة الله لعباده ولطفه بهم، فقد خلق الأرض آمنة لعباده، فلا تصل إليهم الأحجار السائبة في الفضاء، ولا تصطدم الأجرام الاُخرى بالأرض (تفسير الأمثل في كتاب الله المنزل) .وإن الله رفع السماء عن الأرض بغير عمد ترونها؛ ولكنها مربوطة بقوى الجاذبية والقصور الذاتي؛ وحفظ الله توازن الكون؛ وإنه بهذه النواميس الكونية التي تسري بأمره؛ والتي خلقها - سبحانه - بحفظ الكون؛ ويمسك أجسام السماء أن تقع علي الأرض(زهرة التفاسير) (يمسك ) وملابسات مفعوله وهو كلمة ( السماء ) على اختلاف محامله ، أي يمنع ما في السماء من الوقوع علي الأرض في جميع أحواله إلا وقوعا ملابسا لإذن من الله . هذا ما ظهر لي في معنى الآية (التحرير والتنوير) وإذا أمكن حمل الكلام على حقيقته فهو أولى . وثانيها : أن المراد ألم تخبر على سبيل الاستفهام . وثالثها : المراد ألم تعلم ، والقول الأول ضعيف لأن الماء وإن كان مرئيا إلا أن كون الله منزلا له من السماء غير مرئي ، إذا ثبت هذا وجب حمله على العلم ؛ لأن المقصود من تلك الرؤية هو العلم ؛ لأن الرؤية إذا لم يقترن بها العلم كانت كأنها لم تحصل (التفسير الكبير وقع على الشيء : وجده (تعريف و معنى وقع في معجم المعاني الجامع). وقال الزحيلي في التفسير المنير: أي: إن الله يمنع زوال السماوات والأرض، واضطرابها، وانتقالها من أماكنها، وهذا يشير إلى نظام الجاذبية، وأن الأرض كرة تسبح في الفضاء، كغيرها من الشمس، والقمر، والكواكب الأخرى السيّارة التي تجري في مدارات خاصة بها، كما قال عز وجل: وَيُمْسِكُ السَّماءَ أَنْ تَقَعَ عَلَى الْأَرْضِ إِلَّا بِإِذْنِهِ [فاطر 35/ 41]  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Görmedin mi? Allah yeryüzünde olanları ve O’nun emri ile denizlerde akıp giden gemileri sizin istifadenize verdi. Gökyüzünde olanları O tutuyor. Ancak onların yeryüzüne düşmeleri O’nun izniyledir. Elbette ki Allah insanlara çok şefkatli ve merhametlidir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Görmüyor musun, Allah nerde varsa hepsine, denizde yüzen gemiye sizin için boyun iğdirdi. Göğü, buyruğu olmadan yerin üzerine düşmemesi için tutan da Odur. Allah insanlara karşı yumuşak davranıcıdır, esirgeyicidir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Görmüyor musun ki Allah yerde ne varsa hepsini, gemileri size ram etti. Gemi denizde O/nun emriyle seyir ve hareket eder. Yerin üstüne düşmemek için göğü [¹] O tutar. Meğer ki kıyamette O/nun izniyle düşmüş olsun. Allah insanlar hakkında pek esirger, bağışlar.
[1] Veya başınızın üst tarafında hâdis olan korkulu yıldırım gibi şeyleri.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Allah’ın yeryüzünde olanları ve emri uyarınca denizde yüzen gemileri sizin hizmetinize âmâde kıldığını görmedin mi? O, izni olmaksızın göğü/gök cisimlerini yeryüzüne düşmemesi için (yörüngelerinde) tutmaktadır. Muhakkak ki Allah insanlara karşı elbette Ra’ûf’tur, Rahîm’dir.
