Ve (o) inkâr etmiş olanlar (hakkı inkâra şartlanmış olanlar) ise, kendilerine o saat (ölüm saati) ansızın gelinceye, ya da (kendileri için hayır yönünden) kısır (verimsiz) bir günün azabı kendilerine gelinceye kadar ondan (Kur’an’dan) yana kuşku içinde olmaya devam ederler.*
(*) Bu âyette ansızın geleceği bildirilen sâ’atin ve azâbın, kıyâmet sâati ve azâbı olma ihtimali varsa da zayıftır. Çünkü Kur’ân’ın tehdit ettiği müşrikler, kıyâmeti görmemişlerdi, görmeleri de mümkün değildi. Büyük ihtimalle bu sâ’at ve kısır günün azâbı, müşriklerin başına gelecek Bedir olayıdır. Bu âyet de Bedir zaferine işâret eden bir Kur’ân mu’cizesidir… (S. Ateş Meali 55. Ayet Açıklaması) Ayrıca müfessirlere göre, âyette belirtilen «ansızın gelecek olan saat», ölüm veya kıyamettir. Ama söz konusu müşrikler hayatta iken kıyameti görmediklerine göre en isabetli ve en doğru görüş, ansızın gelen ‘’saat’’ ölüm anıdır. Not: Aşağıdaki (اللباب في علوم الكتاب) tefsir metninde de geçtiği gibi (الساعة)’’ «ansızın gelecek olan saat»’’tan ölüm vakti, (يوم عقيم) den maksat kıyamet ise hiçbir sorun kalmaz. Aşağıdaki tefsir metinlerine bakılabilir. {حَتَّىٰ تَأْتِيَهُمُ ٱلسَّاعَةُ بَغْتَةً}؛ يعني سَاعَةَ موتِهم، (التفسير الكبير) (حَتَّى تَأْتِيَهُمُ السَّاعَةُ ) أي ساعة الموت.( حقائق التأويل في الوحي والتنزيل) أي ولا يزال الكافرون في شك مما ألقى الشيطان في قلوبهم حين قراءة القرآن عليهم حتى يأتيهم الموت فجأة (المراغي ) يويحتمل أن يكون المراد بالساعة وقت موت كل أحد وبعذاب يوم عقيم القيامة (مفاتيح الغيب))