Kadri Çelik
swap_vert close
Allah'ın yerde olanları ve emriyle denizlerde yürüyen gemileri buyruğunuz altına vermiş olduğunu ve izni olmaksızın yere düşmemesi için göğü O'nun tuttuğunu görmez misin? Doğrusu Allah insanlara karşı şefkatli ve merhametli olandır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Allah’ın, yeryüzünde bulunan her şeyi sizin istifâdenize sunduğunu ve emriyle oluşan yasalar uyarınca denizlerde süzülüp giden gemileri —onları imal etme ve kullanma yeteneği bahşederek— size boyun eğdirdiğini görmüyor musun? Ve görmüyor musun ki Allah, izin ve iradesi dışında yeryüzüne düşmemesi için, göğü boşlukta tutmaktadır. Göğü ve bütün gök cisimlerini mükemmel bir sistem hâlinde düzenleyerek, onları belli bir yörüngede tutan O’dur. Gerçekten Allah, insanlara karşı çok şefkatli, çok merhametlidir. Öyle ki:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Allah’ın, kendi emri ile Deniz’de akıp giden Gemiler’i ve Yeryüzü’ndeki şeyleri sizin için hizmete verdiğini / kullanıma sunduğunu görmedin mi? Göğü de ancak O’nun izniyle Arz’ın / Yeryüzü’nün üzerinde vâki’ olur diye tutuyor. Allah, İnsanlar’a elbette rahîm raûfdür.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah'ın yeryüzünde her şeyi sizin hizmetinize sunduğuna dikkat et.?! Denizlerde onun kanunlarına göre yol alan gemilere bak.!? Peki Allah, neden gökyüzünü askıda tutuyor? Neden yere yığılmasına müsaade etmiyor? Çünkü Allah, ince düşüncelidir kullarına kıyamaz.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Görmüyor musun? Allah yerdekileri ve yasası gereği denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye gökyüzünü Rabbinizin yasası tutuyor. Şüphesiz ki Allah insanlara karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Görmedin mi Allah yerdeki her şeyi ve emri uyarınca denizde yüzen gemileri sizin hizmetinize vermiştir. Göğü de kendi izni olmadıkça yer üzerine düşmekten korumaktadır. [*] Şüphesiz ki Allah insanlara çok şefkatlidir, çok merhametlidir.
Yüce Allah kainata olan hakimiyetini ifade bağlamında [es-semâ’] kelimesini kullanarak bütün gök cisimlerini kastetmekte, yıldızların ve gezegenlerin yeryüzüne düşmemesi ve çarpmaması noktasında ilahi sisteminin devrede olduğunu, dilemesi dışında bunun meydana gelebileceğini, çünkü gök cisimlerini kudretiyle mevcut sistemlerinde tuttuğunu haber vermektedir. Benzer mesajlar: Ra‘d 13:2; Lokmân 31:10; Fâtır 35:41.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Allah’ın, yerdeki her şeyi ve denizde Onun emriyle¹ akıp gitmekte olan gemileri, sizin emrinize verdiğini ve izni olmaksızın, göğü yerin üstüne düşmekten koruduğunu bilmiyor musun? Şüphesiz Allah, insanlara karşı çok şefkatlidir, çok merhametlidir.
1 Allah’ın suya verdiği kaldırma gücüyle…  
Muhammed Esed
swap_vert close
Yeryüzünde var olan her şeyi ve koyduğu (fizikî) yasalara uyarak denizde seyreden gemileri size boyun eğdirenin ⁷⁹ Allah olduğunu görmüyor musun? Ve gök cisimlerini, ⁸⁰ kendi izni olmadıkça ⁸¹ yeryüzüne düşmemeleri için, yerlerinde, yörüngelerinde tutan[ın O olduğunu görmüyor musun?] Gerçekten de Allah insanlara karşı çok acıyıp esirgeyen, çok şefkat gösterendir.
79 Yani, “...dan yararlanmanızı sağlayan” (karş. 14. sure, 46. not).80 Lafzen, “gök”. Burada “gökten” kasıt, Allah’ın koyduğu kozmik yasalara bağlı kalarak yörüngelerinde dönüp duran yıldızlar, gezegenler vb. dir (Merâğî, XVII, 137).81 Yani, Kur’an’ın sıkça dile getirdiği gibi, evrensel kozmik bir afet ya da değişim olarak kendini gösterecek olan Son Saat’e kadar.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Allah’ın yeryüzündeki her şeyi ve denizde O’nun koyduğu yasalar uyarınca akıp giden gemileri istifadenize sunduğunu, gökyüzünü tutan böylece onun yere çökmesini engelleyen yasanın sadece O’nun kudretiyle oluştuğunu görmüyor musun? Çünkü Allah, insanlara karşı gerçekten çok şefkatli ve çok merhametlidir. 5/96, 35/12, 55/19...22
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(Ey insan!) Görmez misin ki yeryüzünde bulunan her şeyi sizin için bir yasaya bağlayan; ve (buna) bağlı olarak denizde seyreden gemileri emrinize âmâde kılan; ve gök (cisimlerinin) O izin vermedikçe yeryüzüne çarpmasına (yasalarıyla) engel olan[²⁸⁷⁵] Allah’tır: Şüphe yok ki Allah insanlara karşı pek şefkatli, hep merhametlidir.[²⁸⁷⁶]
[2875] Lafzen: “tutan”. [2876] Varlığın var ediliş sebebi ile vahyin gönderiliş sebebi aynı: İlâhî şefkat ve merhamet.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Görmez misin ki Allah, yerde olanları (hayvanları, bitkileri taş ve madenleri) hizmetinize sunmuştur. (Rüzgara verdiği) Emriyle, denizde akıp giden yelkenliler de sizin hizmetinizdedir. (Ki onlarla seyahat edersiniz, yüklerinizi taşırsınız, gökyüzüne geceleyin bir an bak da düşün. O sayısız yıldızlarla ayı yeryüzüne düşmeden havada kim tutuyor? Bil ki gök de Rabbinin buyruğu altındadır.) Göğü, izni olmadıkça yerin üzerine düşmekten O tutuyor! (O saat geldiğinde "Ol" emrini verince ne gök kalır ne de yer! Biliniz ki o saat; sizin dünyada yaptığınız her şeyin hesabını vereceğiniz çok dehşetli bir andır. İmana gelesiniz diye size mühlet veriyor.) Şüphe yok ki Allah, insanlara karşı çok şefkatlidir, çok merhametlidir.
Osman Fırat
swap_vert close
Görmüyor musun ki, Allah yerde olan ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Görmedin mi ki, muhakkak Allah, sizin için yerde olanları ve emriyle denizde cereyan eden gemileri de musahhar kıldı ve göğü de izni olmaksızın yerin üzerine düşmekten tutuyor. Şüphe yok ki, Allah insanlara çok re'fetlidir, çok merhametlidir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Görmedin mi ki Allah yerde olan her şeyi ve Kendi emriyle denizlerde yüzen gemileri, sizin hizmetinize verdi? Yerin üstüne düşmesin diye, göğü O tutuyor. Gök ancak O'nun izniyle düşebilir. Çünkü Allah raûfdur, rahîmdir (insanlara karşı çok şefkatli ve merhametlidir). [45, 13; 13, 6; 31, 30]
Bütün hayvanları, bitkileri, madenleri ve bütün varlıkları Allah insanların hizmetine vermiştir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Görmedin mi Allah, yerdekileri ve emriyle, (koyduğu kanunla) denizde akıp giden gemileri sizin buyruğunuza verdi. Yerin üstüne düşmesin diye göğü tutuyor. (Gök) ancak O'nun izniyle düşer. Çünkü Allah, insanlara çok şefkatli, çok merhametlidir.
Allah'ın, göğü tutup yerin üstüne düşmesine engel olması, evrendeki çekim yasasını gösterir. Cisimler arasında bir çekme gücü vardır. Bundan dolayı güneş sistemimizde ve diğer güneş sistemlerinde bulunan yıldızlar, gezegenler, çekim yasası uyarınca Yer üzerine düşmek isterler ama dengeyi sağlamak için çekim yasasını dengeleyen bir itme gücü, yıldızların birbiri üzerine düşmesini önler. Bu iki karşıt güç arasındaki denge, cisimleri birbirinden belli uzaklıkta tutar. Bu ince yasaları yaratan Allah'tır.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Görmez misiniz ki Allâh yeryüzünde olanları ve emriyle denizlerde yürüyen gemileri size müsahhar kıldı. Semânın yere düşmemesi içün onı mu'allâkda tutan O'dur. Allâh kullarına şefkat ve merhametlidir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Hiç görmedin mi Allah, yerde olan her şeyi ve denizde akıp giden gemiyi kendi emri ile[*] sizin hizmetinize vermiştir? Yerin üstüne düşmesin diye göğü tutan da O’dur; O’nun izniyle düşerse başka. Allah, insanlara karşı pek şefkatlidir, ikramı boldur.
[*] إِنَّمَا أَمْرُهُ إِذَا أَرَادَ شَيْئًا أَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ  
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah'ın yeryüzündeki her şeyi ve denizde O'nun emri ile akıp giden gemileri hizmetinize verdiğini görmüyor musun? O'nun izni olmadıkça, göğü yerin üzerine düşmemesi için tutuyor. Allah, insanlara karşı gerçekten çok şefkatli ve merhametlidir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Görmedin mi ki, yeryüzündeki herşeyi ve Onun koyduğu yasalarla denizde akıp giden gemileri Allah sizin hizmetinize vermiştir? Gökyüzünü izni olmaksızın yer üzerine düşmekten de Allah alıkoyuyor.(19) Muhakkak ki Allah insanlara karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.
(19) 21:32 ve açıklamasına bakınız.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Görmedin mi, Allah yeryüzündekileri ve denizde O'nun emriyle akıp giden gemileri sizin hizmetinize verdi. O'nun izni olmaksızın yerkürenin üstüne düşmemesi için göğü O tutuyor. Allah, insanlara karşı elbette Raûf, Rahîm'dir,
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
ay görmedüñ mi bayıķ Tañrı musaḥḥar eyledi size anı kim yirdedür daħı gemiyi yürir deñiz içinde buyruġıyıla. daħı dutar gögį düşmeġin dilemedügi içün yir üzere illā anuñ destūrıyıla. bayıķ Tañrı ādeįlere mihrubandur raḥmet ķılıcı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Görmez misin ki Tañrı Ta‘ālā musaḫḫar eyledi size yir yüzinde olan nesne‐leri, gemileri daḫı, segirdürler deñizde anuñ buyruġı bile. Daḫı dutar gök‐leri yir üstine düşmekden, illā destūrı‐y‐la ki ḳıyāmetde olacaḳdur. TañrıTa‘ālā ḫalḳa şefḳat ve raḥmet idicidür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Məgər Allahın yerdə olanları (heyvanları), dənizdə Onun əmrilə üzən gəmiləri sizə ram etdiyini və Onun izni olmadan yerə düşə bilməməsi üçün göyü tutub saxladığını görmürsənmi? Həqiqətən, Allah insanlara şəfqətlidir, mərhəmətlidir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Hast thou not seem how Allah hath made all that is in the earth subservient unto you? And the sap runneth upon the sea by His command, and He holdeth back the heaven from falling on the earth unless by His leave. Lo! Allah is, for mankind, Full of Pity, Merciful.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Seest thou not that Allah has made subject to you (men) all that is on the earth, and the ships that sail(2846) through the sea by His Command? He withholds the sky (rain)(2847) from failing on the earth except by His leave: for Allah is Most Kind and Most Merciful to man.
2846 Land and sea have been made subject to man by Allah's command, so that man can develop his life freely on earth. 2847 Sama 'means (1) something high, (2) a roof, a ceiling, (3) the sky, the canopy of heaven, (4) cloud or rain. I understand the last meaning here, though most authorities seem to render it by some such word as "sky". If we understand rain here, we have a complete picture of the three elements in which man lives-land, air and sea. Rain is also appropriate for mention with Allah's kindness and mercy. He regulates the rain for man's benefit.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَلَمْ تَرَ
görmedin mi
اَنَّ
şüp- hesiz
اللّٰهَ
Allah
سَخَّرَ
boyun eğdirdi
لَكُمْ
size
مَا
o şey- leri ki
فِي الْاَرْضِ
yerdedir
وَالْفُلْكَ
ve gemiler ki
تَجْر۪ي
akıp gider
فِي الْبَحْرِ
denizde
بِاَمْرِه۪ۜ
emriyle
وَيُمْسِكُ
ve tutuyor
السَّمَٓاءَ
göğü
اَنْ تَقَعَ
düşer diye
عَلَى الْاَرْضِ
yerin üzerine
اِلَّا
ancak
بِاِذْنِه۪ۜ
izniyle
اِنَّ
şüp- hesiz
اللّٰهَ
Allah
بِالنَّاسِ
insanlara karşı
لَرَؤُ۫فٌ
çok Raûf'tur
رَح۪يمٌ
Rahîm'dir
Görmedin mi Allah, yerde bulunanları ve emriyle denizde akıp giden gemileri sizin hizmetinize verdi. Göğü de izni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye (O) tutuyor. Çünkü Allah, insanlara karşı çok Raûf'tur, Rahîm'dir (kullarına karşı şefkatle muamele eden, isimlerinde ve fiillerinde her zaman rahmeti tecelli edendir).
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
سَخَّرَ
Fiil-II
س خ ر
Boyun eğdirdi, amade kıldı, hizmetine verdi, istifadesine verdi, musallat etti
لَكُمْ
Zamir
لَكُمْ
Sizin için, size
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
فُلْك
İsim
ف ل ك
Gemi, gemiler
جَرَي
Fiil-I
ج ر ي
Aktı, akıp gitti, alıp götürdü
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
بَحْر
İsim
ب ح ر
Deniz
اَمْر
İsim
ا م ر
Emir, iş, tedbir, izni ile
اَمْسَكَ
Fiil-IV
م س ك
Tuttu, alıkoydu
سَمَٓاء
İsim
س م و
Gök, sema
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
وَقَعَ
Fiil-I
و ق ع
Düştü, ortaya çıktı, vuku buldu, vaki oldu, gerçekleşti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
اِذْن
İsim
ا ذ ن
İzin
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
نَاس
İsim
ن و س
İnsanlar
رَءُوف
İsim
ر ا ف
Raûf (Allah'ın esması, ismidir. Çok şefkatli olan demektir), çok şefkatli
رَحِيم
İsim
ر ح م
Rahîm (Allah'ın esması, ismidir. İsimlerinde ve fiillerinde her zaman rahmeti tecelli eden demektir), merhametli